Tolgahan Çoğulu / Hayalim tek tuşla Tamburi Cemil ya da Rönesans perde düzenine geçecek gitar yapmak

0

Tasarladığı değişebilir perdeli mikrotonal akustik gitarla 2014’de Georgia Teknik Üniversitesi’nin yeni enstrüman yarışmasında birinci olan Tolgahan Çoğulu, şimdi çalgısını daha da geliştirmek için çalışıyor. Bu arada Sinan Cem Özdemir’le bir araya geldi “Mikrotonal Gitar Duo” albümünü kaydetti. İkili, mikrotonal ve perdesiz gitarlarla klasik, caz, popun yanı sıra halk müziğinin aynı kolaylıkla, keyifle çalınabileceğini kanıtlıyor.

 

Mikrotonal gitarı kullandığınız ilk albüm “Atlas” yayımlanalı beş yıl oldu. You Tube’deki videolarınız bu süreçte milyonlarca kez tıklandı. Yurtdışından ne gibi tepkiler geliyor?
– Klasik gitar tınısını bozmadan, mikrotonları elde edecek bir enstrümanda, çoksesli Rönesans repertuvarının yanı sıra makamsal müzik de çalabilmek istiyordum. Klasik perdesiz gitar bu ihtiyacımı karşılamıyordu. Çünkü sesleri yeterince uzatamıyordum. Sesi ut ile gitar arasındaydı. 8 telli mikrotonal gitarı 2008’de tasarladım, 2009’da ilk kez elime aldım, ardından ilk albümüm Atlas’ı kaydettim. Benim açımdan çok önemli bir dönüm noktası oldu bu albüm. Müzikte yapılması gereken ne kadar çok şey olduğunu fark ettim. Bence müziğin geleceği mikrotonalitede, bu enstrüman benim için önemli bir başlangıçtı. Fakat, dünyaya tanıtmak için de epeyce çaba harcamam, örneğin günde en az 3 saati bu işe ayırmam gerekti… Mikrotonal gitara gelen en güzel tepki 2014 Şubatı’nda ABD’de aldığım ödüldü. Atlanta’daki Georgia Teknik Üniversitesi Teknoloji Bölümü’nce açılan dünyanın tek akademik çalgı tasarımı yarışmasına katıldım. Ön elemede büyük bölümü elektronik olmak üzere 85 çalgı arasından ilk 20’ye kaldım. Finalde mikrotonal gitarla Aşık Veysel çaldım ve birinci oldum. Sonrasında gördüm ki Türkiye’de müzik eleştirmenlerinin dikkatini çekmeyi, konser teklifleri almayı beklersem hiçbir yere varamayacağım. Neyse ki internet ve You Tube çağında yaşıyoruz. Videolar kaydedip yayımlamaya, yurdışında sesimi duyurmaya yöneldim. Son altı yılda, 29 ülkede uluslararası festival ve konferanslarda enstrümanı tanıttım, konserler verdim. You Tube’de açtığım kanalın sürekli takipçileri 8 bine, bazı videoların izlenmesi 1,5 milyona ulaştı. Kimi videoların altındaki yorumların 2 bini bulduğu düşünülürse, gitar epeyce tartışmaya da yol açtı.
Ödül önünüzde yeni kapılar açtı mı; uzaklardan sizi şaşırtan mesajlar geliyor mu?
– Meksika’dan New York’a, Singapur’a farklı ülkelerden 33 besteci, mikrotonal gitar için beste yapıp gönderdi. Yurtdışından gitara büyük bir ilgi var. Pek çok kişi satın almak istiyor. Fakat saptaki perdeler ince işçilik gerektiriyor, maliyeti yüksek: yaklaşık 4 bin Euro civarında.
Bu besteciler size You Tube videoları kanalıyla mı ulaştı?
– 6 yılda gitar festivallerine katılmak, konser vermek için 51 kez yurtdışına çıktım. Mikrotonal müzik çevresinden pek çok besteci, yorumcuyla tanıştım, geniş bir iletişim ağı kurdum.
Türk bestecilerin ilgisini çekti mi gitarınız?
– Evet çekti. Mutlu Torun, Onur Türkmen, Ozan Yarman, Tolga Tüzün, Tolga Yayalar, Mithatcan Öcal, Uğraş Durmuş, Tolga Zafer Özdemir eserler yazdı. Umarım gitar yeni bir müzik teorisinin çıkmasını da sağlar. “Türkiye Makamsal Müzikleri Armoni Teorisi” başlığı altında Anadolu ezgilerinin nasıl çokseslendirilebileceği, melodilerin karşılığında hangi mikrotonların basılacağı bu teoriyle ele alınabilir.

Mikrotonal gitar 1829’dan bu yana mükemmelleştiriliyor

Elinizde prototip gitarın dışında başka örnekler var mı?
– İlk gitarı 2009’da Ekrem Özkarpat 9 ayda yapmıştı. 2014 Şubatı’nda Biriken Aliu ile çalışmaya başladım. Geçen hafta ikinci gitarımı Aliyu yaptı, fakat bu 6 telli. İlk gitardan gördüğüm kadarıyla 6 tel yeterli… Son yıllarda gitarımı vurmalı gibi kullanıyorum. Bu yaklaşımdan hareketle yaptığım 6 telli akustik gitar birkaç ay içinde hazır olacak. Seri üretime geçmeden önce çözülmesi gereken teknik sorunlar var. Kanallara giren perde çubukları karbon-fiber alaşımı ve bir süre sonra deforme olup kanaldan düşüyor. Çözüm için çalışmalarımız sürüyor.  Sap standart hale getirildikten sonra gerisi kolay…
Tasarladığınız gitarı daha da geliştirmeyi deneyen oldu mu, yurtdışında benzerlerine rastlıyor musunuz?
– Mikrotonal gitar tarihine bakarsanız, tasarım 1829’dan bu yana sürekli mükemmelleştiriliyor. İlk örneğin sapında 150 delik varmış. Ben gitar sapına kanal açan iki lüthiyeden ilham aldım. Fransız lüthiye Renaud Lacoc’un 1852, Alman lüthiye Walter Vogt’un 1985’teki tasarımlarını birleştirdim. Gitar sapına açılan kanallara yukarıdan sokulan çubuklarla pratik yoldan perde sayısını artırmayı, perdelerin yerini değiştirmeyi sağlayan bir gitar tasarladım. Bu arada “Bağlama Tekniklerinin Gitara Uyarlanması” başlıklı doktora tezimi yazdım. İTÜ’nün desteğiyle, “Ayarlanabilir Mikrotonal Tasarımı” başlıklı araştırma projesi başlattım. Benden sonra da benzer pek çok gitar tasarlandı. Geçenlerde internette, Almanya’da benim tasarımıma çok benzeyen bir gitarın satışa çıktığını gördüm.
Gitarınıza uluslararası patent almış mıydınız?
– Büyük bütçe gerektiriyor. Ben sadece ulusal patent alabildim… Bu buluşu sahiplenmek yerine paylaşmaktan yanayım. Bu nedenle 2010’da gitarı tanıtan bir videoyu yayımlamıştım. Daha iyisini yapan çıkarsa, bu müziğin yararına olur. Şu anda perde sistemi tek tuşla değişen, otomatik bir gitar için 1,5 yıldır çalışıyorum. İTÜ’nün desteğiyle, KOSGEB bünyesinde elektronik ve mekatronik mühendisleriyle bir grup kurduk. Başarırsak tek tuşla Aşık Veysel’in bağlama, Tanburi Cemil’in tanbur perde düzeni ya da Hint makamları düzeni gitarın perdelerinde otomatik olarak belirecek.
Atlas albümünün kayıtlarını tamamladığınızda nelerin eksik kaldığını düşünmüşünüz, sizi ikinci albüme teşvik eden ne gibi fikirler vardı?
– İlk albümde Anadolu halk müziği ağırlıktaydı. Aşık Veysel deyişleri, Ermeni, Kürt ezgileri… Hayalim Osmanlı makam müziğini seslendirmekti. Saz semaileri, saba, hüzzam makamı… Bunları uygulamak için gereken ekibi kuramadım, yine halk müziklerine yöneldim. Perdesiz gitarla klasik gitarın buluşmasından caz yaklaşımı elde etmek istedim. Halk müziklerinin arasına Rönesans ve sonrasından Batı müziği örnekleri girdi.

Erkan Oğur hayranıyım

Mikrotonal gitarı perdesiz gitarla buluştururken hedefiniz, endişeleriniz nelerdi?
– Herhangi bir endişem yoktu. Perdesiz gitarın sesini çok severim, Erkan Oğur’un hayranıyım. Erkan Oğur sonrasındaki kuşağın müziğini de takip ediyorum. Bu albümü hazırlarken Oğur’un müziğiyle benzeşme endişesi yaşamadım. Çünkü ilk albümümde mikrotonal gitarla, hakkını vererek geleneksel ezgileri yorumlamıştım. Bu kez Sinan’la yeni bir ifade yakalamak için yola çıktık.
Sinan Cem Eroğlu’yla nasıl bir araya geldiniz, ne kadar zamandır birlikte çalışıyorsunuz?
– İTÜ Türk Müziği Devlet Konservatuvarı’nda araştırma görevlisiydik tanıştığımızda. Ben çalgı bölümünde, Sinan ise müzik teorisinde. Atlas albümünü yaparken Yemen Türküsü kaydını internette yayımlamıştım. Bunu dinleyen Sinan, kaydın üstüne emprovizasyon yapıp, kaydetmiş. Kaydı gönderdi. Solo klasik gitar yerine iki gitarlı yorumun çok daha zengin, derin, geniş boyutlu tınladığını gördüm. O tarihten sonra birlikte konserler vermeye başladık. Zaten solo konser gitarcısı olmayı hiç hayal etmedim. O bambaşka bir kariyer. Zorlu bir çalışma istiyor, büyük bir stres altına girmek gerekiyor. Ayrıca solo klasik gitar tınısı da beni tatmin etmiyor. Örneğin solo perdesiz gitar kadar, Erkan Oğur’u solo dinlemek kadar duygulandırmıyor. Grup müziğini, iletişime açık ortamları tercih ediyorum. Mikrotonal gitarı kanun, bağlama, kemençe gibi çalgılarla bir araya getirmek heyecan veriyor. İşte bu nedenle Sinan’la ortak repertuvar oluşturup, sahnede seslendirmeyi tercih ettim.
Repertuvarı nasıl oluşturdunuz, neden tematik yerine eklektik bir seçki yaptınız?
– Çok sevdiğimiz, seslendirmek istediğimiz eserleri seçtik. Ayrıca perdesiz ve mikrotonal gitar ikilisinin halk müziğinde, cazda, barok müzikte, klasik müzikte nasıl tınlayacağını göstermek istedik. Charlie Haden, Erik Satie, Chopin, Bülent Ortaçgil, Aşık Veysel ve Anadolu halk müzikleri… Eklektik gibi görünen bu seçki aslında tınısal olarak birbiriyle bağıntılı. Halk müzikleri dinleyiciye çok sesli değil makamsal, Batı müziğinde karşılığı olmayan akorlar sunuyor. Mesela minör 7/13 ile birlikte bir mikroton basıyorum… Aslında 180 yıldır “makamsal müzikler mikro tonlarıyla çokseslendirilebilir mi” tartışması yapılır. Bu soruna iki çözüm bulunmuştur: Komaları yarım sese dönüştürme ya da suspended akorlarla durumu saklamak. Biz tartışmaya cevap olarak “akorumuzu da basarız, içine mikrotonunu da koyarız” diyoruz. Gereken yerde mikrotonal gitar kullanıyoruz. Örneğin Erik Satie’nin eserlerinde klasik gitar çaldım. Sinan ise Erik Satie ve Chopin bestelerinde hüzzam makamını çağrıştıran bir solo çaldı. Bunlar kendiliğinden çıktı. Bu nedenle eklektik olduğunu düşünmüyorum. Satie ya da Ortaçgil’in müziği de makamsallaştı.
Anadolu ezgileri hangi kriterlerle seçildi?
– Boğaziçi Üniversitesi’ndeki öğrencilik yıllarımda Kardeş Türküler’le çalışmıştım. O günlerden bu yana Anadolu’daki zengin kültürel mozaik, çok kültürlü yapı ilgimi çekiyor. Sinan’la bu zenginliği vurgulamak istedik. Albümde üçer Ermeni ve Kürt ezgisi yer alıyor. “Gelino” bir Gürcü ezgisi.
Albüm repertuvarı daha önce konserlerde çalınmış mıydı?
– Dört yıldır seminerlerde, konserlerde çalıyoruz bu eserleri. You Tube’e birçok video yükledik. CD devri henüz kapanmadığı için tüm bu çalışmaları bir albümde bir araya getirmeye karar verdik. Muhtemelen çok yakında CD devri tamamen kapanacak, internet videoları tamamen egemen olacak piyasaya. Sanırım bu benim son albümüm olacak…

Mikrotonal Bach

Yurtdışında seslendirmiş miydiniz?
– 2011’de İTÜ Devlet Konservatuvarı ile İsveç’teki Erik Sahlström Enstitüsü’nün ortak etkinliği kapsamında Uppsala’ya gittik. Perdesiz gitar ile İsveç yerel çalgısı nikelharp’ı bir araya getiriyordu bu etkinlik. Ayrıca Saraybosna’da çaldık. 2012’de Portekiz’de Porto yakınlarında Santo Tirso Gitar Festivali’ne katıldık. Berlin Sanat Üniversitesi UDK’da 2014’te konser verdik.
Hazırlık ve kayıt ne kadar sürdü?
– Yaklaşık yedi ayda dört kez stüdyoya girdik. Klasikleri, mikrotonal eserleri, en son yeni eserleri seslendirdik.
İcrada zorlandığınız bölümler oldu mu?
– Eman Dilo’da ilk kez gitarımı, Andy McKee tarzı vurmalı çalgı gibi kullandım. Sinan ise E-Bow kullandı. 3 parçada elektro perdesiz gitar çaldı.
Başka ne gibi projeleriniz var?
– “Mikro-makrotonal Bach Deneyi” projesi kapsamında Re Majör 3. Orkestra Süiti’ni 4-5 farklı akort sistemiyle yedişer ölçü çalıp, videoya kaydedeceğim. İzleyici gitarın perdelerini görmeyecek, hangi akord sistemiyle çalındığını tahmin edecek. Amacım Batı müziğindeki matematiksel yarım ses sistemini sorgulamak, mikrotonal sistemdeki doğal seslerin güzelliğini göstermek. Yurtdışında yayımlanacak bir albümde yer almak üzere, besteci arkadaşım İlke Şen’in yazdığı hüseyni makamındaki eseri seslendirip kaydedeceğim. Enis Gümüş’ün gitar ve kanun için düzenlemesiyle Hasan Ferit Alnar’ın Yegah Saz Semaisi’ni seslendireceğim. Würzburg Üniversitesi ile İTÜ, Alman Akademik Değişim Programı (DAAD) desteğiyle 14 kişilik ortak mikrotonal gitar orkestrası kuruyor. İki yıllık çalışma sonucunda Avrupa’da bestecilere eser siparişi verilecek, ardından konserler vereceğiz. Amerikalı besteci Eric Ederer, göçle ilgili bir Suriye ezgisini benim için gitara uyarladı. Bu de seslendirilmeyi bekliyor. Ayrıca, Paco de Lucia’nın altılısından ilhamla bir grup kurmak istiyorum. Mikrotonal ve perdesiz gitar, perküsyon, kemençe, vokal, dansçıdan oluşacak… Mikrotonal gitarı geleneksel çalgılarla buluşturacak ikili çalışmalar yapmayı amaçlıyorum. Bana gönderilen besteleri seslendirmekte zorlandığım için bir araştırma merkezi kurmak, yükseklisans ve doktora öğrencilerime bu eserleri dağıtıp seslendirilmelerini sağlamak istiyorum. Bir başka hayalim Sadun Aksüt’le bir eserini tanbur-mikrotonal gitar ikilisi olarak seslendirmek. Barış Bozkurt’un makamları tespit eden bilgisayar yazılımını kullanarak, tarihi icraları gitara aktarmak.
(Serhan Yedig / 22 Ekim 2015 / Müzik Söyleşileri)

12 yaşında kendimi Heavy Metalci ilan etmiştim

Ankara doğumluyum, fakat 6 yaşında İstanbul’a yerleştik. Annem emekli meslek lisesi öğretmeni, babam Yılmaz Çoğulu ise TRT TV’de Sadun Aksüt’ün sunduğu Taş Plaktan Bugüne, Halit Kıvanç’la Pazar Sabahı gibi yapımların prodüktörüydü. Akordeon çalar. Babamın programlarını, sonunda ismini görmek için sonuna kadar izlerdim. Evde radyodan Türk Sanat Müziği dinlenirdi. Yedi yaş büyük ağabeyim yurtdışından gitar almış, evde çalmaya başlamıştı. Ahmet Kaya, Sezen Aksu dinlerdi. 12 yaşında, ortaokul hazırlıkta heavy metal akımı başlamıştı. Iron Maiden’ı dinleyerek kendimi metalci ilan ettim. Timur Selçuk Müzik Evi’nde klasik gitar öğrenmeye başladım. Lise 1’de babama elektro gitar aldırdım. Lisede grup kurduk, 1970’lerin rock gruplarının müziklerini çalmaya çalışırdık. Boğaziçi İşletme Fakültesi’nin ilk yılında, 1997’de, 19 yaşında, Boğaziçi Folklor Kulübü’nün konserine gitmem hayatımı değiştirdi. Dinlediğim Flamenko gitarın çekimine kapıldım, tekrar klasik gitar çalmaya başladım. Ayhan Akkaya’dan ders aldım. Her gün 4 saat çalıyordum. Türkiye’nin çok kültürülü müzik yapısını ilk kez bu süreçte fark ettim. Üniversitenin 3’üncü sınıfında İşletme Fakültesi’nden mezun olup, müzisyenlik yapmaya karar verdim. Diplomamı aldıktan sonra İTÜ MİAM’ın sınavına kazanıp klasik gitar yüksek lisansına girdim. Boğaziçi Gösteri Sanatları Topluluğu bünyesindeki müzik projelerinde çalmaya başladım. 2005-2007 arasında Kardeş Türküler’de elektro gitar çaldım, çoğu Avrupa’da 65 konser verdik. Halk ezgilerinin, makamsal müziklerin gitara uyarlanması konusunda pratik yaptım. Repertuvar öğrendim. 2003’te master yaparken İTÜ MİAM’a araştırma görevlisi olarak kabul edilmem meslek hayatımda dönüm noktası oldu. 2010’da “Bağlama Tekniklerinin Klasik Gitar İcrasına Uyarlanması” teziyle doktoramı tamamladım. Aynı yıl İTÜ MİAM ve İTÜ Türk Müziği Devlet Konservatuvarı’nda gitar alanında öğretim üyesi olarak ders vermeye başladım. Boğaziçi Üniversitesi Türk Dili Edebiyatı bölümünde okuyan, kulüpte birlikte gitar çaldığımız Halime Öcal ile 2006 yılında evlendim. 2010’da oğlumuz Atlas doğdu. İki yıl sonra yayımlanan ilk albümü de oğlumun ismini verdim

(c) Bu metnin tüm yayın hakları saklıdır, kısmen dahi olsa izinsiz alıntı yapılamaz.

LİNKLER

Tolgahan Çoğulu’nun web sayfası

YAZIYI PAYLAŞIN

Yorum Yazın

error: Content is protected !!