Yazar: Editör

Türk cazının ikinci kuşak solistlerinden Emin Fındıkoğlu besteci ve aranjörlüğünün yanı sıra caza yeni dinleyici kazandırmak için çalıştı. İstanbul’da caz kulübü açtı, radyo programı yaptı, BİLSAK Caz Festivali’ni organize etti. 30 yıl önce yayımlanan röportajda müzik serüvenini anlatıyor “Restoranda, gece kulübünde caz yapılmaz” diyor. Tanınmış bir besteci ve aranjör olarak müzik serüveninizi en başından anlatır mısınız? – 1940 doğumluyum. Müziğe Saint Joseph öğrenci orkestrasında bir yıl mellofon çalarak başladım. Klasik müziğin kolay eserlerini çalıyorduk. Nota okumayı okulda, papazlardan, yarım saatte öğrendim. Cazla ilgiliydim, çalabilirim diye okul orkestrasına girmiştim. 1956 yılında, Dizzy Gillespie Türkiye’ye geldiğinde, trompet çalmanın kolay olduğunu zannederek,…

Read More

İmer Demirer, Türkiye’nin en sivri dilli, en zor beğenen müzik eleştirmeni Cüneyt Sermet’e göre “soloları dünyanın en önemli cazcılarıyla boy ölçüşecek düzeyde” bir trompetçi. Demirer, konservatuvar eğitimi aldı, mezuniyetine birkaç yıl kala kanına caz virüsü bulaştı, yurtdışına gitmeden kendi çabalarıyla caz bilgisini artırdı, sayısız albümde cazcılara eşlik etti, Türkiye’ye gelen önemli cazcılarla aynı sahneyi paylaştı ve nihayet 2009 Kasımı’nda, 45 yaşında ilk albümünü yayımladı: ”You, Me & Char.” Doğaçlamanın olmadığı yerde caz da yoktur, diyen Demirer’le müzik serüvenini konuştuk. Cazda trompet çalmanın trapezde yürümek kadar tehlikeli olduğunu, ünlü trompetçi Fredie Hubart’ın 1995’teki İstanbul konserinde öğrenmiştik. Uzun süren bir meslek…

Read More

Kontrbasçı Ozan Musluoğlu, Türkiye’nin önde gelen cazcılarını, My Best Friends are Vocalists albümünü kaydetti. İlham Gencer’den Fatih Erkoç’a, Sibel Köse’den Şevval Sam’a 13  ses, albümde sözlerini yazdıkları şarkıları seslendirdi, Neşet Ruacan’dan Önder Focan’a, Elvan Aracı’dan İmer Demirer’e 15 virtüöz eşlik etti. Elektro bastan kontrbasa geçmişsiniz. Kontrbas serüveniniz nasıl gelişti, konservatuvarlı olmamanın zorluklarını yaşadınız mı? – Müziğe başladığım dönemde sürekli Iron Maiden dinlerdim, basçısı Steve Harris’in büyük hayranıydım. Bas gitar çalmaya 15-16 yaşlarında başladım. Kendi kendime öğrenmeye çalıştım. Hatta o yıllarda elektro bas eğitimi veren kurum olmadığı için bir dönem özel ders aldım. 2000 yılında uzun dönem askere gitmemek için…

Read More

1970’lerin ikinci yarısından itibaren Türk cazının önemli gruplarında yer alan basçı Oğuz Durukan, 2009 Temmuzu’nda 63 yaşında hayata veda etmişti. Pek çok albümde bası duyuldu ama kendi adına albümü yayımlanmadı. Çelebi kişilikli Durukan, iki kısa röportajda müzik serüvenini ve Türk Cazı’nın sorunları konusundaki görüşlerini anlatıyor. Sayın Durukan, önce şunu öğrenmek istiyorum. Kontrbasla ilişkiniz nasıl başladı? Caza yönelmeniz nasıl oldu, kimlerden etkilendiniz? Bugün kontrbas çalmak isteyen genç bir cazcı için olanaklar nedir Türkiye’de? – Kontrbası bilinçli olarak seçmedim aslında. Piyano çalmak istiyordum. Konservatuvara girmek istediğimde yaşımın büyük olması nedeniyle, beni kontrbasa alacaklarını söylediler. Böyle başladı. Ama sonra aleti çok sevdim.…

Read More

Genç bir caz virtüözünün ilk albümünde yetenek gösterisi yapmak yerine takım oyununu tercih etmesi nadir rastlanan vakalardandır. Charles Mingus Ödüllü piyanist ve besteci Selen Gülün, DMC’den yayımlanan ‘Just About Jazz’da bu yolu tercih etti. Kendini çağdaş müzikçi olarak değerlendiren Gülün, klasik müzik de besteliyor, eserleri yurtdışında seslendiriliyor. Albümünden bahsederken ‘Doğrusunu söylemek gerekirse bu CD, şovmen cazcılara duyduğum tepkinin ifadesidir’ diyor.  Joshua Redman, Aziza Mustafa Zadeh gibi birçok genç cazcının yıldızı Charles Mingus Ödülü’nü kazandıktan sonra parlamıştı. Bu ödül size herhangi bir avantaj sağladı mı? – Ödül sisteminin müzikçiye fazla kazanım getirdiğini sanmıyorum. Mingus yarışmasına girmedim, onlar küçük deneysel bestelerimi…

Read More

008’den bu yana üçüncü albümünü yayımlayan gitarcı Sarp Maden, rock, fussion esinli cazdan baladlara yöneldi. 2011’in son günlerinde piyasaya çıkan “Durgun Sular”da “en büyük şansım” dediği dörtlüsüyle daha az nota kullanıp, daha derin bir müzik yapmaya çalışıyor. Maden “Her albümüm bir öncekinden farklı olmalı, aynı şeyi yapmaktan sıkılıyorum” diyor.  Tanju Duru ‘nun anısına kaydettiğiniz “Ardından” albümünden bu yana yaklaşık iki geçti. Bu sürede müziğe bakışınızda neler değişti? – “Ardından” albümünü Tanju Duru’yla birlikte kaydetmiştik. Beklenmedik kaybı sonrasında ona ithaf etmiştim. O albümden bu yana heavy metal ve opera hariç dünyanın erişebildiğim tüm müziklerini dinlemeyi sürdürdüm. Kendi yaklaşımım üstüne düşündüm. Müziğimde…

Read More

Türk cazının kuyruklu yıldızlarından biriydi saksofoncu İsmet Sıral. 1978’de 51 yaşında Amerika’ya gidip Woodstock’ta, dostu Don Cherry’nin kanalıyla tanıştığı Yaratıcı Müzik Atölyesi’ne katılmış, ders vermişti. Okul açmak üzere döndüğü Türkiye’de umutsuzluğa kapılıp 60 yaşında hayatına son vermişti. Sıral, ölümünden altı ay önce yayımlanan röportajda “Yabancı cazcıların yaptıklarını izleyerek bir yere gidilmez” diyordu.  Sayın Sıral, isterseniz önce müziğe başladığınız yıllardan söz edelim. – Oldukça küçük yaşta başladım. Lisede, 1945 başlarında, İlhami Bayrı’nın öğretmenliğinde alto saksofona başladım, sonra da tenora geçtim. Askerliğimi İstanbul’da Harbiye’deki eski orduevinde yaptım. Birlikte askerlik yaptığımız piyanist Nihat Divitçioğlu bana cazı aşıladı. Üç yıl sonra da İsmet…

Read More

Davulculuğu kadar radyo programcılığıyla da Türk cazına uzun yıllar hizmet eden, dinleyici kazandıran Erol Pekcan 1994’te 61 yaşında aramızdan ayrılmıştı. Geriye iki CD ve çok sayıda caz sever bıraktı. Ölümünden 7 yıl önce yapılan röportajda genç cazcılarımızı övmekle kalmamış, hatalarını da eleştirmişti. Sayın Pekcan, yıllardır Türkiye’de caz denince ilk akla gelen isimlerdensiniz. Bize, caza başladığınız günlerden bugüne kadar bir çizgi çizerseniz sanıyorum Türkiye’de cazın da önemli bir bölümünün tarihini izleyebiliriz. – Benim müziğe, daha doğrusu caza başlamam ağabeyim sayesinde oldu. Amerikanın Sesi Radyosu’nu dinlerdi. Kadıköy Halkevi’nde davul dersine giderdi. Swing dönemiydi, yani cazın en revaçta olduğu yıllar. Caz düğünlerde bile…

Read More
Caz

Klarnet panter kadar çevik, yılan kadar kıvrak, az nefesle kuş gibi kanatlanan bir çalgı. Bas klarnet ise olsa olsa file benzetilebilir. Hantal ve muzip, üstelik mucidi Adolphe Sax’ın bile iflasına sebep olacak kadar belalı. Kıpırdatmak güç, coşturmak nefes istiyor. Cazda Eric Dolphy gibi çılgın, John Surman gibi müthiş öykü anlatıcıları sayesinde popülerleşen bas klarnete Türkiye’de ip atlatan yegane isim Oğuz Büyükberber. Son yıllarda birbiri ardına yenilikçi albümler hazırlayan Büyükberber “Ara’da olmak benim tercihim değil, aşık olduğum sesler beni buraya sürükledi ” diyor.   Arada kalmak tercih edilmeyen bir durum. Kendiniz mi seçtiniz, kader mi sürükledi? – Arayış sonucu ulaştım…

Read More

Davulcu Ferit Odman, 2011’de ikinci albümüyle ünlü Amerikan caz dergisi Down Beat’ten yıldızlı pekiyi almıştı. Bu kez “Dameronia with Strings”te bop çağının en romantik piyanisti Tadd Dameron’ın müziğini yaylı çalgılarla birleştiriyor. TRT’deki bigband deneyimi müziğinize ne kazandırdı? – İlk bigband deneyimini İsveç’te edindim. Beş davulcu arasından okul orkestrasına seçildim. Cennete düşmüş gibiydim. 2009’da TRT Hafif Müzik ve Caz Orkestrası’nda çalışmaya başladım, kurum sanatçısı oldum. Count Basie, Duke Ellington gibi bigband ustalarını çocukluğumdan beri severek dinlerdim. Orkestra sayesinde, davulcu olarak bu armonilerin içine girme fırsatını buldum. Bu ekol davulcunun dünyasına çok farklı kapılar açıyor, besliyor, geliştiriyor. Bugün kulaklarım diğer pek çok…

Read More