Yazar: Editör

“Ayşem”, “Emirgan’ın Gülleri”, “Ağlarım, Yanarım, Sevgilim Diye” gibi 60 şarkısıyla hatırlanan Burhanettin Deran meslek olarak askerliği seçmişti. Üç oğlunu müzisyen yetiştirdiği gibi İstanbul’daki evinde yetenekli gençlere ders veriyordu. Ölümünden sekiz yıl önce, 1957’de albay rütbesiyle görevini sürdürürken bir de koro kurmuştu. Oğlu Erol, Yücel ve Doğan da bu koronun üyesiydi. Çalışmalarını öğrenen Avni Anıl, Deran Ailesi’nin kapısını çalmış ve izlenimlerini Radyo Alemi dergisinde aktarmıştı. Türk musikisini ciddi ve sıhhatli şekilde etüd eden toplulukların son yıllarda çok geliştiği ortada. Halen de radyolarımızda dinlediğimiz muhtelif amatör topluluklar Türk musikisinin nâdide eserlerini bize en iyi şekilleriyle sunmakta ve çok taraflı başarılı olmakta. Bu…

Read More

Kemancı Cihat Aşkın, sahnedeki 40’ıncı yılını birbiri ardına yayımlanan albümlerle kutluyor. Dede Efendi’nin “Yine Bir Gülnihal”inden yola çıkarak geleneksel Türk müziği uyarlamalarına ağırlık verdiği “Türk Valsleri” albümünü Johann Sebastian Bach’ın 6 sonat ve partitasını seslendirdiği 2 CD ve 1 DVD’den oluşan albüm izledi. Şimdi sırada Necip Celal Andel’in keman-viyolonsel konçertosu var. Ardından dört albüm daha gelecek. Aşkın “Türk Valsleri”nden bahsederken “Valsler veya şarkılar gibi kazanılmış kültür zenginliklerimizi düğün salonlarına veya meyhane kültürüne terketmemeli, onları çok daha geniş alanlarda yaygınlaştırabilmeliyiz” diyor. Minyatürler’i başlangıç kabul edersek 20 yılı aşkın süredir klasik repertuvarı seslendirmenin yanı sıra geleneksel müzikten düzenlemelerle alternatif repertuvar oluşturmaya çalışıyorsunuz.…

Read More

Ayhan Aydan, 1950’lerde Türk operasının önde gelen divalarındandı. Eşi Ferit Alnar’ın desteğiyle Ankara Devlet Operası’nda pek çok eserde başrol söylemişti. Dönemin başbakanı Adnan Menderes’le gönül ilişkisi rakiplerine karşı gücünü daha da artırmıştı. Leyla Gencer ve Suna Korat dünya sahnelerinde isim yaparken Aydan, yurtiçinde şöhret yaptı. 27 Mayıs Darbesi’nin ardından 37 yaşında sahneden çekilmek zorunda kaldı. 2009’da 85 yaşında hayata veda etti ve hafızalarda operadaki rolleri yerine Adnan Menderes’in yargılandığı Yassıada Mahkemesi’nde aşkını cesaretle savunmasıyla yer etti. 1953’te yapılan bu röportajda “Operamızda otorite eksikliği var” diyor. Ankara Radyosu’nun opera saatlerinde sesini dinlediğimiz Ankara Devlet Operası’nın değerli sopranosu Ayhan Aydan’ı (Alnar) Sağlık…

Read More

Türkiye’de sesi kaydedilip plak olarak yayımlanan ilk Müslüman kadın şarkıcıydı Fikriye Şakrakses. Operet, tango, alaturka, alaturka operet söyleyerek 1940’lara kadar zirvede kaldı. Sonrasında çabuk unutuldu. 1929’daki şöhret günlerinde yayımlanan bu röportajda modern Türk müziğinin temelini attığını iddia ediyor. Kıymetli plak sanatkarı Fikriye Hanımefendi’yi Büyükada’daki sayfiyelerinde buldum. Kumsal Caddesi’nde zarif bir ev. Antrenin solunda şık döşenmiş bir yer odası. Beni bu odaya aldılar. Odanın duvarlarında renkli tablolar vardı ve bir köşede Sahibinin Sesi bir gramofon duruyordu. Sonra masanın üstünde bir vazo içinde bir demet zakkum… Fikriye Hanımefendi beni odanın eşyasıyla uzun zaman baş başa bırakmadı, geldi. Koltuğa oturmuştum, o da…

Read More

Taş plak çağının yıldızlarından Nazmiye Sedat Hanım, çocuk yaşta şarkı söylemeye başlayıp 15’inde şöhrete kavuşmuştu. 1929’da yayımlanan röportajda “17 yaşına geldiğimde konservatuvara gideceğim” diyor. Nazmiye Sedat, sonraki yıllarda hocası Kaptanzade Ali Rıza Bey’e ait çok sayıda şarkıyı plağa okumuş, hafızalarda bu kayıtlarla yer etmişti. Bugün kendisiyle tanışacağınız sanatkâr, henüz çocuk denilecek yaşta. Nazmiye Sedat Hanım bu sene 16 yaşına bastı. Fakat sesinin güzelliği ve şarkı söyleme yeteneği onu erken yaşta müziğe yönlendirdi. Nazmiye Sedat Hanım, çok beğenilen ve geleceğinden umut duyulan sanatçılar arasında. Bir odada Nazmiye Hanım’ın babası müziksever Sedat Bey, ben ve Nazmiye Hanım konuşuyoruz. Sedat Bey kızına: -Bak…

Read More

Liszt ile Beethoven’in “Çingene Kemancıların Kralı” ilan ettiği efsanevi Macar virtüöz Janos Bihari’nin yedinci kuşak torunu. Bartok Konservatuvarı ve babasının çigan grubundan diplomalı. “Ortodoks olmayan çingene fussion’ı” çalan, albümleri Deutsche Grammophon’dan yayımlanan Roby Lakatos başarının sırrını beş yaşında çözdüğünü söylüyor: “Babamın öğrettiği ilk eser kadınların ruhuna hitap eden bir parçaydı!” Brüksel’in gurme cenneti restoranlarından Les Ateliers de la Grande Ile’de on yıl boyunca her akşam padişahları kıskandıracak dost meclisi kuruldu. Zaman içinde gelenler, gidenler değişti belki. Ama ritüeller hiç değişmedi. Taa ki meclisin kıdemli sultanı 1996’da kemanını alıp dünyanın dört bir yanında büyük konser salonlarını dolaşmaya karar verene kadar. The…

Read More

Fikriye Şakrakses, 1930’larda ilk Türk operetlerinin yıldızıydı. Muhlis Sabahattin’in kendisine ithaf ettiği eserlerle hafızalara kazınmıştı. Türkiye’de sesi plağa kaydedilen ilk sanatçıydı. 20 yıl içinde neredeyse unutuldu. İstanbul’un Moda semtinde varlıklı bir ailede başlayan hayatı trajediye dönüştü. 1952’de, 49 yaşındayken kapısını çalan gazeteciye “Yarınımın kıymetini bilmediğim için unutuldum” diyor. Bugünün üç, dört sanatkarının şöhretini bir araya toplayın. İşte ancak o zamanın Fikriye Şakrakses’ine eşit olabilir. Bu hükmü, 1910’dan önce doğan, Türk müziğine aşina herkesin onu hatırlarken; “Ah!” çektiğini çok gördüğüm için çıkarıyorum. Onu yakından tanıyanlardan, inanılmaz şöhretini öyle dinledim ki… Bir kaç sene içinde, o zamanın, 60 bin lirasını (bugünün tahminen,…

Read More

Ankara Radyosu’nda 1950’lerde ilk kez piyanoyla geleneksel Türk müziği icra eden Menşure Tunay, İstanbul Belediye Konservatuvarı’nda keman eğitimi almış, orkestrasında birinci kemancı olarak çalmıştı. Ekonomik nedenlerle, öğrenciliğinde İstanbul’un gazinolarında şarkıcılık yapmış, radyoda da ses sanatçısı olarak adını duyurmuştu. Üç şarkısı TRT repertuvarına giren Tunay 35 yaşında yapılan röportajda  “Ankara Radyosu’nda piyanoyla Türk müziği çalınamayacağını iddia edenler çıkmıştı, programları dinleyince yanıldıklarını gördüler ” diyor. Bir zamanlar İstanbul Radyosu’ndan sesini dinlediğimiz Menşure Tunay’ın Ankara’ya saz sanatkarı olarak gidişi herkesi olduğu kadar beni de bir hayli şaşırttı. Evet, Menşure Tunay’ın piyano çaldığını biliyorduk ama onun ana sahasından ayrılarak saz sanatkarı olacağı aklımıza dahi…

Read More

Uzun yıllar mühendislik yapan, öğlen tatillerinde yazan Mehmet Eroğlu 50 yaşına geldiğinde işinden ayrılıp sevdiği şeyleri yapacağı konusunda kendisine söz vermişti. 1998’de sözünde durdu. Ve ilk iş alto saksofon çalmayı öğrendi. Değişim sürecini anlatırken “İnsanlara karşılıksız olarak birşeyler verebileceğim bir yerde çalışmak istiyordum. Bir kişiye bile olsa, hayatını değiştirebilecek bilgiyi, deneyimi aktarabilirsem ne mutlu” diyor. Yazma eylemine kendisini yönlendiren duyguyu ise “acı” olarak tanımlıyor. Neden hayatınızda köklü değişiklik yaptınız? – 2S’ime girdiğimde. 48’İndc ölen babamı hatırlayıp, 50 yaşıma geldiğimde ne olursa olsun, işi bırakacağım ve sevdiğim şeyleri yapacağım, diye kendime söz vermiştim. Yıllarca mühendislik yaptım. Büyük bir inşaat şirketinde üst…

Read More

İtalyan balıkçıların romantik şarkıları epeydir Napoli sokaklarında da duyulmaz oldu. Geçen yüzyılın başında altın devrini yaşayan napoliten şarkılar 1950’lerden sonra hayatımızdan usulca çekildi, nostaljiye dönüştü. 25 yılını napoliten şarkılara adayan Consiglia Licciardi “Gururla söyleyebilirim ki napoliten şarkıları hâlâ en saf ve doğal haliyle yorumluyorum” diyor. Klasik napoliten şarkıların vefalı şarkıcısını 2002 sonbaharında Napoli’den aradık. Napolili misiniz? – Evet, Napoli doğumluyum. Napolili balıkçılar, sokaklardaki seyyar satıcılar hâlâ napoliten şarkılar söylüyor mu? – Tabii ki artık eskisi gibi sokaklarda söyleyen şarkıcılara pek rastlamıyorsunuz. Ama tipik Napoli restoranlarında, özel günlerde ya da turistik mekanlarda napoliten çalan gruplar mevcut. Napolililer eskisi kadar ilgi gösteriyor…

Read More