Muzaffer İlkar / Tabiatım böyle, çekingen yaratılmışım

0

Yıl 1950. Geleneksel Türk müziğinin önde gelen besteci ve yorumcularından Muzaffer İlkar 38 yaşında. Akşam gazetesine müzik serüvenini anlatıyor. 50 civarındaki bestesinin sadece ikisinin plak kaydı yapıldığını, eserlerinden para kazanamadığını söylüyor.

Tam 21 senedir radyoda sesini dinlediğimiz Muzaffer İlkar’ın sanatkârların en mahcubu, en çekingeni olduğu kimsenin aklına gelmez.
Benimle bile konuşurken ter içinde kalıyor.
— Çok, kötü bir tabiatım vardır, diyor, Dehşetli sıkılırım. Akrabaların düğünleri olur, arkadaşların toplantıları olur, ağzımı açıp tek şarkı okuyamam. Hattâ bu yüzden bu kabil toplantılara çok defa gitmemeyi tercih ederim. Halkın önünde imkân yok şarkı söyleyemem. Ne yapayım, tabiatım böyle, çekingen yaratılmışım.
Şimdiye kadar ancak 3 defa konsere çıktım. Biri Refik Fersan’ın jübilesiydi. Diğer ikisi de arkadaşların ısrarıyla oldu. Fakat bir daha kolay kolay halk huzuruna çıkabileceğimi hiç tahmin etmiyorum.
Hattâ stüdyoda mikrofon başında bile şarkı söylerken yanımda kimsenin bulunmasına tahammül edemem. Yanımda diğer arkadaşlar olsa, beklerim. Onlar da zaten vaziyeti anlar, beni mikrofonla başbaşa bırakır.
Bu mahcup delikanlı hâlen 38 yaşında. Evli, hem de iki çocuk babası.

17 yaşında Radyo sanatkârı

Muzaffer İlkar şarkıya başlamasını şöyle anlatıyor:
— İlk musiki derslerini Kadıköy’de Şark Musiki Cemiyeti’nden aldım. Piyanist Fulya’nın (Akaydın) delâletiyle 1929’da, 17 yaşında iken İstanbul Radyosu’nda çalışmaya başladım. 1938 e kadar merhum kemani Reşat Bey, Fulya ve Vecihe Daryal’la birlikte devamlı olarak İstanbul Radyosu’nda çalıştık.
1938’de Ankara Radyosu’nun açılışı bize çok cazip geldi. Benim o tarihlerde İstanbul’da bir kurukahveci dükkânım vardı. Fakat radyodan da iyi para veriyorlardı. Dükkânı kapatıp Ankara’ya naklettik. İşte 12 seneden beri de Ankara Radyosu’nda çalışıyoruz. Şimdi elimize geçen para da 1938’de aldığımızdan pek farklı değil. Güç belâ geçinip gidiyoruz.

50 beste

Peki bestelerinizden bir menfaat elde edemiyor musunuz?
— Maalesef… 50’ye yakın bestem var. Şimdiye kadar ancak bunların iki tanesi plâğa alındı. Bunlardan biri; “Hayatımın neşesini hep yanında bulurum” adlı bir şarkı, diğeri de “Zümrüttendir ovası” adlı bir türküydü. Bunların ikisi için 30 – 35 lira kadar bir para aldım. Hem de eski fiyatlar üzerinden değil, bu para daha geçen sene elime geçti. İşte bestelerimden elde ettiğim bütün kazanç bu.
Bestelerinizin içinden en çok hangisini seversiniz?
— En çok sevdiğim bestem, güftesi de benim olan, acem kürdi makamındaki şu şarkı:
“Yükselen nâmenle solan gül
renk aldı
Gözlerinde gözlerim başka
âleme daldı
Sorma bana hiçbir şey,
söylenmedik ne kaldı
Elindeki mızrabın tutunduğum;
tek daldı
Gözlerinde gözlerim başka
âleme daldı.
Bundan başka beğendiğim bir iki şarkım daha var. Bunların da güftesi bana ait.
“Sensiz her gecenin sabahı,
olmayacak sanırım
Kararan gönlüme güneş de
doğmayacak sanırım
Mehtaba yalvarır semadan
geleceksin sanırım
Sana bin can ile bağlıyım,
seni canım sanırım.
Bir diğeri de şudur:
Gönlümün şarkısını
gözlerinde okurum
Sevgimin neşesini sözlerinde
bulurum
Seni bir an görmezsem
kederimden ölürüm
Göreyim şen yüzünü kaçma
benden sevgilim
Sevgimin neşesini sözlerinde
bulurum.
Bu da beğendiğim türkülerimden biri:
Aşkımızda düğüm var, çözemez
onu eller
Ahdımızda ölüm var, bozamaz
onu eller
Gel bu yerden gidelim,
kıskanır bizi eller
Gizli düğün edelim, görmesin
bizi eller.
Bu da en son şarkım. Güftesi Şaheste Hanım’ın. Fakat daha radyoda hiç okumadım:
Kalbime koy başını doktor,
nabzımı bırak
Gülen gözüme değil, ağlayan
gönlüme bak
Muzaffer İlkar’ın daha bir yığın meşhur bestesi var. Fakat onlardan bahsetmek istemiyor. Zaten ter içinde kaldı. Kendisini daha fazla sıkmıyorum.
(Ankaralı / 28 Şubat 1950 / Akşam gazetesi)

 

Share.

Leave A Reply

error: Content is protected !!