1990’ların başında Metropolitan’da Almamiva (Figaro), Desdemona (Otello), Violetta (La Traviata) yorumlarıyla yıldızı parlayan Amerikalı lirik soprano Renee Fleming, Başkan Clinton döneminde “Halkın divası”ydı. Başkanı uğurlama ve Obama’nın yemin töreninin yıldızları arasında yer aldı. Albümlerinin sayısı o yıllarda 30’a ulaştı. 1998-2009 arasında üç Grammy kazandı. 2011 Haziranı’nda Paris Operası’nda Otello’da Desdemona’yı seslendiriyordu, ertesi ay Salzburg’da Viyana Filarmoni’nin, kasımda Rodelinda operasıyla Metropolitan’ın solisti olacaktı. İstanbul Festivali konseri öncesinde, Paris’ten aradık. Her ne kadar vedalaşırken kibarlığından vazgeçmeyip “üzerine düşünülmüş, iyi hazırlanmış sorularınız için teşekkür ederim” dese de geçmişteki kötü günleri hatırlatan soruların birbiri ardına gelmesinden pek hoşlanmamıştı. Bu nedenle sohbetimiz sadece 20 dakika…
Yazar: Editör
Avusturyalı keman ve viyolacı Walter Gerhardt, 1930’ların sonunda Hitler faşizminden kaçıp Türkiye’ye sığınmıştı. Ankara’da CSO’da çalıştı, bir paşa kızına aşık olup evlenince İstanbul’a yerleşti, radyoda Cemal Reşit’le konserler verdi. 1944’te Yıldız dergisi Gerhardt’a bir sayfa ayırdı. Bu onun Türk basınında göründüğü ikinci ve son röportaj, 6 yaşındaki öğrencisi Suna Kan’ın ise yayımlanan ilk fotoğrafıydı. Walter Gerhardt’ı radyoda sık dinlediğimiz keman konserleriyle hemen hepimiz tanırız. Fakat aynı zamanda onun Radyo Caz Orkestrası’nın kemanistliğini, Riyaseti Cumhur Senfonik Orkestrası’nın da keman liderliğini yaptığını bilmem biliyor muydunuz? Walter Gerhardt’ı radyoevinde buldum. Kendisiyle bir müddet Türkiye, Ankara ve Riyaseti Cumhur Orkestrası hakkında konuştuk. Sanatkâr…
İstanbul Devlet Operası’nın önde gelen bas solistlerinden Attila Manizade yurtdışında oynadığı rollerle tanınmıştı. 1999’da emekli olan sanatçı 2016 Temmuzu’nda 82 yaşında hayata veda etti. 1987’de yapılan röportajda yoğun geçen bir yılı anlatmış, umutlarından bahsetmişti. Sayın Manizade, 1986 yılının sanat faaliyetlerinizi bize özetler misiniz? – Geçen yılın ilk önemli faaliyeti Fransa’dan aldığım davetti. Fransa’nın Motz kentinde Rimski Korsakov’un “Mozart ve Salieri” operasında Salieri rolünü oynamak için davet edildim. Bu temsiller çok başarılı geçti ve yabancı basında hakkımda olumlu yazılar yer aldı. Daha sonra İstanbul’da “Cezayir’de Bir İtalyan Kızı” (Rossini) adlı operada rol aldım. Nisan ayında Polonya’dan gelen bir teklifle Varşo-va’da…
1976’da yönetmen Halit Refiğ, çok sevdiği, derin saygı duyduğu Adnan Saygun hakkında bir belgesel çekmek istemişti. Prodüksiyonu MSÜ Sinema TV Enstitüsü üstlenecekti. Proje hazırlığına başlamadan Halit Refiğ, müzikolog Gülper Refiğ ve Sinema TV Enstitüsü öğretim üyesi Ersu Pekin’le birlikte besteciyi evinde birkaç kez ziyaret etti. Uzun söyleşiler yaptı. Soruları ağırlıklı olarak kendisi sordu. Sohbet atmosferinde, belirli program izlenmeden yapılan bu konuşmaları Ersu Pekin teybe kaydetti. Daha sonra okulun arşivine teslim etti. 17 Mart 1976’daki söyleşinin önemli bölümünü ise deşifre edip, yazılı olarak sakladı. Film projesi gerçekleşmedi. İşte yeni ortaya çıkan bu metinden seçmeler… Bu memlekette hâlâ nasıl kompozisyon yaptığımıza,…
Yıldız Üniversitesi öğretim üyesi, piyanist Alper Maral müzikte alışıldık kalıplara, anlatım biçimlerine meydan okuyan bir besteci. “Taşı ileri atarsan yeni müzik, parlatırsan çağdaş müzik olur. Yeni müziğin sert ve yepyeni formlar önermesi gerekir” diyor, bu yaklaşım doğrultusunda beste yapıyor. Bugüne kadar Türkiye’de sadece film, tiyatro müzikleriyle tanınmıştı. 2010 baharında klarnet, insan sesi ve dörtlü için bestelediği “Le Grant Testemant” Borusan Yaylı Çalgılar Dörtlüsü’nce İstanbul’da seslendirildi. Ve Almanya’dan 10 yıl sonra, eserleri ilk kez Türkiye’de yayımlandı. Elektroakustisch, bestecinin 12 yıllık müzik serüveninden kesitler içeriyor. Maral “Bu sert, sarsıcı müziğin ardından piyano, oda, tiyatro ve film müziklerimden oluşan dört albüm daha gelecek”…
18 yaşına kadar Trabzon’da yaşadı. Piyanoyu özel derslerle öğrendi. Üç kez müzik öğrenimine ara verdi. Furkan Özyazıcı, İstanbul’da konservatuvar öğrenimine başladığında 18 yaşındaydı. İki yıl sonra, Chopin Derneği’nce Malezya’da düzenlenen Asya Chopin Piyano Yarışması’nda bronz madalya aldı. Roma Chopin Piyano Yarışması’nda yarı finale kaldı. Bugün 23 yaşında ve Moskova Konservatuvarı’nın yüksek lisans programında solistlik öğrenimi görüyor. 2010 Haziranı’nda İstanbul Müzik Festivali’nde “Chopin Romantizmi” başlıklı bir resital verdi. Müzik hayatında kritik rol oynayan 1’inci Balad’ı seslendirdi. Furkan Özyazıcı, Klasik Batı Müziği dinleme alışkanlığı olmayan, Trabzonlu, muhafakar bir ailenin üç oğlundan ortancası. Çocukluğu klasik müzik konserlerine çok nadir rastlanan Trabzon’da geçti. Hatta…
Orkestra şefi, kontrbasçı, besteci ve Bulgaristan’ın eski Kültür Bakanı. Emil Tabakov, 15 yıl yönettiği Sofya Filarmoni’yi Avrupa ve Amerika’da sesini duyuran iddialı bir orkestra haline getirmişti. 2002’de daimi şefliğini üstlendiği Bilkent Senfoni Orkestrası için de aynı hedefi koymuştu. Orkestra EMI yorumcuları arasına girdi, Naxos’la görüşmeler yapıldı. 2005 Mayısı’nda konuştuğumuzda “Hayallerimi gerçekleştirebildiğim sürece buradayım” diyordu. Kadro eksikliğinden şikayet ediyordu. Yaz aylarını besteciliğe ayıran müzikçi, 7. Senfoni’sini o günlerde tamamlamıştı. Üç günde bir senfoniyi ezberleyen, senfonilerini piyano başına oturmadan, sadece kağıt kalemle yazan Tabakov’la müzik serüvenini ve besteciliğe bakışını konuşmuştuk. Orkestrada hiç kontrbas çaldınız mı? – Doğduğum, yetiştiğim şehrin orkestrasında, Rusçuk Senfoni’de,…
1935 Nisanı’nda Tophane rıhtımına yanaşan Sovyet gemisinden 13 sanatçı indi. Efsanevi piyanistler Lev Oborin, Nikita Magarof’un bulunduğu ekipte gencecik bir besteci vardı: 28 yaşındaki Dmitri Şostakoviç. 37 günlük konser turnesi için gelmişlerdi. Cemal Reşit’in karşıladığı ekip hemen Ankara’ya hareket etti, ardından İzmir’e geçti. Dönüş için İstanbul’a geldiklerinde Cumhuriyet gazetesinin düzenlediği klasik müzik yarışmasında Hindemith ile jüri oldular ve ardından konser verdiler. Ertesi gün soruları cevaplayan Şostakoviç, Cemal Reşit ve Hasan Ferit’in eserlerini takdirle dinlediğini belirtip “Eserlerine halk motiflerini almaları çok hoşuma gitti” diyordu. Aslında bu gezi çok daha önceden planlanmıştı. İki genç cumhuriyet, Sovyetler Birliği ile Türkiye arasında kültürel…
Leningrad Filarmoni Orkestrası’nın en az orkestra kadar ünlü şefi Yuri Temirkanof’un yolu 1990 Temmuzu’nda İstanbul’a düşmüştü. Konser öncesi kulisteki renkli atmosfere tanık olan müzikolog, yazar Filiz Ali televizyon için bir de söyleşi gerçekleştirmişti. Gözlemlerini de Cumhuriyet’teki köşesinde yazmıştı. İşte “Şefin görevi, işlevi, amacı, ideali notaların arkasındaki müziği bulup ortaya çıkarmak” diyen Temirkanof’la yaptığı söyleşi. Yuri Temirkanof veya Türkçe’leştirirsek eğer Yuri Demirhanoğlu ile ilgili rivayetler muhtelif. Nuri Çolakoğlu’na sorarsanız, adam Danny Kaye’in ta kendisi. Zeliha Berksoy ile Melih Birsel birbirlerinden habersiz, Temirkanov’un tanıdıkları en yetenekli komedyen olduğu kanısında. Kimilerine göre dansçı, kimilerine göre aktör. Belki de bunların hepsinin bir sentezi, üstelik…
Yapay zekanın kült ismi Profesör Douglas Hofstadter’la 15 yaşında sohbet toplantılarına başlayacak kadar matematiğe meraklı. Porche kullanmayı seviyor, Nassaq endeksiyle yakından ilgili, bu sayede bir zamanlar Paganini’nin çaldığı 2 milyon dolarlık Stradivarius kemana sahip. Joshua Bell, iki cep telefonu, bilgisayarla geziyor. Tutku derecesinde İnternet’e, bilgisayar oyunlarına bağlı. People dergisince ‘Yüzyılın En Güzel 50 İnsanı,’ Glamour tarafından ‘Milenyumun Altı Erkeği’ seçilecek kadar yakışıklı. 2001 Haziranı’nda İstanbul Festivali’ne geleceğini öğrenince New York’taki evinden aradık. “Maw’ın size ithaf ettiği konçertoyla Grammy kazandınız. Oysa eseri sekiz yıl çekmecede tutmuş, bestecisinin adını bile unutmuştunuz. Şimdi vicdan azabı çekiyor musunuz” diye sorduk. Tehlikeli denebilecek kadar yakışıklısınız,…
