Charlie Haden / Dünyada yeterince çirkinlik var, çabam protestoda bile güzelliği gündeme getirmek

0

“Irak operasyonu bir işgal. Sebebi ise demokrasi değil kâr aşkıdır” diyor kontrbasçı Charlie Haden. Amerikalı caz eleştirmenlerinin gözdesi, üç Grammy’li Haden, 2006 Kasımı’nda, 70 yaşının eşiğinde, bir kez daha Liberation Music Orchestra’yı toplayıp Bush politikalarını protesto etmek için yollara düştü. Kadim dostu piyanist Carla Bley’le birlikte dünyayı dolaşıp, Bush politikalarının Amerikan halkını temsil etmediğini vurguluyor. Üstelik bunu öfke, nefret, saldırganlıktan uzak, virtüözitenin ön plana çıktığı bir müzikle yapıyor. Yolunun Ankara ve İstanbul’dan geçeceğini öğrenince Kaliforniya’daki evinden aradık. “Dünyayı güzellik kurtaracak” diyordu. Haden bu röportajdan sekiz yıl sonra 77 yaşında hayata veda etti.

Radyoda Saygon’un bombalandığını duyup, Liberation Music Orchestra’yı (LMO) kurduğunuz günlerde, dünya bugüne benzer bir kaosu yaşıyordu. 36 yıl sonra yine sivillerin bombalandığını, ulusal eğemenlik haklarının hiçe sayıldığını görüyoruz. Dün mü durum daha vahimdi, bugün mü?
– Vahşet ve açgözlülük, dün de vardı bugün de. Durum hep vahim: Amerika, hakkı olmadan girdiği Vietnam’da yüzbinlerce kişiyi öldürürken, 58 bin askerini kaybederken iktidarda boğazına kadar yolsuzluklara batmış Nixon vardı. Bugün Bush iktidarda, Irak’ta açgözlülük, kâr hırsı, büyük bir yıkım var. İsmini koyalım: Bu savaş değil, işgal; içsavaşa yol açtı. Dünkü durumla bugünü karşılaştırmak yersiz, ikisi de çok tehlikeli. Neyse ki, seçimlerde Senato’da Demokratlar’ın çoğunluğu kazanması bize umut verdi.
Kissinger geçenlerde “Vietnam’dan çekilmemiz hataydı” dediğinde Beyaz Saray hayranlıkla dinledi, kamuouyundan büyük tepki gelmedi. Hatalardan ders alınmaması sizi korkutmuyor mu?
– Mesele ders almak değil ki, kâr hırsı. Bugün Irak işgalini planlayanlar geçmişte büyük şirketlerin yöneticisiydi. Şimdi bu şirketler Irak’ta işgalden milyarlarca dolar kazanıyor. Yöneticileri Bush’un, Halliburton’ın eski başkanı Dick Cheney’nin dostları. Hepsi kâr üreten bir sistemin parçaları. Geçmiş dersler, Iraklı ve Amerikalılar’ın ölümü umurlarında değil. Önemli olan kazandıkları güç ve para.

Cenaze marşıyla caz

2001 Kasım seçimlerinden önce, “Bush seçilirse LMO’yu toparlayıp yollara düşeceğim” demiştiniz. Neden 2005’e kadar beklediniz?
– Programım çok yoğundu. American Dream, Nocturne, Land of The Sun yayımlandı. 2003 seçiminden bir akşam önce LMO’yla Village Vanguard’da bir konser verdik. 2004’te turneye çıktım. Ardından Carla ile birlikte LMO için repertuvar hazırlamaya başladık. Geçen yıl “Not in Our Name” yayımlandı.
Muhalif müzikçilerden Dee Dee Bridgewater ve Joan Baez’le bu konuda konuşurken, her ikisi de 11 Eylül’den sonra Amerikan kamuoyunda kökten dinci, aşırı milliyetçi eğilimlerin çok arttığını, aykırı seslerin vatan haini ilan edildiğini söylemişti. Plak firmalarının da ciddi tavır almasından yakınmıştı. Son LMO albümünü yayımlatmak için, 1969’daki gibi, kapı kapı dolaşmanız gerekti mi? Sivri dilli bir muhalif olarak susturulmamayı nasıl başardınız?
– Bu bir mücadele. İnanançları savunmak için cesaret lazım, çünkü tüm meslek hayatını etkileyebiliyor. 1968’den bu yana politik albümler yapıyorum. LMO’yla, Reagan döneminde “Ballad of The Fallen”ı kaydettik. İspanyol İç Savaşı’ndaki Cumhuriyetçiler’in şarkılarını seslendirmiştik. 1990’larda, Baba Bush döneminde “Dream Keeper”ı kaydettik. Şimdi yeni albüm yayımladık. Ne zaman vahşet, gözü dönmüş hırs, ve kâr çılgınlığının sonuçlarını görsem, yüksek sesle karşı çıkmak gerektiğini düşünüyorum. Irak’a bunu yapanlar savaş suçlusu ilan edilmeli. Bush görevinden alınmalı. Umarım Demokratlar’ın ağırlığındaki Senato bunu gündeme getirir. Muhalif tutumum nedeniyle Amerika’da bugüne kadar konserlerim engellenmedi. Son albümü yayımlarken herhangi bir sorun yaşamadım. Muhalifliğimin başarımı engelleyeceği endişesine kapılmadım. Çünkü bunu düşünmek yerine, yapmam gereken çok iş var. Bununla birlikte muhalif olmanın olumsuzluklarını da yaşadım. Mesela son albüm, müzikal kalitesi çok iyi olmasına karşın, Grammy’ye aday gösterilmedi. Yeterince duyulamadı. Yine de eleştirmenler övdü, birçok ülkede caz albümleri listelerinin üst sıralarına yükseldi.
LMO’daki eski yol arkadaşlarınızın yerini gençler aldı. Siz mi teklif ettiniz katılmalarını, kendileri mi geldi? Ölen LMO üyeleri anısına herhangi bir etkinlik düzenleyecek misiniz?
– 1968’de LMO’nun tüm üyeleri 20’lerindeydi. Hepimiz gençtik. Sonraki iki albümde farklı yaşlardan müzikçiler yer aldı. Son kadroyu dinlediğim, sevdiğim gençlerden oluşturdum. Bu yıl Amerika’daki tüm konserlerimizi, kaybettiğimiz Deway Redman’a adadık.
Dvorak, Barber gibi klasiklere yönelmenizin özel bir nedeni var mı?
– Müzik büyük bir ailedir, kategorilerin hiç önemi yok. Önemli olan güzelliği temsil etmesi, anlamlı olması. Amerikalı besteci Barber’ın bu eseri savaşla bağlantılı, ölen askerlerin cenazesinde çalınıyor. Dvorak’ın eseri ise yurda dönüşle ilgili, üstelik çok etkileyici bir halk şarkısının temasından alınmış.
Biz hep protestonun yüksek sesle, saldırgan üslupla yapılanına alışkınız. Siz ise sözcüklere yer vermeyen, son derece yumuşak, sevecen, virtüöziteyi ön plana çıkaran bir üslubu tercih etmişsiniz. İşe yarıyor mu?
– Tüm çabam güzellikleri gündeme getirmek. Dünyada yeterince çirkinlik var. Seslendirdiğimiz şarkılar özgür bir toplum arzusuyla yazılmış. İspanyol Cumhuriyetçileri’nin şarkılarında özlem, yenilmenin acısıyla birlikte müthiş bir güzellik var. Suçsuzların, sivillerin öldürülmesini, adaletsizliği, sömürüyü protesto ediyorlar. Protest şarkıların birçoğu müthiş güzel. Yeryüzündeki adaletsizlik, eşitsizlik, sömürü ve zorbalığın çekilmez boyutlara geldiğini her hissettiğimde, isyan etmem gerektiğinde bu şarkılara geri dönüyorum. Dünyayı dolaşıp, mümkün olduğunca çok kişinin bu şarkıları dinlemesi için çabalıyorum.

Mücadeleye devam

Albüm yayımlanalı 14 ay oldu, şaşırtıcı tepkiler geliyor mu dinleyicilerden?
– Tüm tepkiler çok olumlu. Caz ve protest tavrı birleştirmemiz ilgi çekti. Konserlerimize gelmeyenler sadece Cumhuriyetçiler. Zaten onlar da tür müziği dinlemez.
70’e bir yıl kala, müzikte gelecekle ilgili hayalleriniz, dilekleriniz?
– Tek hayalim, savaşsız, cinayetsiz, vahşetsiz, sömürü ve ırk ayrımcılığının olmadığı, gözü kâr hırsıyla dönmüşlerin bulunmadığı, insanoğlunun uyum içinde yaşadığı, eğitim ve sağlıkta fırsat eşitliğinin sağlandığı, çocukların yaratıcılığa ve sanata yönlendirildiği, edebiyatın, entelektüel birikimin yüceltildiği, yaşlılarına saygı duyan bir dünya. Hayalim herkese insanca bir hayat. Çok büyük bir düş, farkındayım. Ama hayatım boyunca bunun için mücadele edeceğim.
Son 10 yılda defalarca Türkiye’ye geldiniz, konser verdiniz, birlikte çaldığınız, çalmayı düşündüğünüz Türk müzikçi var mı?
– Albümlerini dinlediğim bir Türk piyanisti çok beğendim. Galiba albümleri ECM’den yayımlanmıştı. Şu anda adını hatırlayamıyorum. Türkiye’ye geldiğimde tanışmak, birlikte çalmak isterim. (ECM’in Almanya’daki merkezinden öğrendiğimize göre, firma yetkilileri şimdilik herhangi bir Türk piyanistin albümünü yayımlamayı düşünmüyor. Haden, muhtemelen Vassilis Tsabropoulos’tan söz ediyordu. Genç piyanistle birlikte albüm kaydetmek istediğini firma yetkililerine de şöylemişti.)
(Serhan Yedig / 18 Kasım 2006/ Hürriyet)

 

Linkler

Biyografisi
Kişisel web sayfası

YAZIYI PAYLAŞIN

Yorum Yazın

error: Content is protected !!