spacer.png, 0 kB
spacer.png, 0 kB
spacer.png, 0 kB
Editörden

 

 

         Bu site, müzikçilerin zamanını müzikseverler adına insafsızca çalan bir gazetecinin vicdan azabının ürünüdür. Zaman çalana hırsız denir mi, hırsız gazetecinin vicdanı olur mu, gibi soruları bir kenara bırakın lütfen. Kısaca açıklayalım durumu: Gazeteci şanslı kişi kategorisindedir. Kamuoyunu bilgilendirme adına ayrıcalık sunulur, kapalı kapılar açılır, ardındaki dünyalara buyur edilir, sabırla soruları cevaplanır. Konu müzikse, hayatını bir enstrümanı daha iyi çalmaya, bir şarkıyı daha iyi söylemeye ya da duyumsadıklarını sese dönüştürmeye adayan sanatçılarla tanışma, sohbet etme ayrıcalığına sahiptir. Yıllar boyunca süren öğrenme, keşif, analiz, deneyim ve tüm bunların bileşimiyle ortaya çıkan kişisel bakıştan doğrudan yararlanma fırsatı bulur. Kimi zaman 40-50 dakikalık bir görüşme, gazeteciyi hayatını değiştirebilecek kadar zengin bilgiyle yükler. Bir enstrüman, eser, müzik geleneğiyle ilgili o güne kadar yazılı kaynaklarda rastlamadığı hayret verici bilgileri öğrenmekle kalmaz. Sanatı, hayatı keşfetme uğraşısına dönüştüren bir bilgeyle karşılaşmışsa, hayata bakışını değiştirecek ipuçları elde eder.

Büyük emek verilerek yapılan kapsamlı röportajlar çoğu zaman dergi, gazete sayfalarında ilanlar, fotoğraflar arasında sıkışır kalır. Yer darlığı nedeniyle makaslanır, kuşa çevrilir. Mesaj kirliliği arasında kaybolur, hedef kitlesine tam ulaşmaz. Sanatçının ayırdığı süre, gazetecinin çabasının karşılığı sosyal hafızada anlık bir kıvılcım gibi çakar ve söner. Unutulur gider. Oysa söylenenlerin bir kısmı uzun zaman geçerliliğini koruyacak bilgilerdir. Bir müzik türünü, sanatçıyı, enstrümanı keşfetmek isteyen meraklı müzik dostları için define gibidir. Mesela, 5 milyon dolarlık kemanıyla kıtalar arasında koşuşturan Joshua Bell’in Strad üzerine beklenmedik yorumu, bağlamasının sapını kestiği için tepki alan Arif Sağ’ın sözünü sakınmadan kararını gerekçelendirmesi bir enstrümanın doğasını tanımamıza yardımcı olur. Sir John Tavener’ın sert Beethoven eleştirisi, Michael Nyman’ın minimalizme bakışı, Gönül Paçacı’nın Kar-ı Natık’lara yaklaşımı müzik tarihini kavrama çabasındakilere ışık tutar.

2006 Şubatı'nda yayına başlayan Müzik Söyleşileri web sitesi gazete, dergi sayfaları arasında kaybolup giden röportajları paylaşıma açmayı, müzik dostları arasında iletişim zemini oluşturmayı amaçlıyor. Simge seçilen fa anahtarı, Londra'da 1984'te kurulan, müzik modasındaki değişime dayanamayıp 1990'ların sonunda kapanan caz kulübü "Bass Clef"ten, ruhu ise aynı günlerde Fikret Kızılok'un İstanbul'da kurduğu Çekirdek Sanatevi'nden hatıra. Sitenin ilk metinlerini Serhan Yedig’in 1993’ten bugüne yaptığı 200 civarında söyleşi oluşturdu. Büyük bölümü şehirler, ülkeler, kıtalar ötesi telefon görüşmeleri. En kısası 40 dakikalık, en uzunu 2,5-3 saati (Sarah Chang, Azize Mustafa Zadeh) bulan konuşmalar. Bunların yanı sıra sitede müzik dostu diğer gazetecilerin dergilerde, gazetelerde yer alan, saklamaya değer röportajlarını bulacaksınız. Siz de ilginizi çeken röportajları siteye iletin, röportajcısından izin alıp yayımlayalım. Adresimiz: Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır

Tüm söyleşilerin son satırında röportajcıların adı, yayımlandığı yer ve tarih belirtilmiştir. Siteden yapılacak kısa alıntılarda, bunların aktarılmasını, yazarı ya da röportajcısından izin alınmadan tüm metnin hangi gerekçeyle olursa olsun başka web sitelerine aktarılmamasını, sadece aktif link verilmesini rica ediyoruz. Kaynak belirtmeden kes - yapıştır yapacaklar için metinlerde küçük sürprizler hazırladık. Kimbilir, belki günün birinde siteye “zaman hırsızını soymaya kalkanlar” bölümünü de ekleriz...

Sitenin linkler bölümünde uluslararası müzik kaynaklarını bulabilir, kültür sanat haberleri bölümünde haber sitelerinden güncel gelişmeleri okuyabilirsiniz.

Müzik Söyleşileri'ne hoşgeldiniz...





Butun Icerik



Son Eklenen Söyleşiler

MERİÇ DÖNÜK/Gönlüm melez müzikten yana

{mosimage}Arpçı Meriç Dönük, klasik eğitimin ardından yaşadığı toprakların kültürünü tanımak için İTÜ Türk Müziği Konservatuvarı’nda yüksek lisans yaptı. Türküler, geleneksel Türk müziği üzerine çalıştı. Caz gruplarında yer aldı. Geleceğini, arpın anavatanı klasik müzik yerine, melez müzikte arıyor. Bu nedenle kaydettiği ilk albümü rafa kaldırıp, Mahfuz’la çıktı müzikseverlerin önüne. “Çünkü beni daha doğru temsil ediyor” diyor.

VASSILIKI-ALIKI/ İnsanoğlu için esin perilerine yakarıyoruz

{mosimage}Vassiliki ve Aliki ikilisi antikçağdan günümüze insanoğlunun şiirle, müzikle huzur, aşk, mutluluk arayışını dile getiren şarkıları seslendirdi. İlk albümlerine, antik lir gövdesinde kullanılan kaplumbağa kabuğundan esinle, ‘Helis Ezgileri’ adını verdiler. Vassiliki Papageorgiou, “Hayatımız gün geçtikçe kâbusa dönüşüyor. Savaşı, kâr hırsını bırakıp barışa yönelmek için insanlığın yeni ilhama ihtiyacı var. Albüm esin perilerine yakarışımızdır” diyor.

MUHLİS AKARSU/Sevgisizliğin çoğaldığı günümüzde bitmek bilmez sevgilerin türküsünü söylüyorum

{mosimage}1980’lerin başında ozan Muhlis Akarsu “Dağlar Seni Delik Delik Delerim”i besteler. Radyoda söyler. Arkadaşı Arif Sağ , programdaki diğer deyişlere oranla “hafif” bulur. Sağ, birkaç hafta sonra evinde ziyaretine gelen Akarsu’ya “Ola ki öleceğin tutar, senin videonu çekeyim” der. Akarsu, “Dağlar”ı okur. Dinledikçe deyişi seven Sağ o günlerde yeni plak kaydeden Belkıs Akkale’nin okumasını sağlar. Ve deyiş unutulmazlar arasına girer. Ölümünden 8 yıl önce yayımlanan röportajda Akarsu müziğini anlatıyor.  

M. ALİ SANLIKOL/ Müzisyen çağın yarattığı illüzyonların tuzağına düşmemeli

{mosimage}Dünyanın en önemli caz okulu Berklee’nin ardından prestijli New England Konservatuvarı’nda mehter müziği üzerine doktora yapan ve burada ‘kültürlerarası müzik’ bölümünün direktörlüğüne atanan Mehmet Ali Sanlıkol, Batı müziği ile Osmanlı makam müziğini birleştirdiği ‘müzikal yaramazlıklar’la izleyiciyi her seferinde şaşırtıyor. 14 yıl sonra İstanbul Caz Festivali'ne katılan müzikçi "Çağımızın yarattığı illüzyonların tuzağına düşmeden Türk müziği geleneğini içselleştirecek derecede öğrenmek için çaba gösterdim" diyor.

BORUSAN DÖRTLÜSÜ/Beethoven’in dörtlüleriyle sanki Everest’e tırmandık, algımız açıldı

{mosimage}Türkiye’de özel sektörün finanse ettiği ilk yaylı çalgılar dörtlüsü Borusan Kuvartet, 2015’te 10’uncu yaşını kutladı. 10 yılda Carnegie Hall’dan Nemrut’un zirvesine farklı mekanlarda pek çok konser verdi, repertuvarındaki eser sayısı 100’e yaklaştı. Beethoven’in tüm dörtlülerini konser dizisinde seslendirip önemli bir eşik aştı… Ekimde Mozart ve Verdi yorumlarından oluşan üçüncü CD’sini yayımlamaya hazırlanan dörtlü, gelecek yıl İrlanda’da düzenlenecek West Cork Yaylı Çalgılar Festivali’nde “artist in residence” statüsünde ağırlanacak.

 
.: MERİÇ DÖNÜK/Gönlüm melez müzikten yana
.: VASSILIKI-ALIKI/ İnsanoğlu için esin perilerine yakarıyoruz
.: MUHLİS AKARSU/Sevgisizliğin çoğaldığı günümüzde bitmek bilmez sevgilerin türküsünü söylüyorum
.: M. ALİ SANLIKOL/ Müzisyen çağın yarattığı illüzyonların tuzağına düşmemeli
.: BORUSAN DÖRTLÜSÜ/Beethoven’in dörtlüleriyle sanki Everest’e tırmandık, algımız açıldı


 
spacer.png, 0 kB