Sir John Tavener, 200’lerin başında İngiltere’nin yaşayan en saygın, en zengin klasik müzik bestecisiydi. Prens Charles’ın yakın arkadaşı, Beatles üyelerinin dostuydu. Ünlü eseri “Balina ve Kelt Requemi” onların plak firması Apple’dan yayımlanmıştı. Reklam müzikleri, Björk için yaptığı bestesi, Diana’nın cenazesinde çalınan “Song For Athena”sıyla hep gündemde kaldı. 1970’lerde Ortodoksluğu seçti. Bizans makamlarıyla bestelemeye başladı. 11 Eylül’den sonra birbiri ardına İslam mistisizminin simgelerini içeren dev koral eserler yazdı. 7 saatlik dev eseri Veil of the Temple’da Mevlana’nın şiirlerini kullandı, Hymn of Dawn’ı, Leyla İle Mecnun Operası’nı yazdı. Şan ve orkestra için Allah’ın isimlerinin Arapça’sından oluşturduğu Güzel İsimler’i tamamladığı 2005 başında, Dorset’teki…
Yazar: Editör
Moldav kemancı Patricia Kopatchinskaja ya da hayranlarının taktığı isimle PatKop, Türk müzikseverlerin yakından tanıdığı bir virtüöz. 2005’ten bu yana Fazıl Say’la pek çok ikili konser verdi, albüm kaydetti. Şef Benjamin Zander’in “Dünyanın en heyecan verici kemancısı” dediği sanatçı 2014 Nisanı’ndaki İstanbul konseri öncesinde İsviçre’den cep telefonuyla sorularımızı yanıtladı. Kopatchinskaja “Fazıl Say’la çalışmak volkana düşüp canlı çıkmak gibiydi” diyor… Kutlarım… Bartok yorumuyla ekimde Gramophone Dergisi’nden Yılın Albümü ödülünü aldınız, ocak ayında Grammy’ye aday gösterildiniz. Bu başarı yaşamınıza, sanatınıza neler getirdi? – Şüphesiz bu ödülü almak çok güzel, Grammy’ye aday gösterilmek gurur verici. Yaptıklarımın anlaşılması güzel. Fakat çabamı, amaçlarımı değiştirmedi. Sadece…
Kimilerine fırsatlar altın kasede sunulur, kimileri fırsatları yakalamak için hayat boyunca yokuş yukarı koşar. İstanbul Devlet Operası sopranolarından Burcu Soysev 15 yıldır yokuş yukarı koşuyor; henüz umudu ve soluğu kesilmedi. Konservatuvar sınavını kazandığı halde ailesinin tercihiyle hukuk tahsili gördü, 28 yaşında tekrar şana başladı, akademik kariyer yapıp ADK Şan Sanat Dalı başkanlığını üstlendi, 13 yıl Ankara Operası’nın “misafir sanatçı”sıydı. Beş yıl önce tüm bunları silip, daha fazla şarkı söyleyebilmek aşkıyla İstanbul’a yerleşti. İDO’da kadrolu koristliğe kabul edildi. 44 yaşındaki Soysev “Kendi zevkim için Tosca’ya çalışmayı, lirik kolaratur partileri de repertuvarıma almayı planlıyorum” diyor. Konservatuvarda yarı zamanlı şan dersi alırken neden…
İspanyol mezzo soprano 1960’lardan bu yana divaların divası. 10 yıl önce “şefler, rejisörler işlerini ciddiye almadığı için” operayı terketti. Sadece resital veriyor. Billur sesli, bilge kişilikli bir büyükanne Berganza. 68 yaşında. Kendini “enstrümanını kalbinde taşıyan müzikçi” diye tanımlıyor. Hayata, insanlara karşı hep şefkatli. Bu nedenle opera dünyasında kişiliğiyle efsaneleşti; Maria Callas bile onu kardeş gibi sevdi. 2001 Şubatı’nda Türkiye’ye geleceğini duyunca, çevirmen arkadaşım Rina Altaras’la Madrid’deki evinden aradık. “Carmen’den özgürlüğü öğrendim. Ruh ve vücut olarak kişiliğine büründüm. Onun gibi olmaya karar verdim” diyordu. En çok “Bel Canto”yu önemsediğinizi söylüyorsunuz. Fakat bu terim artık netliğini yitirmiş durumda. Rossini’nin ifade…
Kanadalı besteci, piyanist, az tanınan, unutulan beste ve bestecilerin solisti. Marc Andre Hamelin’in son 15 yılda İngiltere’deki Hyperion firmasınca yayımlanan 50 CD’sinden neredeyse tamamı Godowsky, Rzewski, Ornstein, Catoire, Alkan gibi adı az bilinen bestecilerin eserlerinden oluşuyor. 2009 Mayısı’nda resital için İstanbul’a gelmeden önce, Amerika’daki evinden aradık. Vefat eden bir dostundan miras kalan, bir gün önce eline geçen üç kutu notayı dev arşivine eklemekle meşguldu. “Ben sahneye kendimi göstermek, mükemmeliyet sergilemek için çıkmam” diyordu. Hakkınızda okuduklarımdan anladığım kadarıyla, çocukluğunuzda sizi merak böceği sokmuş. Tüm sanat yaşamınızı yönlendiren temel güdü şiddetli bir merak. Araştırıp nadir duyulan, unutulan eserleri bulup yorumluyor, albümler…
İdil Biret’in çalışkan öğrencilerinden Ingolf Wunder, Avusturyalı bir piyanist. “İşkoliğim, 24 saat durmaksızın çalışabilirim” diyor. Schubert kadar Chopin’i de tutkuyla seviyor. 2010 Chopin Yarışması’nda birinciliği kaçırması, tıpkı Ivo Pogoreliç gibi ona da şöhret getirdi. Deutsche Grammophon firmasının solistleri arasına girdi. Orkestra uyarlamalarıyla da dikkat çeken Wunder, 2015 Haziranı’nda Schubert Akşamı’nda besteciyi Chopin’le buluşturmak için İstanbul’a geldi. Öncesinde, telefonla müzik macerasını anlattı. Müziğe kemanla başlayıp, 10 yıl çalıştıktan sonra piyanoya geçmenin avantajları, dezavantajları nelerdi? – Müziksever bir ailem var. Aslında babam matematik ve fizik, annem Almanca öğretmeni. Fakat babam amatör olarak keman ve kontrbas çalıyor. Onların teşvikiyle kemana başladım. 14…
Bir kadın sesi olan alto tonunda söyleyen dünyanın en ünlü kontrtenorlarından biri Andreas Scholl. Uzun yıllar sadece barok çağ eserleriyle yetinirken 2012’de sürpriz yapıp Schubert, Brahms, Mozart yorumlarından oluşan bir CD yayımladı. Ertesi yıl piyanist eşi Tamar Halperin’le bu eserleri seslendirmek üzere İstanbul’a geldi. Schubert’in “Ölüm ve Gençkız”ını alto ve bariton tonlarında seslendirdi. “Dinleyicinin bunu yorumda derinlik olarak algılamasını arzu ederim” diyordu. Kutlarım, Noel’de dondurucu NY soğuğunda caddede Ave Maria’yı söylemişsiniz. Youtube’deki klibinize bakılırsa bazı New York’lular size eşlik etmiş. Kemancı Joshua Bell sizi çok kıskanacak. Onu metroda kimse tanımamıştı… – Dünyanın en gürültülü, en hızlı şehirlerinden birinde, hoperlörsüz…
Ortaçağ’da İtalyanlar, tarantulanın önce çıldırtan, sonra öldüren ısırığına karşı en etkileyici panzehirin tarantella eşliğinde çılgınca dans etmek olduğuna inanırmış. Avusturyalı erken dönem klasik müzik uzmanı Christina Pluhar, İtalyanlar’ın unutulmuş tarantellalarını, İspanyollar’ın çılgın folia’larını gün ışığına çıkarıyor. Grubu L’Arpeggiata’yla dünyayı dolaşıp, tarihi enstrümanlar ve o günün yaklaşımıyla seslendiriyor. Yedi yılda beş CD’leri yayımlandı, hepsi beklenmeyen satış rakamlarına ulaştı. 2007 Haziranı’nda İstanbul Festivali kapsamında Aya İrini’de verecekleri konserinden önce, Pluhar’ı aradık, “sizi kim delirtti” diye sorduk. İngilizlerin “Erken Çağ Müziğinin Ayetullahı” adını taktığı Reinhard Goebel, İstanbul’a geldiğinde, “En büyük çılgınlık 21.yy’da erken dönem müziği üzerine uzmanlaşan bir grup kurmaktır” demişti. Siz grup…
Taş plak çağının halk müziği üstadlarından Mucip Arcıman, 1940’lardan itibaren bağlama tekniğine önemli katkıda bulunmuş, Bayram Aracı’yla “Ankara tavrı”nı geliştirmişti. Pek çok türkü derlemiş ayrıca kendi türkülerini söylemişti. İstanbul Radyosu’ndaki en parlak yıllarında konservatuvarda ders vermek üzere başvurduğunda karşılaştığı saygısızlık üzerine sazına küsmüş, hayatının geri kalanını uzak yol yük gemilerinde telsiz zabitliğiyle geçirmişti. Ölümünden beş yıl önce Abdurrahim Üsküdarlı’yla yaptığı sohbette “25 yıldır sazı elime almıyorum” diyor. Bağlama çalmaya nasıl başladınız? – Saza çocuk yaşta başladım. Öğrenmek için epeyce fedakarlık yaptım. O yıllarda saz çalmak ayıp, sokakta saz taşımak daha büyük ayıptı. Esrarkeşlere, mahpuslara layık görülürdü sadece. Ben merak ettim,…
Ginette Neveu, Igor Oyştrah gibi kemancıları gençliklerinde şöhrete kavuşturan Uluslararası Wieniawski Keman Yarışması’nı 2016’da 20 yaşındaki Mersin doğumlu Gürcü kemancı Veriko Çumburidze (Tchumburidze) kazandı. Almanya’da öğrenimini sürdüren genç kemancı yeni repertuvar seçimi sırasında yarışma programlarına odaklandığını, Wieniawski Yarışması’na bu amaçla antrenman için girdiğini söylüyor. “Final dahil, hiçbir turda yarışma sonunda dereceye girebileceğim umudunu taşımadım” diyor. Çumburidze, Berlin’den yarışma sürecini, hedeflerini, hayallerini anlattı. Yarışmaya katılmaya ne zaman karar verdiniz, hazırlığınız ne kadar sürdü? – Münih’te birlikte çalıştığım hocam Ana Chumachenco‘yla geçen yıl yeni repertuvar araştırması yapıyorduk. Yarışma programlarına çalışmayı önerdi. 2015 Kasımı’nda, bu amaçla gelecek bir yıl içindeki alternatiflerden oluşan bir…
