Yazar: Editör

Cazın maceraperest virtüözlerinden Herbie Hancock, 70’inci yaşını pop yıldızlarını çağrıştıran iddialı bir projeyle kutluyor. Sting, Peter Gabriel, Bob Geldof’un geçmişte yaptığı gibi, farklı uluslardan, farklı alanlardan ünlü müzikçileri bir araya getirip “Imagine” albümünü hazırladı. Pink, Seal, Chaka Khan, James Morrison, Wayne Shorter’ın da yer aldığı albüm, John Lennon’ın ünlü bestesiyle açılıyor, ismini de bu şarkıdan alıyor. “Dünyaya baktım ve müziği insanlığın gelişmesi için nasıl kullanabilirim, diye düşündüm. Bu albümü hazırladım” diyen Hancock, tüm müzikseverleri sosyal, etnik, dinsel farklılıklara saygı göstermeye, birlikte yaşama kültürünü savunmaya çağırıyor. 24 Ekim 2010’da yeni albümünün tanıtım turnesine İrlanda’dan başlayan Hancock, iki gün sonra İstanbul’a geldi.…

Read More

Mistislav Rostropoviç’in “kuşağının önde gelen viyolonselcilerinden, tartışılmaz yetenek” olarak değerlendirdiği Benyamin Sönmez, 14 yaşında Ankara Devlet Konservatuvarı sınavına girdiğinde şu değerlendirmeyle karşılaşmıştı: “Sıfır yetenek, bu çocukta kulak yok!” Azmetti, ertesi yıl sınavı kazandı, ilk fırsatta yurtdışına çıkıp Natalia Gutman’ın öğrencileri arasına girdi. Moskova Konservatuvarı’nda okudu, Rostropoviç’in huzurundaki yarışmada ödül kazandı. 2008 Haziranı’nda İstanbul Müzik Festivali’nin açılış konseri öncesi konuştuğumuzda “bu topraklarda yaşayıp, ülkemin yurtdışındaki kültür elçisi olacağım” diyordu. Sönmez’i 1 Aralık 2011’de kalp krizi sonucu 28 yaşında kaybettik. 2008’in ilk günlerinde yaptığım röportajda Natalia Gutman sizi çok övmüş, ancak başınıza buyruk olduğunuzu, asi karakteriniz nedeniyle Stuttgart Yüksek Müzik Okulu’nda…

Read More

1967’den bu yana çalmadığı önemli orkestra kalmayan, 15 albüm kaydeden, filozof Marks, besteci Mendelssohn ve kozmetikçi Rubinstein’ın akrabası İngiliz çellist Steven Isserlis önceki yıl ilk kez Avrupa basınının ilk sayfasına haber oldu. Ama yorumlarıyla değil, Prag’da ön sıraya oturup uykusunda sıçrayan dinleyicisine attığı çiçekle. Isserlis, 2006’nın ilk günlerinde Borusan Filarmoni’yle, Haydn ile Saint-Saens’ın çello konçertolarını seslendirmek üzere İstanbul’a geldi. Müzikçiye konserden önce ulaşmayı denedik. Uçan çiçeklerin öyküsünü, tepesine vurulmasından hiç hoşlanmayan nadide “De Munck” çellosunu sorduk. İspanya yolunda, uçaktan e-mail ile yanıtladı. Röportaja hazırlanırken ilginç bir rastlantı oldu. Elektronik arşivlerden son 5 yılın röportajlarını, haberlerini gözden geçirirken çello dinlemek istedim. Çekmecemden Naxos’un…

Read More

Mimar Sinan Üniversitesi Devlet Konservatuvarı Opera-Şan Bölümü’ne başladığında 20 yaşındaydı. Burak Bilgili, hocaları Aydın Gün, Azra Gün, Ayhan Baran, Yıldız Dağdelen ve özellikle Güzin Gürel’i öylesine sevdi ki kısa zamanda çok yol kat etti. Son sınıfta Katia Ricciarelli’nin dikkatini çekip İtalya’ya gitti, bu arada hocası Güzin Hanım’ın maddi ve manevi desteğiyle Philadelphia Ses Sanatları Akademisi’ne (Philadelphia Academy of Vocal Arts-AVA) girdi. 70 yıllık okulundan, geçen mayısta, “öğrenciliği döneminde Metropolitan’da ve La Scala’da söyleyebilmiş ilk AVA’lı” sıfatıyla mezun oldu. 2004 Mayısı’nda Finlandiya’da beş yılda bir yapılan Miriam Helin Yarışması’nda ikinciliği kazandı. “Artık yarışmaları bırakıp repertuvar geliştirmeye ağırlık vereceğim” diyen Bilgili’yle 2004…

Read More

Piyano ve orkestra için yazdığı Osmanlı Fantezileri, Beethoven’dan Schumann’a CD’leri, iki yıl önce Fazıl Say’a karşı başlattığı kampanyayla Cumhurbaşkanı R. T. Erdoğan’dan aldığı takdirle tanıdığımız Fransız piyanist, besteci Stephane Blet aynı zamanda yazar. Müzisyenliğin yanı sıra Fransız masonluğunun zenginlikleri, masonluğun tehlikeleri ve gizli ilimler üzerine üç kitabı yayımlandı. “Büyücü değil, simgeciyim” diyen Blet, kendisi gibi gizli ilimlerle uğraşan, eserlerinde bilinmeyen dünyanın simgelerine yer veren bestecilerle kendisini akraba gibi hissettiğini söylüyor. Ayla Erduran’dan İdil Biret’e Türkiye’de tanımadığınız yok. İlk tanıştığınız kişi kimdi, bu kadar geniş çevreyi nasıl edindiniz? – 1992 yılbaşında üç günlüğüne İstanbul’a gelmiştim. Swiss Hotel’de konser verdim. Ortaköy’ü gördüm,…

Read More

Fransız ozan Georges Brassens ona “Başkeşiş” adını takmıştı. Belçikalı besteci Jacques Brel aştan, kadınlardan, umutsuzluklardan bahseden tutkulu şarkılarıyla 1958 sonrasında tam 20 yıl tüm dünyada ilgiyle dinlendi. Tek sözcük Fransızca bilmeyenler bile şarkılarını ölesiye sevdi. Brel, 1972’de “Bundan sonrasında sadece kendimi tekrar ederim” deyip ıssız bir adaya yerleşmişti. Beş yıl sonra yeni bir albüm ve akciğer kanseri haberiyle döndü. 9 Ekim 1978’de, 49 yaşında hayata veda etti. Sadakatı en yüce duygu, insanlığın satılığa çıkarılmasını yeryüzündeki en büyük kirlilik olarak niteleyen Brel’in 42 yaşında söylediklerini okuyunca, dünyanın ne kadar önemli bir bilgeyi kaybettiğini göreceksiniz. Hayat, ölüm, sağlık.. – Sağlığım çok…

Read More

Efsanevi virtüöz Gaspar Cassado’nun öğrencisi Ayşe Feyha Talay, 24 Şubat 1968’de aramızdan ayrılmıştı. Öldüğünde 45 yaşındaydı. 1958’de Hayat dergisinde yayımlanan kısa bir haber, bugün çok az kişinin hatırladığı  çellistin başarısını duyuruyor. İşte haberdeki konserin ve Talay’ın öyküsü. Hayat dergisinin 3 Mayıs 1958 tarihli sayısında, güncel gelişmelerin fotoğraflı kısa metinlerle duyurulduğu ön sayfalarında yayımlanmış haber. Hepi topu tek cümle: “Geçenlerde Paris’te bir konser vermiş olan kıymetli        viyolonselistimiz Feyha Talay büyük başarı kazanmış, münekkitler gazetelerinde sanatçımızı öven uzun yazılar yazmışlardır.” Büyük fotoğrafta Salle Pleyel konser salonunun                          kapısındaki afişi görüyoruz. Yanına Talay’ın vesikalığı                 …

Read More

İspanyol çellist Pablo Casals, 1950’de, Bach’ın 200’üncü ölüm yıldönümü vesilesiyle Prade Festivali’ni başlatmıştı. Fransız Pireneleri’ndeki festivale her yıl dünyanın önde gelen virtüözlerini davet ederdi. Konuklarından kemancı Igor Oyştrah, çellistle şöyleşi yapmış, izlenimlerini yazmıştı. Casals “Bach’a uygulanmak istenen barok üslûbu da neymiş? O tüm çağların, insanların, üslûpların bestecisidir” diyor. Büyük Casals’la Prades’da beraber çalacağımı öğrenince nasıl bir heyecan, nasıl bir kıvanç duyduğumu siz düşünün. Kendisini, kaydettiği plâklardan ve babam David Oystrak’ın onunla ilgili anılarından tanıyordum. Casals, Rusya’ya en son 1914’te gelmişti. Güçlü yapıyla aşırı tutkunun, bilgiyle içten sıcaklığın, son derece ayrıntılı ‘fraz’larının, tanıtlayamayacağım erkekçe ve pek büyük bir şeyin birbirleriyle…

Read More

Dibe vurmaya çeyrek kala silkinen, hayatıyla birlikte müzikteki kaderini de değiştiren piyanist Olga Kern’den söz edeceğiz size. Kern’in adı 2000’lerin başında Madonna ve Tori Amos’la birlikte genç kızların “örnek kadınlar” listesine girmişti… Müziğinden önce fiziğiyle dünyaya meydan okuyan klasikçiye epeydir rastlamamıştım. Vanessa Mae’nın meşhur ıslak tişörtlü pozundan bu yana iki ya da üç deniz mevsimi geçti. Üçüncü yüzme sezonu yaklaşırken gözlerimiz yollardaydı. Onun kadar olmasa da, cesur adaylar teker teker çıkıyor ortaya. Piyanist Olga Kern’in Borusan Filarmoni’yle Rahmaninof’un 2. Piyano Konçertosu’nu çalmak üzere İstanbul’a geleceğini öğrenince internete girdim. Gazete arşivlerine göz atacak, Kern hakkında bilgi edinecektim. Google’da, tam 7…

Read More

Satie, Faure, Debussy’nin yakın dostu ve önde gelen yorumcusu piyanist Marguerite Long aynı zamanda dünyanın en önemli piyano yarışmalarından birinin de kurucusuydu. Cemal Reşit Rey, Ayşegül Sarıca dahil yaklaşık bin piyanist yetiştirmişti. 1963’de, ölümünden üç yıl önce yayımlanan röportajında Long “Chopin çalmayı Debussy’den öğrendim. Tuşesini kavramak için Chopin çalmaktan parmaklarının yıprandığını söylerdi” diyor. Evine gittiğim gün, Marguerite Long 89’uncu yaş gününü kutluyordu. Hizmetçisi beş dakikada bir kucağında bir demet çiçekle giriyordu odaya. “Evet, bugün 89’uma girdim. Düşünüyorum da, bu ömrü bir kez daha yaşamak gülünç geliyor. Çalışmakla yiyip bitiriyorum kendimi.” Fotoğraflarını çeken J. R. Roustan’a döndü: “Daha güzel bir…

Read More