Yazar: Editör

47’sinde Cape Verde’de keşfedilen, 53’ünde uluslararası şöhreti yakalayan Cesaria Evora’nın ilk sekiz albümü toplam 4 milyon sattı. Beş kez Grammy’ye aday gösterildi. Crioulo dışında dil bilmeyen, sahneye çıplak ayakla çıkan Evora, dünyayı dolaşıp morna ve colodera’lar söylüyordu. Yılın sekiz ayını turnede geçirip, Madonna’nın konser teklifini bile reddedecek kadar kendi dünyasında yaşıyordu. Eski yaşam biçimini ısrarla korudu. 2011’de 69 yaşında hayata veda eden Cesaria Evora, röportajlarda mümkün olduğunca az konuşup gazetecilere saç, baş yolduruyordu. 2001 Nisanı’nda İstanbul konseri öncesi telefonunu çevirip şansımızı denemiştik, çevirmenliğimizi yeğeni yapmıştı. 2010’da ABD’den Avustralya basınına kadar yayımlanmış 20’ye yakın röportajınızı okudum. İstisnasız tüm gazeteciler sizden bilgi…

Read More

22 yaşında bir üniversite öğrencisiyken fado söylemeye başlayan Cristina Branco bugün Portekiz’de, Amalia Rodriguez’in tahtına aday gösterilen en önemli isim. Avrupa’da konserden konsere koşuyor, adına ‘fanclub’lar kuruluyor. Şarkıcıyı 2001’de İstanbul’da vereceği konserin öncesinde, Fransa’daki otelinin telefonundan yakaladık. Fado konserinde dinleyicinin ve solistin başına gelebilecekleri sorduk. Branco “Bazen sahnede öyle bir ruh hali yakalıyorsunuz ki aklınıza ne sesinizi korumak ne de diğer endişeler gelir. Fado söylemek tehlikeli belki, ama bu dalganın ardından huzuru bulursunuz” diyor. Birkaç yıl önce Portekizli fadocu Misia’yla yaptığım bir röportajda ABD’den Japonya’ya tüm ülkelerdeki konserlerde dinleyicilerinin ağladığını, grup üyelerinin bile zaman zaman “N’olur bir daha bu kadar…

Read More

Okullardaki tarih kitaplarında 16.yy’da Osmanlı’nın başına açtığı dertlerle anılan, Çaldıran yenilgisi coşkuyla anlatılan Şah İsmail, edebi kişiliğiyle yeniden keşfediliyor. Hatayi mahlasıyla yazdığı deyişler ve eserleri üzerine incelemeler son 10 yılda birbiri ardına yayımlanmaya başladı. Şah Hatayi deyişlerini çocukluklarından beri dinleyen, çalıp söyleyen iki kuzen Hüseyin Albayrak ile Ali Rıza Albayrak bunlardan on birini bir seçkide topladı. Albüme sazıyla, sesiyle Erkan Oğur, İsmail Hakkı Demircioğlu, Aynur konuk olarak katıldı. İkili, seçki için “Bu deyişler Şah İsmail kadar dinleyicisinin de ruhuna ayna tutuyor” diyor. Edebi merakınız mı yoksa etnik kökleriniz mi sizi Hatayi külliyatına yönlendirdi? – Her ikisinin de etkisi oldu. Hatayi,…

Read More

Ecevit Tunalı, Türkiye’nin uluslararası alandaki en ünlü keman yapımcılarından biri. Dünyanın en iyi kemanları olarak bilinen Stradivarius ve Guarnerius yapımı çok değerli enstrümanları onarmak için sık sık New York’a davet ediliyor. Colin Car, Viktor Pikayzen, Ayla Erduran gibi virtüözler onun onardığı çalgılarla sahneye çıkıyor. Tunalı yılda bir kez keman yapımı atölyesi düzenliyor. Lütiye (luthier) denilen genç keman yapımcılarına bilgilerini aktarıyor. Tam 400 yıldır enstrüman yapımcıları, Cremonalı iki ustanın sırlarının peşinde. Antonius Stradivarius’un elinden çıkan kemanların neden dev salonların son koltuğuna kadar seslerini bozulmadan ulaştırabildiğini, Giuseppe Guarnerius yapımı kemanların nasıl bu kadar ton zenginliğine sahip olduğunu araştırıyorlar. Bilimadamları da müzayedelerde fiyatı…

Read More

Tanburî Ercüment Batanay’la eşi genç ses sanatkârı Esma Engin’in, Osmanbey’deki apartmanındayız. Uşaklıgil Apartmanı’nın en üst katına yerleşen bu çifti bezik oynarken yakaladık. Galata Kulesi kadar yüksek olan bu apartmanın merdivenlerinde bir hayli yorulmuştuk. Bu yorgunluk, geniş dairede koltuklara gömüldüğümüz zaman, hele pencereler açılınca, kısa bir zamanda zail oldu. Ercüment Batanay: — İki günden beri ben şarkı okumaya, bizim hanım da tanbur öğrenmeye başladı, diyordu. İlk resme böyle başlayalım. Resimler çekildikten sonra, Ercüment Batanay’a, şarkılar okumaya başladığına inanmadığımı söyledim. Esma Engin: — Vallahi, Ercüment şarkıları pek âlâ okuyabiliyor. Fakat ben iki gündür tanbur tutmasını öğrenemedim. Değil ki çalmayı… Tanburu tutmak bile…

Read More

Kemançadaki ustalığıyla bestecilere ilham veren Adalet Vezirov, bu halk müziği enstrümanı için birçok konçerto yazılmasını sağlamıştı. Türkiye’ye sık sık gelen, Tekfen Filarmoni Orkestrası’nda keman çalan, hatta bir süre İstanbul’da yaşayan Azeri müzikçi, 2001 Haziranı’nda İstanbul Festivali’nde Hacı Hanmehmedov’un ona ithaf ettiği kemança konçertosunu seslendirdi. Tekfen Filarmoni Orkestrası’yla verdiği konser öncesinde buluşmuş, enstrümanı üzerine konuşmuşuk. Vezirov, bu konserden iki yıl sonra, genç yaşta hayatını kaybetti. Karadeniz kıyısında horon teptiğimiz, Klasik Türk Müziğinde hüzünlü sesiyle içlendiğimiz kemençeye hiç benzemeyen İran kökenli bir çalgı kemança. Aralarındaki tek benzerlik, diz üstünde ve yayla çalınmaları. Geçmişi yaklaşık 500 yıl geriye uzanıyor. Azerbaycan’da o toprakların sesini,…

Read More
Caz

ODTÜ mezunu bir endüstri mühendisi, Kaliforniya Üniversitesi’nden doktoralı bir ekonomist. 39 yaşında, 12 yıldır Amerika’da yaşıyor, dünyanın en büyük geçici insan kaynakları firması Adecco’da bir bölümün yöneticisi. Bir yandan da bas gitarıyla, cazdan çağdaş müziğe uzanan geniş bir coğrafyada keşif çalışmalarını yürütüyor. Alper Yılmaz 2007’de, aralarında Jaco Pastorius’un piyanisti Jon Davis’in de bulunduğu bir grup müzikçiyle, New York’ta “Clashes”i kaydetti. Albüm Türkiye’de bir yıl sonra yayımlandı. Yılmaz’ı Adecco merkezindeki işleri için geldiği Zürih’te bulduk, müzik serüvenini konuştuk. Cazcılar arasında basçılar ve davulcuların gölgede kalmaktan duydukları rahatsızlık üzerine birçok fıkra anlatılır. Sahne önündeki gitarı bırakıp, basa geçmeniz zorunluluk muydu, tercih mi?…

Read More

Piyanist ve besteci Yuka Tada, Hiroşima’da yaşıyor. Bunka Gakuen Üniversitesi’nin piyano bölümünde doçent olarak görev yapıyor. Klarnetçi Emirhan Tuğa ise 15 yıldır Hollanda’da, Amsterdam Müzik Okulu’nda öğretim üyesi. 1996’da Amsterdam Konservatuvarı’ndaki yüksek lisans öğrenimi sırasında tanışan, sonrasında diyaloglarını sürdüren ikili 2008’den bu yana Avrupa ve Japonya’da konserler veriyor. İlk albümleri “Ayışığı” 2010 Mayısı’nda Türkiye’de yayımlandı. Aynı günlerde beş konserlik bir turne için Türkiye’ye gelmeye hazırlanan Tuğa’yı Amsterdam’dan aradık, ikilinin öyküsünü sorduk. Enstrümanınızı siz mi seçtiniz, yoksa konservatuvarda mı yönlendirildiniz? – Armonika çalıyordum, tek arzum nefesli bir enstrüman üzerine eğitim görmekti. Obua, flüt gibi çalgıları biliyordum sadece. Ailem beni, İstemihan Taviloğlu’na…

Read More

Bu site, müzikçilerin zamanını müzikseverler adına insafsızca çalan bir gazetecinin vicdan azabının ürünüdür. Gazete ya da dergide yayımlanmak üzere hazırlanan, sayfalarda yeterli yer bulunamayınca okura özetlenerek yansıtılan kapsamlı özel söyleşilerin tam metnini sınırsız erişime açmak amacıyla 2006 Şubatı’nda kurulmuştur. 20’nci yaşını kutlayan Müzik Söyleşileri, geçmişin dergilerinde, gazetelerinde yayımlanıp unutulan metinlerin de eklenmesiyle zenginleşip Türkiye’nin özel müzik röportajları alanındaki en geniş arşivine dönüşmeyi hedefliyor. Sitedeki metinler ağırlıklı olarak gazeteci Serhan Yedig’in 1980’lerden günümüze müziğin her alanından besteci, yorumcularla yaptığı mülakatlardan oluşuyor. Gazete ve dergilerde yayımlanan, kayda geçmesi gereken önemli söyleşiler ve röportajlar erişilebildiği, yayımcısından ya da yazarından izin alınabildiği oranda içeriğe…

Read More