Close Menu
    Facebook X (Twitter) Instagram
    Trending
    • İlhan Usmanbaş / Çağdaş bir müzikle herkes ortak sürüklenmeye kapılamaz, ortak kanıya varamaz, hatta varmaması gerekir
    • Emre Yavuz / Ravel albümünü kaydederken aklımda hep okyanus dalgaları vardı
    • Cumhur Canbazoğlu / Popüler orkestraların geleceği parlak değil, gruplar daha şanslı
    • Hakkı Derman / Olimpia’da tek konser vermek üzere Yunanistan’a gittik, bizi üç ay bırakmadılar
    • Dario Moreno / Küçük flörtler uğruna da güzel şarkılar okunabilir
    • Artur Rubinstein / 20 yıldır Chopin’in Etüdler’ini kaydetmek istiyorum, cesaret edemiyorum
    • Andres Segovia / Bach’ın eserleri marş gibi çalınmaz
    • Osman Nihat Akın / Besteciliğim hazin hadiselerle başlar
    Facebook X (Twitter) Instagram YouTube
    yeni siteyeni site
    Demo
    yeni siteyeni site
    Home»Klasik Müzik»Aleksandr Rudin / Bach maratoncusu
    Klasik Müzik

    Aleksandr Rudin / Bach maratoncusu

    EditörBy EditörOcak 4, 2018Yorum yapılmamış4 Mins Read
    Share
    Facebook Twitter LinkedIn Pinterest Email

    Çellist, orkesra şefi, piyanist, eğitimci… Kısaca İngiliz anahtarı gibi bir müzikçi. 2000 yılı sonbaharında, İstanbul Aya İrini Müzesi’ndeki II. Bach Günleri kapsamında Bach’ın iki konçertosunu, ardından da iki günde bestecinin çello için yazdığı tüm süitleri seslendirmişti. Maraton öncesinde buluştuk, Bach’ı ve çello repertuvarının Everest’i kabul edilen süitleri konuştuk.

    Bach Günleri kapsamındaki konserlerde, iki günde Bach’ın çello ve piyano için birer konçertosunu, chaconne’unu seslendirdiniz, ayrıca üç eserinde orkestrayı yönettiniz. Şimdi iki konserde Bach’ın tüm viyolonsel süitlerini seslendireceksiniz. Maratonu sona bırakmak bir taktik mi?
    – Bu festivali düzenleyenlerin önerisiydi. Önceki yıl aynı eserleri seslendirdiğim resitallar İstanbul’da yankı uyandırmış. Bu kez de festivali böyle bir konserle kapatmak istemişler. Benim için de uygun oldu. Çünkü Frankfurt’ta Prokofiyef’in Çello Konçertosunu çaldım ve ertesi gün İstanbul’a gelip o akşam sahneye çıkmam gerekiyordu. Bir konçerto çaldıktan sonra, süit gibi kapsamlı bir solo çalışmayı seslendirmek için düşünsel ve duygusal olarak hazırlanmak gerekiyor.
    Sadece viyolonselle sahneye çıkıp iki akşamda yedişer bölümlük altı süiti yorumlamak müthiş bir enerji ve konsantrasyon gerektiriyor olmalı. Böyle bir konser kaç konçerto çalmaya bedel?
    – Sahneye tek başına çıktığınızda tüm sorumluluk size ait, özgürsünüz. Bununla birlikte konçerto çalarken orkestranın bölümlerinde nefes alma şansınız var. Çoğunluk orkestrayla çalmanın daha zor olduğunu düşünür. Oysa özel iletişim yolları vardır, bilirseniz sorun yoktur. Ben orkestrayla çalmayı da seviyorum. Bir oyun gibi kabul ediyorum. Anlık esprilere hemen cevap almanın da bir tadı var. Solo ve orkestra arasında seçim yapmak çok zor. Heyecan açısından sorarsanız büyük bir fark yok. Önemli olan bir önceki akşam iyi uyuyup uyuyamadığınız, hava durumu, ellerinizin formunda olması. Bunlar yolundaysa sorun yok.
    Piyanist Alfred Brendel , 60’ını devirdikten sonra Beethoven tüm sonatlarını kaydetmiş ve rötarın sebebini soranlara “Gereken olgunluk düzeyine ulaşmam gerekiyordu” demişti. Çalacağınız süitler de viyolonselcilerin Everest’i galiba. Ustanız Rostropoviç bu zirveye tırmanmak için 1996’ya kadar bekledi.
    – Bu biraz da kişisel seçim. İnsanın hayata yaklaşımı zaman içinde değişiyor. 10, 20 ve 50 yaşımızda dünyaya farklı açıdan bakıyoruz. Yorumcunun üslubu da aynı şekilde değişiyor. Bence viyolonselciler Bach süitlerini değişik dönemlerde en az birkaç kere programlarına almalı ve kaydetmeli. 1995’ten itibaren tüm süitleri toplu çalmaya başladım. Bugüne kadar altı konserde çaldım. İlginçtir, bence en iyi yorum önceki yıl Aya İrini’deki konserde çıktı. Çünkü atmosfer çok etkileyici. Bu yıl tüm süitleri ilk kez kaydettim. CD yayınlanma sırasını bekliyor. Daha şimdiden eserle ilgili bazı fikirlerim değişti. Fikirler değişiyor diye bekleyemezdim. Barok çellist Anner Bylsma 76 yaşında, şu anda üçüncü kez süitleri kaydediyor.

    Süitler hazırolda dinlenmemeli

    Çello süitlerine yaklaşımınız konusunda ne söylemek isterdiniz?
    – Süitler çok özgür ruhla yazılmış, her biri farklı bir dans ruhu taşıyan, sürprizlerle dolu eserler dizisi. O dönemde solist yönü pek fark edilmeyen bir çalgıyı tüm yetenekleriyle ilk kez kullanan eser. Çello tarihi için bir kilometre taşı. Bach zamanında kesin olarak hangi üslupla çalındığını bilmiyoruz. Kitaplardan okuyup, enstrümanlara göre tahmin ediyoruz. Bence müthiş ciddi üslupla, asker gibi çalmamak gerek. Dinleyicilerin de Bach’ı Tanrı, süitleri Tanrı kelamı gibi kabul etmemesinde, hazıroldaymış gibi dinlememesinde yarar var.

    BİR VÜCUTTA ÜÇ DÜNYA: Aleksandr Rudin 1960 doğumlu. Mystislav Rostropoviç, Daniil Shafran gibi efsanevi viyolonselciler yetiştiren Rus ekolünün temsilcisi. Viyolonselci olarak tanınıyor ama aslında İsviçre çakısı bir müzikçi. Diplomalı çellist, piyanist ve şef. Aynı zamanda Moskova Konservatuvarı’nda öğretmen. Musica Viva Akademik Oda Orkestrası’nın kurucusu. Sekiz yaşında ünlü çellist Rostropoviç’in takdirini kazanan Rudin çello eğitimini 1983, şeflik eğitimini 1985, piyano eğitimini 1995’te tamamladı. Leipzig Bach, Moskova’daki Çaykovski yarışmaları dahil birçok uluslararası yarışmada birinci seçildi. Çellonun yanısıra piyano çalmayı da sevdiğini, ama piyanist olarak konserlere çok seyrek çıktığını söylüyor. 1988’den bu yana Spivakov gibi ünlü isimlerin de yer aldığı ve Bach müziği üzerine yoğunlaşan Musica Viva Orkestrası’nın yönetmenliğini yapıyor. Rudin çağdaş müzikle de ilgili. Repertuarında çağdaş Rus bestecilerinin bazılarının ona adanmış eserlerine de yer veriyor. Müzikçi uzun yıllardır, yılda birkaç kez konser için Türkiye’ye geliyor.
    (Serhan Yedig / 28 Eylül 2000 / Hürriyet)

    Linkler

    Plak firması

    Musica Viva

    Aleksandr Rudin Alexander Rudin Bach çello süitleri çello exclusive interview özel röportaj
    Share. Facebook Twitter Pinterest LinkedIn WhatsApp Reddit Tumblr Email
    Editör
    • Website

    Related Posts

    İlhan Usmanbaş / Çağdaş bir müzikle herkes ortak sürüklenmeye kapılamaz, ortak kanıya varamaz, hatta varmaması gerekir

    Mart 30, 2025

    Emre Yavuz / Ravel albümünü kaydederken aklımda hep okyanus dalgaları vardı

    Mart 27, 2025

    Hakkı Derman / Olimpia’da tek konser vermek üzere Yunanistan’a gittik, bizi üç ay bırakmadılar

    Haziran 8, 2023
    Leave A Reply Cancel Reply

    Facebook X (Twitter) Instagram Pinterest
    © 2026 ThemeSphere. Designed by ThemeSphere.

    Type above and press Enter to search. Press Esc to cancel.