Daniel Barenboim / İçimdeki çocuğu, merakımı canlı tutarak yaşattım

0

İsrail’de uygulanan Filistin politikalarının yılmaz muhalifi, Filistin’in “onursal vatandaşı,” iki ülkenin gençlerini buluşturan Doğu Batı Divanı Orkestrası’nın kurucusu, Beethoven’in sonat ve konçertolarının iddialı yorumcusu… Daniel Barenboim, 2009 yazında  İstanbul Müzik Festivali’ne katıldı, şefliğini yaptığı La Scala Filarmoni eşliğinde Beethoven’in 3. Piyano Konçertosu’nu seslendirdi. Türkiye’ye gelmeden görüşmek için aradığımızda Viyana’da Viyana Filarmoni’yle vereceği yaz konseri için sahneye çıkmaya hazırlanıyordu. 30 dakikada sorularımızı yanıtladı…

Yeni kitabınız “Müzik Zamanı Hızlandırır”da sessizliğin müzikteki önemini vurgulamışsınız. Kimi zaman sessizlik en yüksek sesli melodiden daha etkilidir, diyorsunuz. Ne zaman, nasıl keşfettiniz sessizliğin önemini? Zaman içinde sessizliğe bakışınız nasıl değişti?

– Çok küçük yaşlarda, babam, müziğin iç ve dış bağlantılarına dikkatle bakma alışkanlığı kazandırmıştı. Ses ve sessizliğin müziğin ögelerinden biri olduğunu gösterdi bana. O da piyanistti. Birlikte çalışırken adeta sessizliği çalardık müzik gibi. Elimizi tuşlardan kaldırıp, beklemekle yetinmezdik. Bu dönemde sessizliğin, müziğin bir parçası olduğunu net olarak öğrenmiştim. Sonraları, sanırım 20’li yaşlarımda, sessizliğin anlatımcı özelliğini fark ettim. Burada en önemli nokta şu: Bana, müziğe çok boyutlu ve sorgulayıcı bakma alışkanlığı çok küçük yaşlarda kazandırılmıştı.

Eğer müzik sizin söylediğiniz gibi, kısıtlı imkanlarla illüzyon yaratma sanatıysa, görsel ve işitsel teknolojinin bu kadar geliştiği bir çağda akustik çalgılarla, izleyiciyi etkileyecek illüzyonlar yaratmak hâlâ mümkün mü?

– Evet müzik bir illüzyon sanatıdır, çünkü doğa kurallarına meydan okur. Hatta bazılarını alt eder. Teknolojik gelişmeler müziğin temel üretim biçimini değiştirmedi. Müziği milyonlarca dinleyiciye ulaştırmayı kolaylaştırdı sadece. Çağdaş müziğe etkisinin olup olmayacağını zaman içinde göreceğiz. Şimdiden bu konuda net bir değerlendirme yapmak mümkün değil. Fakat böylesine gelişkin teknolojik imkanların bulunması bile başlıbaşına harika bir şey. Mesela başka yoldan erişemeyeceğim kayıtları sunan YouTube’e şükran borçluyum. Birkaç gün önce birileri YouTube’de Arturo Benedetti Michelangeli’nin 1940’lardan kalma konser görüntülerini izlediğini söyledi. Ben de internete girdim, izledim. Harika bir şey bu.

Opera, piyaniste şarkı akıcılığı kazandırır

17 yıldır Avrupa ve Amerika’nın önemli orkestraları konuk şef olarak yönetiyorsunuz. Sizi daimi şef olarak sadece Paris, Berlin, La Scala gibi opera orkestralarında görüyoruz. Bu zorunluluktan mı kaynaklanıyor yoksa sizin tercihiniz mi? Eğer sizin tercihinizse neden?

– Opera orkestraları, diğerlerinden çok daha büyük oranda doğal esnekliğe sahip. Çünkü opera bu esnekliği gerektirir. İyi bir opera orkestrası, besteciler konusunda çok daha geniş deneyime, bilgiye sahiptir. Örneğin Mozart’ı ele alalım. Senfoni orkestrası, bestecinin senfonilerini, konçertolarını birkaç seranadını bilir. İyi bir opera orkestrası, bunların yanı sıra Mozart’ın operalarını, librettolarıyla müziğini karşılaştırmalı olarak bilir, Mozart’ı daha derinlemesine tanır. Mozart’ın dışında opera ve senfoni besteleyen diğer besteciler için de aynı şey sözkonusu. Bir orkestra müzikçisi için en ideal mekan Berlin Devlet Operası Orkestrası (Staatsoper) gibi, opera, senfonik müzik ve oda müziği konserleri veren bir orkestrada çalışmak.

Operada, opera orkestralarıyla uzun yıllar şef olarak çalışmak müziğe bakışınızı, piyanistliğinizi nasıl etkiledi?

– Opera metin ile müziği birleştiren bir sanat. Opera müzikçiye farklı ögeler arasındaki bağları kavrama konusunda tecrübe kazandırıyor. Somut bir örnek vereyim: Sadece senfonilerini, konçertolarını çaldığınızda Mozart’a bakışınız belirli sınırlar içinde kalıyor. Fakat Figaro operasını biliyorsanız önünüze Mozart’ın müzikal  dünyasına yansıyan çok sayıda öge çıkıyor, bunların birbiriyle bağlantılarını görüyorsunuz: Sosyal sınıflar, aralarındaki çatışmalar, erotizm… Bunun yanı sıra normalde Mozart’ın müziğinde göreceğinizi sanmadığınız, kıskançlık, nefret gibi ögelere rastlıyorsunuz. Tüm bunların ötesinde opera bir piyanist için çok önemli. Şarkı söylemedeki doğal akıcılığı net olarak görebiliyor.

Müzik entelektüel uğraş olmaktan uzaklaşıyor

Beethoven’in tüm piyano sonatlarını 50 yıl sonra yeniden yorumladığınız resital dizileri, video kaydı son iki yılda çok konuşuldu. Bu konudaki bir röportajda, kayıtlar arasındaki farkı değerlendirirken “O zamanlar harika çocuktum. Harika gitti, çocuk kaldı” diyorsunuz. Ölümcül rekabetler, amansız çatışmaların içinden geçip içinizdeki çocuğu nasıl korudunuz?

– Bu işin sırrı merak etmek. Merak etme dürtüsünü canlı tutmak. Merak ettikçe daha çok öğreniyor insan; dünyayı, kendisini, ruhunu… Merak, çocuğu çocuk yapan nitelikleri ileri yaşlarda da yaşatmayı sağlıyor.

Müziğin entelektüel uğraşlardan soyutlanmasından şikayet edip, “Goethe’yi hiç okumayan bir solist nasıl Beethoven çalabilir” diyorsunuz. Dünya sahnelerinde Goethe’den çok spor otomobiller, bilgisayar oyunları, dünya borsalarıyla ilgilenen solistler artıyor. Orkestra şefi olarak bu solistlerle karşılaştığınızda ne yapıyorsunuz, solist seçme lüksünüz var mı?

– Piyanist Arthur Rubinstein, Cervantes’i İspanyolca, Dostoyevski’yi Rusça, Voltaire’i Fransızca orijinal metinden okurdu. Geçmişte müzik başlıbaşına bir kültürdü. Şimdilerde uzmanlık alanına dönüştü. Bahsettiğiniz türde solistlerle pek karşılaşmıyorum. Şikago Senfoni’nin daimi şefiyken çok sayıda konser yönetiyor, solistlerle çalışıyordum. Fakat son yıllarda çok sınırlı orkestra konseri veriyorum. Bunların çoğu solistsiz. Nadiren solistlerle karşılaştığımda da bu tür sorunlar yaşamıyorum.

Divan Orkestrası’ndaki Türklerin sayısı arttı

Üç yıl sonra hayatınızda yeni bir döneme giriyorsunuz. 70’li yaşlarınız için en önemli hedefiniz, planınız?

– Zor bir soru doğrusu. Uzun erimli planlar yapacak kadar zamanım yok ne yazık ki. Sadece Doğu Batı Divanı Orkestrası’yla yeryüzündeki tüm ülkelere gidip konser vermek istediğimi söyleyebilirim. Lübnan, Suriye, Ürdün, Mısır, Filistin ve İsrail’de konserler vermek istiyorum. Bence yaptığım en önemli iş bu orkestra. Biliyorsunuz üyeleri farklı ülkelerin müzikçileri. Projenin gerçek boyutları, amaçları, tüm üyelerinin ülkesinde konser vermeyi başardığımızda gerçekleşecek. Bunu henüz gerçekleştiremedik. ABD Başkanı Obama’nın Mısır’da yaptığı konuşma bana bu açıdan umut verdi. Diğerlerinin varlığını kabul etmek, acılarını fark etmek, iletişim kurmak için çaba göstermek gibi kavramlara vurgu yaptı. Belki bu yaklaşımın vurgulanması, Ortadoğu için yeni bir fırsatın başlangıcı olur.

2006’da Doğu Batı Divanı Orkestrası’yla İstanbul’a geldiğinizde tek Türk müzikçi çellist Orhan Çelebi’ydi. Orkestradaki Türklerin sayısı arttı mı?

– Sayıları üçe yükseldi. Şu anda birer keman ve viyolacımız var. Türk kornocumuz ise hasta.

Bu orkestraya katılmak isteyenler size nasıl ulaşabilir?

– Web sayfama mesaj gönderebilirler.

Klasiğin yanı sıra caz ve tango albümleri yayımladınız. Oğlunuzla bu çalışmaları bir adım daha ileri götürmeyi düşünüyor musunuz?

– Hayır, şimdilik böyle bir çalışma düşünmüyorum.

Oğullarınızla birlikte herhangi bir müzikal çalışma yapıyor musunuz?

– İki oğlum var, biri klasikle ilgileniyor, diğeri hip-hop’çu… Hip-hopçu olanla da zaman zaman müzik üstüne sohbet ediyoruz. Şimdilik ortak çalışma yapmayı düşünmedik. Belki gelecekte bir gün olabilir. Kim bilir?

İstanbul’da seslendireceğiniz Beethoven’in 3 Piyano Konçertosu’nu yaklaşık 40 yıl önce Otto Klemperer’le kaydetmiştiniz. Herhalde en az 50 yıldır bu eser repertuvarınızda. Zaman içinde konçertoya bakışınızda ne gibi bir değişim oldu?

– Geçmişi düşünmeyi pek sevmiyorum. Bugün üzerine düşünmeyi de… Geleceğe bakıyorum. Sürekli dönüşüm içindeyiz, hayat sürekli dönüşümde. Beethoven’in piyano konçertosu gibi bir esere çalışmanın sonu yoktur. Ömrünüzün sonuna kadar, her yıl yeni bir şeyler keşfeder, yeni bir şeyler öğrenirsiniz. Her konserde, geçmişte fark etmediğiniz en azından küçük bir ayrıntı keşfedersiniz. İstanbul’a geleceğim, ödül alacağım, Beethoven çalacağım için gerçekten çok sevinçliyim.

Kıtaların, kültürlerin kesiştiği İstanbul’da ödül alacağım için çok mutluyum

Bu yıl, size ilk kez Viyana Filarmoni’nin yeni yıl konserini yönetme onurunun verildiği, BBC’den tüm dünyaya canlı yayımlanan konserde hiç beklenmedik bir konuşma yaptınız. İsrail’in o günlerde Filistin’de başlattığı, dünyanın izlemekle yetindiği kanlı operasyonu gündeme getirdiniz. Herhalde bu tavrınız muhafazakar Viyanalıların tüylerini diken diken etmiştir. Sahneden indikten sonra sizi şaşırtan olumlu ya da olumsuz tepkiler aldınız mı?

– Politika yapmadım, sadece barış dileğimi dile getirdim. Sadece olumlu tepkiler aldım. Çok sayıda kişi aradı, tebrik etti. Hepsi bu. Çok olumsuz ve şaşırtıcı bir tepki gelmedi.

Sanırım müzikal kariyeriniz açısından Rus ruleti olarak değerlendirilebilecek bir başka olay, geçen yıl Filistin’in çabalarınızdan dolayı sunduğu onursal vatandaşlığı kabul etmenizdi. 10 yıl önce Edward Said’le birlikte, iki toplum arasında köprü kurma amacıyla başlattığınız çalışmalarda ciddi krizler yaşandı, tehlikeler atlattınız. Vatandaşlık haberi size ulaştığında ilk aklınıza gelen hangisiydi, içerdeği riskler mi, atlattığınız tehlikeler mi?

– O anda sadece çok mutlu olduğumu hatırlıyorum… Haberi New York’ta, Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Kofi Annan’ın göreve vedası nedeniyle verilen özel konseri yönetirken aldım. Hatta Başbakan Tayyip Erdoğan’la da tanışmıştım bu konser sırasında. Konserden sonra Filistin’in BM temsilcisi, vatandaşlık kararından bahsetti. Hatta, İsrail’in BM temsilcisi de yanımızda duruyordu. “Filistin’de eğitime yaptığınız katkılardan dolayı size onursal vatandaşlık vermek istiyoruz, kabul eder misiniz” diye sordu. Ben de, bundan gurur duyarım, dedim. Çok sevdim. Filistin’i müzikle buluşturma çabamın Filistinliler tarafından takdir edilmesi sevindiriciydi. Doğrusunu söylemek gerekirse, riskleri ya da olası getirileri üzerine hiç düşünmedim.

Dolabınızdaki yedi Grammy, Wolf Ödülü, RPR Altın Madalyası’nın yanına İstanbul Festivali’nin 2009 Ömürboyu Başarı Ödülü geliyor. Bu ödülün diğerlerinden farkı olacak mı sizce?

– Çok mutluyum… Hayatımda sadece bir kez, 2006’da Doğu Batı Divanı Orkestrası’yla İstanbul’a geldim. Fakat Avrupa ile Asya’yı birleştiren bir şehirle karşılaşmak beni çok etkiledi. Bu coğrafi özellik aynı zamanda, kıtalar, toplumlar, bireyler, dinler açısından derin anlamlar taşıyor. Tüm bu bağlantıları simgeleyen bir şehirde ödül almak bana gerçekten mutluluk veriyor.

(Serhan Yedig / Hürriyet Gazetesi / 21 Haziran 2009)

İSRAİL, ARAFAT’I SIKIŞTIRMAK İÇİN HAMAS’I DESTEKLEMİŞTİ :
Daniel Barenboim, bugüne kadar üç kitap yazdı. Sonuncusu 2008 Kasımı’nda yayımlanan “Müzik Zamanı Hızlandırır / Her şey Birbirine Bağlı”da farklı konulardaki denemelerini bir araya getiriyor. “İki Filistinli’nin Öyküsü” başlıklı yazıda, biri İsrail sınırları içinde diğeri Filistin bölgesinde yaşayan iki gencin müzik sayesinde yaşadığı dönüşümü anlatmış. Canlı bomba olmaya hazırlanan Remzi Aburedvan ve eğitimciliği seçen Salem Abu Aşkar’ın öyküsünün sonunda, iki toplum arasındaki uçurumun, çatışmanın nedenlerini irdeliyor. Bu arada ülkesi İsrail’in Filistin politikalarını sert bir dille eleştiriyor. İsrail’deki Filistinlilerin durumunun, İspanyol Engizisyonu sırasındaki Yahudilerden bile kötü olduğunu, ulusal kimliklerinin silindiğini, bugün tehlike olarak görülen Hamas’ın bir zamanlar İsrail hükümetince Arafat’a karşı desteklendiğini hatırlatıyor. Tıpkı yüzyıllar önce Endülüs’te olduğu gibi, bugün de iki toplumun barış içinde bir arada yaşayıp, birlikte yücelebileceğini savunuyor: “İsrail ve Arap halkının kültürü çeşitliliğiyle, zenginliğiyle şaşırtıcı derecede büyük. Bu kültürel zenginliğin iki toplum arasında engel oluşturmayacak, tam tersine iletişim zemini kuracak, ortak çalışmaya teşvik edecek şekilde, ortak özelliklerini bulup ortaya çıkarmak gerekir. İsrail – Filistin çatışmasındaki paradoks şudur: Bu sorun yerel özellikleri nedeniyle uluslararası önlemlerle çözülemez. Tıpkı yüzyıllık bir zeytin ağacı gibi, bu çatışma zaman içinde birçok dal verdi, etrafa tohumlar saçtı. Bu dalların tohumların hepsi yeni bir problem yarattı. İşte bu nedenle sorunlar hem global hem de yerel düzeyde ele alınmalı.”

İDİL BİRET’İN SINIF ARKADAŞI
Daniel Barenboim, Arjantinli müzisyen bir çiftin çocuğu. Beş yaşında anne ve babasıyla müziğe başladı, iki yıl sonra Buenos Aires’te ilk konserini verdi. 1O yaşındayken ailesi İsrail’e yerleşti. 12 yaşında Igor Markeviç’ten şeflik dersleri aldı. Wilhelm Furtwanler’le tanıştı. Hatta ünlü şefle birlikte, Berlin Filarmoni eşliğinde konser verdi. Paris’te İdil Biret ‘le aynı dönemde Nadia Boulanger’den kompozisyon, armoni dersleri aldı. 1950’lerin sonunda birden bire yıldızı parladı. Birbiri ardına albümler kaydetti. 1967’de çellist Jacqueline du Pré’yle evliliği, eşinin genç yaşta ölümü şöhretini artırdı. Itzhak Perlman, Zubin Mehta, Pinchas Zukerman’la unutulmaz bir oda müziği beşlisi kurdular. Bu gruba, kendi aralarında, mafya çağrışımı yapan esprili “Koşer Nostra” adını takmışlardı. Du Pre’nin hastalığının son döneminde, Barenboim Paris’te Rus piyanist Elena Başkirova’yla yaşamaya başladı. Çiftin iki oğlu oldu. Du Pre’nin ölümünden bir yıl sonra evlendiler. 1975-89 arasında Paris Opera Orkestrası’nın, ardından Şikago Senfoni’nin şefliğini üstlenen Barenboim 1992’den bu yana Berlin Devlet Operası’nın daimi şefi. Geçen yıl La Scala’nın da şefliğini üstlendi. Berlin’de yaşıyor. İsrail, Arjantin ve İspanya vatandaşı. 2001’de İsrail’de Wagner’in bir eserini seslendirerek infial yarattı. Faşizm destekçisi olduğu gerekçesiyle 63 yıldır bestecinin eserleri bu ülkede seslendirilmiyordu. Daha sonra Doğu Batı Divanı Orkestrası’yla, tüm engelleme girişimlerine karşın, Filistin’de konser verdi. Geçen yıl Filistin vatandaşlığını kabul ederek İsrail’de büyük tepki çekti. Meclis başkanı, İsrail vatandaşlığının elinden alınmasını teklif etti. Barenboim’in bugüne kadar EMİ, DG ve WJC’den 130 civarında albümü yayımlandı.

Linkler

Daniel Barenboim’in Biyografisi

Daniel Barenboim’in kişisel web sayfası

Daniel Barenboim’in Facebook sayfası

Batı Doğu Divan Orkestrası

YAZIYI PAYLAŞIN

Yorum Yazın

error: Content is protected !!