Close Menu
    Facebook X (Twitter) Instagram
    Trending
    • İlhan Usmanbaş / Çağdaş bir müzikle herkes ortak sürüklenmeye kapılamaz, ortak kanıya varamaz, hatta varmaması gerekir
    • Emre Yavuz / Ravel albümünü kaydederken aklımda hep okyanus dalgaları vardı
    • Cumhur Canbazoğlu / Popüler orkestraların geleceği parlak değil, gruplar daha şanslı
    • Hakkı Derman / Olimpia’da tek konser vermek üzere Yunanistan’a gittik, bizi üç ay bırakmadılar
    • Dario Moreno / Küçük flörtler uğruna da güzel şarkılar okunabilir
    • Artur Rubinstein / 20 yıldır Chopin’in Etüdler’ini kaydetmek istiyorum, cesaret edemiyorum
    • Andres Segovia / Bach’ın eserleri marş gibi çalınmaz
    • Osman Nihat Akın / Besteciliğim hazin hadiselerle başlar
    Facebook X (Twitter) Instagram YouTube
    yeni siteyeni site
    • Anasayfa
    yeni siteyeni site
    Home»Arşivlerden»Fahri Kopuz / En sevdiğim bestem: “Sunar bir camı nemlû bin telli peymaneden sonra”
    Arşivlerden

    Fahri Kopuz / En sevdiğim bestem: “Sunar bir camı nemlû bin telli peymaneden sonra”

    EditörBy EditörOcak 25, 2021Yorum yapılmamış3 Mins Read
    informatif
    Fahri Kopuz
    Share
    Facebook Twitter LinkedIn Pinterest Email

    Sevilen şarkıların bestecisi Fahri Kopuz, hayatını 22 yıl boyunca Ankara Radyosu’nda ut çalarak kazandı. Pek çok öğrenci yetiştirdi. Nadide utlar yaptı. 1968’de 86 yaşında zatürre sonucu Ankara’da hayata veda ettiğinde geriye 54 şarkı, yedi saz eseri ve bir operet bıraktı. Kopuz, 70’ine merdiven dayadığı günlerde Akşam gazetesinin muhabirine askeri katiplikten müzisyenliğe uzanan hayat hikayesini anlatmıştı.

    — Eğer babamın vaziyeti müsait olup da bir kanun tedarik edebilseydik kanun çalacaktım. Fakat bir türlü olmadı. Evde ut vardı. Babam ut çalardı. Ben de uda başladım.
    İşte değerli udi ve bestekâr Fahri Kopuz musikiye intisabını bu şekilde anlatmaktadır.
    — Kabak kantosu ile işe başladık. Udu zevk için çalıyordum. Musiki ile alâkam sadece amatörlükten ibaretti. Harbiye nezaretinde askerî kâtip olarak hayatımı kazanıyordum. Bu arada zamanın birçok meşhurlarından da ders aldım. Kendilerinden istilade ettiğim hocalar arasında Seyit Abdülkadir, Kanunî Nazım, Hafız Ahmet, Hacı Kiramı, Üsküdarlı Ziya, İsmail Hakkı bey, Kanunî Hacı Arif, Hüseyin Sadettin Arel ve Dr. Suphi Zühtü Ezgi’nin isimlerini sayabilirim.
    Meşrutiyetin ilânından sonra “Musikî Osmani Cemiyeti”ni tesis ettik. Böylece daha sistemli bir şekilde kendimi musikiye vermiş oldum. Bundan sonra Darüttalimi Musiki Mektebi’ni kurdum. Birçok sanatkârları etrafımıza topladık. Hem tedrisat yapıyor ve hem de nazariyatla meşgul oluyorduk. Şehzadebaşı’nda bir musiki salonu açtık. Muhtelif seyahatler tertip ettik. Birçok besteleri plâğa aldırdık. 15 sene kadar faaliyette bulunan bu mektep musiki tarihimizde mühim bir merhale teşkil eder. Şimdi dinlediğimiz birçok sanatkârlar da bu mektepte yetişmiştir.
    Ankara Radyosu’na 1940 da girdim. O tarihten beri de fasılasız olarak radyoda çalışıyorum.
    En çok sevdiğiniz bestekârlar hangileridir?
    — Bütün klâsik bestekârlarımızı ayrı ayrı beğenirim. Fakat Dede İsmail Efendi, Mustafa Efendi ve Itrî en çok sevdiğim bestekârlardır.
    En çok sevdiğiniz şarkılar hangileridir?
    — İnsanın beğendiği şarkılar, içinde bulunduğu haleti ruhiyeye göre değişir. Baza günlerde bazı şarkıları çok beğenir, bazı zamanlarda başka şarkılardan zevk alır. Velhasıl bu mevzuda bir tercih yapamayacağım.

    Üstadın en yeni bestesi

    Fahri Kopuz değerli bestekârlarımızdandır dedik. Kendisinin 53 tane bestesi vardır. Bu besteler arasında zaman zaman çok meşhur olmuş şarkıları da mevcuttur. Meselâ Yahya Kemal’in meşhur şiiri:
    Gece Leylâyı ayın on dördü
    Koyda tenha yıkanırken
    gördü
    şarkısını bilmeyen yoktur.
    Fahri Kopuz’a en çok hangi bestesini beğendiğini soruyorum. .
    — En çok sevdiğim bestem hüzzam makamındaki:
    “Sunar bir camı nemlû bin
    telli peymaneden sonra” diye başlayan şarkımdır, diyor.
    Bundan başka “Gece Leylâyı…” ve
    “Hülya gibi sessiz süzülüp
    kalbime aktın,
    Yaktın güzelim gönlümü bir kül gibi yaktın,
    Ağyare inandın, beni en
    sonra bıraktın” da sevdiğim bestelerimdendir.
    Bu esnada Sabite Tur’la birlikte yanımıza gelen Salih Orak da ilâve ediyor:
    — Üstadın hangi bestesi sevilmez ki, Fahri Bey’in her bestesi birbirinden üstündür. Hele son bir bestesi var:
    “Sâkî bu gece bezmimizin sazı mükemmel,
    Allah için olsun bana bir
    bâde getir gel” diye başlayan bir şarkı. Enfes bir şey.

    Sadece plak kaydı telif getiriyor

    Fahri Kopuz’a bestelerinden şimdiye kadar ne kazandığım soruyorum.
    — Maalesef elde ettiğimiz kazanç çok mahduttur, diyor. Eğer şarkımız plâğa alınacak olursa 100 lira kadar bir şey alıyoruz. Hepsi bundan ibaret.
    Herhalde telif hakkı meselesini ele almak, bu mevzuda bir kanun neşretmek icap eder. Avrupa’da “BIYEM” adlı bir teşekkül vardır, bütün bestekârların hakkını korur. Eserleri nerelerde söylenir, çalınırsa bunların maddî gelirini bestekâra gönderir. Bizde de bestekârların haklarının korunması behemahal lâzımdır.
    (Ankaralı / 25 Şubat 1950 / Akşam gazetesi)

    Fahri Kopuz özel röportaj
    Share. Facebook Twitter Pinterest LinkedIn WhatsApp Reddit Tumblr Email
    Editör
    • Website

    Related Posts

    İlhan Usmanbaş / Çağdaş bir müzikle herkes ortak sürüklenmeye kapılamaz, ortak kanıya varamaz, hatta varmaması gerekir

    Mart 30, 2025

    Emre Yavuz / Ravel albümünü kaydederken aklımda hep okyanus dalgaları vardı

    Mart 27, 2025

    Hakkı Derman / Olimpia’da tek konser vermek üzere Yunanistan’a gittik, bizi üç ay bırakmadılar

    Haziran 8, 2023
    Leave A Reply Cancel Reply

    Facebook X (Twitter) Instagram Pinterest
    © 2026 ThemeSphere. Designed by ThemeSphere.

    Type above and press Enter to search. Press Esc to cancel.