“Unutamam Seni”, “Kalbimin Sahibi Sensin” gibi unutulmaz şarkıların bestecisi Şekip Ayhan Özışık, 1981’de 49 yaşında hayata veda ettiğinde geriye 60 civarında eser bırakmıştı. Hayatını anlattığı bu röportajda gece saatlerinde beste yaptığını, kendi sesini bulana kadar çok sayıda şarkısını yırtıp attığını söylüyor. 1932 senesinde Ankara’da dünyaya gelmişim. İlk tahsilimi Ankara’da yaptım. Ailemle İstanbul’a gelip yerleşince Haydarpaşa Lisesi’ne devam etmeye başladım ve bu okuldan mezun oldum. Musiki ile lise sıralarında meşgul olmaya başladım. Ortaokulu bitirip liseye geçince, uzun zamandır arzu ettiğim utu almak için çarşıya çıktım. Eve döndüğümüzde elimde keman vardı. Zira babam ”Ben kemanı daha çok seviyorum, sen keman öğrenerek kendi…
Yazar: Editör
Denizkızı Eftalya, 1933 yılında şöhretinin doruğundaydı. Kapısını çalan gazeteci Hikmet Feridun Es’i evinde ağırladı, eşi besteci ve kemancı Sadi Işılay’ın pişirdiği yassı kadayıfı ikram etti. Kadayıf eşliğinde yapılan röportajda çocukluk günlerini, haftada 4,5 saat şarkı söyleyerek elde ettiği astronomik geliri, sesinin günlük yaşamda yarattığı mucizeleri anlattı… Eftalya, altı yıl sonra Boğaziçi’nde deniz üstünde verdiği konser sonrasında hastalanıp 48 yaşında hayata veda edecekti… İstanbul’da Abdülhak Hâmit’ten tek mısra bilmeyenler pek çoktur. Tevfik Fikret’in ismini hiç işitmemiş olanlar doludur. Bazılarına Yahya Kemal’i sorarsanız size hayretle bakar: – Kim bu, bir Yahya tanıyorum ama tahlisiyede dalgıçtır. O olmasın, der. Fakat İstanbul’un en kenar…
Udi Yorgo Bacanos, aynı zamanda piyano çalıyordu. Virtüözitesinde muhtemelen piyanodan gelen el esnekliğinin etkisi vardı. Bacanos bu mülakatta hayatını anlatıyor, udu İstanbul’a ilk getiren Udi Afet’ten ve efsanevi lüthiye Manol’dan bahsediyor. Memleketimizde ve Arap diyarında, bilhassa Mısır’da ud üstadı, yıldızı diye anılan Yorgo Bacanos’u Harbiye Radyoevi’nde buldum. Udi, piyanist ve aynı zamanda bestekâr olan bu kıymetli sanatkârımızın ailesi arasında bir çok tanınmış müzisyen var. Kemençeçi meşhur Aleko Efendi ağabeysi, kemençeçi Anastas Efendi dayısı. Kemençeci Sotiri Efendi ile de kardeş çocukları. Babam doktor ya da avukat olmamı istemişti Yorgo Bacanoz hayatını ve yetişmesini şöyle anlattı: – Babam lâvtacı Lâmbo Efendi’dir; 316’da…
Batılı müzikçilerin geleneksel çalgı olarak değerlendirdikleri utu caza ve modern müziğe sokmayı başaran, albümleri Avrupa’da şaşırtıcı satış rakamlarına ulaşan Lübnan asıllı udi Rabih Abou-Khalil “Enstrüman değil, müziğin bütünü önemlidir” diyor. 1985’te kendi parasıyla ilk albümünü kaydeden ve hemen ardından ECM, Enja gibi yenilikçi müzikçilerin peşinde olan caz yayımcısı büyük plak firmalarınca keşfedilen Abou-Khalil’in 2000’lerin başına kadar albümü yayımlandı. Albümlerinde Jan Garbarek, Sonny Fortune, Charlie Mariano, Kenny Wheeler, Glen Moore gibi usta isimlerle çalan genç udi caz eleştirmenleri tarafından göklere çıkarıldı. Eleştirmenlerin “Kaliteden ödün vermeyen bu çalışmaların büyük dinleyici kitlelerine ulaşması zor” şeklindeki değerlendirmelerine rağmen CD’leri önemli satış rakamlarına ulaştı. Fanatik…
Lübnanlı udi Rabih Abou Khalil, şöhrete ulaştığı 1990’larda müziğini Jazzman’e anlatıyor. Arap – Batı sentezi yapmak gibi bir endişeniz var mı? – Bestelerken kullandığım öğelerin hangi kaynaktan olduğunu düşünmüyorum. Arap kökenli, klasik kökenli olabilir. Çağdaş Arap müziği üretmenin peşinde değilim. Kendi müziğimi çalıyorum. Melodiyle ritm arasına Arap ezgileri kendiliğinden giriyor. Ritme nasıl bir fonksiyon yüklüyorsunuz? – Vurgusu, amacı, anlatımı açısından Batı müziğinden farklı. Ritmin vuruş ölçüsünü sayma sorunu yok, sürekliliği sağlayan melodi. Grup üyeleri istedikleri ritmik hattı izleyebilir. Çabuk değişen ritmik varyasyonları tercih ediyorum. Bu da benim geliştirdiğim ritmik bir uyumu oluşturuyor. Uyum grup ruhunu da yaratıyor. Müzikal…
1936 Kasımı’nda Ankara’yı ziyaret eden Bela Bartok üç konferansın yanı sıra Halkevi’nde bir de konser vermişti. Öncesinde, kuliste gazeteci Selçuk Galip’in sorularını yanıtlarken Anadolu türkülerinin çok zengin bir ilham kaynağı olduğunu söylüyordu… Kıymetli Macar sanatkarı Bela Bartok’un Ankara’da bulunması bana musikiye dair çok kıymetli bir mülakat yapmak fırsatını vermiş oldu. Zevkini hala hissettiğim bu konuşmanın basit ve fakat ruhlu havasını hiçbir zaman unutmayacağım. Havaların fena gitmesinden olacak, sanatkar son günlerinde biraz rahatsızlanmıştı. Bundan çok müteessir olmuştum. Kendisiyle konuşmak ve bütün dünyanın alkışladığı bu musiki dahisini halkımıza tanıtmak istiyordum. Bu arzumu ilk defa kıymetli müzisyenlerimizden Bay Adnan’a açtım ve tavassutunu istedim.…
Türk Beşleri’nin ardından gelen ikinci kuşak bestecilerimizden Ferit Tüzün, Midas’ın Kulakları, Esintiler, Türk Kapriçyosu gibi birbirinden renkli eserler yazdıktan sonra, olgunluk çağına adım atarken, 1977’de, 48 yaşında hayata veda etmişti. 40 yaşında yapılan bu röportajda içten bir ifadeyle ilk senfonisinde saçmaladığını, uzun eser yazmak istemediğini anlatıyor. Ne zaman, nerede doğdunuz, çocukluğunuz nasıl geçti? – 24 Nisan 1929‟da İstanbul’da doğmuşum; Eyüp’te. Ben daha altı aylıkken babam Kınalıada İlkokulu’na başöğretmen tayin edilmiş, ailecek adaya geçmişiz. Babamı çok erken kaybettik; altı yaşımdaydım. İlkokulu babamın okulunda bitirdim, ortaokulu Heybeliada’da bitirdim. Ondan sonra kendi isteğimle Ankara’ya geldim ve Atatürk Lisesi’ne devam ettim. O zamana kadar…
Hattat, matbaacı ve müzik tutkunu bir babanın oğlu. 10 yaşında Tunus Ulusal Konservatuvarı’nda ut öğrenimine başladı. Üstad Ali Sriti’yle dört yıl eser geçti. Klasik formları araştırdı. 1990’da, kasedi kıta aşıp, Almanya’ya, ECM Records’un sahibi Manfred Eicher’e ulaştı. Jan Garbarek (Madar), John Surman (Thimar) gibi caz ustalarıyla yaptığı albümler büyük yankı uyandırdı. 2000 Nisanı’nda Brahem Avrupa turnesine çıkmıştı. Akbank Caz Festivali’nde Türkiye’deki ilk konserini vereceğini öğrenince peşine düştük. Lizbon’da vereceği konser öncesinde, tam otelden çıkarken yakaladık. Çevirmen arkadaşım Savaş Özbey’le soru yağmuruna tuttuk. İlk büyük yankı uyandıran CD’niz Conte de L’incroyable Amour (1991) için Tunus’tan kalkıp, Türkiye’ye geldiniz ve birlikte…
Besteci İlhan Usmanbaş, 1982 yazında viyolacı ve eleştirmen Adnan Benk, şair Edip Cansever, Tuğrul Tanyol ile bir araya geldi. Çağdaş anlatım biçimleri, edebiyat-müzik, Türkiye’deki müzik sorunları üzerine konuştu. Kitap boyutuna ulaşan mülakat Çağdaş Eleştiri dergisinde 25 sayfaya sığdırılabildi. Bu söyleşide Usmanbaş, bestecinin icracı ve toplumla arasında oluşan duvarı kaldırmak amacıyla adım atması gerektiğini savunuyor. “Tek çıkış noktası: bestecilerin sadece birtakım yollar göstermekle yetinmeleri. Çocuklarca ya da o işin içine girebilecek kadar kendisini çocuk hisseden büyümüş amatörlere bile çıkarılan bazı seslerin geçer olabileceğini kanıtlayan birtakım örnekler var” diyor. Adnan Benk: Besteciliğe başladığın yıllarda, senden önceki kuşak bizde Batı müzik geleneğini…
Besteci, eğitimci İlhan Usmanbaş, 2021’de 100’üncü yaşını kutluyor. Polonya’daki Wieniawski Uluslararası Kompozisyon Yarışması’nda kazandığı birinciliğin ardından 47 yaşında Varşova’da yapılan röportajda bir kompozisyona başlayıp bitirmeyi “boşluğa atlamak” olarak değerlendiriyor. Türk müziği açısından gençlerden umutlu olduğunu belirtiyor. Geleceği için dilekte bulunuyor: “Özlemim durgunlaşmamış bir ihtiyarlıktır.” 1966 Martı’nda Polonya’nın Poznan şehrinde düzenlenen Wieniawski 3. Uluslararası Kompozisyon Yarışması’nda birincilik ödülü kazandınız. Bu yarışmaya 22 ülkeden 44 kompozisyon gönderildi. 1955’deki ilk kompozisyon yarışması ile 1962’deki ikinci yarışmada büyük ödül verilmemişti. Şimdiye dek üç kez yapılan yarışmada ilk kez siz birincilik aldınız. İkincilik SSCB’den İgor Kowacz’a, üçüncülük Çekoslovakya’dan Jan Kapr’a nasib oldu. Uluslararası önemli bir…
