Yedi yıl obua eğitimi aldıktan sonra besteci olmaya karar verdi Doğaç İşbilen. 20 yaşında ilk piyano konçertosunu yazmaya koyuldu. Bu arada HÜ ADK Kompozisyon ve Orkestra Şefliği Bölümü’ne kabul edildi. Henüz hazırlık sınıfında okurken konçertosuyla İKSEV 10. Ulusal Beste Yarışması’nı kazandı. 2019’da ise piyanolu beşlisiyle Süreyya Operası Beste Yarışması’nda birinci oldu. Türk Beşleri’ni örnek alan genç besteci “Hedefim kalıcı eserler yazmak ve bunların yurtdışındaki ünlü salonlarda seslendirilmesi” diyor. Müziğe hangi koşullarda başladınız? – Babam gitarist. Evimizde doğal olarak hem klasik müzik sohbetleri yapılırdı hem de eser dinlenirdi. Kendisinin çaldığı eserlerin çok hoşuma gittiğini fark ettikten sonra ben de gitarı denemek…
Yazar: Editör
13 yaşında efsanevi şef Herbert von Karajan tarafından sahneye çıkarılması, kırmızı Porche ve Ferrarilere merakı, kendisinden 34 yaş büyük Andre Previn’le fırtınalı evliliği, toplam satışı milyonları aşan albümleriyle tam bir süperstar Anne-Sophie Mutter. 2008’deki bir röportajda, 46 yaşında sahneyi bırakacağını söyleyip, büyük ilgi çekmişti. Sonra “Kendimi yenileyemediğimi gördüğüm anda bırakacağım” diyerek sözü değiştirdi. Ertesi yıl besteci, orkestra şefi ve eski eşi Previn’in 80’inci yaşını kutlamak üzere çıktığı dört konserlik Avrupa turnesi kapsamında İstanbul’da konser vermişti. Öncesinde, güneşli bir mayıs sabahında, Münih’teki evinin kuş cıvıltılarıyla dolu bahçesinden cep telefonuyla sorularımızı cevaplamıştı. Hobilerinizle başlayalım söyleşimize. Bir zamanlar Porsche, Ferrari gibi sürat…
Eston besteci Arvo Part, koro ve oda orkestrası için bestelediği “Ademin Yakarışı” adlı eserinin dünya prömiyeri için 2010 Haziranı’nda dokuz günlüğüne İstanbul’daydı. İstanbul Müzik Festivali’ndeki üç konserde toplam sekiz eseri yorumlandı. Part konser öncesinde provalara katıldı. Akbank Oda Orkestrası’nın Los Angeles Senfonisi provasında, iki yıl önce bestelediği, geçmişte yaklaşık 30 kez seslendirilen eserinde yedi değişiklik yaptı. Universal’in nota editörü Durek Joseph, bu değişiklikleri bir sonraki baskıda kullanmak üzere not aldı. Prova sonrasında ayaküstü sohbet ettiğimiz Part “Eserlerimde sürekli değişiklik yaparım” diyordu. İstanbul, 2010 Haziranı’nda çağdaş müziğin en önemli isimlerinden birini ağırladı. Eston besteci Arvo Part (74), İstanbul Müzik Festivali’nde…
Almanya’daki müzik öğrenimini yarım bırakıp Türkiye’ye dönen 22 yaşındaki kemancı, çellist, tanburi Mesut Cemil, ölümünden altı yıl sonra babası hakkındaki anılarını, izlenimlerini Yarın dergisine anlatmıştı. Mesut Cemil “Tanburi Cemil’in müziğimize en büyük hizmeti referans kabul edilecek güzel icralar bırakması” diyor. Tanıdığımız müzikçilerden kimleri beğenirdi? -Bu sorunuza ayrıntılı cevap veremeyeceğim. Çünkü babam öldüğü zaman, henüz onun müzik çevresi hakkındaki görüşlerini değerlendirebilecek, hafızama kaydedebilecek yaşta değildim. Bununla birlikte dostlarından duyduklarımı aktarabilirim. Bundan önce şunu söylemek isterim ki, babamın diğer müzikçileri beğenmek konusunda çok müşkülpesent davrandığı iddia edilir. Bu doğru değil. Gerçekleri görürdü ve herkesi beğenmezdi. Zaten tüm dünyada takdire değer sanatçı az…
Japon asıllı Amerikalı kemancı Goto Midori, 2008’den bu yana piyanistleri arasına Özgür Aydın’ı kattı. 2010’da ABD, Avrupa ve Japonya’da verdiği 38 resitalden 20’sinde Aydın’la sahneye çıktı. İkilinin Türkiye’deki ilk konserini 2011 sonbaharında İstanbul’da, Boğaziçi Üniversitesi’nde vereceklerini öğrenince röportaj için Midori’nin peşine düştüm. Ekimin son haftasıydı, ABD’de Baltimor Senfoni Orkestrası’yla bir dizi konser veriyordu. Röportajdan önce soruları yazılı istedi, gönderdim. Sonra internetten konserlerini takip etmeye başladım. Japonya’ya, Çin’e uçtu. ABD’ye dönüp New York Filarmoni’yle çaldı, Philadelphia’ya geçti. Haftalar geçti, randevudan haber yoktu. Yavan, sıradan bir metin olacağı için yazılı cevap istemediğimi baştan belirtmiştim. Derken konser günü geldi, ünlü kemancı İstanbul’a ulaştı.…
Sicilya asıllı, Paris doğumlu tenor Roberto Alagna, Pavorotti’nin veliahtlarından. 1990’larda diva Angela Gheorghiu’yla aşkı, 2000’lerde şefleri dize getiren talepleriyle konuşuldu. Hatta eşi Gheorghiu’yla opera dünyasının “Bonnie/Clyde”ı ilan edildiler. 50 yaşını kutlayan tenor 2013-2014 sezonunda New York, Londra ve Paris’te aynı anda büyük prodüksiyonlarda söylüyor. Londra ve Paris’te rol alacağı Carmen ve Werther operalarını Borusan Filarmoni eşliğinde seslendirmek üzere 2013 Kasımı’nda İstanbul’a geldi. Yeni aşkı Polonyalı soprano Aleksandra Kurzak’tan doğacak bebeği için gün sayan Alagna, konser öncesi New York’taki evinden sorularımızı yanıtladı. İkizler burcuyla ilgili epeyce efsane anlatılır. Fevri davrandıkları, maymun iştahlı oldukları, çok çabuk karar değiştirdikleri söylenir. Bir yıl…
Günümüzün en önemli kemancılarından Shlomo Mintz, 2001’deki 11 Eylül faciasından kısa süre sonra konser vermek üzere Türkiye’ye geldi. Dinlerin ve medeniyetlerin karşı karşıya geldiği günlerdi. Mintz’in İsrail’de kurduğu yaz okulunda farklı ülkelerden, dinlerden gençleri müzik çevresinde buluşturduğunu biliyorduk. Konserden bir hafta önce yaptığımız telefon röportajında müzik kadar güncel gelişmelere de yerverdik. Farklı dinlerin bireylerinin birbirine tahammül gösteremediği, düşmanlıklarla dolu bir çağdayız. Bu akşam çoğunluğu Müslüman bir ülkenin Hıristiyan kilisesinde, Müslüman, Musevi ve Hıristiyan dinleyicilere çalacaksınız. Ne hissediyorsunuz? – Epeyce sıradışı bir soru. Çünkü ben hayata böyle yaklaşmıyorum. Müslüman ya da Hıristiyan diye bakmıyorum çevreme. Temel yaklaşımım insanlarla iletişim kurmak. İletişim…
Sarah Chang, 1990’ların başında “mucize çocuk”tu. 8-12 yaş arasında New York, Berlin, Londra, Viyana filarmoni dahil birçok önemli orkestrayla, Andre Previn, Zubin Mehta, Lorin Maazel, Kurt Masur, Bernard Haitink dahil birçok önemli şefle konser verdi. Konçerto yorumlarıyla dikkat çekti. Sarah Chang şimdi 21 yaşında ve olgunluk çağının başında. Birkaç yıldır oda müziği repertuarını keşfediyor. İlk oda müziği albümünü 2002’de yayımlamıştı. Aynı yıl mayıs ayında İstanbul’da vereceği konser Philadelphia’daki evinden aradık. Yaklaşık iki saatlik sohbetimizde bize hız tutkusunu, satın almayı düşündüğü Ferrari’yi, kemandaki İsrail – Asya ekolü çekişmesini ve Brahms tutkusunu anlattı. Hangisi daha zor: 8 yaşında dahi çocuk olarak New…
1950’li yıllarda doğan bestecilerimiz arasında en verimlilerden biri Turgay Erdener. Opera hariç neredeyse tüm formlarda eser yazdı. 2010’da bestelediği İstanbul’un Ağaçları’yla mikrotonal müziğe ve Türk müziğinin geleneksel enstrümanlarına yöneldi. İşte bu aşamada Doğu-Batı, tekseslilik-çokseslilik gibi Türkiye’de cepheleşmeye yol açan kavramlara odaklandı. Kültür dünyasındaki fay hatlarını kırmayı misyon edindi. Erdener, Türkiye’de nota yayımcılığı kurumsallaşamadığı için henüz müzik hayatının tüm unsurlarıyla kurulmadığını, bu nedenle kendisini besteci kabul etmediğini söylüyor. “Bestecilikten zevk alan bir bireyim” diyor. Çocukluğunuzdan zihninizde kalan en eski sesler neler? – Doğduğum evin altından akan Harşit Çayı’nın sesi… Çocukluğumda yaz tatiline gittiğimizde dere boyunca akıntı yönüne yürüyüp serpme ağla balık…
Günümüzün önde gelen Mozart ve Schubert yorumcularından Alman piyanist , 60’lı yaşların ortalarına yaklaşıyor. Albümlerinin sayısı 55’i buldu. Geçen yıl bir İngiliz gazetesinde yayımlanan röportajdaki Chopin ve Bach üzerine değerlendirmeleri infial yaratmıştı. Zacharias, 2014 Kasımı’nda, 15’inci Uluslararası Piyano Festivali için Antalya’ya geldi. Konservatuvar öğrencilerine Schubert’in piyano müziğini anlattı, ardından bir resital verdi. Konser öncesinde buluşup infial yaratan değerlendirmelerini, 60’lı yaşlarla ilgili planlarını sorduk. “Piyano repertuvarının Everest’ine tırmanmaya hiç niyetim yok. Beethoven’in tüm piyano sonatlarını birden kaydetmeyi asla düşünmüyorum” dedi. Geçen yıl İngiliz basınında yayımlanan röportajdan sonra Chopin fanatiklerinden ölüm tehditleri alıyor musunuz? – Sadece başlığa bakarsanız kızabilirsiniz: Chopin çok banâl,…
