Christian Tetzlaff / Ne kadar derine dalabilirsem yorum o kadar güzelleşir

0

2015 Nisanı’nda, Carnegie Hall sahnesindeydi. 49 yaşındaki Alman kemancı Tetzlaff, Boston Senfoni ile Beethoven’in konçertosunu seslendirdi. Ardından New York Times’taki eleştirisinde Anthony Tommasini şunları yazdı: “Müthiş bir kemancı. Eserdeki tüm hassasiyet, lirizm ve soylu seçkinlik kemanı sayesinde dile geldi.” Bu konserden bir gün önce New York’taki otel odasından aradığımızda, haziranda İstanbul Festivali’nde seslendireceği Brahms’ın re majör konçertosu üzerine konuştuk: “Ruhumla, vücudumla müziğin ne kadar derinlerine dalabilirsem, yüreğimi dinleyiciye ne kadar açabilirsem yorum o kadar güzelleşir.”

 

2015 Uluslararası Klasik Müzik Ödülleri’nde                            (ICMA) yılın sanatçısı seçildiniz, kutlarım.                               Martta Ankara’da yapılan ödül töreni ve konser nasıl geçti, ödülün ne gibi yankıları oldu?
– Teşekkür ederim,  güzel bir konserdi. Ödül töreni konserinde sanatçı sayısı fazla olduğu için kısa bölümler çaldık. Ben Şostakoviç’in 2’nci keman konçertosunun son bölümünü seslendirdim. Orkestra eşliği çok iyiydi, sonuçtan ve ödülden mutluyum.
İki yıl önce Strad dergisine “Brahms’ın re majör konçertosu en çok istenen eser. Bugüne kadar 190 kez çaldım” demiştiniz, İstanbul’da skor kaç olacak?
– Ortalama olarak verilmiş bir sayıydı, doğrusunu söylemek gerekirse kesin icra sayısını bilmiyorum. Pek önemli de değil aslında…

Her konserde görevim aynıdır

Yılda ortalama 15 kez seslendirdiğinizi söylediğinize göre, 200’ü aşmış olacaksınız. Esere yaklaşımınız zaman içinde nasıl değişti? İcrada şablonlaşma riski yaşıyor musunuz? Farklı stiller deniyor musunuz?
– Eseri orkestra önünde seslendirirken üslup seçimini duygularımla, sezgilerimle yapıyorum; bilinç bu süreçte devreye girmiyor. “Bu akşam şu stili denesem” demiyorum. Brahms’ın genel yaklaşımını biliyoruz, konçertosundaki tüm detayları hassasiyetle partisyona yazmış. Amaç eseri notadaki gibi yorumlamak. Yıllardır bu yaklaşımla seslendiriyorum. Kuşkusuz yorumcunun özgür kaldığı anlar da var. Her konser yeni, güzel bir deneyim. Bu güzelim öyküyü dinleyiciye en iyi şekilde anlatmak gerekiyor. Her konserde dinleyiciyi Brahms’ın dünyasındaki ışıltılara, gölgelere, karanlık bölgelere, güzelliklere, dokunaklı bölümlere götürmeye çalışırım. Ülkeler, şehirler, dinleyiciler değişse de her akşam aynı görevi üstlenirim ve her konser aynı derecede heyecan vericidir benim için. Ruhumla, vücudumla müziğin ne kadar derinlerine dalabilirsem, yüreğimi dinleyiciye ne kadar açabilirsem yorum o kadar güzelleşir. Orkestralar da icrada belirleyici unsurdur, farklı duygusal atmosferler yaratırlar.
Kardeşiniz Tanja’nın çello grubu şefi olduğu düşünülürse, Bremen Oda Orkestrası iyi bildiğiniz topluluklardan biri olmalı… Sezi yıl önce kardeşinizle çaldığınız Brahms’ın ikili konçertosu epeyce yankı uyandırmış. Ne sıklıkla birlikte konser veriyorsunuz?
– Çok sık konser verdiğimizi söyleyebilirim. Küçük ve esnek bir topluluk. Birlikte Brahms çaldığımızda eser, büyük senfoni orkestralarıyla yaptığım icralardan daha farklı bir ruh kazanıyor.

Dinleyiciyi sersem
yerine koyan kemancılar

Öğrencilik yıllarınızda, re majör konçertonun icrasında size hangi tarihi yorum ışık tutmuştu; dinlerken kulaklarınızı tırmalayan çağdaş kayıtlar var mı?
– Çocukluğum Isaac Stern’in plağını dinleyerek geçti. Fakat sonra fark ettim ki, icrada Brahms’ın notada yazdıklarına pek bağlı kalmamış. Yine de çok güzel. Eseri icra etmem gündeme gelince tüm tarihi yorumlara kulaklarımı kapattım ve Brahms’ın notada yazdıklarını rehber kabul ettim. Tüm duygusal ilhamı ondan aldım. Tabii ki dinlemeye katlanamadığım pek çok yorum var. Notada yazanları dikkate almadan eseri icra eden, dinleyicisini sersem yerine koyan o kadar çok kemancı var ki… Fakat bu konuda isim vermeyeceğim (Gülüyor). Oysa re majör konçerto neredeyse kutsal sayılabilecek bir eserdir, Brahms’ın duygusal ifadede zirveye ulaştığı noktadır.
Sizin gibi, önceliği notada yazanlara veren Frank Peter Zimmerman, “Geçmişin büyük ustalarını kim olduklarını bilmeden dinleseniz bile 20 saniyede üsluplarından tanıyabilirsiniz, günümüzün kemancıları birbirinin kopyası” demişti. Eğitimci ve yorumcu olarak siz ne düşünüyorsunuz?
– Kemanımın 20 saniyede tanınmasını istemezdim doğrusu. Benim açımdan cazip bir nitelik değil. Çünkü Mozart, Brahms, Bartok’ta farklı tınlar. Nathan Milstein yorumlarında üçü de kesinlikle aynı tınlar. Geçen yüzyılda zirvedeki kemancı sayısı 10 civarındaysa, bugün en az 40 virtüöz var, dolayısıyla her birini tanımak, hatırlamak zor. Bununla birlikte birbirinden çok farklı tınıya sahip birçok kemancı var… Zimmerman ile Kremer’in yorumlarını karşılaştırdığınızda ne kadar farklı olduklarını görebilirsiniz.

Hayalim Schubert ve Berg kaydetmek

50 yaşına girmeden önce, son bir yılda gerçekleştirmek istediğiniz hayaliniz var mı?
– Bu akşam Carnegie Hall’da Londra Filarmoni’yle Beethoven’in konçertosunu yorumlayacağım. Brahms’ı geçen ay Berlin Filarmoni’yle çalmıştım, haziranda Viyana Filarmoni Orkestrası’yla yorumlayacağım. En sevdiğim eserleri, en iyi orkestralarla yorumlamak hayalimdi, bunlar gerçekleşiyor. Pek çok albümüm yayımlandı. Elimde acil kayıt listesi yok. Fakat Brahms’ı bir kez daha kaydetmek istiyorum. En çok arzu ettiğim projelerden biri Schubert ve Berg’in keman konçertolarını tek albümde buluşturmak. Tabii öncelikle birlikte kayıt yapabileceğim bir şef, orkestra ve gerçekleştirmek için plak firmasına ihtiyacım var. Bunun dışında tek dileğim keman çalmayı mümkün olduğunca sürdürmek
Çağdaş müzik, günümüz bestecilerine arzu ettiğiniz kadar zaman ayırabiliyor musunuz?
– Elimden geldiğince… Son 15 yılda 10 keman konçertosunun prömiyerini yaptım. Geçen yıl Jörg Widmann’ın konçertosunu kaydettim, yayımlandı. Mayısta Cleveland’de seslendireceğim. Sadece iyi olduğuna inandığım eserleri seslendiriyorum. Ligetti, Widmann gibi…
Türk müzikçilerle, bestecilerle yolunuz kesişti mi?
– Geçen yıl Fazıl Say’la bir festivalde karşılaştık, sohbet ettik. Repertuvarımda Türk bestecilerinin konçertosu yok, araştıracak zamanım da olmadı. Öğrencilerime uluslarını sormadığım için aralarında Türk var mı bilmiyorum.
(Serhan Yedig / Mayıs 2015 / Müzik Söyleşileri)

KISA KISA
* 110 civarında konser veriyor * Bunlardan yüzde 25’i oda müziği * Kurduğu Tetzlaff Dörtlüsü’nün çellisti Tanja, küçük kardeşi. * Kardeşi ve piyanist Leif Ove Andsnes’le kaydettiği Schumann üçlüleri 2012’de Gramophone dergisince yılın albümü seçildi. * Yorumcuların aktör gibi olması gerektiğini savunuyor. * Bonn’lu çağdaş lüthiye Stefan-Peter Greiner’in yaptığı kemanla çalıyor. * Her sezonda en az 20 farklı konçerto seslendiriyor. * Eşi Diemut, Frankfurt Opera Orkestrası’nda klarnetçi. Çiftin 17,20, 22 yaşında üç çocuğundan küçük olanları çellist ve obuacı, ağabeyleri psikoloji öğrenimi görüyor. * Frankfurt’taki Krononberg Akademisi’nde öğretim üyesi. * Anne ve babası kilise korosunda tanışan amatör müzikçiler. Ablası Lübeck Konservatuvarı’nda flüt öğretmeni. Ağabeyi ise Bremerhaven Konser Salonu müzik yönetmeni. * 1990’larda sol parmak uçlarında başlayan sinir yıpranması sorunu onu 2002’de kemanı bırakma noktasına getirdi. Çözümü sporla kan dolaşımını artırmakta buldu. Konserden önce otelde ya da kuliste bisikletle ısınıyor, kimi zaman parmak uçlarına bal sürüp sorunu azaltıyor.

Linkler

Biyografisi

Kişisel web sayfası

YAZIYI PAYLAŞIN

Yorum Yazın

error: Content is protected !!