Adnan Saygun, ölümünden 9 yıl önce yayımlanan röportajda, geleneksel Türk müziğini çağdaş Batılı yaklaşımla ele almak gerektiğini savunuyor. “Makamlar benim için sadece renk, araç oldu” diyor. Çoksesli müziğin kısa bir geçmişi vardır Türkiye’de. Yarım yüzyıl bile diyemeyiz buna. 50 yılda neler yapılmıştır, neler yapılamamıştır, hangi noktadan çıkılıp nerelere gelinmiştir. Böyle bir hesaplaşmayı değerli bestecimiz Adnan Saygun’la birlikte yapmak üzere 28 Aralık Pazartesi günü sanatçının Ulus Mahallesi’ndeki evine gittim, önce bestecilik alanında bugüne kadar neler yapıldığını öğrenmek istedim kendisinden. — Cumhuriyetten önce şehirlerde, daha çok İstanbul’da, hatta İstanbul’un dar bir çevresinde icra edilen teksesli bir musiki ve kahvehanelerde aşıkların ağzında…
Yazar: Editör
Erken çağ müziğinin önemli isimlerinden Belçikalı çellist Wieland Kuijken (69), kırk yılı aşkın süredir Brüksel Konservatuvarı’nda öğrenci yetiştiriyor. Jordi Savall’dan sonra en ünlü viola de gamba virtüözü. İki kardeşiyle kurduğu Kuijken Tarihi Müzik Topluluğu’yla konserler veriyor. 2007 Kasımı’nda Bach’ın tüm çello süitlerini, Bach’tan 115 yıl daha yaşlı bir enstrümanla seslendirmek üzere İstanbul’a geleceğini duyunca, Brüksel’den aradık. “Sizce, Bach süitlerini hangi enstrüman için yazmıştı” diye sorduk. Üç çocuklu bir aileden nasıl oldu da erken çağ müziğinin üç önemli uzmanı çıktı? Brugge kentinin Ortaçağ atmosferi mi, aileniz mi bu mucizenin nedeni? – Babam ticaretle uğraşırdı, tüm üyeleri müzik çalan bir aileden gelmekle…
Murat Cem Orhan, konservatuvarda piyano öğrenimi görmek istemişti, yaş nedeniyle kabul edilmeyince şan bölümünde okudu, bariton oldu. Şarkılara tutkuyla bağlandı, öğrenciliğinde İzmir Devlet Operası’na kabul edildi, Amerika’daki yüksek lisansı sırasında Carnegie Hall’da bile sahneye çıktı. Fakat sınavını kazandığı İstanbul Devlet Operası’nda söylemeye hazırlanırken sözleşmesi fesh edilince şarkı söylemeye küstü. Depresyondan kurtulmaya çalışırken besteciliğe başladı. 8 ve 9’uncu Eczacıbaşı Beste Yarışması’nda birinci oldu. 35 yaşında bestecilik, şeflik öğrenimini sürdüren Orhan bugünlerde ilk operasını yazıyor. “Hedefim iyi bir şef ve besteci olmak” diyor. Yarışmaya eser göndermeden geçmişin birincilerini, jüri ve dinleyici oylarının yöneldiği tercihleri incelemiş miydiniz? 2012 ve 2016’da üst üste…
Mersinli kemancı Hasan Gökçe Yorgun, İngiltere Kraliçesi Elizabeth’in 2008’deki Türkiye ziyaretinde Doğuş Çocuk Senfoni Orkestrası’yla verdiği konserde dikkat çekmişti. Geçen yıl Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün armağan ettiği 1780 yapımı Antonio Gragnani kemanıyla müzik serüvenini sürdüren Yorgun, şu anda Viyana Üniversitesi Sahne Sanatları Fakültesi’nde öğrenci. Hedefi üniversiteyi sınıf atlayarak bitirmek, ABD ya da İngiltere’de yüksek lisans yapmak. Bu arada Sarasate gibi önemli yarışmalarda ödül için yarışacak. 2011 Nisanı’nda, 18 yaşında Ankara Festivali’nde iddialı bir repertuvarla dinleyici karşısına çıkmaya hazırlanan Yorgun, Viyana’dan müzik serüvenini anlatmıştı. Hasan Gökçe Yorgun’u ilk kez geçen yaz Kapadokya’daki Klasik Keyifler kapsamında verdiği resitalde dinlemiştim. Açıkhava Müzesi’nde, iki…
1990’da katıldığı Leeds Piyano Yarışması’nda tanınmış şeflerden Sir Simon Rattle’ın önerisine uyup Schumann’ın konçertosunu “çılgın” bir yorumla çalmasıydı, bugün belki adını hiç duymayacaktık. TV’den canlı yayımlanan yarışma Lars Vogt’un hayatını değiştirdi. Artık EMI’nin gözde solisti. Her yıl dünyayı dolaşıp 80’i yakın konser veriyor. 2001’de ilk kez Türkiye’ye geldi, daha sonra İstanbul Müzik Festivali’ne de katıldı. Her iki konserde de eserleri, dinleyiciye o anda piyano başında yaratılıyormuş duygusu veren büyüleyici bir yaklaşımla yorumladı. Vogt’u ilk konseri öncesi Almanya’daki evinden aramıştık. “Her konser insanca paylaşım fırsatı ve birbirini öldürmeden birlikte yaşanabileceğinin kanıtıdır; Mozart müziği her türlü acının en iyi ilacıdır” diyordu. Leeds’de oynadığı Rus ruleti,…
İngiltere’de son yıllarda hızla yıldızı parlayan tenor Mark Padmore “Songs and Sonnets” projesini Kraliyet Shakespeare Tiyatrosu oyuncularından eşi Josette Simon’la birlikte hazırladı. Lutçu Elizabeth Kenny’yi de aralarına alan çift, repertuarlarını Shakespeare ile çağdaşı iki şairin ve üç bestecinin eserlerinden oluşturdu. 2002’nin ilk günlerinde iptal edilen konserleri öncesi aradığımız Padmore’la erken çağ müziğindeki yorum sorunlarını, Britten’dan dünya prömiyerini yaptığı Arvo Part’a uzanan repertuvarını konuştuk. Biyografinizde tarihler belirtilmemiş. Yıllardan korkmayacak kadar genç olduğunuzu sanıyorum… – (Gülüyor) 1961 doğumluyum. Cambridge’den 1982’de mezun oldum. Klarnet çalarken, yolun yarısında vazgeçip şarkı söylemeye başlamışsınız. Sesiniz nasıl keşfedildi, klarneti neden bıraktınız? – Klarnette iyi denebilecek düzeye…
Liszt’in hayran kaldığı İzmirli Stepan Elmas, İstiklal Marşı’nın orkestrasyonunu yapan Edgar Manas, Osmanlı’da operet geleneğini başlatan Dikran Çuhacıyan… Piyanist Şahan Arzruni, halasının 1970’lerde verdiği nota dolu zarfı 30 yıl sonra incelediğinde şaştı kaldı. İçinden çıkanlarla ilk Ermeni piyanist bestecilerin eserlerinden oluşan “Anma” albümünü kaydetti. Piyanist Stepan Elmas, İzmirli zengin bir tüccarın oğluydu. Babası işadamı olmasını arzu ediyordu. O ise müzik ve hayallerin peşinde yollara düşmüştü… 1879 Temmuzu’nda Weimar’da Franz Liszt’in karşısına çıktı. 17 yaşındaydı. Gelmiş geçmiş en büyük piyanist sıfatıyla Avrupa’da büyük saygı gören 68 yaşındaki üstad, Stepan’a piyanosunu gösterdi “çal bakalım” dedi. Genç piyanistin bir sürprizi vardı. Üstadın…
Türk Müziği konservatuvarından yetişip, daha sonra Klasik Batı Müziği’nde iddialı virtüözler arasına giren ilk kemancımız Cihat Aşkın. Bunun bedelini ağır ödedi. 2001 sonbaharında, Andante dergisinin ilk sayısında yayımlanan bu röportajda başına gelenleri anlatıyor. Bu arada 10 yılda Türkiye’de 1600 kemancı yetiştirmeyi hedefleyen dev projesinden söz ediyor. Serhan Bali: Cihat Bey, ÎTÜ Türk Müziği Devlet Konservatuarı ve ardından Londra Kraliyet Müzik Koleji mezunusunuz. İki ayrı müzik dünyası, iki farklı kültürden beslenmek nasıl bir şey? Bunu sanatınız ve kişiliğiniz bağlamında zenginlik olarak görüyor musunuz? – Doğrusu bana çok büyük zenginlik kattı. Ama zenginliği önce burada tattım ben. Biliyorsunuz Türkiye’deki konservatuarlar ikiye…
Macar trompetçi Gabor Boldoczki, klasik müzik dünyasının hızla parlayan yeni yıldızlarından. Sony Klasik plak firmasından üçüncü albümü 2013 Kasımı’nda tüm dünyada piyasaya sunuldu. Venedik gezisinin esiniyle kaydettiği Tromba Veneziana” Da trompeti geleneksel şölen çalgısı konumundan çıkarıp her duyguyu yansıtan, dramatik yönü üçlü bir çalgıya dönüştürmeyi deniyor. 37 yaşındaki müzikçiyle Piyano Festivali için geldiği Antalya’da konuştuk. Trompet sizin seçiminiz miydi, yoksa ailenizin, hocanızın mı? – Babam müzik okulunda, bakır nefesli çalgılar öğretmeni… 8 yaşında piyanoya başladım. Babam evde çaldığında trompeti görüyordum. 9 yaşında bana da bir trompet verdi, çalmasını öğretmeye başladı. Sanıyorum, onun sayesinde sevmiştim bu enstrümanı. Babamla birlikte, aile…
30 yıllık geçmişiyle günümüzün en köklü yaylı çalgılar dörtlülerinden Alban Berg Quartet, 2001 yılında İstanbul Müzik Festivali’nin konuğu oldu. Genç müzikçilerden oluşan Artemis Dörtlüsü’yle iki gece üst üste dörtlü şöleni sundu İstanbullu müzikseverlere. Grubun çellisti Valentin Erben’i konser öncesinde Avusturya’dan arayıp oda müziğinin bugününü ve gençlerle ne tür işbirliği içinde olduklarını konuştuk. Alban Berg Dörtlüsü oda müziğinin bugünü hakkında ne düşünüyor? – Şu bir gerçek: Oda müziği grupları, özellikle de yaylı çalgılar dörtlüleri, son yirmi, otuz yılda geçmiştekinden çok daha profesyonel hale geldi. Geçmişte evde, dost toplantılarında gündeme gelen amatör uğraşı gibi bakılıyordu oda müziğine. Evlerin TV’den önceki eğlencesiydi. Çocukluğumda…
