Yazar: Editör

1936’da, New Filarmoni Orkestrası’na konuk şef atanan Sir John Barbirolli, İngiliz müzik dergisi Gramophone’a mesleğe başladığı yıllarla ilgili anılarını yazmıştı. “Şeflikte her zaman doğallıktan yana oldum” diyen Barbirolli’nin anıları o günün müzik dünyasına da ışık tutuyor. Her ne kadar şu anda makale yazmaya ayıracak zamanım çok kısıtlı da olsa, Gramophone’un talebini geri çeviremezdim. National Gramophonic Society günlerinde ilk orkestralı kayıtlarımın yayımlanmasında derginin önemli katkısı olmuştu. New York’un gösterdiği teveccühten gurur duyuyorum ve çok mutluyum. Bununla birlikte ne kadar zorlu bir görev üstlendiğimin farkındayım. Umarım, benim ve dolayısıyla İngiliz müziğinin bu onura layık olmadığını gösterecek bir durum çıkmaz ortaya… Görevi Toscanini’den…

Read More

1945’in son günlerinde 76 yaşında vefat eden Lemi Atlı, Hacı Arif Bey’in öğrencisi, geleneksel Türk Müziği’nde klasik ekolün son temsilcilerindendi. Sık sık aşık olur, eserlerini platonik sevdalarına ithaf ederdi. 500’e yakın eser bestelemişti. Nota bilmediği için günümüze 168’i ulaşabildi. 20 yıl kadar önce Bostancı’da bir bahar sabahı… Her yer yemyeşil, kuş sesleri, hanım ve çocuk kahkahaları bayırları dolduruyor. Köşkler pencerelerini iyot kokan deniz rüzgarlarına açmış. Günlerden pazar olmalı. Deniz üstündeki gazinolardan birinde tek müşteri var. Genç ve güzel bir kadın, yüzü denize doğru uzaklara, enginlere bakıyor sakince. Gür siyah saçlarını rüzgarlar dağıtıyor. Gazinonun radyosundan içli bir kadın sesi duyuluyor.…

Read More

16. ve 17. yüzyılın arşivlerde unutulan bestelerini keşfedip, günümüzde de sevdirmeyi başaran İspanyol besteci, viyola de gambacı Jordi Savall , Dünyanın Tüm Sabahları filmiyle uluslararası şöhrete kavuşmuştu. 1990’lardan sonra Türkiye’de de birçok kez konser verdi. 2007 Haziranı’nda eşi soprano Montserrat Fifueras ve topluluğu Hesperion XXI ile Dünyanın Tüm Sabahları başlıklı konser için İstanbul’a geleceğini öğrenince gazeteci Figen Yanık telefonun başına geçti. Ortaçağ müzikleriyle internet çağının gençlerini büyülemenin sırlarını sordu. Dünyanın Tüm Sabahları’nı izlediğimden bu yana film müziklerinin yer aldığı albüm her zaman CD dolabımın üst sıralarında yer aldı. 400 yıl öncesinin müzikleri, bugün hâlâ nasıl bu kadar etkileyici olabiliyor? Jordi…

Read More

Handel sonrası, 200 yıl boyunca uluslararası düzeyde takdir gören besteci çıkaramayan İngiliz müziği, 20’nci yüzyılın eşiğinde Elgar’la birlikte yeniden canlanmıştı. Michael Tippett bu gelişmenin itici güçlerinden biri oldu. Benjamin Britten’a göre, 20’nci yüzyılın öncü İngiliz bestecilerinden biriydi. 1971’de 66 yaşında eserlerini ve hayatını anlatırken “Goethe 74’ünde, 19 yaşında bir kıza aşık olmuştu, kendime hep bunu hatırlatıyorum” diyordu. Sir Michael yeni yayımlanan The Midsummer Marriage kaydı ve müzikal yaşamı üzerine konuşmak üzere beni Chippenham yakınlarındaki evine davet etti. Bir besteci olarak müthiş konuşkan. TV’deki, toplantılardaki konuşmalarını izleyenler bilir, hızla ve daldan dala atlayarak konuşurken, konu ne olursa olsun, sizden onu…

Read More

20’nci yüzyılın önde gelen Amerikalı bestecilerinden Aaron Copland, daha sonra kitaba dönüştüreceği dinleme üzerine incelemesinde müziğin üç ayrı katmanda dinlenmesi gerektiğini söylüyor.İlhan Usmanbaş’ın Türkçesiyle… Bana öyle geliyor ki müziği anlamayı gereğinden zormuş gibi görüyoruz. Alçakgönüllülükle “seviyorum müziği ama hiç anlamıyorum” diyen kişilerle karşılaşırız çoğun. Romancı, tiyatro yazarı arkadaşlarımsa “romandan, tiyatrodan bir şey anlamıyorum” diyene hiç rastlamadıklarını söylerler. Bunca alçakgönüllü kişi aslında roman ya da tiyatro konusunda da öyle olsalardı keşke. Haydi, biraz daha kibarca olsun: Müzik konusunda böylesine alçakgönüllü olmasalardı, diyelim, daha iyi olurdu. Müziğe gösterdiğiniz tepkiler bakımından herhangi bir aşağılık duygusu içindeyseniz salık veririm size, atın bu düşünceleri…

Read More

İstanbul Müzik Festivali’ni ilk kez 2015’te konservatuvar öğrencisi ya da mezunu olmayan bir solist açtı. Ankara ODTÜ Koleji son sınıf öğrencisi Can Çakmur, 18 yaşında. Müzik eğitimini 14 yıldır özel derslerle sürdürüyor. Tam zamanlı konservatuvar eğitimini seçmemesinin nedenini anlatırken “Her kaynaktan beslenmek, müziğin dışında da gereken temel donanımları edinmek istiyorum” diyor. Bu yıl Weimar Konservatuvarı’na girmeyi deneyecek, başarabilirse yan dal olarak biyoloji okuyacak. Çakmur, müzik serüvenini ve festivalde seslendireceği konçertoyu anlattı. Ailenizde müzikçi var mı, müzikle hangi koşullarda tanıştınız? – Müzisyen yok, ama müziksever bir çiftin tek çocuğuyum. Barış, babam, ODTÜ’de siyaset bilimi konusunda akademisyen; geçmişte gitar çalarmış. Elif,…

Read More

Vadim Repin, Maxim Vengerov, Daniel Hope gibi virtüöz kemancılar yetiştiren ünlü eğitimci Zakhar Bron’un öğrencilerinden biri Misha Nodelman. Dahası yıllardır Bron’un asistanı. 38 yaşındaki St. Petersburglu kemancı 2015 Haziranı’nda ilk kez Türkiye’ye geldi, Ayvalık Müzik Akademisi’nde ustalık sınıfı düzenledi, öğrencileriyle konser verdi. “Ayvalık Akademisi’nde öğrenme şevkiyle dolu genç kemancılarla karşılaştım” diyen Nodelman’la hocası Bron’u ve meslek sırlarını konuştuk. Köln’de, Zakhar Bron’un sınıfında Türk öğrenciniz var mı? – Bildiğim kadarıyla yok. Eşimin Türkiye’den piyano öğrencileri oldu… Aslında, çok özel bir neden olmadıkça öğrencilere uluslarını sormayız, pek çoğunun nereli olduğunu bilmeyiz… Ayvalık’ta karşılaştığınız öğrencilerin düzeyi sizde Türkiye’deki keman eğitimi konusunda ne…

Read More

Bugünün polifonisi artık insanın çevresini algılama özelliklerine, maddelerin, olayların ve düşünsel işlevlerin istatistik kurallar ışığında şekillenmesine göre oluşabilmektedir” diyor Ali Doğan Sinangil. 1999’da BİLKENT Müzik Fakültesi öğrencileriyle yaptığı söyleşide, müzik tarihinde izlediği uzun yolu anlatıyor, yeni sesler, ifade biçimleri arayışından bahsediyor. 1934 Konya doğumlu İstanbul’da yaşayan bir Türk bestecisiyim. 1940’lardan beri müzikle uğraşıyor, kendimi müzikle ifade etmeye çalışıyorum. Sanatsal alanda modernlik benim için daima doğal bir eğilim olmuştur. 12 ses müziği ile ilk karşılaşmam 1950’li yıllarda Ernst Krenek’in Kano Parçaları ile olmuştur. Ayrıca bir kitapçıda, Rene Leibowitz’in “Introduction a la musique de 12 sons” ve Antoine Golea’nın ” Rencontre avec…

Read More

Ankara Devlet Operası’nın Rumen orkestra şefi Bujor Hoinic, 1984’ten bu yana Türkiye’de yaşıyor. Bilkent Üniversitesi’nde kompozisyon dersleri veriyor. Bugüne kadar senfoni, konçerto, oda müziği türünde pek çok eser yazan Hoinic, ilk kez geçen yıl, yaz aylarında sosyal temalı bir eser besteledi. “Haberlerde gördüğüm şehit cenazeleri ruhumda kanayan bir yaraya dönüşmüştü. 1,5 ayda Şehitler Anısına Üç Ağıt’ı besteledim, çekmeceme koydum ve ruhum rahat etti. Bugüne kadar seslendirilmemiş olması hiç önemli değil” diyor. 30 Kasım’da Radyo 3’te yayımlanan “Acapella Günlüğü” programında “Şehitler Anısına Üç Ağıt”ı anlatırken “Uzun yıllar Türkiye’de yaşadım, galiba ben de Türkleşmeye başladım” diyordu Bujor Hoinic.                                                                        Eseri 2008 yazında…

Read More

Film biter, salondan çıkarsınız, ama müzikleri ruhunuza, bedeninize, aklınıza sinmiştir. Zaman geçer, belki filmin adını unutursunuz, ama üzerinize sinen müzik sizinledir. Yıllarca sokaklarda kulağınıza çarpar, “Eve gidip şu filmi bir kez daha izleyeyim,” yerine “Gidip şu müziği dinleyeyim,” dersiniz. Ben dedim. Eleni Karaindrou adı karlı bir kış günü, Theo Angelopoulos’un Leyleğin Geciken Adımı filminin çıkışında aklıma yazıldı. Yıllardır albümlerini dinlediğim halde onu hiç görmedim için de gerçek olduğundan şüphe duymaya başlamıştım ki… Ankara ve İstanbul’da vereceği iki konseri anlatmak için İstanbul’a geldiğini duydum. Buluştuk. Baştan söyleyeyim gerçekmiş. Etiyle kanıyla 64 yaşında, cin gibi, esprili, oradan oraya koştururken 20 yaşında gibi…

Read More