Jean-Efflam Bavouzet / Beethoven’in piyano sonatını öğrenmek bir hafta, nasıl çalınacağını bulmak bir ömür sürer

0

Jean-Efflam Bavouzet, oyuncak trenlerle dev demiryolları şebekesi kuran meraklı koleksiyoner, maharetli ahçı ve düşünce zenginliğiyle eleştirmenleri büyüleyen, su gibi akıcı üsluba sahip bir piyanist. 15 yıl önce, Washington, New York ve Paris’teki ilk konserlerinde Beethoven’in 28 numaralı sonatını çalmıştı. Birden yolu açılıverdi. “Benim uğurlu eserim” dediği sonatı kimseye bırakmamaya kararlı. 2002 Kışı’nda “Altı Piyanist Beethoven’i Arıyor” konser dizisi için İstanbul’a geldiğinde de bu eseri seslendirdi. İlgisinin nedenini merak ettik, sorduk.

 

Bir pazar ikindisi cep telefonundan aradık Bavouzet’yi. 32 sonata nasıl hazırlandıklarını anlatırken birden durdu. Bilgece bir laf etti: ”Beethoven sonatlarından birinin notalarını öğrenmek bir hafta sürer. Sonra hayatın boyunca nasıl çalınması gerektiğini bulmak için çalışırsın.” Ardından kocaman bir kahkaha… Nefes alıp sürdürdü konuşmasını: “Büyük besteci olmasının sırrı buradadır. Her eseri harika birer ezgi yumağıdır.”
Tecrübe konuşuyor… 39 yaşındaki Bavouzet altı piyanist arasında, yaş itibariyle en “olgunu”. En deneyimlisi aynı zamanda. Le Monde de la Musique’in eleştirmenlerinden Alain Lompech’in yazdıklarına bakarsanız, ulaştığı estetik yetkinlik efsanevi piyanistler Richter ve Gulda’ya çok yakın.

Sir George Solti davet etti, Pierre Boulez’le çaldı

Bavouzet, Paris’te CNSM’de mezun olduktan sonra iki önemli yarışmayı birden kazanarak adını duyurdu. Köln’deki Beethoven Tommasoni Yarışması’nda ve New York’taki Young Concert Artists yarışmalarında birinci oldu. Schuman’ın şiirsel dilini ön plana çıkaran yorumlarıyla Ravel Akademi Ödülü’nü aldıktan sonra genç kuşak piyanistler arasında ön plana çıkmayı başardı. Ama talih kuşu başına Sir George Solti’nin davetiyle kondu. Ünlü şef ondan Paris Orkestrası’yla Bartok’un 3. Piyano Konçertosu’nu çalmasını istedi. Fakat Solti’nin ömrü vefa etmeyince konser bir başka önemli şefin, Pierre Boulez’in yönetiminde Ocak 1998’de gerçekleştirildi. Bavouzet o tarihten bu yana konserden konsere koşuyor. Bartok, Beethoven’in tüm konçertoları, Haydn, Ravel, Schumann’ın piyano için yazdığı eserlerinin çoğunu içeren geniş bir repertuara sahip.
Beethoven’in sonatları Bovouzet’nin eski yoldaşı. Yıllardır konserlerinde çalıyor. Aralarından biri onun için çok özel öneme sahip. Tuhaf, ama gerçek; diğer beş piyanistin en çekindiği eserlerden biri bu: Opus 101, 28 numaralı sonat. Fransa ve Amerika’daki ilk önemli konserlerinde bu eseri çalmış, büyük ilgi çekmiş. “Benim uğurlu sonatım” diyor ondan bahsederken.

Dört besteciyi bir kalemde harcadı

Söz Beethoven sonatlardan açılınca Bavouzet’nin sesi bir anda değişiyor, coşkuyla anlatıyor: “Bu eserler Bach’ın çello sonatlarındaki gibi ustalığın gelişim sürecini yansıtmaz. İlk sonat o güne kadar yazılmış en olgun, duygu yüklü piyano sonatıdır. Sanki, Beethoven çok sevdiği Haydn’a, ey usta bak ne yaptım, demektedir. Aynı zamanda halka, bakın diğerlerinin yapamadığı şeyi becerdim, der. Geri kalan 31 sonattan bazıları inanılmaz güzelliktedir.”
Bavouzet’ye göre, 32 sonatın müzik tarihindeki önemini anlatabilecek en doğru benzetme Hans von Bülow’unki: “Kutsal kitap.” Gerekçesini açıklarken gözü kararıveriyor. Bir kalemde harcıyor dört büyük besteciyi: “Beethoven sonatlarda yenilik arayışındadır, herbirinde tepeden tırnağa yenilenir, sürekli yeni kapılar açar, özel formüller geliştirir. Bu şiddette yenilik arayışını Brahms, Şostakoviç ya da Poulenc’de bulamazsınız. Her sonatını farklı teknikle çalmak gerekir. Tüm yapıtlarında tek teknik isteyen Prokofiyef’e hiç benzemez.”
“6 Piyanist Beethoven’i Arıyor” dizinde, üç yılda gerçekleştirilen altı konser Bavouzet’in sonatlara bakışını değiştirmiş. Eskiden önemsemediği sonatların gizini çözdüğünü, sevmeye başladığını söylüyor. “Eskiden favorim üçüncü sonattı. Çalmak için bir bavul teknik bilgi gerektirir. (Gülüyor) Besteci dinleyiciye oyunlar oynar. İtiraf etmek gerekirse, çalarken dünyaya meydan okuduğumu hissediyordum. Birinci sonatı pek önemsemezdim mesela. Şimdi ne kadar önemli olduğunu anlıyorum. Kimsenin çalmak istemediği 22’nci sonatı da çok severek çalardım. En trajik sonat Appassionata’nın hüzünlü finalinin 22’nciye eksen olduğunu bu konserlerde keşfettim. Şimdi onu da çok seviyorum.”
Üç yıl boyunca Beethoven’in tüm sonatlarıyla yakınlaşmak Bavouzet’nin cesaretini artırmış, serüven tutkusunu pekiştirmiş. Şimdi Ravel’in toplamı 140 dakikayı bulan tüm solo eserlerini bir öğleden sonrada seslendirdiği maraton benzeri konserler veriyor. Yıllar önce Rusya’da gerçekleştirdiği çılgın projeyi yeniden gündeme getirmeye, iki gecede tüm Prokofiyev konçertolarını çalmaya hazırlanıyor. Temposu gayet yoğun. Amerika ve Avrupa arasında mekik dokuyor. Bu arada konservatuvarda yetenekli öğrencilere (aralarından ikisi Türk) ders veriyor, 12 ve 15 yaşındaki kızlarına müziği ve hayatı öğretiyor, düzenlemeler yapıyor. İnanması zor ama, tüm bu işlerin arasında “sayması saatler alacak” hobilerini sürdürüyor.

(Serhan Yedig / Şubat 2002 / İş Müzik)

Linkler

Biyografisi

Kişisel web sayfası

YAZIYI PAYLAŞIN

Yorum Yazın

error: Content is protected !!