Mark Padmore / Ne yazık ki Shakespeare dönemi şarkılarında otantik yorum pek mümkün değil

0

İngiltere’de son yıllarda hızla yıldızı parlayan tenor Mark Padmore “Songs and Sonnets” projesini Kraliyet Shakespeare Tiyatrosu oyuncularından eşi Josette Simon’la birlikte hazırladı. Lutçu Elizabeth Kenny’yi de aralarına alan çift, repertuarlarını Shakespeare ile çağdaşı iki şairin ve üç bestecinin eserlerinden oluşturdu. 2002’nin ilk günlerinde iptal edilen konserleri öncesi aradığımız Padmore’la erken çağ müziğindeki yorum sorunlarını, Britten’dan dünya prömiyerini yaptığı Arvo Part’a uzanan repertuvarını konuştuk.

 

Fotoğraf: Marco Borggreve

Biyografinizde tarihler belirtilmemiş. Yıllardan korkmayacak kadar genç olduğunuzu sanıyorum…
– (Gülüyor) 1961 doğumluyum. Cambridge’den 1982’de mezun oldum.
Klarnet çalarken, yolun yarısında vazgeçip şarkı söylemeye başlamışsınız. Sesiniz nasıl keşfedildi, klarneti neden bıraktınız?
– Klarnette iyi denebilecek düzeye gelmiştim. Kent’te yetenekli öğrenciler için düzenlenen özel kurslara katılıp yeteneğimi geliştirdim. Hafta sonlarında Londra’ya gidip kurslara katılıyordum. Fakat iyi klarnetçilerin sayısı o kadar çok ki, müthiş bir rekabet var. Şarkı da söylüyordum. Yavaş yavaş vokal müziğe ilgim arttı. Cambridge’den, koroya girmem karşılığında, vokal müzik bursu aldım. Partisyon okumayı iyi bilmem işimi kolaylaştırdı. Çünkü King’s College’in korosunda her gün farklı şeyler söylüyorlar. Bu aşmadan sonra tamamen vokal müziğe, adım adım solistliğe yöneldim. Son 10 yıldır önemli solistlerden biri olabilmek için çaba gösteriyorum.

Önce evlendik, sonra projeyi hazırladık

Popüler müzikle ilgilendiniz mi?
– Eşimle birlikte popüler müziğe yakın olduğumuzu söyleyebilirim. Josette ile…
Songs and Sonets projesindeki Josette Simon eşiniz mi? İkinizin biyografisinde de göremedim bu önemli ayrıntıyı.
– Evet, Josette Simon eşim. Çok güzel şarkı söyler. İkimizin de farklı müzik türlerine ilgisi var.
Çöpçatanınız bu proje mi yoksa?….
– (Gülüyor) Önce evlendik, sonra bu proje çıktı ortaya.
Biyografinizden bahsederken iki ilginç rastlantı dikkatimi çekti. Erken çağ müziğinin İngiltere’deki öncülerinden David Munrow sizin doğduğunuz yıl ünlü The Early Music Consort of London’ı kurmuştu. Ve sizin gibi Cambridge’den mezundu. Bizler Barok öncesi müziği onun albümleriyle tanımıştık. Bu alana yönelmenizde Munrow’un etkisi oldu mu?
– Neredeyse tüm albümlerini dinledim. Hepsi arşivimde duruyor. Çocukluk yıllarımda radyoda program yapardı. Çok ilginç şeyler çalardı. Kent’e gelmişti, konsere gitmiştim. Munrow’un programlarının, konserlerinin İngiltere’deki müzikseverler üzerinde çok etkisi oldu. Erken dönem müziğini tanıttı. Beni de etkilediğini, müzik beğenimin çeşitlenmesini sağladığını söyleyebilirim. Erken dönem müziği hakkında bildiklerimin önemli bölümünü ondan öğrendim.
Erken dönem müziği 1980’lerde çok popülerdi, şimdi yavaş yavaş unutuluyor mu; ne dersiniz?
– İlgi devam ediyor. Ama dinleyiciler ilk duydukları andaki tepkiyi vermiyor artık. Erken dönem müziğinin farklı alanlarda etkisini görüyorsunuz. Simon Rattle orkestra yönetirken erken dönem müziğini araştıranların elde ettiği bulguları değerlendiriyor. Orkestralar Barok Çağ’ın eserlerini artık daha bilinçli çalıyor. Erken dönemle ilgili araştırmaların arttığını görüyoruz. Dahası Elvis Castello gibi müzikçiler bu dönemin müziğinden etkileniyor, viyola grubu için beste yapıyor. Röportajlarda yüzyıllar öncesine müzikal yolculuk yapmaktan hoşlandığını söylüyor.

Üç koldan, yılda 80 konser

Bach’tan Britten’a, Henze’ye kadar geniş bir repertuarınız var. Erken dönem müziği repertuarınızın ne kadarını oluşturuyor?
– Şu anda üç farklı alanda çalışıyorum. Operalarda rol alıyorum, orkestralarla konserler veriyorum ve resitaller gerçekleştiriyorum. Bunların yarısı, belki yüzde 40’ı Barok repertuarından. Gerisi Schuman, Wolf’tan çağdaş bestecilere uzanıyor. Britten tenor için öyle çok eser yazmış ki, bunların çoğu repertuarımda. Geniş bir repertuarla çalışmayı seviyorum. Çağdaş müzik yaratıcılığı biliyor.
Çağdaş bestecilerle ortak çalışmalar yapıyor musunuz; size ithaf edilen besteler var mı?
– Henüz yok. Fakat dünya prömiyerlerini yaptığım eserler oldu. Mesela Arvo Part’ın bir eserini Hillard Ensamble’la yorumladık. Gelecekte çağdaş bestecilere oda müziği alanında eser sipariş vermeyi düşünüyorum.
Elektronik haber arşivinden geçen yıl İngiliz basınında hakkınızda yayımlanan yazıları okudum. 50 civarında konser eleştirisi yayımlanmış hakkınızda. Yılda kaç konser veriyorsunuz, sesiniz nasıl dayanıyor bu tempoya?
– Yılda yaklaşık 60 ila 80 arasında konser veriyorum. Epeyce yoğun bir programım olduğunu söyleyebilirim.
Gelelim Songs and Sonnets projesine. Kimin fikriydi, ne kadar üzerinde çalışıldı, repertuarı kim seçti, prömiyeri ne zaman yapıldı, bu güne kadar kaç kez seslendirildi?
– Bazı resitallerde erken dönem repertuarından eserler seslendiriyordum. Metinlerinin çok güzel olduğunu, fakat dinleyicinin bu eski lisanı ilk dinleyişte anlayamadığını farkettim. Aynı dönemin sanatçıları olan Shakespeare ve Done’ın şiirlerini birlikte seslendirmek çok güzel olabilirdi. Aynı dönemin lut için yazılan şarkılarının metni de etkileyici şiirler. Mesela Thomas Campian besteciliğinin yanısıra şair olarak da tanınıyor. Dinleyicilerin şarkı sözlerinde saklı güzellikleri keşfetmesi için fırsat vermek lazım. Kraliyet Shakespeare Topluluğu üyesi Josette Simon’la birlikte çalışma avantajını değerlendirip “Songs and Sonnets” projesini geliştirdik. Konser programını Josette ve lutçu Elizabeth Kenny’yle birlikte hazırladık.

Yeni projeler yolda

Repertuardaki eserler hangi ölçütlere göre seçildi?
– Düşünceyi harekete geçiren bir program hazırladık. Shakespeare, Donne, Samuel Danyel’in şiirlerinden ve aynı dönemde yaşıyan Dowland, Campian, John Danyel’in şarkılarından bir seçki hazırlardık. Dört bölümden oluşuyor. Yeni aşkın heyecanını anlatan şarkılarla başlıyor, ikinci bölüm gerçek aşkı anlatıyor. Daha sonra ayrılık üzerine şarkılar ve şiirler var. Programı daha canlı şarkılarla bitiriyoruz. Proje çok yeni. Bu yaz İngiltere’deki birkaç festivalde seslendirdik. İlk yurtdışı konserimizi İstanbul’da vereceğiz.
Müzikologlar John Danyel’in “Can Dolefull Notes” ve Dowland’ın “In Darknesse Let Me Dwell” adlı lir eşlikli şarkılarının çok önemli olduğunu belirtiyor. 17.yy İngiltere’sinde, şiire en uygun müziğin hangisi olduğu yolunda süre gelen tartışmalara cevap olarak yazılmış bu şarkılar. Sizin repertuarınızda yer alıyor mu?
– Dowland’ın şarkısı repertuarımızda. John Danyel’in o şarkısını ise daha önce yorumladım. Fakat bu programda yer almıyor.
Erken dönem müziği yorumlamanın zorluklarından bahsedelim biraz da; 17.yy aksanını kaynaklardan bulmak bir yana, bu aksanla şarkı söylemek şiir okumak, kontrtenor için yazıldığını sandığımız şarkıları seslendirmek zorlu bir uğraş olmalı.
– Sanıyorum o dönemin şarkılarını sadece bir özel sesle söylemek gerekmez. Tenorlar, sopranolar da yorumladı bu şarkıları. Tamamen otantik şekliyle yorumlamak her zaman mümkün olamıyor. Örneğin Bach’ın Great Passion’ı dinsel müzik. Kilisede seslendirilmek için yapılmış. Oysa biz bugün konser salonlarında seslendiriyoruz. Çoğu kişi CD’den evlerinde dinliyor. Yani temel yaklaşımı değiştiriyorsunuz. Songs and Sonnets projesinde bizim için önemli nokta dinleyenin metni anlaması. Şiirlerle şarkıları buluşturuyoruz. Bu açıdan hem çağdaş bir yaklaşım, hem de geleneği gün ışığına çıkarıyor. Dinleyicinin otantik özellikler yerine seçkiye, eserlerin içeriğine ve yoruma odaklanması müzikten daha çok zevk almasını sağlayacaktır.
Bu proje kaydedilecek mi?
– Kaydetmek isteriz. 2002’de BBC radyosu için kaydedeceğiz. Belki bunun CD’ye dönüşmesi sözkonusu olabilir.
Eşinizle ve bu ekiple başka çalışmalarınız, yeni planlarınız var mı?
– Menajerlerime bu projeyi oda müziği resitalleri dizisine dönüştürmeyi teklif ettim. Şimdilik düşünce aşamasında. Ayrıca daha çağdaş eserlerle, piyano eşliğinde bir Songs and Sonnets konseri hazırlamak istiyoruz. Josette’ın tiyatro, TV projeleri çok yoğun. Boş zamanımızı kesiştirmekte zorlanıyoruz. Benim de gelecek iki yılım çok dolu. Gelecek yaz Aix en Provence Festivali’nde Don Giovanni’yi oynayacağım, Simon Rattle’le St John Passion’ı kaydedeceğiz, bu arada dünyanın birçok ülkesindeki konserler var.
(Serhan Yedig / Ocak 2002/ İş Müzik)

Padmore’un eşi Shakespeare uzmanı: Josette Simon, Londra’daki Royal Shakespeare Company’nin oyuncularından. Aynı zamanda filmlerde, TV dizilerinde rol alıyor, radyo oyunları seslendiriyor. Gelibolu, Özgürlük Çığlığı, Acı Hasat gibi birçok önemli filmin kadrosunda yer aldı. Süt ve Bal’daki oyunuyla Atlantik Film Festivali’nde En İyi Kadın Oyuncu seçildi. Simon, Dramatik Sanatlar ve Konuşma Eğitimi Okulu ile Leicester Üniversitesi mezunu. RSC’de oyunculuğunun yanısıra prodüksiyonlarda da görev alıyor. Prodüktörlüğünü üstlendiği, aynı zamanda rol aldığı After the Fall’la İngiltere’de 1990 ve 1991’de beş ödül birden kazandı. Simon-Padmore çifti bir kız çocuk sahibi.

Linkler

Biyografisi

Kişisel web sayfası

 

YAZIYI PAYLAŞIN

Yorum Yazın

error: Content is protected !!