Hayata merakla bakan iki göz 2 Ocak 2017’de kapandı. Yazar, sanat eleştirmeni John Berger kendisini eklektik bir müziksever olarak niteliyordu. 2001 baharında, romanı Kral’ın Türkçe’ye çevrilmesi vesilesiyle Fransa Alpleri’ndeki köyünden aramış, ot biçmek üzere kapıdan çıkarken yakalamıştık. Yaklaşık 3 saatte müzik dahil pek çok konuyu konuşmuştuk. Son roman hariç kahramanlarınız pek müzikle ilgili değil, siz de müzikle ilgili yazmıyorsunuz; neden? Bir enstrüman çalmayı denediniz mi; ne dinlersiniz? – Herhangi bir enstrüman çalmıyorum. Şarkı söylemek çok isterdim. Hatta bazı yeteneklerimi verebilirdim karşılığında. Fakat sesim çok kötü. Şarkıyla insanlara çok hızlı ulaşmak mümkün. Müzik…
Yazar: Editör
Piyanist, müzik eleştirmeni, yazar, eğitimci, radyo-TV programcısı, Boğaziçi Üniversitesi konserlerinin organizatörü… Evin İlyasoğlu, 40 yılı aşkın süredir müzikle müzikseverler arasında köprü. 2017’de İKSV’nin düzenlediği İstanbul Müzik Festivali’nin Onur Ödülü’ne layık bulundu. İlyasoğlu, 2005’te yazar Feridun Andaç’a yaşamını ve çalışmalarını anlatmıştı… Yetiştiğiniz aile ortamınız nasıldı, çevrenizdekiler neleri uğraş edinmişlerdi, ilgileri nelerdi? – Tanıklık, yani benim tanık olduğum olaylar çok azınlıkta. Ancak aile arasında sürekli anlatılan olaylar ve unutulmayan karakterler vardı. Şimdi ağabeyime sorsanız kimbilir daha ne renkli çizgiler anımsayıp aktaracaktır. Geriye dönüp bakınca doğup büyüdüğüm Arnavutköy’le yeniden buluşmak beni çok etkiledi. Demek Arnavutköy son derece ilginç bir semtmiş. Komşulukların, dayanışmanın…
Richard Wagner ve Franz Liszt’in torunu Gottfried Helferich Wagner, 1989 Martı’nda 42 yaşında İstanbul’daydı. Liszt’in kaldığı binaya plaket yerleştirdi, müzikseverlerle sohbet etti. Opera rejisörlüğünün yanı sıra müzikolog olan Wagner ailesinin tutucu yapısına belirli ölçülerde esneklik kazandırmaya çalışıyor. Nazilerle bağlarını eleştiriyor. Opera dinleyicilerini artırmayı hedefliyor. Operayı sevmeyenleri bu sanat dalına ısındırmak, dedelerinin sanat anlayışıyla ilgili incelemeler hazırlamak ve müzikle ilgilenmeyen kişilere bu iki büyük bestecenin ismini öğretmek genç Wagner’in uğraşları arasında. Bu hedefe ulaşmak için hazırladığı uzun vadeli programın, son ürününü Fransa’nın Orange kentinde düzenlenen festival için hazırlamış: Richard Wagner’in dört operadan oluşan “Nibelungen Yüzüğü Ring” isimli dizisinin video çekimi……
Rostropoviç’in öğrencisi Natalia Gutman, başta Schnittke olmak üzere çağdaş bestecilerin adına ithaf ettiği eserlerle, Şostakoviç yorumlarıyla şimdiden müzik tarihine geçmiş durumda. 66 yaşındaki Kazak asıllı çellist, son yıllarda piyanist Martha Argerich’le kaydettiği Schumann yorumlarıyla adından söz ettiriyor. 2008’in ilk günlerinde İstanbul’a geleceğini, Şostakoviç’in 1. Çello Konçertosu’nu seslendireceğini duyunca peşine düştük. Çevirmen arkadaşım Simla Yerlikaya’yla aradığımızda, Portekiz’in Porto kentindeydi. 1990’larda Bach’ın çello süitlerini gözden geçirken müzikal yaklaşımında köklü bir değişim yaşadığını, Rus ekolünden ve romantizmden gittikçe uzaklaştığını söylüyordu. Gerek Schnittke gibi önemli bestecilerin size ithaf ettiği eserlerle gerekse hocanız Rostropoviç’le birlikte günümüzün en önemli Şostakoviç yorumcularından biri olmanız nedeniyle klasik müzik…
Ekrem Zeki Ün, Türk Beşleri olarak anılan bestecilerimizle yaşıttı. Eserlerinde halk müziğinin yalınlığından, tasavvuf müziğinin mistisizminden yararlanmıştı. 1920’lerin başında Paris Konservatuvarı’nda Jacques Thibaud’nun keman, George Dandelot’un kompozisyon öğrencisi olduktan sonra, Türkiye’ye dönüşünde uzun yıllar İstanbul Belediye Konservatuvarı’nda (bugünün İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuvarı) keman ve piyano dersleri verdi. 1987’de, 77 yaşında hayata veda ettiğinde geride flüt, korangle, keman ve ikisi de piyano için olmak üzere toplam beş konçerto, çok sayıda oda müziği eseri bıraktı. 1972’de, İstanbul Radyosu 2. Programı’nda yayımlanan Besteciler Anlatıyor (*) için yapımcı Nurhan Olcayto kapısını çalmıştı. Üç eseri hakkında bilgi vermekle kalmamış, satır aralarında bestecilik yaklaşımını da yansıtmıştı.…
Fransız kemancı Augustin Dumay üç efsanevi virtüözün, Nathan Milstein, Henryk Szeryng ve Arthur Grumiaux’nun öğrencisi. Konserler, kayıt ve düzenlediği festivalden arta kalan zamanını karşılık beklemeksizin gençlere ayırıyor. 2002’de İstanbul’a, aralarında Hüseyin Sermet’in de yer aldığı dört genç dostuyla geldi. Dumay’ı, İstanbul’a gelmeden, bir konser öncesi Brüksel Hilton Oteli’ndeki odasında yakaladık. Ustalarını, piyanisti Bayan Pires’i, müziğe yaklaşımını sorduk. Son dönemde oda müziğine ağırlık verdiğinizi görüyoruz. Özel bir nedeni var mı? – Bu izlenimi Deutsche Grammophon’un birbiri ardına yayımladığı CD’lerden edinmiş olmalısınız. Bu arada Mozart’ın tüm konçertoları da yayımlandı. Yakında Brahms, Alban Berg ve Fransız bestecilerinin konçertolarını kaydedeceğim. Aslında her yıl…
Adnan Saygun, 1973’te piyanist, eğitimci Ergican Saydam’la yaptığı söyleşide Yunus Emre Oratoryosu’nun oluşum sürecini, çağdaş müzik akımlarına bakışını anlatıyor. Sayın Adnan Saygun , Yunus Emre’yi nasıl yazdınız? Nasıl esinlendiniz? Bu düşünce nasıl doğdu? Kısaca bu yaratmanın oluşumunu bize anlatabilir misiniz? — Efendim, biliyorsunuz Yunus Emre bizim en büyük düşünürümüz ve en büyük şairimiz. Mistik Yunus Emre diye görülür. Halbuki Yunus Emre, insan problemlerini ortaya koymuş, onların üzerine eğilmiş ve o yolda şiirler yazmış büyük bir insan, bir şair, bir filozoftur. Ben çocukluğumdan beri Yunus’u bilirim ve çocukluğumdan beri de Yunus’u severdim. Yunus’un eski taş basması nüshaları vardı elimde, onları…
İdil Biret, 1990-92 arasında Almanya’nın Heidelberg kentinde Chopin’in tüm solo piyano, Slovakya’nın Kosice kentinde tüm orkestra eşlikli eserlerini kaydetmişti. Naxos’un yayımladığı külliyat müzik tarihine bestecinin bu kapsamdaki ikinci toplu kaydı olarak geçti, satışları tüm dünyada birkaç yıl içinde 1 milyonu aştı. 15 CD’lik kutu 25’inci yılında Türkiye’de IBA etiketiyle tekrar basıldı. “Chopin çok tehlikeli bir besteci, ondan sonra Bach ve Mozart hariç tüm müzikler çok kaba geliyor” diyen Biret’le geçmişteki yorumlarını ve Chopin’e bugünkü bakışını konuştuk. Plak firması 25 yıl önce seçimi size bıraksa “tüm eserleri” serisine yine Chopin’le mi başlardınız, sizce zamanlama doğru muydu? – Seçim bana bırakılsaydı…
Yaklaşık 30 yıl önce “Şiirin Uçbeyi” Ece Ayhan röportaj için kemancı Suna Kan’la bir araya gelmişti. Daldan dala atlayan sohbetleri Ayhan’ın derinlemesine müzik ilgisini, Kan’ın beklenmedik soruları cevaplama yeteneğini sergiliyor. Röportaj Suna Kan’ın şu cümlesiyle bitiyor: “Dinar Bandosu kursam İlhan Usmanbaş tambur majör, İdil Biret tuba çalardı, ben ise zil!” Yıllar önce Ankara’da ünlü ve özgün besteci İlhan Usmanbaş (ki o zamanlar viyolonsel çalardı) ve arkadaşlarının yine ünlü besteci Bülent Arel, viyolacı ve müzik eleştirmeni Faruk Güvenç, kemancı Ulvi Yücelen, zamanın kültür adamlarından Bülent Ecevit ile kurdukları Helikon Derneği için ne diyorsunuz? Etkinlikleri biz üniversite öğrencilerine (bu arada müzik…
Rus asıllı, İtalya ve Fransa vatandaşı orkestra şefi İgor Markevitch’e göre, İtalyan orkestraları canlı fakat disiplinsiz, Fransızlar besteciye inandıklarında çok gayretli. Yeni müziğe programlarında yer veren ABD orkestraları ise benzersiz. Siz ki Almanya, Fransa, İtalya’da nice yabancı orkestra yönettiniz, birkaç keskin çizgiyle bunların artılarını, eksilerini söyler misiniz? — Şüphesiz farketmişsinizdir: Her orkestra aslında kendi ulusal karakterini yansıtır. Şefin sezgileri yönettiği kimselere göre değişir. Bir orkestra doğal olarak, bir ırkın kendine öz niteliklerini taşır. Elbette, daha iyi iklimlerde gelişmiş orkestralar var. Fakat yine de her orkestra, kendi ulusunu dile getirdiği için “Filânca daha iyidir” veya “Falanca daha kötüdür” gibi yargılara…
