Şecaattin Tanyerli / Alaturkacı olmadığıma pişmanım

0

Unutulmaz tangoların solisti Şecaattin Tanyerli, 1950’li yıllarda şöhretinin doruğuna ulaşmıştı. Hukuk fakültesi mezunuydu, ticaret yapıyordu, yine de gelirinin düşüklüğünden şikayetçiydi. “Gece-gündüz çalışıp ancak geçiniyoruz. Alaturkacılar gibi apartman yaptıracak parayı kazanamıyoruz” diyordu.Tanyerli 1994’te 73 yaşında hayata veda ettiğinde geriye bini aşkın Türkçe tango kaydı bırakmıştı.

Şecaattin Tanyerli’nin sihirkâr sesini İstanbul Radyosu’nda sık sık dinlemek isteyenler şüphesiz ki pek fazladır. Fakat ne çare ki onu her gün dinleyemiyoruz. Her hafta cumartesi günleri 18.30’u iple çeken genç kızlar ve delikanlıların sayısını hesap edebilmek hiç kolay değil.
Kendisiyle Taksim’deki Fıçıcı Abdi Sokağı 8 numaralı evinde uzun boylu konuştum. Röportaj başlamadan evvel şunu söylemek isterim ki Şecaattin Tanyerli, olgun bir erkektir. Konuşurken kelimeleri telâffuz edişinde bile bambaşka bir hususiyet vardır. Tango branşında dans müziğinin muvaffak bir temsilcisi olan Şecaattin’e ilk sualim şu olmuştu:
Bu sanat aşkı sizde nasıl doğdu? Etraflıca anlatır mısınız?
— 1928 yılıydı. Yedi yaşındaydım. Beşiktaş’ta o zamanki adıyla Esma Sultan İlkmektebi’ne başlamıştım. Bütün dersler içinde beni en çok ilgilendiren müzikti. Hocamız piyano başına geçerek biz talebeleri etrafına toplardı. Diğer arkadaşlarıma nazaran kendimi piyanonun tuşlarına kaptırır ve dalardım. Bu hal ilk mektebi bitirinceye kadar devam etti. İstanbul Erkek Lisesi’nin orta kısmına başladığımda, mektepten müzik derslerinden başka hocam Cemil Bey benimle hususî olarak meşgul oluyor ve Eminönü Halkevi’nin korosuna götürüyordu. Daha sonraları ses hocası Goldenberg’den ders aldım.
İlk öğrendiğiniz parçayı hatırlıyor musunuz?
— Fehmi Ege’nin şu tangosudur:
Neden güldün yüzüme baktın
Niçin sevmeden beni yaktın
Şimşek gibi gönlümde çaktın
Kirpiklerini açmadan hançer gibi kalbime soktun.
Şecaattin anlatmaya devam ediyor:
— 1941’de liseyi bitirdim. Hukuk Fakültesi’ne devam ederken sesimi de ihmal etmiyordum. Arkadaşlarımla gittiğimiz bir gazinoda ısrarla söylediğim bir tango, benim profesyonel olarak çalışmama yine arkadaşlarımın ısrarı sebep oldu. Böylece 1942 yılından beri profesyonel olarak çalışmaktayım. Bu arada birçok filme okuduğum gibi dört seneden beri plâk doldurmaktayım. Okuduğum “Papatya ” tangosu satış itibariyle şimdiye kadar Türkiye’de çıkarılan tango plâklarının satış rekorunu kırmış bulunuyor. Yeni çıkan plâklarım da aynı hızla satılıyor.
Adana’dan Bener Aluş rica ediyor: “Cezayir Dansözü” adlı filmde okuduğunuz “Gönül bir aşk arıyor” isimli tangonun güftesini söyler misiniz?
– Bu tango değil. Afro-Küban tarzında bir Rumba. Sözleri şöyle:
Gönül bir aşk arıyor
İnce taze bir kadın
Alev ruhu sarıyor
Geliyor kalbe yakın
Bir sarışın bir kumral
Nasıl isterse olsun
Gözler siyah, dudaklar al
Kalbe sevdalar dolsun.
Evli misiniz?
– Bir seneden beri evliyim. Şerafettin isminde 50 günlük bir oğlum vardır.
Hususî hayatınızda bir kolleksiyon merakınız var mıdır?
– Evet 50 günden beri başladı. Yani Şerafettin’in doğumundan sonra. O merak pul. Oğluma, Allah’ın izniyle 20 yaşında mükemmel bir pul koleksiyonu hediye edeceğim. O zaman bu pullar yarı servet sayılır.
– Sesinizi seven bir dinleyiciniz oğlunuza pul hediye etse kabul eder misiniz?
Güldü:
— Bilmem ki, madem ki hediye…
İlk aldığınız mektubu hatırlıyor musunuz?
— Her sanatkâr gibi evet ben de çok iyi hatırlıyorum.
Tabii bir bayandandır.
— Evet. İzmir’den gelmişti. Sesimin hayranı olduğunu, kendisi için bir resim göndermemi radyoda da arzu ettiği “Son Gül” tangosunu okumamı istiyordu. Zamanla bu arzuyu yerine getirdim.
Mektupları cevaplar mısınız?
– Daima veririm. Zaten bu bence bir sanatkârın vazifesi sayılır.
Müzik bilgisi hakkında düşüncelerinizi anlatır mısınız?
– Geniş bir sual mevzuu. Müzik başlı başına bir ilimdir, insan içine girdikçe derinleşir, kaybo1ur. Müzik bilgisinin her bilgide olduğu, gibi hududu yoktur, bunu kendine branş diye seçenler, bazan en son mertebeye vardıklarını zannederek kendilerini dev aynasında görür. Ne kadar aldandıkları herkesin malûmudur, Bu işle meşgul olan herkes bilâistisna az veya çok bilgiye vâkıftır. Bilgi ile beraber kulak, anlayış, his gibi hassalar birleşerek bir varlık meydana gelir. Bu varlığın ilerleyip yükselmesi için devamlı çalışması elzemdir.
Tango bestekârlarımız hakkında düşünceleriniz nedir?
— Bizde değerli eserler vermiş bestekârlarımız vardır. Fehmi Ege , Necip Celâl, Kadir Cerrahoğlu, Necdet Koyutürk gibi…
Boş vaktinizde nelerle meşgul olursunuz?
— Henüz boş vakit bulamıyorum, gündüz bile ticaretle meşgulüm.
Peki topladığınız paraları hangi bankaya yatırıyorsunuz?
— Gece ve gündüz çalışmamızla ancak geçinebiliyoruz. Malûm ya biz alafrangacılar bankada para biriktirecek ve apartman yapacak derecede para kazanamıyoruz.
Alaturka şarkı okur musunuz?
– Okuyorum ama mikrofonda değil.
Alaturkacı olmadığınıza pişman mısınız?
– Maddî bakımdan evet…
(Zeki Tükel/10 Şubat 1951/Radyo Haftası / Arşiv çalışması ve redaksiyon: Serhan Yedig)

Besteci Necdet Koyutürk, gazeteci Zeki Tükel, Şecaattin Tanyerli (soldan sağa)

 

YAZIYI PAYLAŞIN

Yorum Yazın

error: Content is protected !!