Yazar: Editör

Böyle bir saksofoncuyu senfoni orkestrasının solisti olarak görmek, çoğumuz için, çölde penguene rastlamak kadar şaşırtıcı. Massimo Mazzoni özel bir virtüöz. Enstrümanı saksofon cazın sesi, simgesi. Geçen yüzyılda klasikçilerin saksofona üvey evlat muamelesi yaptığı bir gerçek. Kastner’in 1845’te bestelediği “Le dernier roi de Juda” bir milat sayılırsa, klasik müzik dünyasına adım atmasından bu yana 155 yıl geçmesine karşın henüz saksofonun “Aranquez”i yazılamadı. Glazinov ve Ibert de olmasa, Marcel Mule gibi virtüözler konçerto çalamayacaktı. 2000 Şubatı’nda resital için İstanbul’a gelen İtalyan tenor ve bariton saksofoncu Mazzoni, “Neyse ki saksofonun makus talihi 20. yüzyılın sonuna doğru döndü” diyor. Klasikte, cazcıları kıskandıracak teknikler geliştirildiğini,…

Read More

Saçlarını kısa kestirip, sahneye jöleli çıktığı için BİFO üyeleri, dinleyicileri ona “Bay Kirpi” diyor. 34 yaşındaki Olgu Kızılay, Borusan Dörtlüsü ’nün ikinci kemancısı. Dörtlünün en sivri dilli, ayrıntılara en fazla önem veren üyesi. Çocukluğunda birbiri ardına yaşadığı iki travmaya karşın, hayata tutunmayı başardı, yeteneğini Fransız orkestralarında kanıtlayıp, Türkiye’ye oda müziği yapmak üzere döndü. 1995 Ekimi’nde, güneşli bir ikindi vaktiydi. O yıllarda İzmir’de yaygınlaşan açıkhava konserlerinden etkilenen dört konservatuvar öğrencisi, Alsancak’taki TÖMER Dil Eğitim Merkezi’nin önünde kendilerine küçük bir platfom kurmuştu. Haydn ve Mozart dörtlülerinden oluşuyordu programları. “Küçük Bir Gece Müziği”ni çaldıkları sırada binanın üst katlarında bir şangırtı koptu. Müziği duyup…

Read More

Ankara Devlet Konservatuvarı’nda Necil Kazım Akses ve Hasan Ferid Alnar’ın öğrencisi olan Nevit Kodallı, daha sonra Paris Konservatuvarı’nda Arthur Honnegger’den kompozisyon dersleri aldı. 1953’te ülkesine dönüp uzun yıllar Ankara Konservatuvarı ve Ankara Devlet Opera ve Balesi’nde görev yaptı. Opera, oratoryo, bale müziği ve tiyatro müzikleri besteledi. 1972’de İstanbul Radyosu 2. Programı’nda yayımlanan Bestecilerimiz Anlatıyor (*) programında Şarkılar ve Sinfonietta’sını anlatırken müziğe bakışını da özetliyordu. YAYLI ÇALGILAR İÇİN SİNFONİETTA Eseri, Nadia Boulanger istemişti Sinfonietta’yı 1949’da Paris’te yazdım. Nadia Boulanger ve Ulvi Cemal Erkin benden Konservatuar Orkestrası için küçük bir eser istemişti. İlk çalmınışı Darmstadt’ta, 1950 Ağustosu’nda Herman Scherchen idaresinde Genç…

Read More

Gürer Aykal’ın girişimiyle 2005’te kurulan Borusan Yaylı Çalgılar Dörtlüsü, beş yılda serpilip gelişti. Yılda üç konserden, 40 konsere ulaştı. Repertuvarı Klasik Çağ’dan günümüz bestecilerine uzandı. Kemancı Esen Kıvrak , Olgu Kızılay, viyolacı Efdal Altun ve çellist Çağ Erçağ, 2010’da ABD’de New England Vakfı’nca düzenlenen Uluslararası Oda müziği Topluluğu Yarışması’nda (ICMEC) 87 grubu geride bırakıp, kazandıkları  birincilikle başarılarını taçlandırdı. Beşinci yaşını kutlayan dörtlü, uzayda konser veren ilk kuvartet olmayı hayal ediyor. Borusan Dörtlüsü’nü bir proje grubu olarak mı, yoksa organik oda müziği grubu olarak mı tanımlamamız gerekir? Yani bu grup bir firmanın kurduğu, çalışma prosedürünü, repertuvarını, üslubunu ayrıntıyla belirlediği, sınavla,…

Read More

Polonya’nın önde gelen çağdaş bestecilerinden Krzysztof Penderecki, 1987 Haziranı’nda 15’inci İstanbul Festivali’ne ilk kez konuk olmuştu. Bestecinin “Polonya Requiemi” festivalde seslendirilmişti. “Günümüzde tamamen tonal beste artık yapılamaz” diyen Penderecki bu vesileyle müziğini ve sanata bakışını anlatmıştı. Müziğe başlamanızda aileden gelen bir geleneğin etkisi         oldu mu ? – Babam bir keman almıştı. Bununla kendi halimde oynardım. Geç sayılabilecek bir yaşta Krakov Konservatuvarı’na gittim. Keman öğrenirken, şefliğe de yöneldim. Bu yıllarda kendi kendime çalışırken küçük besteler yapıyordum. İlk eserleriniz öğrencilik yıllarında doğuyor o zaman… – Ben bu dönemde yazdıklarımı beste olarak nitelendirmiyorum. İlk eserlerim 1955’li yıllarla beraber…

Read More

Yıl 1957… Piyanist Ayşegül Sarıca 22 yaşında. Paris Konservatuvarı’ndan dört yıl önce mezun olmuş. O yıl  Marguerite Long – Jacques Thibaud Uluslararası Yarışması’nda ilk beşe girmiş. Tatil için Türkiye’ye dönüşünde ilk röportajı 20’nci Asır Dergisi’nde yayımlanmış. Geçmişin tozlu sayfalarından naklen… Ünlerini, başarılarını yurtdışına taşıyan genç san’at elçilerimizden birisi de Ayşegül Sarıca.. Uzun ve sıkı çalışmalarla dolu olan bir kıştan, yarışma ve konserlerden sonra şimdi İstanbul’da, Moda’da, ailesinin arasında bol bol dinleniyor. Yakın bir zaman sonra bu çalışmalar, Ayşegül’ün Paris’e dönmesiyle yeniden başlıyacak. Son, uluslararası 70 kişinin katıldığı bir yarışmada beşinci olan Ayşegül Sarıca, alabildiğine sade, Mütevazı, bütün gösterişlerden uzak…

Read More

Daniel Stabrawa, Berlin Filarmoni Orkestrası’nin üç başkemancısından biri. Orkestraya girdikten iki yıl sonra, 1985’te, Berlin Filarmoni Yaylıçalgılar Dörtlüsü’nün de liderliğini üstlendi. 2009’da çellisti ölene kadar üye değiştirmeyen topluluk, geleneğini bugün de sürdürüyor. Albümlerinin sayısı 17’ye ulaştı. Orkestranın yoğun programına karşın dörtlü yılda ortalama 60 konser veriyor. 2011 kışında yolları İstanbul’a düşmüştü. CRR’deki konser öncesinde Daniel Stabrawa’yla kuliste sohbet ettik. Strabrawa “Dörtlülerin kalitesi üyeleri, enstrümanları kadar çıktıkları kültürle, ülkeyle de bağlantılı. Bence Amerikan dörtlüleri Şostakoviç çalmamalı, Ruslar ise Beethoven yorumlarıyla övünmemeli” diyor. Berlin Filarmoni’de oda müziği yapmak orkestranın kuruluşundan bu yana süren bir gelenek mi? – Orkestramızın tarihinde birçok ünlü…

Read More

Genç kemancı Emre Engin, Londra Kraliyet Müzik Akademisi’ndeki eğitimini 2014 yazında tamamladı. New York’taki Manhattan Müzik Okulu’nda ünlü kemancı Pinchas Zukerman’ın sınıfına tam burslu olarak kabul edildi. Engin, kariyerindeki bu sıçramada İş Sanat ve İstanbul Müzik Festivali konserlerinin önemli rolünün olduğunu söylüyor. Kemancı Ocak 2016’da, 26 yaşında, İKSV’nin verdiği Aydın Gün Teşvik Ödülü’ne layık bulundu. İstanbul Müzik Festivali’nin 2012’de “Festival Genç Solistini Arıyor” yarışmasını kazanıp programa girmeniz size deneyim ve yeni ilişkiler kurmak açısından neler kazandırdı? – Onur verici bir fırsattı. Sanat camiasında adımın duyulması için önemli bir adımdı. Londra’daki eğitimin ikinci yılıydı. Kendimi kanıtlamak için güzel bir…

Read More

120 konçertoyu bulan repertuvarıyla müzik dünyasında sıradışı bir piyanist İdil Biret. Günlük hayattaki özellikleriyle de bir o kadar şaşırtıcı. Çapraz okuma yeteneğiyle 300 sayfayı bulan kitapları bir günde bitirebiliyor, okuduklarını unutmadığı için binlerce maddelik ansiklopedi oluşturacak bilgiyi hafızasında taşıyor, telefon defteri kullanmıyor, gelecekte yaşanacak olaylarla ilgili sezgileri çevresindekileri şaşırtacak düzeyde. 1996’da Yedikule Zindanları’ndaki konserini 8 bin kişi izlemişti. 2001’de bu konseri yineledi. Rahmaninof’un 2. Piyano Konçertosu’nu Tekfen Karadeniz Solistleri eşliğinde yorumladı. Konser öncesi buluştuk, programlanmış piyano için yazılmış bir eseri seslendirip makinelere meydan okuma macerasını, bugüne kadar ortaya çıkarmadığı bestelerini, sıradışı özelliklerini ve Rahmaninof’a yaklaşımını konuştuk. Dünyanın dört bir köşesinde…

Read More

Besteci, eğitimci, yazar, ressam Ertuğrul Oğuz Fırat , 2013’te çok boyutlu,  verimli kişiliği, eserleri nedeniyle Sevda – Cenap And Vakfı’nca “Onur Ödülü”ne layık bulundu. Eserleri kadar yetiştirdiği öğrencileriyle de çağdaş müziğe katkıda bulunan Fırat, 6 Aralık’ta, Ankara MEB Şura Salonu’ndaki ödül töreninde, tarihe geçecek sert bir konuşma yaptı. 10 ay sonra da aramızdan ayrıldı. İşte bu tarihi konuşmanın tam metni… 91 yaşına geldim. Artık eskiden ilgilendiğim tüm sanat konularından hiçbiriyle ilgilenebilecek gücüm kalmamış. Gözlerim görmez durumda, kulaklarım neredeyse işitmez oldu… Bana ödül vermenizin nedenini çok düşündüm… Çünkü yapıtları basılmış, seslendirilmiş, resimleri sergilerde boy göstermiş bir sanatçı değilim. Ortaya koyduğum…

Read More