Cesaria Evora / Bir kez daha aşık olacak zamanım yok

0

47’sinde Cape Verde’de keşfedilen, 53’ünde uluslararası şöhreti yakalayan Cesaria Evora’nın ilk sekiz albümü toplam 4 milyon sattı. Beş kez Grammy’ye aday gösterildi. Crioulo dışında dil bilmeyen, sahneye çıplak ayakla çıkan Evora, dünyayı dolaşıp morna ve colodera’lar söylüyordu. Yılın sekiz ayını turnede geçirip, Madonna’nın konser teklifini bile reddedecek kadar kendi dünyasında yaşıyordu. Eski yaşam biçimini ısrarla korudu. 2011’de 69 yaşında hayata veda eden Evora, röportajlarda mümkün olduğunca az konuşup gazetecilere saç, baş yolduruyordu. 2001 Nisanı’nda İstanbul konseri öncesi telefonunu çevirip şansımızı denemiştik, çevirmenliğimizi yeğeni yapmıştı.

2010’da ABD’den Avustralya basınına kadar yayımlanmış 20’ye yakın röportajınızı okudum. İstisnasız tüm gazeteciler sizden bilgi almanın zorluğundan bahsediyor. Washington Post muhabiri Cape Verde’ye kadar gelmiş, ağzınızdan kerpetenle birkaç söz alabilmiş. Gazeteciler saçma sorular mı soruyor, siz konuşmaktan ve şöhretten mi hoşlanmıyorsunuz?
– Bilmiyorum. Sanmıyorum ki saydığınız gerekçelerden herhangi biri geçerli olsun. Fakat nedenini ben de bilmiyorum.
Çok sevdiğiniz torunlarınızla da böyle birkaç kelimeyle mi konuşuyorsunuz?
– Normal bir ilişkimiz var.
Torunlarınızla, kuşak farkından doğan sorunlar yaşar mısınız, iletişim kurmak için özel bir yönteminiz var mı? Şarkıcılık sizin için acı dolu bir uğraş olmuş. Günün birinde torunlarınız şarkıcılığı seçerse destekler misiniz, vazgeçirmeye mi çalışırsınız?
– Kuşak farkından doğan sorunlar yaşadığımızı sanmıyorum, çünkü benim ruhum genç. Ne olmak isterlerse istesinler; onları desteklerim. Hayattaki seçimleri konusunda herkes özgür olmalı.

Sadece benim derdim yok ki dünyada

Morna’lar Cape Verde halkının çektiklerini anlatan acı dolu şarkılardır, diyorsunuz. Fakat sesinizde umut, acılara karşı zafer kazanmış, en azından acılarla yaşamayı öğrenmiş bir ifade var. Morna söylemek hayatla başa çıkmanın bir yolu mu?
– Bu, Cape Verde’lilerin ve dolayısıyla benim kişisel tarihim. Hayatta problemlerle başa çıkmayı öğrenmek gerekiyor. Sadece benim, bizim problemimiz yok ki; herkesin var. Umudu hiçbir zaman elden bırakmamak gerek. Şarkılarımda aşktan, gurbetten, siyasetten bahsederim. Günlük şeyler yani, kafa karıştıracak bir şey yok içinde.
Şarkı söylemek yaraları iyileştirmenin bir yolu mu, mesela konserlerden sonra ya da evde tek başınıza şarkı söyledikten sonra kendinizi daha iyi hisseder misiniz?
– Evde yalnızken şarkı söylemem. Dinleyicilerim için şarkı söylemeyi severim. Çok sevdiğin işi yaparak insanların hayatına güzel bir şeyler katmak gerçekten mutluluk. Şarkılarımın benimle ilgili olduğunu düşünebilirsiniz. Ama aynı şeyler herkesin başına gelebilir. Sadece kendi başıma gelenleri söylemiyorum, rahatlıkla “aynı şey benim de başıma gelmişti” diyebilirsiniz.
Şöhret hayatınıza ne getirdi, ne götürdü?
– Ekonomik durumum daha iyi, hiç şüphesiz… Cape Verde’de söylerken hiçbir şeyim yoktu. Şimdi mesleğimde önemli yerdeyim ve daha çok param var. Hepsi bu. Hala aynı insanlarla görüşüyorum, aynı şarkıları söylüyorum. Şarkıcılığımda da bir değişiklik olmadı.

Aslında Madonna’yı severim

Madonna’nın iki konser davetini birden neden reddettiniz; ondan mı hoşlanmıyorsunuz, yoksa pop starlarının hepsinden mi?
– Birçok açıdan bu konseri vermem mümkün değildi. Profesyonel nedenler. Madonna’yı severim, dilerim bir gün tanışırız.
Edith Piaf, Amalia Rodriquez, Billie Holiday’i seviyormuşsunuz. Genç kuşaktan şarkıcıları dinliyor musunuz?
– Dinliyorum; ama “en çok şunu seviyorum” diyemeyeceğim. Kaliteliyse dinlerim. Sade, müziğin içine bir sürü şey tıkıştırmayan samimi şarkıcıları seviyorum.
Hep geleneksel şarkılar mı söylersiniz, repertuarınızı nasıl seçiyorsunuz?
– Repertuar seçimini prodüktörüm Jose da Silva ile yapıyorum. Bana bir sürü şarkı dinletiyor. İçinden sevdiklerimi seçiyorum. Sözleri ve müziği hoşuma gidenleri ayırıyorum. Geleneksel şarkıları çok severim, çünkü bunlar ülkemin müziği.

Kazayla şarkı sözü yazarı oldum

Repertuarınızda kendi şarkınız var mı?
– Besteci değilim. Son albümümde “Ponta de fi” adlı bir şarkı var. Sözlerini ben yazdım, ama isteyerek değil kazayla… Arkadaşımla sohbet ediyordum. O da söylediklerimi not almış. Bunları besteci Manuel de Novas’a vermiş. Sözler şarkı oldu, ben de son albümüme koydum.
Yılın sekiz ayında turnede olduğunuzu okudum. Dünyayı merak ediyor, yeni ülkeler görmekten hoşlanıyor musunuz; yoksa bıraksalar evde torunlarınızla oturmayı mı tercih edersiniz?
– Davet aldığım her ülkeye severek giderim. Eğer orada dinleyicim varsa yolculuk zevktir. Dünyanın bütün ülkelerini görmek isterdim, ama biliyorum ki bu mümkün değil.
Evde günleriniz nasıl geçiyor, komşular ve torunlarla mı?
– Evimin kapısı herkese açıktır. Arkadaşlarım, yakınlarım, dünyanın dört bir yanından gelen herkese. Bahçeyle uğraşırım, yemek yaparım. İsterseniz siz de gelebirsiniz beni ziyarete.
Teşekkür ederim… Gezdikleriniz içinde en çok hangi ülkeyi sevdiniz, çok istediğiniz halde göremediğiniz ülke var mı?
– Gittiğim bütün ülkeleri hatırlamam mümkün değil. Aralarında birini tercih etmek zor. Dinleyicilerimin beni çağırdığı tüm ülkelere gitmek istiyorum.

Çok meşgulüm, aşka zaman yok

Gücünüz yettiğince şarkı söyleyecek misiniz, yoksa sahneden çekilme tarihini şimdiden netleştirdiniz mi?
– Herhangi bir tarih saptamadım. Bu işi sürdürmeye gücüm yettiği sürece devam edeceğim.
Aşkın yaşı yoktur, diyenlerden misiniz; bu kadar acı tecrübeden sonra kapınız aşka açık mı?
– Aşık olacak zamanım yok.
Bir daha asla evlenmem, demiş ve sonra bu sözü geri almışsınız…
– Rahatlıkla bir daha asla evlenmem diyebilirim. Çünkü ben hiç evlenmedim…
İstanbul’a dördüncü gelişiniz, her gelişte dinleyici sayınız hızla artıyor. Bu şehirden hafızanızda kalan herhangi bir şey var mı?
– Gittiğim her yerde olduğu gibi İstanbul’da da bana hep çok iyi davranıldı.

ŞÖHRET HAYATINI DEĞİŞTİRMEDİ

Afrika’nın Kuzey Batısı’ndaki Cape Verde adalarından Sao Vincente’de doğdu. Yedi çocuklu çok yoksul bir kemancının en küçük kızıydı. Yedi yaşında babası ölünce kimsesizler yurduna verildi. 16 yaşında barlarda içki karşılığında şarkı söylemeye başladı. Okulu, öğretmeni barlar oldu. Sesinin özel rengini içki ve günde iki paket sigaraya borçlu olduğunu söylüyor. (İçkiyi 1995’te bıraktı. Menajerinin Mercedes teklifine karşın sigaraya paydos etmeyi henüz başaramadı) Tanıştığı üç erkekten birer kızı oldu. Sadece ikisi hayatta kaldı. Evora’nın en zor yılları 1975-85 arasıydı. Portekizliler adayı terkedince barlar kapandı, işsiz kaldı. Fransız menajeri Silva onu 1988’de keşfettiğinde viran bir evde annesi ve üç çocuğuyla yaşıyordu, yeniden şarkı söylemeye başlamıştı. Şöhreti Fransa’da yakaladı. Şimdi 61 yaşında. Ricky Martin, Madonna gibi starlar bile ona hayran. Son albümü Cafe Atlantico tam 1 milyon sattı. “Ben hep Sao Vincente’deki bir bardaymışım gibi şarkı söylerim. ABD Başkanı’nın önünde ya da stadyumda onbinlerce kişinin karşısındayken” diyor. Doğduğu adada, eski evininin yerine yaptırdığı 10 odalı konağında, 86 yaşındaki annesi, çocukları ve torunlarıyla yaşıyor. Yılın sekiz ayında dünyayı dolaşıp şark

söylüyor.

(Serhan Yedig / 13 Nisan 2001, Hürriyet)

Linkler

Kişisel web sayfası

Wikipedia biyografisi

 

YAZIYI PAYLAŞIN

Yorum Yazın

error: Content is protected !!