Close Menu
    Facebook X (Twitter) Instagram
    Trending
    • İlhan Usmanbaş / Çağdaş bir müzikle herkes ortak sürüklenmeye kapılamaz, ortak kanıya varamaz, hatta varmaması gerekir
    • Emre Yavuz / Ravel albümünü kaydederken aklımda hep okyanus dalgaları vardı
    • Cumhur Canbazoğlu / Popüler orkestraların geleceği parlak değil, gruplar daha şanslı
    • Hakkı Derman / Olimpia’da tek konser vermek üzere Yunanistan’a gittik, bizi üç ay bırakmadılar
    • Dario Moreno / Küçük flörtler uğruna da güzel şarkılar okunabilir
    • Artur Rubinstein / 20 yıldır Chopin’in Etüdler’ini kaydetmek istiyorum, cesaret edemiyorum
    • Andres Segovia / Bach’ın eserleri marş gibi çalınmaz
    • Osman Nihat Akın / Besteciliğim hazin hadiselerle başlar
    Facebook X (Twitter) Instagram YouTube
    yeni siteyeni site
    Demo
    yeni siteyeni site
    Home»Arşivlerden»Emin Fındıkoğlu / Cazda swing olmadı mı işin tadı kalmaz
    Arşivlerden

    Emin Fındıkoğlu / Cazda swing olmadı mı işin tadı kalmaz

    EditörBy EditörEylül 30, 2021Yorum yapılmamış3 Mins Read
    Emin Fındıkoğlu
    Share
    Facebook Twitter LinkedIn Pinterest Email

    1986’da şair Ece Ayhan’ın sorularını yanıtlayan piyanist, besteci Emin Fındıkoğlu kısa bir söyleşide caz tarihine, iyi bir müziksever olmanın gereklerine ve Türkiye’nin gerçeklerine değiniyor.

    Ece Ayhan — Caz müziği, bir söylentiye göre, New Orleans’ta ıskartaya çıkarılmış bandoların çalgılarından çıkmıştır.
    Emin Fındıkoğlu — O, “yürüyen bando”dur. Bizde yerini Batı’daki gibi konser bandoları alabilse.
    EA — Her halde Yüksekkaldırım’dan yukarı serbest ayak da olsa “yürüyen bir bando”nun çıkması güzel bir şey. Benim aklıma hemen “Bak şu Türk’ün bayrağına” geliyor, marş temposundadır ve besteleyen de bir padişah. Eh, bugünlerde de marş kralları pek güncel… Neyse, “Cazband” ne anlama gelir?
    EF — “Cazband” terimi artık kullanılmıyor. Ama “cazband” lafı üfleme çalgıların cazdaki önemini vurgulaması açısından hiç de fena değil.

    Dansa çeken ritm olmalı, eski melodi değil

    EA — Eskiden beri pek merak ederim; caz müziğiyle dans edilebilir mi?
    EF — Pek dans edilmez, ama elbet caz müziği insanı dans etmek için ayağa kaldırabiliyorsa, iyidir derim. Aslında insanları dansa çeken “ritm” olmalı. Oysa daha önce tanıdıkları “melodi” isteniyor.
    EA — Eh, bir aşama olarak fena bir şey değil ama. Her sanat, özellikle caz, biraz da “alıntı”larla (quotation) yürürdür, yürür çünkü. Cihat Burak 1984’te bir gönderme (atıf) yapmıştı bir resminde, Fontainebleu Okulu’nun bir resmine, (hani bir kadın başka bir kadının memesinin ucunu tutar ve bize bakar.) Karısı hazır İstanbul’da değilken bu resmi satın almak isteyen adam, galericiye, “Acaba ressama söyleyemez miyiz, resmi biraz “uslu” kılsın?” demiştir, der.
    EF — Caz müziğinde alıntılar çok olur. Söz gelimi, Paul Desmond bir alıntılar ustasıydı.

    Özgün beste yapacağım diye kulaklarını dünyaya kapatmamalısın

    EA — Peki, ya özgünlük ne oluyor? Benim bildiğim, milyonlarca çok etki altında kalacaksın ki, çıkacaksa özgünlük ortaya çıksın ya da çıkabilsin.
    EF — Besteler yapmak isteyen bir adam etki altında kalmamak için bir şey dinlemezmiş. Sonunda vardığı parçaya bakar1ar ki çok eski türden bir şey.
    EA — Ya “swing”?
    EF — Cazda “swing” olmadı mı işin tadı kalmaz. Gerçi şimdi “çağdaş swing” kavramı da çeşitli değişikliklere uğruyor.
    EA — Ben, Türkiye’de hiç ütopya olmamıştır, biliyorum. Asaf Savaş Akat daha da geri gidiyor ve “Türkiye’nin marjında bile ütopya yoktur” diyor.
    EF — Her şeye eğitimle gidilebilir gibi geliyor bana. Özellikle küçüklerin eğitiminde çocuk şarkıları onların ufuklarını açmalı; Bartok’un “Çocuklar İçin Piyano Parçaları” gibi “Mikrokosmos” gibi geçenlerde radyoda İlhan Usmanbaş’ın bir çocuk şarkısını dinlemiştim, öylesine güzeldi ki. Bence herhangi bir müzik dinleyicisi olmak için bile belirli bir eğitimden geçmek gerekli.
    EA — Cumhuriyet tarihinde Köy Enstitülerini kuranlar da öyle düşünmüşlerdi Bir “çember”in içindeyken kendini o “çember”in dışındaymışçasına düşünmek gibi. Ya da kendini bütün denizlerin en başına buyruk balığı sanan “akvaryumdaki balina” gibi.
    (Ece Ayhan / Haziran 1986 / Argos dergisi)

    Linkler

    Emin Fındıkoğlu / Türkiye’de cazdan para kazanılmaz, kazanılması da gerekmez

    Ece Ayhan Emin Fındıkoğlu özel röportaj
    Share. Facebook Twitter Pinterest LinkedIn WhatsApp Reddit Tumblr Email
    Editör
    • Website

    Related Posts

    İlhan Usmanbaş / Çağdaş bir müzikle herkes ortak sürüklenmeye kapılamaz, ortak kanıya varamaz, hatta varmaması gerekir

    Mart 30, 2025

    Emre Yavuz / Ravel albümünü kaydederken aklımda hep okyanus dalgaları vardı

    Mart 27, 2025

    Hakkı Derman / Olimpia’da tek konser vermek üzere Yunanistan’a gittik, bizi üç ay bırakmadılar

    Haziran 8, 2023
    Leave A Reply Cancel Reply

    Facebook X (Twitter) Instagram Pinterest
    © 2026 ThemeSphere. Designed by ThemeSphere.

    Type above and press Enter to search. Press Esc to cancel.