Yazar: Editör

Corrado Canonici, klasik müzikte kontrbası cazcılar gibi sihirbazca kullabilen ender solistlerden. Tıpkı cazcılar gibi çalgısıyla tek başına sahneye çıkıp, çağdaş repertuardan solo kontrbas için yazılan eserleri seslendiriyor. Besteler izin verdikçe, kontrbasını teatral bir öge gibi kullanıyor. Onunla konuşuyor, şarkılar söylüyor, hatta flört ediyor. İtalyan kontrbasçının yolu 2000 Kasımı’nda İstanbul’a düşmüştü. Konser öncesinde, çalgısına ve müziğe yaklaşımını anlattı. Kontrbasla Paganini’nin keman eserlerini çaldığınızı okudum biryerlerde. Müthiş yetenek isteyen bir şey. Fakat keman dururken neden kontrbas gibi zor, repertuarı sınırlı bir çalgıyı seçtiniz? – (Gülüyor) Çocukluk günlerinde rock hayranıydım. Önce gitar çalmayı, sonra bas gitarı kendi kendime öğrendim. Kontrbasa geçtim. Rocktan…

Read More

2011 baharında Viyana merkezindeki Stadpark’a uğradığımda, unutulmaz valslerin bestecisi Johann Strauss ortadan kaybolmuştu. Çiçekleri mis gibi kokan ıhlamur ağacının altındaki heykel kaidesine üç dilde not bırakmıştı: “Lütfen anlayışlı olun, benim de tatile ihtiyacım var, en kısa zamanda döneceğim!” Belvedere Sarayı’nın en görkemli salonlarında sanatseverleri ağırlayan ressam Gustav Klimt ise tarifi zor bir heyecan içindeydi. Sağlığında kıymetini bilmeyen şehri şimdi onun 150’inci yaşgününü görkemli etkinliklerle kutlamaya hazırlanıyordu. Viyana’ya sesini veren Schubert, Mozart, Beethoven, Brahms’ın papucu dama atılmış gibiydi. Zentralfriedhof’ta ziyaretlerine gittim. Fena halde huzurları kaçmıştı… Havalanından şehre doğru ilerleyen otobüste altı gazeteciyiz. Rehberimiz, Viyana Turizm Ofisi’nden Gerhard Strassgschwandtner elinde mikrofon, şehir…

Read More

İsviçreli kemancı Mirjam Tschopp’un yıldızının yeni parladığı günlerde Adnan Saygun’un keman konçertosunu repertuvarına alması, konserlerinde seslendirmesi Türkiye’deki müzik çevrelerinde hayretle karşılanmıştı. Tschoop bir adım daha attı, 2003’te, 27 yaşında, bestecinin keman konçertosunun ilk kaydını gerçekleştirdi. Ardından viyola konçertosunu kaydetti. Alman CPO firmasının yayımladığı albümler sayesinde Saygun’un müziği Alman, İngiliz eleştirmenlerin övgüsünü aldı. Yorumunun birçok Türk kemancınınkinden daha iyi olması Türkiye’de yeni bir hayret vesilesine dönüştü. 2007 Eylülü’nde, Bodrum’da eseri Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası’yla seslendireceğini öğrenince Tschoop’u İsviçre’deki evinden aradık. “Güvenli yol yerine sarp patikaları tercih ederim” diyen kemancıya neden Saygun misyonerliğine soyunduğunu sorduk. Saygun’un müziğiyle yollarınız nasıl kesişti? – Dört…

Read More

20. yüzyılın efsanevi piyanistlerinden Emil Gilels, 1959 baharında konser vermek üzere İstanbul’a gelmişti. Besteci ve müzik eleştirmeni Selmi Andak’la basın toplantısında tanışmış, sohbet etmişti. Gilels, 1986’da 69 yaşında hayata veda etti. Türkiye ve Türk müzikçiler hakkında bugüne kadar neler duydunuz, ne kadar tanıyorsunuz? -Kemancı David Oyştrah’ın methiyesi sonrasında Türkiye’ye gelmeyi aklıma koymuştum. Oyştrah, konserler verdiği Türkiye’den çok övücü sözlerle bahsetti. Memleketinizde müzik meraklısının çok olduğunu söyledi. Bazı Türk müzisyenleriyle Avrupa turnelerinde, Paris’teki uluslararası yarışmada ve konserlerde karşılaşmıştım. Ayla Erduran, İdil Biret, Ayşegül Sarıca’yı dinlemiş ve tanışmıştım. Ayrıca Cemal Reşid Rey yabancım değil. Türk dinleyicilerinin müzik anlayışı iyi. Ankara’da prova ve…

Read More

Viyolacı Ruşen Güneş, Ankara Devlet Konservatuvarı’ndan mezun olduktan sonra 10 yıl Londra Filarmoni Orkestrası’nda, 12 yıl da BBC Senfoni Orkestrası’nda görev yaptı. “Askerde iki komutan ağlatmıştım. İlki bölüğüne gelen kişinin çalgıcı olduğumu duyunca üzüntüsünden ağladı, ikincisi ise çaldığım viyolayı dinleyince gözyaşlarını tutamadı” diyor. 2020 Mayısı’nda hayata veda eden Güneş, müzik macerasını 2007 Nisan’ında Birgün Gazetesi’nden Hilal Doğanay’a anlatmıştı. Çocukluğunuzdan bahseder misiniz? Evinizde ne tür müzikler dinlenirdi? Annemin sesi çok güzeldi ve klasik müziğe çok meraklıydı. Annemin çocukken tek isteği kon-servatuvara girmekmiş. Bütün kâğıtlarını, evraklarını hazırlayıp okula vermiş fakat sınav günü konservatuvara gittiğinde sınav kâğıtlarını kaybetmişler, sonrasında da bulamamışlar. O da…

Read More

Elektronik müzik alanında 2003’ten bu yana beş albümü yayımlanan Erdem Helvacıoğlu, bu kez düzenlenmiş piyanoyla standart seslere yeni bir boyut kazandırıyor. Tellerine peluş oyuncak, tarak, kaşık gibi objeler sıkıştırılmış yarım kuyruk piyanosuyla kaydettiği ‘11 Short Stories’ albümünde Krzysztof Kieslowski, Theodoros Angelopoulos, Atom Egoyan, David Lynch gibi yönetmenlerin üsluplarını, filmlerini yorumluyor. Üçlemenin ilki mayısta ABD’de yayımlandı, Haneke filmlerini yansıtacak ikincisi sonbaharda piyasaya çıkacak. Helvacıoğlu “Kayıtlara bavul dolusu objeyle gitmiştim. Bu çalışma önümde yeni bir ufuk açtı” diyor. Piyano tellerine sıkıştırdığınız objeler arasında hangisi en etkileyici tona ulaşmanızı sağladı? – Silgi… Piyanonun bas tellerine taktığımda titreşimi emdiği için, elektrobas gitar gibi etkileyici…

Read More

Berlin Üniversitesi’nin Doğu kültürlerine meraklı akademisyeni Vladimir Ivanoff tarafından kurulan Sarband, yedi ulustan, üç dinden müzikçileri bir araya getiriyor. Grubun üç üyesi Türk. 4. yy’dan 19.yy’a kadar yazılan eserleri seslendiriyorlar. Sarband tüm müziklerin, kültürlerin birbirinden etkilendiğini gösterip, birlikte yaşama kültürüne ve ortak değerlere sahip çıkılması çağrısı yapıyor. Ivanoff, 1998’de İstanbul’da verecekleri konser öncesinde, sorularımızı Berlin’den cevaplamıştı. Almanya’dan telefonla yaptığımız röportajın sonlarına doğru muzipliğim tuttu, Sarband’ın kurucusu Vladimir Ivanoffa sordum: “Hip hop, trip pop çağında herkes yeniliklerin peşinde koşarken siz tarihin derinliklerinde dolaşıyorsunuz. Kendinizi dinozor avcısı, hatta T- Rex gibi hissettiğiniz oluyor mu hiç?” Bir kahkaha attı Ivanoff. “Arkaik bir iş…

Read More

“Bu çağda iyi besteci yoktur, iyi kleptoman vardır” diyen sıradışı bir genç besteci Berkant Gençkal. 2002’de Bilkent Konservatuvarı’ndaki diploma ödevi “Bakire Hikayeler”le Nejat Eczacıbaşı Ulusal Beste Yarışması’na girmiş, ikinci olmuştu. 2006’da orkestra eseri “Suit Trakya”yla katıldı, birinci oldu. Eskişehir Anadolu Üniversitesi Konservatuvarı’nda ders veren, doktora girişimi bürokrasiye takılan Gençkal, hayalleri uğruna mücadeleyi göze alanlardan. Çağdaş müziğin toplumda duyulmasını, yeni seslerin, ifade biçimlerinin peşindeki gençlere fırsat tanınmasını istiyor. Engellendikçe öfkeleniyor. Coşkulu, neşeli, romantik bir orkestra eseri gibi görünen ödüllü eseri de meğer sert bir protestoymuş. Gençkal “Dinleyiciye son 1,5 dakikayı zehir etmek için elimden geleni yaptım” diyor. Klasik müzik dinleyicisinin yüzde…

Read More

Saadet İkesus Altan, Ankara Veterinerlik Fakültesi’nde okurken, besteci Paul Hindemith’in talebi üzerine Almanya’ya gönderilmiş, şan eğitimi almıştı. Berlin Halk Operası’nda rol aldı. Mezzo soprano Altan, 1941’de Türkiye’ye döndü ve 28 yıl sayısız operada rol aldı, sahne ve şan öğretmenliği yaptı. 2007’nin aralık ayında aramızdan ayrılan Altan, 1985’te Özcan Özmen’le yaptığı söyleşide, birbirinden ilginç anılar anlatıyor. Örneğin, 1940’lar Ankara’sında opera biletlerinin satışa çıktığı gün tükendiğini, evinde üşüyen opera sanatçısına milli eğitim bakanının kömür gönderdiğini söylüyor. Altan’ın rejisörlerle ilgili anlattıklarından, Bülent Bezdüz, Burak Bilgili gibi genç solistlerin bugün yakındığı bazı çok vahim hataların operamızda tam 60 yıldır devam ettiğini öğreniyoruz. 2001’de aramızdan…

Read More

İstanbul Devlet Operası, kurucusu Aydın Gün’ü tam 45 yıl sonra, 2005 Sonbaharı’nda hatırladı. Atatürk Kültür Merkezi’ne büstü yerleştirildi. Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürlüğü’nü üstlenen, 20 yıl İstanbul Festivali’nin yöneticiliğini yapan Gün, yaklaşık 50 yıl ders verdiği konservatuvardan 1999’da yaş haddi nedeniyle uzaklaştırılmıştı. Bu kırgınlıkla Türkiye’yi terk etti. Almanya’ya yerleşti. Gün, İstanbul’daki büstün açılışına da eşinin sağlık sorunları nedeniyle katılamadı. Almanya’daki evinden aradık. Bize kanalizasyon esprisi sayesinde belediye encümenininden nasıl opera kurma izni aldığını, yöneticiliği döneminde gurur duyduğu olayları ve pişmanlıklarını anlattı. Gün, 2007 Kasımı’nda aramızdan ayrıldı. Ankara bürokrasini, İstanbul’a kendi yönetmeliği ve kadrosu olan bir opera kurmaya nasıl…

Read More