Nikolaus Harnoncourt / Bach’ın arkadaşı ya da orkestrasında kemancı olmak isterdim

0

Avusturyalı çellist, orkestra şefi, besteci, erken çağ müziği uzmanı Nikolaus Harnoncourt 2016 Martı’nda 87 yaşında hayata veda etti. 22 soruda dünyaya bakışını anlattığı bu röportajda “Tüm büyük bestecileri değerlendirdiğinizde aralarından yalnızca ikisinin bir baş yukarda olduğunu görürsünüz: Bach ve Mozart” diyor.

 

Sizce en büyük nitelik nedir?
– Fantezi. Bürokratlardan nefret ediyorum. Fantezinin ne olduğunu bilmiyorlar. Dünya üzerinde gelmiş geçmiş en büyük bilimadamlan daima fantezi kuranlar. Einstein’a bakın mesela. Eğer ruhunu kemanından başka konulara açmamış olsaydı bu deha patlamalarını yaşayabilir miydi ? Buna karşılık ruhları fanteziden uzak bilimadamları beni dehteşe düşürüyor.
Bir insanda tercih ettiğiniz nitelik?
-Kadın olsun, erkek olsun fark etmez. Yeter ki hümanist olsun.
Arkadaşlarınızda en çok takdir ettiğiniz yönü?
– Sarsılmaz bir samimiyet.
En büyük kusurunuz?
-Zorn… Bu kelimenin ne İngilizce ne de Fransızca karşılığını biliyorum.
Sinir, kızgınlık?
– Bu duygular çok güçlü değil bende. Ama şöyle söyleyeyim, duygularımdaki patlama, bu patlamanın getirdiği şiddet. En büyük kusurum herhalde bu olsa gerek.
En sevdiğiniz meşguliyetiniz?
– Ahşap üzerinde çalışmak.
Mutluluk anlayışınız?
– Varolmamak.
Sefalet konusunda ne düşünüyorsunuz?
– (Uzun bir sessizlikten sonra) İki şey var. Biri insanlık boyutunda. Tüm dünyayı sefil eden yoksulluk. Zenginliğin insanlara dağılımındaki korkunç eşitsizlik bence en büyük günah. İkincisi daha kişisel boyutta. Bir şeyi yapmak isteyip başarısızlığa uğramak, tekrar denemek ve yine başarısız olmak, başarısız olmak, başarısız, olmak…
Kim olmak isterdiniz?
– Saint-François d’Assise. Rahibe Teresa. Napolyon olmak hiç istemezdim. Belki Bach’ın iyi bir arkadaşı olmak isterdim. Mesela orkestrasında bir kemancı olmak.
En çok yaşamayı arzu ettiğiniz yer?
– Alpler’de güzel bir şehir.
En sevdiğiniz renk?
– Tertemiz renkleri sevmiyorum. Renkler biraz kirli olmalı. Mesela başka bir renkle karışmış bir mavi olabilir.

Kahramanları sevmem

En sevdiğiniz çiçek?
– Alpler’de bal kokan küçüçük bir çiçek. Minyatür bir orkide gibi görünüyor.
En sevdiğiniz kuş?
– Küçük bir kuş. Kırmızı göğüslü şakrak kuşu.
En sevdiğiniz yazar?
– Balzac. “La Comedie Humaine” eseri.
En sevdiğiniz şair?
– Bunu söylemekten utanıyorum ama Goethe.
En sevdiğiniz ressam?
– Piero della Francesca
En sevdiğiniz besteciler?
– Bach ve Mozart.
Beethoven yok mu aralarında?
– Beethoven hiç kuşkusuz çok çok büyük bestecilerden biri. Fakat tüm bestecilere aynı anda bakarsanız aralarından ikisinin bir baş yukarda olduğunu görürsünüz. Yalnızca ikisinin.
Gerçek hayatta kahramanlarınız var mı?
– Kahramanlan hiç sevmem.
Tarihte en nefret ettiğiniz kişiler?
– Himmler. Şimdiden tarih oldu sayılır. Öyle değil mi?
Doğanın size hangi üstün yeteneği vermesini isterdiniz?
– Hiç yorulmamayı isterdim. Yüz saat çalışıp en ufak bir yorgunluk hissetmemeyi.
Nasıl ölmek isterdiniz?
– Ölmeye hazır olarak ve ailemin yanında.
Genel olarak nasıl bir ruh haline sahipsiniz?
– Karamsar.
Felsefeniz haline getirdiğiniz bir söz?
– Tarihte kaydedilmiş tüm ilerlemeler aynı zamanda birer kayıptır.
Uzun dönemde hiç fayda getirmezler mi?
– Hayır. Hatırı sayılır ilerlemeler daima çok büyük kayıpları da beraberinde getirir. Kayıpların öngörülmesi mümkün değildir. “İlerleme”nin gerçekleştiği anda bilinemez, örneğin, 19. yüzyıldan bir fotoğraf makinesini Nadar’ın ellerine bırakın. Makinenin tekniği sınırlıdır. Çok ışık gerektirir ve bundan kaynaklanan bir seri sıkıntı yaşatabilir. Yalnızca siyah beyaz fotoğraf çekebilir. Fakat diğer yandan, siyah rengin binlerce nüansını bulursunuz ve ortaya çıkan sonuç inanılmazdır. Teknolojideki ilerlememiz hiç kuşkusuz birçok başka niteliğe sahip fakat yeni makinelerle hiçbir zaman Nadar’ın paletindeki renkleri ve tonları bulamayacağız. Aynı şey müzik enstrümanlarında da geçerli. 400 yıllık bir keman gerçekten mükemmeldir. Eğer daha güçlü bir ses elde etmek istiyorsanız yayları ve ayarlarını değiştirebilirsiniz… Ama bir nesil sonra görürsünüz ki bunu yaparak renkleri de kaybetmişsiniz. Teknolojideki ilerlemenin faydalarında çok az istisna var. Belki dişçi koltuğunda anestezinin faydası olabilir…
Ama ben topluma acının bir açıdan faydalı olacağını düşünen biriyim.
Kendi kendime soruyorum bazen, günümüzde fiziki acılara birkaç yüzyıl önceki gibi devamlı maruz kalmamak da insan için bir kayıp değil midir ?
Kim bilir?
(GaePan Naulleau / Aralık 2009 / Diapason Dergisi/ Aktaran: Opus Dergisi / Nisan 2016)

YAZIYI PAYLAŞIN

Yorum Yazın

error: Content is protected !!