Emre Ergin / Virtüözitesini Zukerman’la geliştirecek

0

Genç kemancı Emre Engin, Londra Kraliyet Müzik Akademisi’ndeki eğitimini 2014 yazında tamamladı. New York’taki Manhattan Müzik Okulu’nda ünlü kemancı Pinchas Zukerman’ın sınıfına tam burslu olarak kabul edildi. Engin, kariyerindeki bu sıçramada İş Sanat ve İstanbul Müzik Festivali konserlerinin önemli rolünün olduğunu söylüyor. Kemancı Ocak 2016’da, 26 yaşında, İKSV’nin verdiği Aydın Gün Teşvik Ödülü’ne layık bulundu.

 

 

Fotoğraflar: Andrea Tufescu

İstanbul Müzik Festivali’nin 2012’de “Festival Genç Solistini Arıyor” yarışmasını kazanıp programa girmeniz size deneyim ve yeni ilişkiler kurmak açısından neler kazandırdı?
– Onur verici bir fırsattı. Sanat camiasında adımın duyulması için önemli bir adımdı. Londra’daki eğitimin ikinci yılıydı. Kendimi kanıtlamak için güzel bir fırsat elde ettim. Konser güzel geçti. Çaldığım eser benim için çok özeldi. Konser kayıtlarını yurtdışına yarışmalara, okul başvurularına gönderdim. Çok yararı oldu.
Bunun hemen ardından gelen İş Sanat konserini de festival başarısına mı borçlusunuz?
– İş Sanat resitali de Gökhan Aybulus hocamla çalmak müthişti. Çok prestijli bir kurum, İKSV’den sonra önemliydi. Önemli kişilerle tanıştım. Örneğin Hakan Şensoy dinleyiciler arasındaydı. Uzun yıllardır Cihat Aşkın’la çalışıyorum, bana önerilerde bulunuyor. Bu kez de Hakan Şensoy’un değerlendirmelerini, önerilerini almak benim için mutluluk vericiydi.
Londra’daki son dört yılınızın önemli kazanımları nelerdi?
– İzlediğim oda müziği konserleri, müzikaller, tiyatro ve özellikle de operalar ufkumu açtı. Okul orkestrasıyla verdiğim konserlerde, orkestrada çalmanın ne kadar keyifli ve aynı zamanda ne kadar zor olduğunu fark ettim. Bu alanda deneyim kazandım. Andre Previn, Peter Stark gibi önemli şeflerle tanıştım. Benim için bir başka önemli kazanım Talent Unlimited Vakfı’nın kurucusu, yöneticisi Canan Maxton’la karşılaşmamdı. Önemli desteğini gördüm, onların organizasyonuyla birçok konser verdim.
Londra’daki eğitiminizin ilk döneminde zorlandınız mı, Türkiye’de öğrendiğiniz keman tekniğinde önemli değişiklikler yapmanız gerekti mi?
– Uludağ Üniversitesi Devlet Konservatuvarı’ndaki hocam Özgür Özkök, Fransız ekolünden geliyor. Biliyorsunuz, CSO’nun eski başkemancısı Cengiz Özkök’ün oğludur ve alanında tanınmış bir eğitimcidir. Londra’daki hocam ise Rus- Fransız ekolündendi. Onun sayesinde daha güçlü, karakterli çalmaya başladım. Kemanın ses kapasitesini yüzde 50 kullanırken bu oran yüzde 80’lere çıktı. Teknik anlamda ufuk açan bir hocaydı. Şimdi Amerika’da Pinchas Zukerman’la çalıştıktan sonra tekniğimin ne yönde ilerleyeceğini merak ediyorum. Zukerman eğitimci değil, muhtemelen bize tecrübelerini aktaracaktır. Mozart yorumlarıyla ünlü ve gerçekten çok güzel çalıyor. Özellikle sağ el tekniğinde öne çıkan bir kemancı. Bu tekniği empoze etmeye çalışabilir. Deneyeceğim. Tabii bu arada son hocam Itzhak Rashkovsky’nin önerileri de hep kulağımda olacak.
Şu anda repertuvarınızda kaç konçerto var, hangi yönde geliştirmeyi planlıyorsunuz?
– Barok dönem konçertoları ağırlıkta. Bunlar öğrencilik dönemimden gelen, teknik açıdan rahat eserler. Şimdilerde elimde daha çok romantik dönem konçertoları var. Aktif repertuvarındaki konçerto sayısı sekiz. Wieniawski, Şostakoviç, Prokofiyef, Paganini gibi eserler bunlar. Birkaç ay hazırlıkla bu sayı 15’e çıkabilir. Mozart’ın tüm konçertoları, Çaykovski, Saint Seans’ın 3’üncü konçertosu, Vivaldi’nin konçertoları gibi eserleri hemen hazırlayabilirim. Yeni repertuvar oluşturma konusunda bağımsız karar veremiyorum henüz. Master eğitiminden sonra daha özgür olmayı umuyorum. Londra’daki hocam repertuar seçiminde öğrencilerini özgür bırakıyordu. Virtüözite gerektiren Wieniawski, Paganini eserlerine ağırlık vermiştim. Gelecekte hedefim bu eserleri daha sık seslendirmek.
Çağdaş müzik ilginizi çekiyor mu?
– Aslında Bach hayranıyım. Solo sonatlar ve partitaların sadece birini çalmadım, si minor de dahil olunca serinin tümünü tamamlamış olacağım. Okulda iki yıl boyunca görev yaptığım Explore Ensamble sayesinde çağdaş müzikle ilgilenmeye başladım. Mezuniyet eserlerinin prömiyerlerini yapıyorduk. 1920’lerden sonra yazılan konçertoları merak ediyorum. Wolfgang Corngold ve Alban Berg’in keman için yazdığı eserleri çalmak istiyorum.
Pinchas Zukerman’la yollarınız nasıl kesişti?
– Geçen yıl İsrail’de düzenlenen Keshet Eilon Uluslararası Yaz Okulu’na katıldım. Orada tanıştığım, ders aldığım Patty Kopec, Zukerman’ın asistanı. Bu tanışıklık sayesinde Zukerman’ın açacağı master sınıfından haberdar oldum. Ön başvuruya İstanbul Festivali konserimin kayıtlarını gönderdim. Bunlara Londra’da bir kilisede kaydettiğim Bach’ın La minor birinci sonatındandan andante ve allegro bölümlerini ekledim. Ön elemeyi geçtiğim yolunda bilgi gelince ABD’deki sınava girdim. Sekiz kişilik jüride Kopec de yer alıyordu. Sibelius’un konçertosundan iki bölüm, Vieniawski’nin Faust fantezisini çaldım. Zukkerman’ın sınıfı için 100 kişi başvurmuştu. Beş kişilik kontenjana girmeyi başardım. Üstelik okulda tam burslu okuyacağım.
Zukerman gibi önemli bir ustanın önüne çıkmadan önce ne gibi ön hazırlık yaptınız?
– Öncelikle kendimi psikolojik olarak hazırlamaya çalıştım. Bu karşılaşmanın bana güzel yollar açacağına eminim. Yıllar önce Londra’ya giderken, belki başarılı olamayacağımı düşünmüş, hatta kendimi geri dönmeye zihinsel olarak hazırlamıştım. Gelişmeler tam aksi yönde oldu. Hatta son yılımda İngiltere’de kalmaya karar vermiştim. Şimdi önümde yeni bir kapı açılıyor. ABD’ye gidiyorum. Arkadaşlarımdan ABD‘de önemli fırsatlar olduğunu duyuyorum. İnşallah benim de karşıma çıkar…
Birçok Türk virtüöz eğitimciliği, akademisyenliği esas uğraş olarak seçiyor, bunun yanı sıra konserleri sürdürüyor. Siz kendinize nasıl bir yol seçeceksiniz?
– Yeterince tecrübem olmadığı için akademisyenliği şimdilik düşünmüyorum. En azından gelecek 10 yıllık planlarım arasında olmadığını söyleyebilirim. Oda müziği yaşamsal önemde benim için. Londra’da çok iyi oda müziği gruplarında çaldım. Umarım ABD’de de oda müziği yapma fırsatı bulurum. Solistlik şans unsurunun önemli olduğu bir alan; doğru zamanda doğru yerde olmak, doğru kişileri tanımak gerekiyor. Zor bir alternatif olsa da hedefim solistlik alanında ilerlemek.
Yakın gelecekte katılmak istediğiniz, hazırlandığınız önemli yarışmalar var mı?
– Bu yıl Queen Elisabeth Yarışması’na katılmak istiyorum. Talep edilen repertuvarın çoğunu hazırladım. Umarım ABD’den gelmek sorun olmaz. Ayrıca 2016’da düzenlenecek Wieniawski Yarışması’nı bekliyorum. Mutlaka katılacağım.
Yarışmalara kaliteli enstrümanlarla girmek adayların şansını artırıyor, memnun musunuz kemanınızdan?
– Tabii ki ben de Stradivarius kemanla çalmak isterdim… 1820 yılı Grandion yapımı kemanım bu aşamada bana yetiyor. Şu anda kullandığım arşe kemana göre çok yetersiz. Yenileyebilirsem sorun kalmayacak…
Yeni sezon için kesinleşen konserleriniz var mı?
– Geçen hafta Madrid’ten bir resital teklifi aldım. Mart ayında Wieniawski’nin eserlerinden oluşan bir resital vereceğim. 8 Ocak’ta Bursa Senfoni Orkestrası’yla Bruch’un konçertosunu seslendireceğim. Mayısta CSO’yla ve Eskişehir Senfoni’yle konser vermek istiyorum; henüz programları kesinleşmedi…

(Serhan Yedig / Haziran 2014 / Müzik Söyleşileri)

 

14 yaşında Cihat Aşkın’la Bach’ın ikili konçertosunu çalmıştı

Emre Engin, 1991’de  Sakarya’da doğdu. 2001’de Uludağ Üniversitesi Devlet Konservatuvarı’na girerek keman eğitimine Özgür Özkök ile başladı. İlk konserini CAKA (Cihat Aşkın ve Küçük Arkadaşları) projesi kapsamında İstanbul Cemal Reşit Rey Konser Salonu’nda verdi. Konservatuvarın yanı sıra katıldığı masterclass’larda Itzhak Rashkovsky, Cihat Aşkın ve Alexander Markov gibi isimlerle çalışma imkanı buldu. 2005-06 yıllarında CAKA Projesi kapsamında Cihat Aşkın’la çıktığı turnede Bach’ın İkili Koncertosu’nu ve konservatuvar orkestrasıyla bestecinin La minör Konçertosu’nu seslendirdi. 2006, 2007 ve 2013’te İsrail’deki Keshet Eilon Uluslararası Keman Yaz Okulu’ nda Eduard Grach, Patty Kopec, Cihat Aşkın, Ani Schnarch, Vadim Gluzman ve Shlomo Mintz ile çalıştı. 2007’de Bursa Senfoni, 2011’de Samsun Opera ve Balesi Orkestrası’yla konserler verdi. 2009’da Tunus’ta Uluslararası Genç Virtuözler Festivali’ne davet edildi. Aynı yıl İtalya’da katıldığı New Virtuosi adlı keman masterclass’ında Itzhak Rashkovksy’nin öğrencisi oldu. Hemen ardından Londra Kraliyet Müzik Akademisi sınavlarına girip bu okulda Rashkovsky’nin sınıfına seçildi. 2010’da Mesruh Savaş’ın kendisi için bestelediği “Gılgamış’ın Rüyası” adlı eserin dünya prömiyerini Cihat Aşkın yönetimindeki İTÜ MİAM Oda Orkestrası ile gerçekleştirdi. 2011’de Londra Steinway Hall’da, Mstislav Rostropovich ve Dora Schwartsberg gibi ünlü solistlerin piyanisti Alison Rhind ile resital verdi. 2012’de İstanbul Uluslararası Müzik Festivali’nin ilk kez düzenlediği “Festival Genç Solistini Arıyor” adlı yarışmayı kazandı. Ramiz Malik Aslanov şefliğinde İstanbul Üniversitesi Devlet Senfoni Orkestrası eşliğinde Saint Seans’ın üç numaralı keman konçertosunu seslendirdi. Aynı yıl İş Sanat’ın “Parlayan Yıldızlar” projesi kapsamında piyanist Gökhan Aybulus ile bir resital verdi. Emre Engin, Londra’da “Saubat” adlı piyanolu üçlüsüyle de birçok konser gerçekleştirdi. 2013’te Kraliyet Müzik Akademisi’nce verilen Yehudi Menuhin Ödülü’ne layık bulundu. Bu yıl Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası’nca düzenlenen İlhan Özsoy Keman Yarışması’nda birincilik ödülünü kazandı. Temmuzda Londra Kraliyet Müzik Akademisi’nde Prof. Itzhak Rashkovsky’nin sınıfından mezun olan genç kemancı Pinchas Zukerman’in New York Manhattan School of Music’teki sınıfında iki yıllık yüksek lisans programına katılacak. Engin, 2016’da İstanbul Kültür ve Sanat Vakfı’nca verilen Aydın Gün Genç Sanatçılar Teşvik Ödülü’ne layık bulundu.

Linkler

Kişisel web sayfası

 

YAZIYI PAYLAŞIN

Yorum Yazın

error: Content is protected !!