Yazar: Editör

Çağdaş müziğin Türkiye’den dünyaya açılan önemli temsilcilerinden besteci İlhan Usmanbaş, 2010 yılında yapılan kapsamlı röportajda Türk Beşleri’nden günümüze çağdaş müziğin serüvenini anlatıyor. Önce eğitici kimliğinizden başlayalım. Sanki hoca İlhan Usmanbaş besteci İlhan Usmanbaş’tan hep bir adım önde oldu. – Aslında öyle değil. Ama genelde biz bestecilerin bir tek seçenekleri var. Bizden sonraki kuşaklarda da aynı şeyi görüyorum. Ankara Devlet Konservatuvarı’ndan mezun olduğum gün, aynı okula tayinim çıktı. O tarihten beri hâlâ hocalık yapıyorum. Benim öğrencilerim, örneğin Mehmet Nemutlu, Haşan Uçarsu mezun oldukları gün Mimar Sinan’a hoca olarak tayin edildiler. Çünkü bestecilerin başka kaçacak yerleri yok. Neden? – Henüz…

Read More

Ege’nin dalgaları söyledi, Ravel’in müziğine yöneldi. Bestecinin doğduğu Atlas Okyanusu kıyısındaki Ciboure’da seyrettiği dalgaları zihninde yaşatarak Almanya’da yeni CD’sini kaydetti. “Tres Franc”ta bestecinin 20-36 yaşları arasında yazdığı altı eser yer alıyor. Henüz piyasaya çıkmamış yeni bir piyano modeliyle yapılan kayıtlarda odiyofil dinleyicilere yönelik yüksek teknoloji kullanıldı. Emre Yavuz, “Ravel’in müziğini bazen piyanonun yanıbaşında dinlemek gerekiyor. Bu yakınlığı ve netliği yakalamak ama aynı zamanda renk zenginliğini kaybetmemek çok zordu. Birkaç hafta sadece bununla uğraştık” diyor. Pandemi sonrasında tüm dünya hızlı değişim sürecine girdi. Avrupa ve ABD’de göçmen düşmanlığının artması, ekonomik krizlerin kültür bütçelerini daraltması, şarlatan ve otokratların iktidarlara yerleşmesi, kutuplaşma, sosyal…

Read More

Cumhuriyet tarihi boyunca kurulan önemli popüler müzik orkestralarının, grupların öykülerini 14 yıllık çalışmayla bir araya getiren Cumhur Canbazoğlu, “Tuğla gibi kitap hayal etmiştim, yayımcı bulamayınca internette erişime açtım” diyor. 2300 biyografiden oluşan Orkestra ve Gruplar Tarihi adlı web sitesi okurların sağlayacağı bilgi ve belgelerle genişleyecek. “Günlerin İçinden Canım: Ne zaman ve ne vesileyle başladınız, nasıl yayımlanmasını planlamıştınız? – Böyle bir kitap projesi çeyrek yüzyıldır kafamdaydı; müzikle ilgili kalem oynatanlardan biri olarak, özellikle yerli isimlerle ilgili doğru kaynak sıkıntısını hep çektim ve çekmeye devam ediyorum. Fitili ateşleyen olay, Fikret Kızılok’u yitirmemizdi. Doğum tarihini bir türlü bulamadık. Oysa, çok yakın tarihe…

Read More

Geleneksel Türk müziğinde kemanıyla ekol oluşturan Hakkı Derman, ustalarla çalışarak öğrenmiş, radyo konserleriyle ismini duyurmuş, konservatuvarda ders vermişti. 1972’de 65 yaşında hayata veda ettiğinde geriye gelecek kuşaklara örnek oluşturacak pek çok icra bırakmıştı. Vefatından yedi yıl önce saz arkadaşlarından Hilmi Rit’le söyleşisinde hayat öyküsünü, Atatürk’le anılarını anlatıyor. Musikimizin öyle şöhretleri vardır ki, değerleri, kıymetli bir maden veya bir mücevher gibi herkesin malûmudur. Ancak, hem kendi mesleğini, hem de musiki faaliyetini birlikte yürütmek, pek az sanatkâra nasip olan bir meziyettir. İşte, bu nâdir sanatkârlarımızdan biri, 45 senedir musikimize hizmet eden eczacı kimyager, kemani Hakkı Derman’dır. Çalışının kimseye benzememesi, taksimlerinde elde…

Read More

İzmir yetimhanelerinde büyüyen şarkıcı Dairo Moreno, 1957 yılında, 36 yaşında kazandığı Monte Carlo Şarkı Yarışması’yla Avrupa’da aniden şöhrete ulaşmıştı. Plaklar, aralarında Brigitte Bardot’un bulunduğu ünlü oyuncularla çevirdiği filmler birbirini izlemişti. Vatanından ayrıldıktan 13 yıl sonra dönüp İstanbul ve İzmir’de konserler veren şarkıcı Türk vatandaşı olmaktan gurur duyduğunu söylüyor, bir zamanlar Orhan Veli’yle otelde oda arkadaşı olduğunu, Türk hayranları istediği için burun estetiği yaptırdığını anlatıyordu. “Icı Monte Carlo…” Orta Dalga üzerinden yayın yapan radyonun dinleyicileri kulak kabarttı. 1957 yılının en ilgi çekici yayını “La Course aux Etoles / Yıldızlar Yarışması” başlıyordu. “Burası Monte Carlo… Tünaydın sevgili dinleyiciler…” Spiker anonstan sonra,…

Read More

20.yy’ın efsanevi piyanistlerinden Artur Rubinstein, Chopin yorumlarıyla tarihe geçmiş ve 89 yaşında göz sağlığı nedeniyle sahneden çekilene kadar konserlerini sürdürmüştü. 1966’da, 77 yaşında yapılan röportajda kayıt teknolojisinin yorum sanatını olumsuz etkilediğini söylüyor: “Genç piyanistler plaktaki şaşmazlığın etkisinde, plaktan kötü çalmak endişesiyle tekniğe odaklanıp yorum için gerekli heyecanı kaybediyorlar.” 77 yaşındaki Artur Rubinstein, konser vermek üzere geldiği Zürih’te, randevu saatimizde kapıyı bizzat açıp beni karşıladı. Kibar ve kendine hâkim tavırlarıyla, fotoğraflarındaki gibi, karşımdaydı. Akıcı Almancasıyla beni içeri davet ederken konser yorgunluklarını nasıl böyle kolaylıkla yendiğini hayretle gördüm. İtalya’dan dönüyordu, dört gece dört ayrı kentte çalmıştı. Geceleri ancak konser gerginliğini savuşturduktan…

Read More

20.yy’ın başında çoğunlukla halk müziği çalgısı kabul edilen gitarı klasik müziğe kazandıran, de Falla, Villa-Lobos, Castelnuovo-Tadesco gibi bestecilere yakınlığıyla repertuvarın gelişmesine katkıda bulunan Segovia ölümünden kısa süre önce yapılan röportajda müzik serüvenini anlatıyor. Gitar dışında hangi konulara ilgi duyuyorsunuz? – Müzisyen olmasaydım ressam olurdum. Biliyorsunuz en büyük oğlum Andres Segovia bu sanatı benden miras aldı, Paris’te beğenilen bir ressam. Ressam olmasaydım felsefe ve tarihi çok sevdiğim için yazar olurdum. Edebiyatı da severim, İspanya’daki evimde çok geniş bir kitaplığım var. Tüm yaşamım boyunca yolculuk ettiğimden çeşitli dilleri öğrenmeye çabalıyor, bunlardan büyük tat alıyorum. Yazma konusuna dönersek, özyaşam öykünüzün bundan sonraki bölümü…

Read More

“Bir İhtimal Daha Var” şarkısının bestecisi, Ahmet Rasim’in torunu, Muzika-i Humayun’dan Udi Nihat Bey’in oğlu Osman Nihat Akın, İstanbul ziyaretlerinden birinde, İtalyan Kahvesi’nde (Degüstasyon) akşam sofrasında soruları yanıtlıyor. Akın, 1959’da, 54 yaşında akciğer kanserinden vefat ettiğinde geriye çoğunun güftesi de kendisine ait 38 şarkı bırakmıştı. Müziğe nasıl başladınız? – Bende musiki merakı çok küçük yaştan başlar. Kendimi bildim bileli musiki severim. Hatta, bu merakın veraset yoluyla dedemden geldiğini söyleyebilirim. Ailemizde saz çalanlar var. Mesela annem kanun ve ut çalardı. Küçük yaşımdan beri mütemadiyen onun udunu ve kanununu dinlemek her halde bendeki musiki zevkini geliştirici etki yapmış olmalı. Batı müziğini…

Read More

Hayatı TV dizilerine konu olan 1950’lerin popüler opera yıldızı Ayhan Aydan şöhretini sahne kadar hareketli özel hayatına borçluydu. 18 yaşında, ünlü orkestra şefi ve besteci Hasan Ferit Alnar’la evlenmiş ardından dönemin başbakanı Adnan Menderes’le ilişki kurup sahnede hakimiyet oluşturmuştu. Bu nedenle Ankara Devlet Operası’nda tutunamayan Leyla Gencer ve Suna Korad şanslarını Avrupa’da denemek zorunda kalmıştı. Soprano Aydan, zirveye yerleştiği günlerde yapılan röportajda “Kat’iyen yaptığımın mükemmelliğine inanmıyor ve tatmin olmuyorum” diyor. Sahne heyecan ve aşkını daha ilk mektep çağında duyan Ayhan Aydan, operamızın ve san’at âlemimizin en kıymetli bir incisidir. Sekiz – dokuz yaşlarındayken arkadaşları ile balkona çarşaflar gerip annesinin öteberisini…

Read More

Santa Cecilia Konservatuvarı’ndan mezuniyetinin ardından İspanya ve ABD’de çalışmalarını sürdüren, Roma Konservatuvarı’nda ders veren Ayhan Turan, 20 yıl sonra hata yaptığını fark edip hayal kırıklığı yaşamıştı. Sonraki 15 yıl sorunu ve çözümlerini araştırıp Türk Keman Metodu’nu yazmıştı. İstanbul Konservatuvarı’nda bu metodu uygulamasına izin verilmeyince Türk Müziği Konservatuvarı’nda derslere başlayıp Cihat Aşkın, Hakan Şensoy gibi kuşaklarının en parlak kemancılarını yetiştirmişti. 1984’te ilk üç öğrencisinin ilk başarılı konserinin ardından yayımlanan röportajda “Bana göre en iyi müzik yapan kemancı enstrümanına en hakim kemancıdır” diyor. İTÜ Türk Müziği Devlet Konservatuvarı «keman bölümü» öğrencilerinden Cihat Aşkın, Hakan Şensoy ve Zeynep Yılmaz 5 Ocak 1984 tarihinde…

Read More