Close Menu
    Facebook X (Twitter) Instagram
    Trending
    • İlhan Usmanbaş / Çağdaş bir müzikle herkes ortak sürüklenmeye kapılamaz, ortak kanıya varamaz, hatta varmaması gerekir
    • Emre Yavuz / Ravel albümünü kaydederken aklımda hep okyanus dalgaları vardı
    • Cumhur Canbazoğlu / Popüler orkestraların geleceği parlak değil, gruplar daha şanslı
    • Hakkı Derman / Olimpia’da tek konser vermek üzere Yunanistan’a gittik, bizi üç ay bırakmadılar
    • Dario Moreno / Küçük flörtler uğruna da güzel şarkılar okunabilir
    • Artur Rubinstein / 20 yıldır Chopin’in Etüdler’ini kaydetmek istiyorum, cesaret edemiyorum
    • Andres Segovia / Bach’ın eserleri marş gibi çalınmaz
    • Osman Nihat Akın / Besteciliğim hazin hadiselerle başlar
    Facebook X (Twitter) Instagram YouTube
    yeni siteyeni site
    • Anasayfa
    yeni siteyeni site
    Home»Popüler Müzik»Madredeus / Bizi moda akımlar içinde değerlendirmeyin lütfen
    Popüler Müzik

    Madredeus / Bizi moda akımlar içinde değerlendirmeyin lütfen

    EditörBy EditörMart 14, 2018Yorum yapılmamış4 Mins Read
    Madredeus
    Share
    Facebook Twitter LinkedIn Pinterest Email

    Fado esinli Portekizce şarkılarıyla dünyanın dört bir yanında yüzbinlerce hayran edinen Madredeus, 2000 yılında okyanus rüzgarı gibi ferahlatan bir albümle çıktı dinleyicilerin karşısına. “Electronico”da grubun şarkıları Craig Armstrong, Dusted, Rob da Bank, Telepopmusik, Manitoba’nın remiks’yle chillout’a dönüştü. Piyanist Carlos Trindade’yi aradık, grubun dünü ve bugününü konuştuk.

     

    1980’lerde, isminiz Avrupa’da duyulmadan Japonya’da şöhret oldunuz. 7 turne ve sayısız konserden sonra Japonlar’ın dilini bile bilmedikleri fadolara düşkünlüğünün sırrını çözebildiniz mi?
    – Japonya ve Portekiz arasında tarihi bağlar var. Barutlu silahlar Japonya’ya 16. yy’da Portekizli denizciler sayesinde ulaşmış. Bugün bile iki ülke mutfağında, özellikle balık yemeklerinde, birçok benzerlik görüyoruz. Bunun dışında birçok ortak sözcük var. Biz ekmeğe ‘pao’ diyoruz, onlar ‘pan’. Düğme bizde ‘batao,’ onlarda ‘botan’.

    Teresa’ya armağan yağdı

    Herhalde Lizbon’da Madre De Deus semtinin sokakları Japon turistlerle doludur. Kültür merkezi ya da müze kurmayı düşünüyor musunuz?
    – Lizbon’a birçok Japon turist geliyor. Japonlar diğer kültürlere çok meraklı. Ama biz bir müze kurmayı düşünmüyoruz. Dinleyicilerimiz de bizi Portekiz kültürünün gezgin temsilcileri olarak kabul ediyor. Çünkü trubatorlar (Ortaçağ’ın gezgin ozanları) gibi bir hayatımız var. Dünyayı dolaşıyor, her yerde şarkılarımızı bırakıp ayrılıyoruz.
    Başlangıçta, akordeon müziğinize Akdeniz tınısı veren sihirli renkti. 10 yıl sonra neden çelloyla birlikte kadro dışı kaldı?
    – Enstrümanlardan vazgeçen grup değil. Çellistimiz ve akordeoncumuz gruptan ayrıldı. Arkadaşlarımızdı, ama yolumuza onlarsız devam etmemiz gerekmişti. Tahmin edebileceğiniz gibi, acı, zorlu bir dönemdi bu.
    Dil sorunu nedeniyle şarkılarınızın yanlış anlaşılması sizi üzer mi?
    -Şarkılarımız birer deklarasyon değildir. Bu tınıyı seven, gereksinim duyanlar dinliyor bizi. Zaten müziğin varoluş nedeni de bu. Şarkılar tıpkı kişisel filmlerimizin fon müziği gibidir.
    Solistiniz Teresa’nın büyüsüne kapılan dinleyicilerinizden ilginç mesajlar alıyor musunuz?
    – Dünyanın dört bir yanından armağanlar geliyor Teresa’ya. Resimler, özgün müzikler, şiirler, mektuplar, çiçekler, çeşitli objeler. Japon dinleyiciler konser sonrasında sahneye çıkıp armağanlarını sunuyor. Bir Japon gazetesinde Madredeus müziğinin ve Teresa’nın sesinin gökyüzünden düşen yaprağın hareketine benzediğini yazmışlardı.

    Dans müziği değil, chill out yapıyoruz

    Kurucunuz Magalhaes punkçı geçmişten geldiği halde, sözlerin, şiiirin ön plana çıkması için Madredeus’u akustik bir grup olarak tasarlamıştı. Dans pistleri yerine müziğe ruhunu açan dinleyicileri hedefliyordu. Yeni albümünüz Electronico şarkılarınızı dans müziğine dönüştürmüş. Bu değişimin ardında ne var?
    – Electronico tam bir dans müziği değil. Şimdi çok moda olan, rahatlatıcı bir müzik. Barda arkadaşınızla içerken dinleyip, sevebileceğiniz bir albüm. Chill out denilen bu tür, pistte dans edip yorulan, nefes almak isteyen dinleyiciyi hedefliyor. 1980’lerde Brian Eno’nun geliştirdiği ambiyans müziğinin evrim geçirmiş hali. Madredeus kült müziği olabilir ama moda akımlar içinde değerlendirilemez. Electronico’nun müziğimizi diğer türlerin dinleyicilerine tanıtma açısından önemli bir rol üstleneceğini sanıyoruz.
    Remix için şarkılarınızı teslim edeceğiniz isimleri nasıl seçtiniz?
    -Biz seçmedik. Fikir plak firmamız EMI’den geldi. Electronico’daki gruplarla, isimlerle bağlantı kurdular. Remix’i yapacaklar şarkıyı kendileri seçti. Onlara istedikleri şarkının çok kanallı kaydını gönderdik.
    Beğenmediğiniz, değiştirilmesini istediğiniz remix oldu mu?
    – Biz bu işe hiç karışmadık. Sadece şarkılarımızı verdik.
    Madre De Deus tramvayının yolcuları yeni albümü nasıl karşıladı?
    -Portekiz listelerinde şu anda beş numarada. Yani başarılı olacağı şimdiden görülüyor.
    Madredeus çizgi değiştirip elektronik müziğe yönelmeyi, siyah ceketleri bir kenara atıp giysilerini renklendirmeyi düşünüyor mu?
    – Electronico bizim sesimiz değil. Temelinde şarkılarımız var, o kadar. Eskisi gibi şarkılarımızla dünyayı dolaşmayı sürdürüyoruz. Beşlimiz, sesimiz, giysilerimiz değişmedi.
    Web sayfanıza Türk dinleyicilerden herhangi bir mesaj ulaştınız mı?
    – Türkiye’de müziğimize büyük ilgi olduğunu duyduk. Bu nedenle İstanbul’u konser vermek istediğimiz kentler listemize yazdık.
    Türk müzikçilerle karşılaştınız mı hiç, birlikte çalıştınız mı?
    – Hiç karşılaşmadık. Fakat iki ülke arasında birçok benzerlik olduğunu düşünüyoruz. Coğrafya ve kültür açısından aynı enlemdeyiz. Tek fark boylamda. Yaşam alışkanlıklarımız, kültürlerimiz arasında mutlaka benzeşen şeyler var…
    Dinleyicilerinize ulaştırmamızı istediğiniz bir mesajınız var mı?
    – Öyle hissediyoruz ki günün birinde mutlaka buluşacağız…

     

    LİZBONLU GEZGİN ŞARKICILAR Madredeus 1986’da Lizbon’un kenar mahallelerinden birinde kuruldu. İsmini yakınlarındaki tramvay durağından aldı. Fikir, punk ve rock gruplarında çalan gitarcı Pedro Ayres Magalhaes’ten çıkmıştı: Şiiri ön plana çıkaran, akustik müzik. Bir barda fado söylerken karşılaştıkları 17 yaşındaki Teresa’yı aralarına kattılar. Yalnızlığı, özlemi, daha iyi bir dünya umudunu yansıtan Portekizce şarkıları dil engeline karşın Amerika’dan Japonya’ya kadar yüzbinlerce dinleyiciye ulaştı. Bugüne kadar yayımladıkları altı albüm toplam üç milyonun üzerinde sattı. Geçen yıl Helsinki, Londra, Belgrad, Sao Paulo gibi kentlerdeki konserleri ortalama 90-100 bin kişilik kalabalıklar tarafından izlendi.

    (Serhan Yedig / 10 Ağustos 2000 / Hürriyet)

    Linkler

    Grubun web sayfası
    Grubun biyografisi

    Carlos Trindade exclusive interview Madredeus özel röportaj
    Share. Facebook Twitter Pinterest LinkedIn WhatsApp Reddit Tumblr Email
    Editör
    • Website

    Related Posts

    İlhan Usmanbaş / Çağdaş bir müzikle herkes ortak sürüklenmeye kapılamaz, ortak kanıya varamaz, hatta varmaması gerekir

    Mart 30, 2025

    Emre Yavuz / Ravel albümünü kaydederken aklımda hep okyanus dalgaları vardı

    Mart 27, 2025

    Cumhur Canbazoğlu / Popüler orkestraların geleceği parlak değil, gruplar daha şanslı

    Kasım 23, 2023
    Leave A Reply Cancel Reply

    Facebook X (Twitter) Instagram Pinterest
    © 2026 ThemeSphere. Designed by ThemeSphere.

    Type above and press Enter to search. Press Esc to cancel.