Yazar: Editör

Ukraynalı viyolacı Maxim Rysanov, 2015’te, 37 yaşında iki kez Gramophone dergisince onurlandırıldı. Önce Britten albümünü gelmiş, geçmiş en iyi 10 viyola eseri kaydı arasında gösterdi. Ardından Bach süitleri geçen yılın en iyi 10 Bach yorumu listesine girdi. “Viyola çalmanın hiçbir avantajı yok” diyen Rysanov, son yıllarda şefliğe de yöneldi. 2015 İstanbul Müzik Festivali’ne gelmeden Londra’dan arayıp Rusya’dan İngiltere’ye uzanan müzik serüvenini, İstanbul’da seslendireceği Mozart’ın ikili konçertosunu konuşmuştuk. Gramophone dergisinden birbiri ardına gelen ödüller, viyola için eser uyarlama ve icra etme konusundaki cesaretinizi, arzunuzu artırdı mı? – Viyola repertuvarı ne yazık ki çok sınırlı. Bu nedenle uyarlama yapmak gerekiyor. Sevdiğim…

Read More

İkinci kuşak Cumhuriyet bestecileri arasında en tanınan isimlerden biri Muammer Sun. Orkestra eserleri, koroya uyarladığı türküleri sahnelerde, onlarca çocuk şarkısı Türkiye’nin dört bir yanındaki okullarda yankılanıyor. 2010’un son ayında Sevda – Cenap And Vakfı’ndan “Onur Ödülü Altın Madalyası”na layık görülen Sun, Türk Beşleri’nden Adnan Saygun’un öğrencisi. Kamran İnce, Yiğit Aydın gibi bestecilerin hocası. Aynı günlerde bir TV kanalında Türk Beşleri hakkında “Türk Leşleri” yorumu yapıldığında, Cumhuriyet’in 87 yılda önemli bir besteci yetiştiremediği savunulduğunda en çok üzülenlerden biri de oydu. Sun, “Türk bestecilerin eserlerini basmamak, radyoda, TV’de yayımlamamak, sonra da yok saymak insafsızlıktır” diyor. 60 yıllık müzik serüveninizde size “iyi…

Read More

Cortot, Schnabel gibi ustaların yolundan yürüyen, icralarında gereksiz süslemelerden, sahnede alkış toplayacak şovlardan uzak duran bir piyanist Özgür Aydın. İngiltere’deki eğitiminden sonra yerleştiği Berlin’de yaşıyor 18 yıldır. Yılda ortalama 40 konser veriyor. 2007’de Japonya’daki resitalinin TV’de yayımlanması hayatının dönüm noktası oldu. Programı izleyen ünlü kemancı Goto Midori , ertesi yıl birlikte çalışmayı teklif etti. Keman piyano resitallerini uzun yıllardır Juilliard öğretim üyesi ve Isac Stern’in eşlikçisi Robert McDonald’la veren ünlü kemancı, geçen sonbahardan bu yana Özgür Aydın’la da konserler  veriyor. Bu ay ikinci Japonya turnesine çıkacak ikili, gelecek yaz iddialı bir ABD turnesine hazırlanıyor. Gülsin Onay, Hüseyin Sermet ,…

Read More

20. yy keman geleneğine damgasını vuran Isaac Stern’in gözde öğrencisi Shlomo Mintz özel bir resital programıyla 2002 Haziranı’nda Aya İrini’ye gelecekti. Ünlü kemancıyı bir hafta önce Viyana’daki konseri öncesinde yakaladık. Sorumuzu beklemeden Dünya Kupası’nda A Milli Futbol Takımı’mızı överek başladı konuşmasına. Sonra genç kemancılara neden okçuluk dersleri aldırdığını, hocası Stern’i, Galilee Dağı’ndaki keman okulunu ve müziğe yaklaşımını anlattı. – Tebrikler, Dünya Kupası maçlarında çok başarılıydınız. Umarım başarınız devam eder. Teşekkür.. Anlaşılan o ki, Seul’de Dünya Kupası kapsamında konser vermenin yanısıra futbola özel ilginiz var. Tüm maçları izliyor musunuz, futbol oynar mısınız? – Yolculuk yapmıyorsam, konser vermiyorsam mutlaka izliyorum. Dünya…

Read More

2002 yılında Carnegie Hall’da kemancı Isaac Stern’in anısına düzenlenen özel konserde Itzhak Perlman, Midori, Yo Yo Ma ve Pinchas Zukerman’la birlikte Brahms’ın altılısını çaldığında 24 yaşındaydı Efe Baltacıgil. Curtis’ten mezun olan çellist, Philadelphia Orkestrası’nda çello grup şefinin yardımcılığını yapıyor. 2003’te İstanbul’a yolu düştüğünde, dünden bugüne müzik serüveni üzerine konuşmuştuk. Söyleşimize enstrümanınızı seçme öykünüzle başlayalım mı? Sizinle ilgili haberlerde annenizle dedenizin kemancı, babanız, halanız ve kardeşinizin kontrbasçı olduğunu okuduk. Neden çelloyu tercih ettiniz? – Öncelikle, ailemle ilgili bilgileri düzeltmemde yarar var. Annem Nilgün Marmara, beden eğitimi öğretmenidir. Bir süre Türk Müziği Devlet Konservatuvarı’na devam etmiş. Kanun çalarmış. Hatta Paris’ten döndüğü…

Read More

Çek çellist Jiri Barta,Bach Günleri kapsamında 17 ve 18 Eylül’de konser vermek üzere İstanbul’a geldi. Bach’ın solo çello repertuvarının zirvesi kabul edilen, toplamı 135 dakikayı bulan altı süitini iki konserde seslendirdi. 15 yıldır tüm süitleri seslendirdiği Bach maratonları koşan Barta, beş yıl önce de bu eserleri kaydetmişti. Barta “Her çalışta yeni ayrıntılar keşfediyorum, iki yıl içinde yepyeni bir anlayışla yeniden kaydetmek istiyorum” diyor. Bach’ın çello süitleri ne zaman repertuvarınıza girdi? – 11-12 yaşında, sanat lisesinde yarışma sistemiyle yapılan yıl sonu sınavında Bach’ın 4’üncü Süit’inden Courante bölümünü çalmam istenmişti. Altı süit arasında bence teknik açıdan en zoru bu. Epeyce zorlanmıştım.…

Read More

Juilliard doktoralı fagotçu Burak Özdemir, barok çağın konçerto ve operalarından elektronik uyarlamalarla Almanya’da beş yılda yeni bir müzik türü geliştirdi. Saygın plak firması Harmonia Mundi’den yeni yayımlanan albümünde Handel operalarını ele alan Özdemir “Klasik müzik, kalıplarını kırıp geniş kitlelere ulaşmanın yolunu bulmalı” diyor. Elinde Rönenans’tan kalma enstrümanı, arkasında konser salonlarını gece kulübüne dönüştüren elektronik efektli oda müziği topluluğuyla, barok müziğe ilgi duyan çevrelerin ağır ve akademik dünyasında sıra dışı bir şahsiyet Burak Özdemir. 12 yaşından beri cebinde teybiyle sokağa çıkıyor, günlük hayattan sesler kaydediyor. Bilgisayarda sentetik seslere dönüştürüyor kayıtlarını. 17-18’inci yüzyıl bestecilerinin ölümsüz eserlerini elektronik efektlerle birleştiriyor. 2011’den bu…

Read More

75’inci yaşını kutlayan piyanist İdil Biret, repertuvarındaki 130’a yakın konçerto, yayımlanmış 125 CD, olağanüstü hafızası ve çalışma azmiyle müzik dünyasının fenomenlerinden. Hep ileriye bakıyor, hayatında geçmişe dair pişmanlıklara yer vermiyor. Chopin, Beethoven, Brahms, Liszt, Rahmaninof, Schumann’ın ardından geçen ay külliyat serisinin sonuncusu yayımlandı: Bach/Mozart kayıtları 12 CD ve belgesel DVD’sinden oluşuyor. Biret “Bir parçayı defalarca baştan çalabilir, yani başa dönebilirsiniz; belki bu yüzden geçen seneleri asla düşünmem” diyor. Zaman kavramıyla ilişkiniz yıllar içinde nasıl gelişti, dönüştü? – Geçen zamanın hiç farkında değilim. Halbuki müzik zamana bağlıdır. Ancak bir parçayı defalarca baştan çalabilirsiniz; yani başa dönebilirsiniz. Belki de bu yüzden…

Read More

Besteci Cemal Reşit Rey’e 1963 yılında Atatürk ile ilgili anıları sorulur. Hanedana yakınlığı nedeniyle Cumhuriyet’e ihtiyatla yaklaşan Rey bir anı aktarıp “Zaten Atatürk’ün Klasik Batı Müziği’ne karşı alakasının fazla olmadığını o gün anlamıştım” diye devam eder… Atatürk müzisyen değildi; müzikte fazla bilgisi olduğunu zannetmiyorum. Bunu bana söyleten sadece eski bir hatıradır: Takriben 38 yıl önce (1925) Atatürk Ankara’dan Bursa’ya gidiyordu. Trenle İzmit’e kadar gelip, oradan Reşit Paşa vapuru ile Mudanya’ya vâsıl olduktan sonra en nihayetinde Bursa’ya geçmişti. İstanbul’dan kalabalık bir heyet kendisini İzmit’te karşılamak ve ona Mudanya’ya kadar refakat etmek üzere Gülnihal vapuru ile yola çıkmıştı. Bu heyette o…

Read More

Pogorelich, pırıl pırıl aydınlatılmış sahnelerden, eser bitmeden alkışa başlayan heyecanlı dinleyicilerden hoşlanmaz. Loşlaştırılmış sahneye çıkar, izleyiciyi selamlamaya bile gerek duymadan, kandil gücündeki spotun aydınlattığı piyanonun başına oturur. 2006 Şubatı’ndaki İstanbul resitalindeki gibi bir program varsa elinde alkışa izin vermeden dört eseri birbiri ardına seslendirir. Chopin’in noktürnünde, Scriabin ve Rahmaninof’un sonatlarında tempoları yavaşlatıp, vurguları öyle değiştirir ki, bu eserlere Artur Rubinstein ya da Vladimir Horowitz ‘in yorumlarıyla bağlananlar neye uğradığını şaşırır. Öfkeyle tırnaklarını kemirip, salondan kaçmanın yollarını arar. Önyargıdan uzak dinleyiciler ise konser salonlarında çok nadir rastlanan bir olaya tanık olmanın keyfini sürer. Bugüne kadar binlerce kez seslendirilen eserleri o an…

Read More