Yazar: Editör

Tedi Papavrami’nin 1982’de, 12 yaşında bir kemancıyken bursla Paris Konservatuvarı’na çağrılması Arnavutluk’ta hayretle karşılanmıştı. “Çünkü aya astronot gönderilmesi kadar nadir bir olaydı” diye anlatıyor gülerek. Usta kemancı aradan geçen zamanda sadece Arnavutlar’ı değil tüm kültür dünyasını şaşırtan işler yaptı. Mesela Bach’ın tüm solo keman eserlerini bir akşamda çaldı, İsmail Kadare’nin romanını Fransızca’ya çevirip yazarın Nobel adayları arasına girmesini sağladı, iki yıl önce kendisini TV’de seyredip beğenen Catherine Deneuve’le “Tehlikeli İlişkiler”de rol aldı. Papavrami’yle üç kulvardaki koşusunu konuştuk. Catherine Deneuve ve Nastassia Kinski’yle “Tehlikeli İlişkiler”de oynadıktan sonra kulis kapısında imza isteyen genç kızların sayısında patlama oldu mu? Film konser tekliflerini…

Read More

Avrupa’da ödüllerle süslediği yaklaşık 30 yıllık müzik serüveni geride bırakan piyanist Hüseyin Sermet, 50’li yaşların ortasına yaklaşıyor. Hâlâ Formula 1 yarışlarına, futbola tutkuyla bağlı, konserde tek notalık hata için kendini kahredecek kadar titiz. “Sadece insanlara eskisi kadar öfkelenmiyorum, gülüp geçiyorum artık” diyor. Çoğu zamanını Paris’in Neuilly semtinde, Seine Nehri’ne demirli, eve dönüştürülmüş 50 yıllık bir mavnada geçiriyor. Kuğuların, ördeklerin, kunduzların arasında piyano çalışıyor, bir yandan da “opus 14” oda müziği eserini tamamlıyor. Amerika’dan Japonya’ya yılda 50 konser, farklı ülkelerde yüksek lisans dersleri verse de Türkiye gündemini her koşulda ilgiyle izliyor. Geçen hafta sorularımızı Paris’ten yanıtlayan müzikçi, “Cumhuriyet, laiklik, klasik müzik…

Read More

Besteci, piyanist, orkestra şefi ve tromboncu Betin Güneş 1985’ten bu yana Almanya’da yaşıyor. 1988’den itibaren WDR Köln Senfoni Orkestrası’nın şefliğini üstlendi. Senfoni, konçerto, oda müziği formlarında 70’i aşkın eser besteleyen Güneş, 2002 Dünya Kupası’nda futbol takımımızın yarattığı heyecan dalgasından etkilenip 10’uncu senfonisini yazdı. Eserinin dünya prömiyerini 2004 Martı’nda Köln’de piyanist İdil Biret ve Güneş yönetimindeki WDR Senfoni yaptı. Ardından eser İstanbul, Ankara ve İzmir’de seslendirildi. Besteciyle müzik serüvenini ve eserini konuştuk. İki konservatuvarda dört bölüm bitirip, bu arada Basın Yayın Yüksek Okulu’ndan da diploma aldınız. Besteciliğinizi gazetecilikten umudu kesmenize mi borçluyuz? – (Gülüyor) Yok canım… Beş yaşında karar verip müziğe…

Read More

Çağdaş müzik yorumlarıyla tanınan Toros Can, 2000’den bu yana Fransa’da yayımlanan dört CD’siyle ikisi altın Diapason olmak üzere toplam 13 ödül aldı. Ligeti, Hindemith’ten sonra piyaniste haykırmak, tellere vurmak, tellerin arasına şişe ve zincir koymak gibi görevler yükleyen Crumb’ın eserlerini kaydetti. Geçen yıl dinleyicilerini şaşırtıp, müzik tarihinde 300 yıl geriye döndü. Purcell yorumlarıyla karşımıza çıktı. “Londra’daki öğrencilik günlerimde Purcell ve Cage’in müziği tuhaf bir şekilde birbiriyle örtüştü” diyen Can, yakında piyasaya çıkacak CD’sinde ise Cage’in eserlerini seslendirdi. Eskişehir Anadolu Üniversitesi Konservatuvarı’nda bir yandan genç müzikçiler yetiştirirken diğer yandan Avrupa’da iddialı konserler veriyor. Can “Birikimimi Türk müzikseverlerle paylaşmak için çabalıyorum. Fakat…

Read More

Dmitri Sitkovetski, Rusya’nın en seçkin müzisyenlerini yetiştiren ailelerden birinin dördüncü kuşak üyesi. Orkestra şefi, festival yöneticisi, aynı zamanda düzenleme yapıyor. Kariyeri göz kamaştırıcı. 2001 yılında turne için gittiği New York’ta yakaladığımız kemancıya ünlü babanın çocuğu olma duygusunu nasıl aştığını sorduk. “Sadece kemancı kalmayarak” diye cevapladı. 6 yaşında Sovyetler’in en önemli konservatuvarına girip makinenin çarkları arasında şekillendiniz. 24 yıl Batı’da yaşadıktan, oradaki eğitim sistemini gördükten sonra, boşuna acı çekmişim, dediğiniz oldu mu? – Sonuca bakılırsa iyi olmuş. Moskova’daki üç okul ülkenin en iyisi, Merkez Okulu zirvesiydi. Üçünün öğrencileri arasında müthiş bir çekişme vardı. Sadece en yetenekli, en çalışkan, en zeki…

Read More

“Çok hareketli, engin bilgi sahibi, sivri dilli bir insandı” diyor İlhan Usmanbaş elli yıllık dostu Bülent Arel’i anlatırken. ABD’de Yale ve New York Üniversitelerinin elektronik müzik merkezlerini kuran, bu akımın dünyadaki öncülerinden birine dönüşen bestecinin ülkesinde yeterince bilinmemesinin çok acı olduğunu belirtiyor. Arel’in müziği Türkiye’de toplu olarak ilk kez 2002’de, yani ölümünden 11 yıl sonra, sekiz eserlik bir konserle gündeme getirildi. Bu vesileyle, dostu İlhan Usmanbaş’la Arel’i ve müziğini konuştuk. Kabına sığamayan bir dehayı anlatırken 1950’ler Türkiye’sindeki genç bestecilerin yaşamlarıyla ilgili ilginç kesitler verdi. 2001 yılından geri dönüp baktığımızda, gençliğini 1930’lu, 1940’lı yılların Türkiye’sinde geçiren bir sanatçının on yıl sonra…

Read More

Klasik müziğin zirvesindeki keman virtüözü Maxim Vengerov’un yolu 1999’da Saarland Akademisi’nde Türk kemancı Özcan Ulucan’la kesişti. Ulucan’ı dinledikten sonra virtüözite sınıfına alan Vengerov; “Karşılaşmamız tesadüf değil, sen de benim gibi göçmen ruhlu bir müzisyensin” demişti. O gün bugündür Ulucan’ın yetişmesi için elinden geleni yapıyor. Birlikte sayısız konser verdiler. Hatta Rostropoviç’in yönettiği bir konserde birlikte sahneye çıktılar. 2003’te Türkiye’de vereceği konserin öncesinde Vengerov’la kısaca müzik geçmişini ve Ulucan’la dostluğunu konuştuk. UNICEF’in iyiniyet elçisi sıfatıyla Bosna, Afrika ve Uzakdoğu’da çocuk kamplarını geziyor, birlikte konserler veriyorsunuz. Bu tecrübe sahnedeki iletişiminize fayda sağladı mı? -Aralıkta AIDS kurbanı çocukların Güney Afrika’daki kampına gideceğim. En…

Read More

2010’un son günlerinde piyasaya çıkan “İstanbul’un Ses Telleri,” şehri saraylar, köprüler, kuleler gibi görkemli yapıları yerine karakteristik kuşları, ağaçları, çaresiz sokak çocukları, eski semtleri ve sabahlarıyla anlatmayı tercih eden sıradışı bir albüm. Altı çağdaş besteci, 15 dakikayı aşmayan eserlerinde, İstanbul üzerine senfoni besteleyenleri kıskandıracak duygu ve renk zenginliğine ulaşıyor. Arpın öne çıktığı bestelerde viyola, flüt, kontrbasın yanı sıra geleneksel çalgılardan klasik kemençe, ut, kanun kullanılıyor. Şirin Pancaroğlu projeyi, altı besteci eserlerini anlattı. ŞİRİN PANCAROĞLU Sadece üç koşulumuz vardı Senelerden beri bestecilere eser siparişi verebilecek bir fonun eksikliğini hissediyorum. Avrupa’da çağdaş müziğe önemli kaynaklar aktarılıyor. Bizde sadece beste yarışmaları var.…

Read More

Türkiye’de özel sektörün finanse ettiği ilk yaylı çalgılar dörtlüsü Borusan Kuvartet, 2015’te 10’uncu yaşını kutladı. 10 yılda Carnegie Hall’dan Nemrut’un zirvesine farklı mekanlarda pek çok konser verdi, repertuvarındaki eser sayısı 100’e yaklaştı. Beethoven’in tüm dörtlülerini konser dizisinde seslendirip önemli bir eşik aştı… Ekimde Mozart ve Verdi yorumlarından oluşan üçüncü CD’sini yayımlamaya hazırlanan dörtlü, gelecek yıl İrlanda’da düzenlenecek West Cork Yaylı Çalgılar Festivali’nde “artist in residence” statüsünde ağırlanacak. 10’uncu yaşınızı kutlar, nice yıllar dileriz. En ilginç, sürpriz tebrik kimden geldi? Esen Kıvrak (EK) – Doğrusunu söylemek gerekirse henüz kimseden tebrik mesajı almadık… Kültür Bakanı, filarmoni dernekleri, orkestralar, konservatuvarlar, dinleyiciler… Gerçekten…

Read More

Çalışmasını sürdüren en eski yaylı çalgılar dörtlüsü Borodin Quartet, 2015’te 70’inci yaşını kutluyor. Şostakoviç’in dörtlüleri söz konusu olduğunda akla ilk gelen topluluk, bugün ikinci kuşak müzikçilerle yoluna devam ediyor. Kuruculardan çellist Valentin Berlinski’nin seçtiği, yetiştirdiği 4 müzikçi, grup geleneğini izliyor, kuşaktan kuşağa aktarılan sırları koruyor. 2005’te Beethoven’in tüm dörtlülerini kaydeden BQ, ardından Haydn repertuvarını yayımlamıştı. 2010’da İstanbul Festivali’ne geldiklerinde grubun birinci kemancısı Ruben Aharonian ile buluşup dörtlünün dününü ve bugününü konuştuk. “Alman dörtlülerin Beethoven, Brahms yorumları bana çok tuhaf geliyor” diyen Aharonian’la söyleşimizde Viyolacı Igor Naidin de eksik kalan yerleri tamamladı. Çaykovski Yarışması’nda iki ödül aldıktan sonra solistlik yerine…

Read More