İberya Özkan / Gürcü sanatı ve müziği Türkiye’de yeterince tanınmıyor

0

Çoksesli müziği, dansları, resmi ve yemekleriyle yüzlerce yıllık zengin etkileşimlerin ürünü Gürcü sanatı… İberya Özkan “Dünyada çok ünlü, fakat Türkiye’de yeterince tanınmıyor” diyor. İstanbul Kadıköy’de 2011’de açtığı Gürcü Sanat Evi’nde müziğinden el sanatlarına komşumuzun kültürel zenginliklerini sergiliyor.
Unutulmaya başlanan Gürcü şarkılarını köy köy dolaşıp, ortaya çıkartan, yaşlılar ve gençlerden oluşan korolar kuran, albümler hazırlayan İberya Özkan Melaşvili, Kafkas kültürüyle ilgilenenlerin yakından tanıdığı bir isim. Kafdağı Müzik Grubu’nun kurucusu olan Melaşvili’nin asıl mesleği mimarlık. Dedeleri Osmanlı-Rus Savaşı (1877-78) döneminde Gürcistan’dan Anadolu’ya göç etmiş. Anne tarafı İnegöl’ün Hayriye Köyü’ne, baba tarafıysa Balıkesir’in Gönen İlçesi’ne yerleşmiş. Çocukluk yılları Hayriye Köyü’nde geçen Melaşvili’nin evinde büyükler Gürcüce konuştuğu, Gürcü müzikleri dinlendiği için kendisi de bu dili kolaylıkca öğrenmiş. Gürcü kültürü içinde müzik ve dans bir yaşam biçimi olduğu için mimarlık mesleğinin yanı sıra etnik araştırmalarını da sürdürüp iki ülke arasındaki kültür köprüleri kurmayı amaç edinmiş. Artvin’in Borçka ilçesinin Camili (Maçahel) Köyü’ndeki Maçahel Yaşlılar Korosu’nu da yine Melaşvili bir araya getirmiş.
2011’de Kadıköy’de açtıkları Gürcü Sanat Evi’nde Gürcü ve Kafkas sanatını bir çatı altında toplayarak, İstanbullularla tanıştırmayı hedefliyor. Küçük ama dışarıdan bile çok renkli olduğu anlaşılan merkezde konserler, resim sergileri, çocuklar için resim dersleri, başta pandur, akordeon ve Gürcü kavalı olmak üzere çeşitli enstrümanlar öğretiliyor, kültürel sohbetler düzenleniyor.

Türkiye’de 3 milyon Gürcü var

Türkiye’de yaklaşık 3 milyon Gürcü’nün yaşadığını söyleyen Melaşvili’ye göre Gürcü sanatı dünyada çok iyi tanınmasına rağmen bizde yeterince bilinmiyor: “Kendine ait alfabesi, 112 bin kelimelik dili, çoksesli müziği, 9’uncu yüzyıldan itibaren gelişen edebiyatıyla Gürcistan, sanat için yaratılmış bir toplum. Osmanlı-Rus Harbi sırasında da Anadolu topraklarına büyük göçler olmuş. Türkiye’nin çeşitli illerinde 3 bin kadar Gürcü yaşıyor. Bunlar da kültürlerini korumaya ve yaşatmaya devam ediyor. Köylerde hâlâ gençlerle yaşlılar bir araya gelip şarkılar söylerler. Biz de kayınbiraderimle birlikte bu merkezde Gürcü ve Kafkas sanatını bir çatı altında toplamak istedik. Yıllar önce kurduğumuz Kafdağı Müzik Grubu’nun bir çalışma yerine ihtiyacı vardı. Gürcü ve Kafkas elsanatlarını sergilemek istiyorduk. Bunun için bu merkezi açtık ve artık Gürcistan’dan sanatçılar davet ediyoruz, konserlerin yanı sıra resim sergileri düzenliyoruz. Gürcü sanatının dünyada önemli bir yeri var ama henüz Türkiye’de bilinmiyor. Gürcistan’la Türkiye arasındaki kültürel ilişkiler de yeteri düzeyde değil. Böyle bir mekanın varlığıyla sanatın her dalında, Gürcü, Çerkez kökenli sanatçıların gelip gittiği bir yere sahip olduk. Her cumartesi akşamı saat 19.00’da konser düzenliyoruz.”

Aşçı da Gürcü

Sanatevinde cumartesi günü öğleden sonra Gürcü bir aşçı yemekler hazırlıyor. Bu geleneksel yemekler arasında bir tür mantı olan hinkali, peynirli pide haçapuri, mısır ekmeği cadi, cevizli, patlıcanlı mezeler var. Ayrıca her cumartesi ve pazar sabahları da Maçahel yöresine özgü bal, peynir ve tereyağının da olduğu Gürcü kahvaltısı servisi yapılıyor. Kahvaltı için önceden rezervasyon yaptırmak gerekiyor.
(Figen Yanık / 13 Mayıs 2012 / Sabah Gazetesi)

Linkler

İberya Özkan’ın Facebook sayfası

YAZIYI PAYLAŞIN

Yorum Yazın

error: Content is protected !!