Close Menu
    Facebook X (Twitter) Instagram
    Trending
    • İlhan Usmanbaş / Çağdaş bir müzikle herkes ortak sürüklenmeye kapılamaz, ortak kanıya varamaz, hatta varmaması gerekir
    • Emre Yavuz / Ravel albümünü kaydederken aklımda hep okyanus dalgaları vardı
    • Cumhur Canbazoğlu / Popüler orkestraların geleceği parlak değil, gruplar daha şanslı
    • Hakkı Derman / Olimpia’da tek konser vermek üzere Yunanistan’a gittik, bizi üç ay bırakmadılar
    • Dario Moreno / Küçük flörtler uğruna da güzel şarkılar okunabilir
    • Artur Rubinstein / 20 yıldır Chopin’in Etüdler’ini kaydetmek istiyorum, cesaret edemiyorum
    • Andres Segovia / Bach’ın eserleri marş gibi çalınmaz
    • Osman Nihat Akın / Besteciliğim hazin hadiselerle başlar
    Facebook X (Twitter) Instagram YouTube
    yeni siteyeni site
    • Anasayfa
    yeni siteyeni site
    Home»Klasik Müzik»Denizcan Eren / Krakow ve Bükreş’te yarışacağım, ödüllerle iyi bir flüt alacağım
    Klasik Müzik

    Denizcan Eren / Krakow ve Bükreş’te yarışacağım, ödüllerle iyi bir flüt alacağım

    EditörBy EditörMart 29, 2019Yorum yapılmamış5 Mins Read
    https://www.youtube.com/watch?v=WKrAGLKue_8
    Share
    Facebook Twitter LinkedIn Pinterest Email

    Denizcan Eren, Fazıl Say gibi iyi bir piyanist olmayı hayal ederek müziğe başlamış, konservatuvarda flüte yönlendirilmişti. Bilkent ve Nice konservatuvarlarından mezun oldu, Maxence Larrieu Yarışması’nı kazandı. Berlin Filarmoni’nin akademisine kabul edildi. 2013’te, 19 yaşında İstanbul’da vereceği konserin öncesinde konuştuğumuzda hayallerini anlatmıştı.

     

    Flüt hayalinizdeki enstrüman mıydı?
    – Ben hep piyanist olmayı hayal etmiştim. Müzik dolu bir evde büyüdüm. Babam ut çalardı. Annem ise lisede müzik öğretmeniydi. 5 yaşında piyano dersleri almaya başladım. 6 yaşında İzmir Devlet Operası’nın çocuk korusuna girmiştim. Duyduğum şarkıları piyanoda çalıp, detone olmadan söyleyebiliyordum. İlkokulda günde 2-3 saat piyano çalışırdım. Fazıl Say ve İdil Biret’i çok severdim. İzmir’e geldiklerinde konserlerine giderdim. Hayalim Fazıl Say gibi olabilmekti. Bilkent’in piyano bölümü sınavlarına girdim. Seviyem gayet iyiydi. Sınavda yeteneğimin flüt için de uygun olduğu söylendi, flüt bölümüne kabul edildim.
    Şok yaşadınız mı?
    – İlk birkaç ay çok bocaladım. Piyanoda rekabetin çok yoğun olduğu söylenmişti. Flütte daha fazla şansımın olabileceğini duyunca ikna oldum. Flüt hocam Stiliana Stavreva evladı gibi benimsemişti. Bir o kadar da disiplinliydi. Hocamı çok sevdim. Bu nedenle flütü benimsemem, sevmem zor olmadı. Bir başka önemli konu Bilkent’e burslu kabul edilmiş olmamdı. Zaten aksi halde Bilkent’te öğrenim görmem mümkün değildi.
    Piyanoyu tamamen bıraktınız mı?
    – Flüt kadar piyanoya da ağırlık verdim. Bilkent’teki öğrenimim boyunca bunu sürdürdüm.
    Flüte başladıktan iki yıl sonra orkestra önünde ilk konserinizi vermişsiniz, bunu nasıl başardınız?
    – 23 Nisan konserinde, kısa bir eserle Bilkent Gençlik Senfoni Orkestrası’nın solisti olmuştum… Sonraki yıllarda Doğuş Çocuk Senfoni Orkestrası’nın sınavlarını kazandım. Birinci flüt olarak konserlere katıldım. Ankara Gençlik Senfoni Orkestrası’yla konserler verdim. Ankara ve İstanbul’da resitaller verdim…

    Paris Konservatuvarı’na hazırlanırken stresten ciğerim delindi

    Flütün erganomisinde, üfleme tekniğinde sizi zorlayan, müziği bırakmanın eşiğine getiren sorunlar yaşadınız mı?
    – Öğrencilik döneminde yaşadığım, beni çok endişelendiren tek sorun ameliyat geçirmemdi. Lisede, okulun üçüncü yılında akciğerimden ameliyat geçirdim.
    Çok çalışmadan kaynaklanan bir sorun muydu?
    – Paris Konservatuvarı’nın giriş sınavlarına hazırlanıyordum. Sınav yaklaşırken günde 8 saat çalışmaya başlamıştım. Çok çalışma, zorlamadan çok yaşadığım yoğun stresten dolayı akciğerim delindi. Flütü bırakmak zorunda kalacağımı, müzik hayatımın biteceğini düşünüp çok üzüldüm. Doktorlar ise akciğerlerimin yenileneceğini, eskisinden çok daha iyi çalacağımı söylüyordu. Sonuçta onların söylediği oldu…
    Buna rağmen finale kalmayı başarmıştınız galiba…
    – Ameliyattan sonra daha çok çalışmaya başladım. Finale kalmayı başardım, fakat kazanamadım.
    Bilkent’teki öğrencilik döneminizde Ankara’ya gelen önemli flütçülerle tanışma, birlikte çalışma fırsatı bulabildiniz mi; size şevk veren özel karşılaşmalar oldu mu?
    – Emanuel Pahud en sevdiğim flütçüdür. Ankara’da katıldığım iki master class çalışması unutamadığım önemli olaylardan biridir. İlkinde varlık gösterememiştim. Fakat ikincisinde beni çok beğenmişti. Bu bana büyük moral vermişti.
    Bu tanışıklık daha sonra yurtdışında size referans oldu mu?
    – CV’me ekledim. Nice Konservatuvarı’na kabul edilmemde etkisi olmuştur sanırım.

    Yarışmayı kazanamadım ama yeni hocamla tanıştım

    Neden Nice Konservatuvarı’nı tercih ettiniz; hocanız Sibel Kumru-Pensel ile yollarınız nasıl kesişti?
    – 2007’de Nice’de ünlü flütçü Maxence Larrieu adına düzenlenen yarışmaya başvurdum. Türkiye’den kabul edilen tek öğrenciydim. Jüri üyelerinin isimleri arasında Sibel Kumru-Pensel ismini gördüm. Meğer Larrieu hocasıymış. Yarışmaya katılmak için gittiğimde Sibel Hanım beni evinde misafir etmişti. Dereceye giremedim. Sonrasında beni İstanbul ve Ankara’da düzenlediği master class’lara davet etti, katıldım. Bu tanışıklık nedeniyle Nice Konservatuvarı’nı tercih ettim.
    Fransa’daki konservatuvarda zorlandığınız konular oldu mu; örneğin Bilkent’te öğrendiğiniz teknikte değişiklik yapmanız istendi mi?
    – Stil ve müzikalite açısından küçük değişiklikler yapmam gerekti. Fakat bu beni zorlamadı. Geçen yıl lisans düzeyinde okulda en yüksek notları alan öğrenci bendim. Bilkent’teki eğitimim bana teknik açıdan güçlü bir altyapı ve müzik kültürü sağlamıştı. Fransa’da bunu geliştirme fırsatını buldum.
    Repertuvarınızı hangi yönde geliştiriyorsunuz?
    – Repertuvarımda her dönemden eser var. Çağdaş bestecilerin eserlerini de konserlerde seslendiriyorum. Mozart’ın 3 flüt konçertosu, Haydn’ın konçertosu, 20’nci yüzyıl Fransız bestecilerinin eserleri repertuvarımda. Şu anda flüt repertuvarının en zor eserlerinden birine çalışıyorum şu anda.
    Nice Konservatuvarı’ndan sonra ne gibi bir yol çizeceksiniz kendinize?
    – Mezuniyetime bir yıl var. Yüksek lisans için Fransa ya da Almanya’daki süper konservatuvarlardan birine girmeye çalışacağım.

    Burs arayışım sürüyor

    Burslu musunuz?
    – Annemin ve babamın emekli maaşıyla öğrenimimi sürdürüyorum. Konservatuvarın yanı sıra üniversitede müzikoloji öğrenimi gördüğüm için çok yoğun bir çalışma programım var. Part time iş bulmak, ailemin sağladığı bütçeye destek olmak mümkün değil. Son iki yılda birçok bursa başvurdum. Fakat sonuç alamadım ne yazık ki… Burs bir yana iyi bir enstrümana ihtiyacım var. İyi bir gümüş flüt 15 bin Euro. 2010 yılında İzmir Ulusal Flüt Yarışması’nda ödül olarak kazandığım flütle çalışıyorum şu anda. Yeni başlayanlar için üretilmiş bir flüt. Önemli konserlerde hocamın enstrümanını ödünç alıyorum.
    Yarışmalara giriyor musunuz?
    – Evet, hatta geçen hafta Montpellier Grande Motte Yarışması’nda 16-19 yaş kategorisinde birinci oldum. Şubatta Monaco’da yarışacağım. Nisanda Polonya’da dört yılda bir düzenlenen 6. Krakow Flüt Yarışması’na çağdaş repertuvarla katılacağım. Ardından Romanya’da düzenlenecek 21’inci Bükreş Jeunesses Uluslararası Flüt Yarışması’na başvuracağım. Hedefim, ödüllerle 15 bin Euro biriktirip, şu anda kullandığım oyuncak benzeri flütten kurtulmak, iyi bir flüt almak. Montpellier Yarışması sonrasında, jüri üyelerinden biri beni özellikle tebrik etti. Fransız Ulusal Senfoni Orkestrası’nın flüt şefiymiş. Ödül olarak verilen piccalo flüt yerine, üstüne para verip daha iyi bir flüt sahibi olmak istediğimi söyledim, bizzat ilgilenme sözü verdi. Sonucu umutla bekliyorum.
    Fransa’da derslerin dışında ufkunuzu açacak müzikçilerle karşılaştınız mı, birlikte çalma fırsatınız oldu mu?
    – Koloratur soprano Elizabeth Vidal’le tanıştım. Nice’deki müzik festivalinde onun talebi üzerine bir konser verdik birlikte. Master class’larda Lyon Senfoni Orkestrası’nın birinci flütçüsüyle tanıştım. Bunlar benim için ufuk açıcı deneyimler.
    Müzik dışında hobiniz var mı?– Hayır yok. Rock ve caz dinlerim. Miles Davis, Charlie Parker, John Coltrane, Herbie Hancock çok sevdiğim müzikçiler. Piyanoyla doğaçlama yaparım. Hepsi bu.

    (Serhan Yedig / Aralık 2013 / Müzik Söyleşileri)

    Linkler

    Denizcan Eren’in Facebook hesabı

    Denizcan Eren özel röportaj
    Share. Facebook Twitter Pinterest LinkedIn WhatsApp Reddit Tumblr Email
    Editör
    • Website

    Related Posts

    İlhan Usmanbaş / Çağdaş bir müzikle herkes ortak sürüklenmeye kapılamaz, ortak kanıya varamaz, hatta varmaması gerekir

    Mart 30, 2025

    Emre Yavuz / Ravel albümünü kaydederken aklımda hep okyanus dalgaları vardı

    Mart 27, 2025

    Hakkı Derman / Olimpia’da tek konser vermek üzere Yunanistan’a gittik, bizi üç ay bırakmadılar

    Haziran 8, 2023
    Leave A Reply Cancel Reply

    Facebook X (Twitter) Instagram Pinterest
    © 2026 ThemeSphere. Designed by ThemeSphere.

    Type above and press Enter to search. Press Esc to cancel.