Geçen yıl Çaykovski Yarışması sırasında annesini kaybeden 27 yaşındaki piyanist Dmitri Masleev, bu koşullarda birinciliği kazanıp müzik dünyasını şaşırtmıştı. Sonraki ilk konserine yas nedeniyle çıkmasa da konser teklifleri birbirini izledi. Masleev, 2016’da İstanbul Müzik Festivali’nin açılış konserinde Çaykovski’nin birinci piyano konçertosunu seslendirmek için Türkiye’ye gelmişti. Çaykovski Yarışması’ndaki altın madalya sizce hangi açıdan önemli? – Yarışmadaki başarılar dünya sahnelerinde söz sahibi olmak için yeterli mi, bilmiyorum. Fakat benim önümdeki tek açık yol buydu. Sadece sürekli çalışma şevki vermekle kalmadı, çok yoğun gerilim altında müzik yapma deneyimi kazandırdı. Her ikisi de kendimi geliştirmem açısından önemliydi. Ayrıca darbelerden etkilenmeme yetisi kazanmama yardımcı…
Yazar: Editör
Amerikalı piyanist Keith Jarrett 1996’da, Standards Üçlüsü’yle İstanbul Caz Festivali’nde çaldığı günlerde, müzik hayatında kritik bir dönemecin eşiğindeydi. Şöhrete kavuşmasını sağlayan solo konserleri bırakmaya karar vermişti. Gelecek için önemli planları vardı. Fakat İstanbul’dan ayrıldıktan kısa süre sonra kronik yorgunluk ve bağışıklık yetmezliği sendromuna yakalandı. Virütik olduğu düşünülen sendrom nedeniyle elini kıpırdatacak enerjisi kalmadı. Ardından 20 yıllık eşi evi terk edince derin bir şok yaşadı. Bu dönemde geçmişteki kayıtları birbiri ardına yayımlanıyordu, durumu uzun süre fark eden olmadı. 2008’de Londra ve Paris solo konser kayıtları “Vasiyet” başlığıyla yayımlandığında yaşadıkları ortaya çıktı. Üstelik bunları albüm notlarında kendisi yazmıştı. İşte 2012 Temmuzu’nda bir…
Egzantrik kişiliği, sahne ve kalabalık korkusu dahil fobileri, evlilikleri, genç aşıkları, skandal yaratan konser iptalleri, özgüven krizleri, kansere karşı yürüttüğü uzun mücadelesiyle son 40 yılın en çok konuşulan piyanistlerinden biri Martha Argerich. Prokofiyef, Chopin yorumlarıyla hafızalara kazınan, Beethoven, Ravel yorumlarıyla Grammy kazanan piyanistin Türkiye’de konser vermesi için festivaller, kültür merkezleri yıllardır uğraşıyordu. Onu ilk kez ağırlamak, 2011’in ilk günlerinde İstanbul’daki Boğaziçi Üniversitesi’nin konser salonu Albert Long Hall’a nasip oldu… “Neden müzik dünyasında hep skanllarla anılıyorum, anlamıyorum…” 2000 Martı’nda New York Times’ta yayımlanan röportajda Martha Argerich saf bir çocuk edasıyla soruyor. Tam 20 yıl sonra, basına kapısını açtığı ilk röportajda, kendisini…
Alfred Brendel , 40 yıl önce İstanbul’daki ilk konserinde sahneyi davetsiz bir kediyle paylaşmış, daha sonra bu olayı anılarında yazmıştı. Sonraki yıllarda, festivaller, kültür merkezleri defalarca davet ettiği halde Türkiye’ye uğramadı. Beethoven, Schubert, Mozart kayıtlarıyla klasik müzik tarihine damgasını vurup geçen yıl konserlerine son veren piyanist, şimdilerde şiir ve deneme kitapları yazıyor. 2009 Ekim’inde özgür kedileriyle ünlü Boğaziçi Üniversitesi’ne geldi. Albert Long Hall’da önce kısa bir basın toplantısı düzenledi. Ardından tüm müzikseverlere açık bir söyleşi-konser gerçekleştirdi. Neyse ki bu kez konu kedi sürprizine uygundu: “Klasik Müzikte Nükte.” Soğuk bir mart akşamı, Teşvikiye’deki Avusturya Kültür Merkezi’nde sahneye çıkmıştı Alfred Brendel.…
Yıl 1934, İgor Stravinski 52 yaşında. Ateşkuşu, Bahar Ayini gibi klasik müzik geleneğini sarsan eserlerden sonra yeni fikirlerin, ifade biçimlerinin peşinde. Fakat başı hâlâ dertte. Eleştirmenler ve dinleyicilerle… Bakın rahatsızlığını bu röportajda nasıl ifade etmiş… 25 yıl önce hangi etkilerle beste yapmaya başladığımı soruyorsunuz… Rusya, Almanya ve Fransa’nın yaşayan büyük ustaları Rimsky-Korsakov, Strauss ve Debussy beni etkileyen ilk isimlerdi… Bir de müthiş bir bas olan babam… Yurtdışında konserler verirdi babam, Şaliyapin kadar meşhurdu, fakat onu hiçbir güç ülkesinden ayıramazdı. Bu nedenle müzikal başarılarla dolu bir atmosferde geçti çocukluğum. Duygularımı müzikle ifade etme yeteneğim, teknik yetkinlik konusunda çalışma tutkum ailemden…
Michael Daugherty’nin klasik müzik dünyasındaki lakabı “Amerikan popüler kültür kahramanlarının bestecisi.” Konçerto, senfoni, operalarının esin perileri Superman, Liberace, Elvis Presley, Jackie Onasis, motosikletli Hell’s Angels… 63 yaşındaki Amerikalı bestecinin önceki ay Türkiye’de seslendirilen çello konçertosu “Hemingway Öyküleri” 12 Şubat’ta bestesiyle ve CD’siyle 3 Grammy kazandı. “Kendimi gerçekten film yönetmeni gibi hissediyorum” diyor Michael Daugherty. “Şöyle düşünürüm: Kovboy filmi yapacağım, sonra ganster filmi, bir komedi, sonrasında dram…” Besteleme süreci de bu yaklaşımı destekliyor. Çıkış noktası sesler, melodiler yerine çoğunlukla görsel imgeler. Konusunu seçiyor, inceliyor, detayları öğreniyor, öyküsünü anlamlı kılacak bağlantıları kuruyor, senaryosunu yazıyor ve bestelemeye başlıyor. Hem konu hem de…
Giya Kancheli, son 10 yılda Avrupa ve Amerika’da adından en çok bahsedilen çağdaş bestecilerden biri. Yedi senfonisi, requem ve operalarıyla tanınan Gürcü sanatçının Türkiye’yle ilişkisi 1991’de talihsiz bir olayla başladı, bu şekilde devam etti. İlk gelişinde Düzce’de korkunç bir trafik kazası geçirip bir hafta Taksim İlkyardım Hastanesi’nde yatmış, İstanbul’dan ambulans uçakla ayrılmıştı. 2012 İstanbul Müzik Festivali’nin açılışında genç çellist Benyamin Sönmez’in kemancı Gidon Kremer’le seslendireceği bir eser yazıyordu. Fakat Sönmez 28 yaşında, kalp krizinden hayata veda etti. Kancheli, Sönmez’e ithaf ettiği “Lingering”in dünya prömiyerine katılmak ve Yaşam Boyu Başarı Ödülü’nü almak üzere 2012 Haziranı’nda İstanbul’a geldi. 1991 yılı Gürcistan…
20’nci yüzyılın önde gelen kemancılarından David Oyştrah (Oistrakh), ölümünden iki yıl önce Amerika’ya kayıt için gitmiş, nadir röportajlarından birini vermişti. Severance Hall’ün bir odasında koltuğuna rahatça oturmuş David Oistrakh. “Uzun bir gündü. Düşünün, artık genç değilim” diyor. Oistrakh, çellist Rostropoviç’le birlikte Georg Szell yönetimindeki Cleveland Orkestrası eşliğinde Brahms’ın ikili ve re majör konçertosunu kaydediyor. Üç günlük çalışmanın ilk gününde. Doğrudan Cleveland’a uçmuş. Kayıt bittiğinde hemen programlı yıllık Avrupa turnesine başlamak için Prag’a dönecek. Aynı eseri farklı sanatçılarla kaydetmek yeni bir yaklaşım getirir Yabancısı olmadığı bir eseri birçok kez kaydetmek onun için yorucu olmamalı. “İkili konçertoda aksi oldu. Bugüne kadar…
Besteci İgor Stravinski esin kaynaklarını, besteleme sürecini anlatıyor. Nasıl bestelersiniz? – Ana temamı seçtiğim zaman, onun nasıl bir müzik malzemesi gerektirdiğini aşağı yukarı biliyorum. Böylece, bu malzemeyi derleyip toparlamaya koyuluyorum. Bu bazen eski üstadları çalarak (bana gerekli dürtüyü vermesi için) bazen de sonradan esas notlar olabilecek bir seri geçici not üzerine, çeşitli ritmik kombinasyonları deneyerek oluyor. Bu şekilde, eseri inşa edeceğim malzemeyi şekillendiriyorum. Bir eser üzerinde çalışırken ondan daima emin oluyor musunuz; parçayı bütün ve bitmiş halinde görebiliyor musunuz? – Aradığımı bulursam genellikle bunu hissederim. Eğer bu olmazsa ve durumdan emin değilsem, çözüm yolunu sonraya bırakmak beni rahatsız ediyor.…
Kuş kadar küçük ve zarif piyanist Maria Joao Pires, okyanus kadar derin Chopin, Mozart, Beethoven, Schubert yorumlarıyla tanınıyor. Kişiliği gibi icraları da yalın ve samimi. Röportajlarda öyle laflar ediyor ki, kendini rekabet koşullarına kaptırıp müziği unutan meslektaşları kadar müzik endüstrisini de sarsıyor. Neredeyse yarım asırdır dünyanın dört bir yanında alkışlanan, en iyi Chopin yorumcusu ilan edilen, plakları dünyanın en prestijli plak firması Deutsche Grammophon tarafından yayımlanan bir piyanistten duymanız mümkün olmayan şeyleri alenen söylüyor Maria Joao Pires: “Ellerim küçük, teknik açıdan problemlerim var. Kuşkusuz piyanoya uygun kişisel vücut dilimi oluşturdum, sorunları aşmak için yöntemler geliştirdim, fakat hâlâ problemler devam ediyor.…
