Knar / Gomidas’ın vefakar torunları

0

Kütahyalı Gomidas Soghomonyan, dünyanın ilk etnomüzikologlardan biriydi. 1880’lerde Anadolu’yu karış karış dolaşıp Ermeni ezgilerini derledi. Anadolu ses dağarını renklendiren yüzlerce ezgi, o ve öğrencisi Mihran Tumacan’ın çabasıyla yok olmaktan kurtuldu, yayımlanıp arşivlere girdi. Knar (Lir), iki araştırmacının mirasına sahip çıkan altı amatör Ermeni müzikçi tarafından 1996’da İstanbul’da kuruldu. Okul arkadaşı dört kuyumcu ustası, bir ilkokul öğretmeni ve bir tekstilciden oluşan grup haftada bir kez, bir üyenin evinde toplanıp çalıyor, söyleşiyor. Knar, ilk CD’sinde aşk türküleri, düğün ezgileri, çocuk tekerlemeleri, ninni, ilahi ve aşık atışmalarından oluşan 18 otantik Ermenice ezgiyi, Anadolu ses geleneğinin ışığında seslendiriyor. Grup üyeleriyle müziklerini konuştuk.

Gomidas’ın, Tumacan’ın derlediği yüzlerce ezgiden ne kadarı bugün Anadolu topraklarında yaşıyor?
– Birçoğu farklı sözlerle, değişime uğramış ezgilerle yaşıyor. Türküler, onlara ses verenlerle birlikte göçe çıktığında, yeni coğrafyalarının sesini alıyor. Köyden kente geldiğinde Türkçeleşiyor, Kürtçeleşiyor, sınır aştıklarında yeni yurtlarının geleneğine göre biçim değiştiriyor. Bir süre sonra otantik halleri unutulabiliyor. Bazen otantik ezgilerin çok farklı sözlerle gündeme geldiğini, popüler olduğunu görüyoruz. Bir Sayad Nova ezgisi ‘Çırpınırdı Karadeniz’e dönüşüyor ya da ‘Ata Barı’ gibi özgün varlıklarını korumakla birlikte kimliklerinden arınıp anonimleşebiliyorlar. Zamanın yok edici etkilerine karşı hayatta kalabilen ezgileri, biz otantik halleriyle yorumlamaya çalışıyoruz.

Seçkiden CD’ye

Anadolu gibi kültürlerin iç içe geçtiği bir coğrafyada ezgilerin etnik kökenini belirlemekte zorlanmıyor musunuz?
– Tartışmalı olanlar yerine dikkatimizi Mihran Tumacan’ın dört ciltlik Anadolu Ermeni Ezgileri derlemesine yönelttik. Tumacan, Marmara kökenli ezgilerin etkileşime maruz kaldığını belirtiyor. Diğerleri Anadolu Ermeni Halk Müziği karakterini korumakta. Aslında, sözler, yorum ve düzenleme değişse de melodik yapısından ezgileri ve çıktıkları yöreyi bulmak mümkün. Bir örnek verelim: Fransa’daki Makedonların kurduğu ‘Brach’ grubundan Ermenice bir ezgi dinledik. Kars yöresi kökenli olduğunu tahmin ettik. Araştırdık, doğru çıktı.

Anadolu kökenli ezgilerle, ABD, Avrupa ya da Ermenistan’da yaşayan Ermeniler’inki arasında belirgin fark var mı?
– Aynı eseri Lübnan’da yaşayan bir Ermeni’yle, Makedonya’da yaşayan Ermeni’nin yorumlaması çok farklı. Ermenistan’da güçlü bir Kafkas etkisi sözkonusu. Ezgiler yüksek tempoda, daha sert söyleniyor mesela. Koma sesler kaybolmuş. Avrupa ve Amerika’da bazı topluluklarda geleneksel haliyle yaşayabiliyor. Yeni ezgiler üretildiğinde, geleneksel yapının bozulduğunu görüyoruz.

Garip tesadüf

Knar üslubunu nasıl oluşturdu?
– Başlangıçta Ermenistan’dan gelen plakları dinliyor, duyduğumuz gibi çalıyorduk. 1996’de, Hollanda’daki konserde Kafkas ve Anadolu uzmanı etnomüzikolog Wouter Swets’le tanıştık. Ermenistan uslubuyla çaldığımızı, Anadolu uslubunu araştırmamız gerektiğini söyledi. Kısa süre sonra İstanbul’da verdiğimiz konserde, Erivan’dan gelen bir konuk ‘Ermenistan’da bunları çalan grup çok, sizin bu topraklara özgü ezgileriniz yok mu,’ diye sordu. Mahçup olduk. Anadolu geleneğini araştırmaya başladık. Literatüre geçmiş ezgileri toplayıp, o yörelerin insanlarıyla ve yaşlılarla konuşarak yorumlamaya başladık.
CD’deki 18 parça hangi ölçütlere göre seçildi?
– Eksenimizi, üç ciltlik Tumacan derlemesi oluşturdu. Birkaç türküyü yaşayan kaynaklardan aldık. Etnomüzikolog Melih Duygulu’nun da katkısı oldu. Anadolu Ermeni ezgilerinden yöre, biçim, ritm açısından farklı örnekleri seçtik. Aşk, hasret türkülerinin, düğünde söylenen şarkıların yanısıra, çocukken söylediğimiz bayram tekerlemesi, ilahi ve annemizden dinlediğimiz ninninin birer örneğini koyduk. Dilimiz dönmediği, lehçesini telaffuz edemediğimiz yörelerin ezgilerine ya hiç dokunmadık ya da kayıtlarda o bölgeden insanlara okuttuk.
Kullandığınız geleneksel enstrüman sayısını arttırmayı veya vokal desteği genişletmeyi düşünüyor musunuz?
– Grupta, kamançanın, özellikle Anadolu’nun ruhunu yansıtan dilsiz kavalın eksikliğini hissediyoruz. Bir arkadaş dilsiz kaval dersi alıyor. Grupta kanun çalan birine de ihtiyaç var. Gelecekte aramıza birkaç yeni arkadaş daha katılabilir.
(Serhan Yedig / 30 Mayıs 1999 / Hürriyet)

Linkler

Albümleri

 

YAZIYI PAYLAŞIN

Yorum Yazın

error: Content is protected !!