Denizcan Eren / Krakow ve Bükreş’te yarışacağım, ödüllerle iyi bir flüt alacağım

0

Denizcan Eren, Fazıl Say gibi iyi bir piyanist olmayı hayal ederek müziğe başlamış, konservatuvarda flüte yönlendirilmişti. Bilkent ve Nice konservatuvarlarından mezun oldu, Maxence Larrieu Yarışması’nı kazandı. Berlin Filarmoni’nin akademisine kabul edildi. 2013’te, 19 yaşında İstanbul’da vereceği konserin öncesinde konuştuğumuzda hayallerini anlatmıştı.

 

Flüt hayalinizdeki enstrüman mıydı?
– Ben hep piyanist olmayı hayal etmiştim. Müzik dolu bir evde büyüdüm. Babam ut çalardı. Annem ise lisede müzik öğretmeniydi. 5 yaşında piyano dersleri almaya başladım. 6 yaşında İzmir Devlet Operası’nın çocuk korusuna girmiştim. Duyduğum şarkıları piyanoda çalıp, detone olmadan söyleyebiliyordum. İlkokulda günde 2-3 saat piyano çalışırdım. Fazıl Say ve İdil Biret’i çok severdim. İzmir’e geldiklerinde konserlerine giderdim. Hayalim Fazıl Say gibi olabilmekti. Bilkent’in piyano bölümü sınavlarına girdim. Seviyem gayet iyiydi. Sınavda yeteneğimin flüt için de uygun olduğu söylendi, flüt bölümüne kabul edildim.
Şok yaşadınız mı?
– İlk birkaç ay çok bocaladım. Piyanoda rekabetin çok yoğun olduğu söylenmişti. Flütte daha fazla şansımın olabileceğini duyunca ikna oldum. Flüt hocam Stiliana Stavreva evladı gibi benimsemişti. Bir o kadar da disiplinliydi. Hocamı çok sevdim. Bu nedenle flütü benimsemem, sevmem zor olmadı. Bir başka önemli konu Bilkent’e burslu kabul edilmiş olmamdı. Zaten aksi halde Bilkent’te öğrenim görmem mümkün değildi.
Piyanoyu tamamen bıraktınız mı?
– Flüt kadar piyanoya da ağırlık verdim. Bilkent’teki öğrenimim boyunca bunu sürdürdüm.
Flüte başladıktan iki yıl sonra orkestra önünde ilk konserinizi vermişsiniz, bunu nasıl başardınız?
– 23 Nisan konserinde, kısa bir eserle Bilkent Gençlik Senfoni Orkestrası’nın solisti olmuştum… Sonraki yıllarda Doğuş Çocuk Senfoni Orkestrası’nın sınavlarını kazandım. Birinci flüt olarak konserlere katıldım. Ankara Gençlik Senfoni Orkestrası’yla konserler verdim. Ankara ve İstanbul’da resitaller verdim…

Paris Konservatuvarı’na hazırlanırken stresten ciğerim delindi

Flütün erganomisinde, üfleme tekniğinde sizi zorlayan, müziği bırakmanın eşiğine getiren sorunlar yaşadınız mı?
– Öğrencilik döneminde yaşadığım, beni çok endişelendiren tek sorun ameliyat geçirmemdi. Lisede, okulun üçüncü yılında akciğerimden ameliyat geçirdim.
Çok çalışmadan kaynaklanan bir sorun muydu?
– Paris Konservatuvarı’nın giriş sınavlarına hazırlanıyordum. Sınav yaklaşırken günde 8 saat çalışmaya başlamıştım. Çok çalışma, zorlamadan çok yaşadığım yoğun stresten dolayı akciğerim delindi. Flütü bırakmak zorunda kalacağımı, müzik hayatımın biteceğini düşünüp çok üzüldüm. Doktorlar ise akciğerlerimin yenileneceğini, eskisinden çok daha iyi çalacağımı söylüyordu. Sonuçta onların söylediği oldu…
Buna rağmen finale kalmayı başarmıştınız galiba…
– Ameliyattan sonra daha çok çalışmaya başladım. Finale kalmayı başardım, fakat kazanamadım.
Bilkent’teki öğrencilik döneminizde Ankara’ya gelen önemli flütçülerle tanışma, birlikte çalışma fırsatı bulabildiniz mi; size şevk veren özel karşılaşmalar oldu mu?
– Emanuel Pahud en sevdiğim flütçüdür. Ankara’da katıldığım iki master class çalışması unutamadığım önemli olaylardan biridir. İlkinde varlık gösterememiştim. Fakat ikincisinde beni çok beğenmişti. Bu bana büyük moral vermişti.
Bu tanışıklık daha sonra yurtdışında size referans oldu mu?
– CV’me ekledim. Nice Konservatuvarı’na kabul edilmemde etkisi olmuştur sanırım.

Yarışmayı kazanamadım ama yeni hocamla tanıştım

Neden Nice Konservatuvarı’nı tercih ettiniz; hocanız Sibel Kumru-Pensel ile yollarınız nasıl kesişti?
– 2007’de Nice’de ünlü flütçü Maxence Larrieu adına düzenlenen yarışmaya başvurdum. Türkiye’den kabul edilen tek öğrenciydim. Jüri üyelerinin isimleri arasında Sibel Kumru-Pensel ismini gördüm. Meğer Larrieu hocasıymış. Yarışmaya katılmak için gittiğimde Sibel Hanım beni evinde misafir etmişti. Dereceye giremedim. Sonrasında beni İstanbul ve Ankara’da düzenlediği master class’lara davet etti, katıldım. Bu tanışıklık nedeniyle Nice Konservatuvarı’nı tercih ettim.
Fransa’daki konservatuvarda zorlandığınız konular oldu mu; örneğin Bilkent’te öğrendiğiniz teknikte değişiklik yapmanız istendi mi?
– Stil ve müzikalite açısından küçük değişiklikler yapmam gerekti. Fakat bu beni zorlamadı. Geçen yıl lisans düzeyinde okulda en yüksek notları alan öğrenci bendim. Bilkent’teki eğitimim bana teknik açıdan güçlü bir altyapı ve müzik kültürü sağlamıştı. Fransa’da bunu geliştirme fırsatını buldum.
Repertuvarınızı hangi yönde geliştiriyorsunuz?
– Repertuvarımda her dönemden eser var. Çağdaş bestecilerin eserlerini de konserlerde seslendiriyorum. Mozart’ın 3 flüt konçertosu, Haydn’ın konçertosu, 20’nci yüzyıl Fransız bestecilerinin eserleri repertuvarımda. Şu anda flüt repertuvarının en zor eserlerinden birine çalışıyorum şu anda.
Nice Konservatuvarı’ndan sonra ne gibi bir yol çizeceksiniz kendinize?
– Mezuniyetime bir yıl var. Yüksek lisans için Fransa ya da Almanya’daki süper konservatuvarlardan birine girmeye çalışacağım.

Burs arayışım sürüyor

Burslu musunuz?
– Annemin ve babamın emekli maaşıyla öğrenimimi sürdürüyorum. Konservatuvarın yanı sıra üniversitede müzikoloji öğrenimi gördüğüm için çok yoğun bir çalışma programım var. Part time iş bulmak, ailemin sağladığı bütçeye destek olmak mümkün değil. Son iki yılda birçok bursa başvurdum. Fakat sonuç alamadım ne yazık ki… Burs bir yana iyi bir enstrümana ihtiyacım var. İyi bir gümüş flüt 15 bin Euro. 2010 yılında İzmir Ulusal Flüt Yarışması’nda ödül olarak kazandığım flütle çalışıyorum şu anda. Yeni başlayanlar için üretilmiş bir flüt. Önemli konserlerde hocamın enstrümanını ödünç alıyorum.
Yarışmalara giriyor musunuz?
– Evet, hatta geçen hafta Montpellier Grande Motte Yarışması’nda 16-19 yaş kategorisinde birinci oldum. Şubatta Monaco’da yarışacağım. Nisanda Polonya’da dört yılda bir düzenlenen 6. Krakow Flüt Yarışması’na çağdaş repertuvarla katılacağım. Ardından Romanya’da düzenlenecek 21’inci Bükreş Jeunesses Uluslararası Flüt Yarışması’na başvuracağım. Hedefim, ödüllerle 15 bin Euro biriktirip, şu anda kullandığım oyuncak benzeri flütten kurtulmak, iyi bir flüt almak. Montpellier Yarışması sonrasında, jüri üyelerinden biri beni özellikle tebrik etti. Fransız Ulusal Senfoni Orkestrası’nın flüt şefiymiş. Ödül olarak verilen piccalo flüt yerine, üstüne para verip daha iyi bir flüt sahibi olmak istediğimi söyledim, bizzat ilgilenme sözü verdi. Sonucu umutla bekliyorum.
Fransa’da derslerin dışında ufkunuzu açacak müzikçilerle karşılaştınız mı, birlikte çalma fırsatınız oldu mu?
– Koloratur soprano Elizabeth Vidal’le tanıştım. Nice’deki müzik festivalinde onun talebi üzerine bir konser verdik birlikte. Master class’larda Lyon Senfoni Orkestrası’nın birinci flütçüsüyle tanıştım. Bunlar benim için ufuk açıcı deneyimler.
Müzik dışında hobiniz var mı?– Hayır yok. Rock ve caz dinlerim. Miles Davis, Charlie Parker, John Coltrane, Herbie Hancock çok sevdiğim müzikçiler. Piyanoyla doğaçlama yaparım. Hepsi bu.

(Serhan Yedig / Aralık 2013 / Müzik Söyleşileri)

Linkler

Denizcan Eren’in Facebook hesabı

YAZIYI PAYLAŞIN

Yorum Yazın

error: Content is protected !!