Eleştirmenlere göre günümüzün en lirik caz piyanisti ve Dizzy Gillespie, Stan Getz, Freddie Hubbard gibi efsanelerin uçuş arkadaşı Kenny Barron, 2006’nın ilk ayında üç konser için İstanbul’a geldi. 62 yılının 48’ini cazla geçiren Barron’ı, konser öncesinde New York’ta bir kafede, cep telefonundan yakaladık. Cazda melodi duygusunu ve emprovizasyonu koruma uğraşını, Aydın Esen’e duyduğu hayranlığı, akustik piyanoda saksofon tonlarını yakalama uğraşını anlattı. Romantizm cephesindeki yoldaşınız, kontrbasçı Charlie Haden “Melodi müzikten ve hayatımızdan kayboldu. Acilen geri getirilmesi lazım” demişti. Sizce durum alarm çanı çalacak kadar vahim mi? – Bence çok haklı. Melodi ve güzellik mutlaka müziğe ve hayatımıza geri dönmeli. Belki tamamen…
Yazar: Editör
Biz davulcu Jack DeJohnette’ı yıllardır Keith Jarrett’la Türkiye’ye gelir gider, çevresiyle hiç ilgilenmez sanırdık. Bir zamanlar İstanbul zillerine tutkundu, onu bile unuttu bilirdik. Meğer Cinuçen Tanrıkorur, Fahrettin Yarkın gibi dostlar edinmiş. Sufi kültürünü, ritmlerini öğrenmiş. 1998’de İstanbul Caz Festivali’ne iki şaşırtıcı projeyle katıldı. Binbir ricayla randevu aldık. Amerika’daki evinden aradık. Yeni çalışmalarını ve Tanrıkorur’la dostluğunu konuştuk. Röportaj öncesinde festival yöneticisi dostumun Jack De Johnette’la ilgili verdiği ipucu moral bozucuydu. “İşin zor” dedi. “Keith Jarrett soğuk bir kişi olarak bilinir. Zaman içinde onunla bile ahbap olduk. Jack DeJohnette yıllardır gelir gider; ağzından evet, hayır ve teşekkürün dışında laf duymadım…” Derin bir…
Çek kontrbasçı Miroslav Vitous, 2010’da Akbank Caz Festivali kapsamında “Weather Report’u Hatırlamak” başlıklı bir konser verdi. Sonrasında, kuliste basçı Ozan Musluoğlu’nun sorularını yanıtladı. Konserde, ağırlıkta Weather Report parçaları çalındı ama Miroslav’ın bestelerine de yer verildi. Kullandığı Macbook Pro’sundan parçaların yaylı ve nefesli loop’larını bir midi keyboard vasıtasıyla kontrol etti. Konser sonrasında enstrümanını toparlarken kendisini yakaladık ve kısa bir sohbet gerçekleştirdik. Ayaküstü yapılan bu kısa sohbeti aktarmak istiyorum Öncelikle bu harika konser için çok teşekkür ediyoruz. Böyle küçük bir bas kullanmanızın özel bir nedeni var mı? – Bu tarz baslar seyahatlerde çok pratik olabiliyor ilk başta bu amaçla aldım ama sonra…
70’ine merdiven dayayan Enrico Rava, cazın en şiirsel çalan trompetçilerinden. Şiraz üzümünden şarap kıvamında koyu, mat tonuyla ayrışıyor diğerlerinden. “Metalik sesleri sevmem” diyor. Son albümü New York Days’de yarım asırlık tecrübesini ortaya koyan usta müzikçi 2010 Temmuzu’nda İstanbul Caz Festivali kapsamında piyanist Stefano Bollani eşliğinde iddialı bir konser için İstanbul’a geldi. Yola çıkmadan, İtalya’dan cep telefonuyla sorularımızı yanıtladı. Rava “Trompetçiler ikiye ayrılır: sanatçılar ve atletler. Ben hep sanatçıların tarafında oldum” diyordu. Öfkeli ve tutkulu genç trompetçi, yıllar içinde nasıl bilge ve cazın en espritüel solistlerinden birine dönüştü? Yenilgiler mi zaferler mi değiştirdi kişiliğinizi? – Ben çocukluğumdan beri espri yapmayı…
Gri gökyüzünü rengarenk uçurtmalarla boyayan haşarı bir çocuk Norveçli caz piyanisti Tord Gustavsen. Psikoloji öğrenimi görüyor, doğaçlamadaki erotizmi incelediği tezler yazıyor, dinleyicisini sağaltan müzikler besteliyor. 2014 Kasımı’nda, yeni dörtlüsüyle Antalya Piyano Festivali’nin konuğuydu… Doğaçlamanın Diyalektik Erotizmi… Psikoloji ve sosyoloji öğrenimi gören Tord Gustavsen’in Oslo Üniversitesi’ndeki yüksek lisans tezinin başlığı bu… Norveçli caz piyanisti Gustavsen, tezini geliştirdiği incelemeyi 2008’de İngilizceye tercüme edip kişisel web sitesinde yayımladı. Ardından argümanlarını 15 bin İngiliz psikiyatrın meslek kuruluşu The Royal College of Psychiatrists’in web sayfasında yayımlanan röportajda duyurdu. Ve birdenbire yepyeni bir izleyici kitlesi edindi. Tezin girişinde Melbourne konseri sonrasında bir gazetede okuduğu eleştiriye yer…
Swing çağının kralı Benny Goodman 1950’lerde klarnetinin sesini onun piyanosu eşliğinde parlatmış, bebop akımının öncü saksafoncularından Coleman Hawkins, Lester Young onunla caz sınırlarını aşan uçuşlara çıkmıştı. Charlie Parker, namı diğer Bird’ün ölümünden önceki en önemli albümlerinde, piyano başındaki isim yine Hank Jones’du. Ella Fitzgerald, Frank Sinatra yıllarca sahneye, TV’ye onun piyanosu eşliğinde çıktı. 1962’de, John F. Kennedy’nin Beyaz Saray’daki son doğum gününde, Marilyn Monroe “İyi ki doğdun Bay Başkan”ı söylerken piyanoda Hank Jones eşlik ediyordu. 91 yaşındaki Jones, ölümünden bir yıl önce, 2009 Kasımı’nda üçlüsüyle İstanbul’a uğradı. Öncesinde New York’tan sorularımızı yanıtladı. Bir vaizin evinden caz tarihine geçen üç…
19’uncu yüzyılın sonunda İstanbul’da yaşamıştı Manol Usta. Udun “Stradivarius”uydu. Yaptığı enstrümanlar bugün ABD’deki Metropolitan Müzesi’nde sergileniyor. New York’ta yaşayan Ara Dinkçiyan (Dinkjian) birkaç yıl önce bir dostundan Manol yapımı ut aldı. Ve “Manol’la Sohbetler” albümüne uzanan ilginç macerası başladı… Ut teknesini ceviz ağacından yapardı Manol Usta. Diğer ustalar ağacın eğilme tehlikesine karşı, teknenin sırtını ince dilimlerle örerken, o işlediği ağaca güvenirdi. 25 yerine, 19-21 dilimde bitirirdi. Bazı büyük parçaların içini oyar, enstrümanı hafifleştirirdi. Göğüste “müzikal” ağaçlardan ladin, köknar ya da erik kullanırdı. Göğüs tahtalarının su yönünün, tellerle aynı doğrultuda olmasına dikkat ederdi… Tüm bu bilgileri Boğaziçi Üniversitesi öğretim üyesi ve…
Jacky Terrasson, 1990’larda caz evrenine giren kuyrukluyıldızlardan biri. Klasikle başladı, Aydın Esen’le aynı dönemde cazın Kabe’si sayılan Berlee’de öğrenci oldu, sonra kendisini Chicago’nun caz kulüplerine vurdu, ustaların tedrisinden geçti. Betty Carter’ın desteğiyle yükselip şöhret kazandı. Keith Jarrett , Bill Evans’la karşılaştırılmaya başlandı. İsmi, The New York Times’ın “gelecek 30 yıla damgasını vuracak 30 sanatçı” listesinde yer aldı. Genellikle caz üçlüleriyle çalışan Terresson, 2007’de ilk solo albümünü kaydetti. O gün bugündür dünyayı dolaşıp solo konserler veriyor. 2010’un ilk günlerinde İstanbul’da vereceği konserin öncesinde, Paris’te yakaladığımızda “Solo çalmayı, doğaçlama yapmayı, müziğimle öyküler anlatmayı çok seviyorum” diyordu. 1997 Mayısı’nda, İstanbul Caz Festivali’nden…
1973’te Miami Üniversitesi’ndeki konserde karşılaştıklarında Pat Metheny 18’nde amatör gitarcı, Charlie Haden ise 40’a merdiven dayamış bir caz ustasıydı. Haden’ın verdiği cesaretle müziğe girdi. “80/81”, “Recoicing”, “SongX” gibi unutulmaz albümler kaydettiler. Çocukluk günlerini anlattıkları “Beyond The Missouri Sky,” 1997’de Grammy aldı. 2000 Temmuzu’nda bu repertuvarla İstanbul’a geleceklerini duyunca telefona sarıldık. Turne yorgunu Pat Metheny’yi bir sabah erken saatte Amerika’daki evinde yakaladık. Haden’la ortak müzik serüvenlerini konuştuk. Bir zamanlar bir Türk ressama aşık olduğunu, bu vesileyle Türkiye hakkında epeyce bilgi edindiğini duyduğumuz Metheny’ye “Ortak çalışma yapmayı düşündüğünüz müzikçi var mı” diye sorduk. 10 yıl önce bir gazeteciye yaptığınız espri sayesinde Metheny-Haden…
Saksofon şarkı söyleyen insan gibidir, diyor Ernie Watts. 1960’lardan bu yana tenor saksofonuyla anlattığı öyküler üç kuşağın cazcılarını etkiledi, ona iki Grammy ödülü kazandırdı. Bu arada Rolling Stones, Frank Zappa, Paul McCartney gibi rock ve popçulara eşlik etti. 1980’lerde Charlie Haden’ın Quartet West’iyle derin sulara yönelen Ernie Watts, bir yandan da kendi dörtlüsüyle birbiri ardına albüm yayımladı. 2007’de İstanbul Jazz Center’da dört konser vermek üzere Türkiye’ye geleceğini öğrenince telefonunu çevirdik. 62 yaşındaki saksofoncu Amerika’da konser turnesindeydi, Nebraska’daki bir otel odasından sorularımızı yanıtladı. İki ay önce Michael Brecker’ın ölümü nedeniyle New York Times’ta yayımlanan anma yazısında, Dexter Gordon ve John Coltrane’le…
