Stelyo Berber / Kendi rembetikolarımızı söylemenin zamanı geldi

0

İçkili, müzikli, danslı kahvehaneler tarihe karıştıktan yüz yıl sonra kentin bu özgün rengini yeniden hayata kazandıran Cafe Aman İstanbul onuncu yılını kutluyor. 28 Ocak’ta CRR’de verdikleri konserde rembetikoların yanı sıra İstanbul’un 300 yıllık ses mirasından kasabiko, saz semaisi ve şehre adanmış şarkıları seslendirdiler. Grubun kurucularından Stelyo Berber “Elimizdeki geniş repertuvara kendi şarkılarımızı eklemeye hazırlanıyoruz” diyor.

 

Stelyo Berber-Pelin Ünal

Cafe Aman İstanbul kurulduğunda şehrin son “cafe aman”ı kapanalı kaç yıl olmuştu??

-Yüzyıldan fazla zaman geçmiş olmalı. Araştırmacı Teodoros Hacipantazis’in 1986’da yayımlanan “Doğu Müziğinin Aşıkları” başlıklı kitabına göre, 19. yüzyılın son çeyreğinde İstanbul, İzmir, Ayvalık gibi liman şehirlerinde ortaya çıkıyor, Siroz Adası, Selanik, hatta ABD’ye kadar yayılıyor. Bunlar, Fransa’daki Cafe Chantant’lar gibi, içki de sunulan müzikli kahvehaneler. Semtlerin sosyalleşme mekanı günümüzün pavyonlarına da benziyor. Muhtemelen içkinin yanında atıştırmalık da ikram ediliyor. 20’nci yüzyılın başında İstanbul ve İzmir’de devrini tamamlayıp meyhaneye dönüşüyor ve ortadan kayboluyor.

Özel füzyon ortamı

Eğlencenin ötesinde müzikal açıdan önemi nedir?

– Limana yakın kurulan bu kafelerde Osmanlı coğrafyasından pek çok gezgin müzikçi bir araya gelip şehir müziği rebetiko yapıyordu. Şehirlerde kendi mahallelerinde kısmen izole yaşayan Rum, Yahudi, Ermeni, Müslümanlar bu mekanlarda bir araya gelip eğlenebiliyordu. Çok kültürlülüğün yaşandığı bu mekanlar sayesinde normal koşullarda yolu kesişmeyecek müzisyenler buluşup birbiriyle etkileşime giriyordu. Bu özel ortamda oluşan füzyon kent kültüründe iz bırakmış. İstanbul’un cafe aman’ları semtlerin nüfus yapısına göre karakteristik farklılıklar gösteriyor. En güzel örnek, Balkan göçmeni müzikçilerin çaldığı Tatavla, yani günümüz Kurtuluş’undaki mekanlar. Tatavla’nın müziği daha akıcı, ritmik, coşkulu. Rebetiko çağında efsanevi solistler yetişmiş. Kör Katina, İzmir’den göçtüğü Atina’da çok ünlü olmuş. Eftalya (Denizkızı değil) bir başka efsane. Elimizde cafe aman çağından kalan beş bini aşkın şarkı var. Biz İstanbul şehir müziği olarak değerlendirdiğimiz rebetikonun yanı sıra kentin 12. yüzyıl türkülerinden 1950’lere kadar uzanan ses mirasına yöneldik. Yunanistan’da İstanbul için yazılmış şarkıları da repertuvarımıza aldık.

10 yıllık çalışmanızın en güzel keşifleri, kesişmeleri nelerdi?

– Çocukluğumdan bu yana plak ve kayıt topluyorum. Bu süreçte İngiliz rembetiko koleksiyoneri Charlie Howard ile tanıştım. Hiç dinlenmemişçesine temiz plaklar toplar. Bana tüm koleksiyonunun elektronik kopyasını hediye etti.

İstanbul şarkılarını Atina’da iki akşamda dört bin kişi dinledi

10 yılın unutulmaz konserleri?

– Selanik’teki 2012 Vomex Etnik Müzik Fuarı’nda Türkiye’yi temsil etmek bize heyecan verdi. Fransa’nın Normandiya kıyılarındaki Tatihou Adası’ndaki festivale denizden gittik, dinleyicilerimiz ise konser saatinde gelgit nedeniyle çekilen denizden yürüyerek geldi, konserden sonra biz yine yükselen denizi tekneyle geçtik. Slovenya’da endişeyle katıldığımız Pohoda Festivali’nde rock ve hip-hop’çuların arasında repertuvarımız o kadar ilgi çekti ki biz de şaşırdık. Geçen sonbaharda Atina’nın iki bin kişilik saygın salonu Megaron’da verdiğimiz İstanbul müzikleri temalı iki konserin biletleri 15 gün öncesinden tükendi. Konser sonrasında büyükelçiliğimizin kanalıyla eski İstanbulluların kaldığı huzurevini ziyaret ettik ve gözyaşları içinde onlarla şarkı söyledik.

CRR repertuvarını nasıl oluşturdunuz?

– Son 300 yılda şehirde üretilmiş ya da dışarıda İstanbul için söylenmiş şarkılardan oluştu repertuvarımız. Neşeli Tatavla kasabikosu ile başlayıp rembetikolar, türküler, oyun havaları sunacağız. İkinci bölüm Zaharya ve Kiriazis’in saz semaileriyle başlayıp Yesari Asım, Muhlis Sabahattin Ezgi, Kaldaras, Dervetionis gibi şehre ruhunu veren ya da sevgilerini sunan bestecilerin eserleriyle devam edecek. Baharat filminden “Bahar, Tarçın ve Buse” gibi sürprizlere de yer vereceğiz. Eşim Pelin Suer’le seslendireceğimiz şarkıların düzenlemesini yedi kişilik enstrüman grubunun lideri kemancı Manolis Kottoros yaptı. Buzukicimiz Vasilis Kasouras, Selanik’ten gelecek.

Sizi dinleyip rembetiko besteleyen oldu mu?

– Bundan sonraki hedefimiz kendi rembetikolarımızı da söylemek. Bu amaçla çalışmaya başladık. Yunanistan’dan gönüllü besteciler çıktı, umarım Türkiye’den de çıkar. İkinci albümümüzü bu şarkılardan oluşturmak istiyoruz.

(Serhan Yedig / 24 Ocak 2018 / Müzik Söyleşileri)

Linkler

Cafe Aman’ın Facebook sayfası

Stelyo Berber’in Facebook sayfası

YAZIYI PAYLAŞIN

Yorum Yazın

error: Content is protected !!