Yazar: Editör

1980’lerin sonunda Avrupa’dan caz gündemine giren en önemli saksofonculardan biri Andy Sheppard. Cesur, araştırmacı, yaratıcı. Carla Bley ve Steve Swallow’la yaptığı çalışmalarla yıldızı parladı. Blue Note ve Verve gibi büyük firmalardan yayımlanan albümleri eleştirmenlerden övgü aldı. 1990’ların sonunda büyük plak firmalarına posta koyup, Provokatör Plak adlı bağımsız bir firmayla anlaştı. Artık albümleri bu firma tarafından yayımlanıyor. “Bazen insanları kışkırtmak iyidir” diyen müzikçiyi, 2000 Nisanı’nda İstanbul’da vereceği konserden önce evinden aramış, yeni uzmanlık alanı provokasyon üzerine konuşmuştuk. İstanbul’a daha önce iki kez geldiniz. Üstelik Anadolu Yakası’nda konser veren ender cazcılardan biri oldunuz. Gözlemlerinizi merak ediyorum? – İstanbul’da konser vermek gerçekten çok…

Read More

Çoğu caz dinleyicisi onu Weather Report’un efsanevi saksofoncusu olarak tanıyor. Oysa 1960’larda Miles Davis’in, Art Blakey’nin sağ koluydu. Hep yeninin, duyulmamışın peşinden koştu. Hard bop, caz rock, fussion, funk ve hip hop’u harmanlayıp elektrikle güçlendirdi. 1996’da Caz Festivali’ne konuk olmadan bir hafta önce ABD’den telefonla sorularımızı cevaplarken “Müziğimin hafif olmasından kormuyorum. Hem hafif hem de kaliteli olabilir” diyordu. Wayne Shorter, Los Angeles’ın ünlü Hollywood Tepesi’ndeki saray yavrusu evinde iki yıldır inzivadaydı. 1988’den beri albümü yayımlanmamıştı; ama umurunda değildi. Duvarları Grammy ve altın plak ödülleriyle süslü salondaki koltuğa kurulup, projeksiyonla duvara yansıttığı dev  TV ekranından dünyayı izledi. Budizm üzerine kitaplar…

Read More
Caz

Erkan Oğur, 1995’te basçı İlkin Deniz ve davulcu Turgut Alp Bekoğlu’yla bir araya gelip yeni, saf müziğin peşine düşmüştü. Aylarca çalıştılar, tartıştılar. Basçı Deniz’in ABD’ye yerleşmesine karşın arayış sürdü. 10 yıl boyunca müzikleri sadece küçük caz kulüplerinde, Northsea gibi yurtdışındaki önemli caz festivallerinde duyuldu. Telvin kıvama ulaşınca, 2004 sonunda kayda girdiler. Bir yıl sürdü. Albüm 2006’nın ilk ayında yayımlandı. İlkin Deniz’in Türkiye’ye gelmesini fırsat bilen üçlü 2005’in son günlerinde ilk kez Telvin repertuvarını İstanbullu konser dinleyicilerine sundu. Erkan Oğur “Telvin tecrübesi üçümüzün de enstrümanımıza, müziğe bakışımızı değiştirdi” diyor. 20 yıl önce Çekirdek Sanatevi’nde solo ve ikili emprovizasyonlardan oluşan bir dizi konser vermiştiniz. Konserlerin…

Read More

Mektepli cazcıların ‘Oxford’u kabul edilen Berklee’yi bitirdikten sonra New York’a yerleşen İlhan Erşahin 1996’dan itibaren haftada bir gün ünlü caz kulübü Sweet Basil’da çalmaya başlamıştı. Bir yandan da caz üçlüsü ve diğer grubu Wax Poetic’le Amerika’da albümler kaydediyordu. ‘‘Home” ve ‘‘She Said”den sonra Wax Poetic’le gerçekleştirdiği CD büyük ilgi uyandırmış, ‘‘Belly” ve ‘‘Loving Jazebel” adlı filmlerde kullanılmıştı. 2000 yılında, Türkiye’deki ilk albümünün yayımlanacağı günlerde, müziği ve özel yaşamıyla ilgili soruları yanıtlamıştı. Korkarım bu röportaj yayımlanınca hayranlarınızdan bir kısmını kaybedeceksiniz! – Öyle mi? Baba olduğumu öğrenecekler çünkü, değil mi? Evet. Tanık olduğum bütün sohbetlerde genç kızlar sadece fiziğinizden bahsediyor. Müziğinizden…

Read More
Caz

Siz hiç caz standartları çalmayı sevmeyen, beste yaparken sadece kağıt kalem kullanan, buna karşın müziğine müziğe şapka çıkarılan bir caz ustasıyla tanıştınız mı? İşte size fırsat: Alman piyanist Joachim Kühn’ü dinleyin. 2000 İlkbaharı’nda yolu İstanbul’a düşünce müzik serüvenini konuşmuştuk. “Bugün birçok caz konseri üzerinde yeterince düşünülmemiş, olgunlaşmamış fikirlerden ya da klişelerden oluşan sololarla geçiyor” diyordu. Eleştirmenlerin sizi Franz Schubert’ten etkilenen bir cazcı olarak değerlendirmesi canınızı sıkıyor mu? – Klasik kökenli bir piyanistim, kabul. 6 yaşındaydım ilk resitale çıktığımda. 16 yaşında konser piyanistliğini ve klasiği bıraktım. İki yıl öncesine kadar da hiç çalmadım. Leipzig’de Bach’ın çalıştığı, benim kutsandığım kilisenin yöneticisi Prof. Biller birlikte…

Read More

Rubalcaba, 10 yıldır caz dünyasında en çok konuşulan birkaç genç piyanistten biri. Büyük ustalar, mesela Charlie Haden, Chick Corea, Wayne Shorter ondan caz ve latin müziğine yön verecek genç dahi olarak bahsediyor. Klasik Batı Müziği eğitimi alan Rubalcaba, Havana’da babasının yerel müzik topluluğuyla çalarken önce Dizzy Gillespie ardından Charlie Haden tarafından keşfedildi. Onu evlat gibi seven Haden’ın desteğiyle Amerika’ya yerleşti. 2002’de Grammy aldı. Ödülden bir yıl önce, İstanbul’a geleceğini öğrenmiş ve turnedeki Rubalcaba’nın Japonya’da peşine düşmüştük. Almanya’da yakaladık. “Şimdi gerçek Küba müziğini dünyaya yaymanın tam zamanı, bu benim görevim” diyen piyanistle müzikteki mucizevi yükselişini ve Haden’la dostluğunu konuşmuştuk. Bir röportajda…

Read More

Arjantinli akustik gitarcı Ricardo Moyano, 10 yıl önce konser için gelmiş ve kalbini kaptırdığı bir müzikseverle evlenip Türkiye’ye yerleşmişti. Yeni vatanında ne yeterli konser imkanı ne de sürekli ders verecek akademik kurum bulabildi. Yurtdışındaki konser, ders, kayıt çalışmalarına devam etti. 2005 ilkbaharında yayımlanan “Guitarist” albümüyle ilgili konuşmak için aradığımızda Fransa’da albüm kaydındaydı. Cevaplar konsere gittiği İspanya’dan e-mail’le geldi. Moyano 2006 ilkbaharında da “Solissimo” adlı bir başka albüm yayımladı. Bildiğim kadarıyla 10 yıldır müzik bilginizi Türkiye’deki gitarseverlerle paylaşma konusundaki tüm çabalarınız sonuçsuz kaldı. Sizi ne büyük konser salonlarının programlarında görebiliyoruz ne de önde gelen konservatuvarların kadrosunda. 10 yıllık tecrübeden sonra hâlâ…

Read More
Caz

1990’ların başında, klasik müzik birikimini Azeri ezgileri ve cazla harmanladığı albümleriyle gündeme gelmişti. Müziği kadar fiziğinin de avantajını kullanan Aziza Mustafa Zadeh solo kayıtlarla şöhreti yakaladı. Sonra Al Di Meola, John Patitucci, Stanley Clarke gibi ustalarla ilgi çeken albümler kaydetti. İlk kez 1995’te kulak paralayan bir telefon hattından, Azerbaycan’daki evine ulaşıp hayat öyküsünü dinlemiştik. Ardından defalarca Türkiye’ye geldi. Aralık 2002’de solo albümü Shamans yayımlanıp, konser vermeye geleceğini öğrenince turnedeki piyanisti Zürih’te yakalamıştık. Üçüncü röportajımızda, doğa üstü sezgilerini, beklediği beyaz atlı prensi anlatmıştı. 1995’teki röportajımızda “İnsan deniz kıyısındaki taşa benzer. Zaman dalgalar gibi çarptıkça, her yıl yeni form kazanır. Zamanla…

Read More

Al Di Meola bir zamanlar gitardaki hızıyla baş döndürürdü. Şimdilerde yavaşlayıp hayata daha derinden bakmayı deniyor. Akdeniz’deki köklerini keşfedip, romantizme göz kırpıyor. Bir süredir bölge ülkelerinden müzikçilerle ortak çalışmalar üzerinde yoğunlaştı. 2001’deki Latin Amerika turnesi öncesi New York’taki evinden aramıştık. Uzun bir sohbette yeni beste yapmakta ne kadar zorlandığını, gençlik sırlarını, yeni projeleri konuşmuştuk. Kulağımıza fısıldadığı sır ise tam yedi yıl sonra gerçekleşti. ABD’deki radyo istasyonları sizi çok kızdırmış anlaşılan. Web sayfanızda hayranlarınıza adreslerini verip protesto mesajı göndermelerini istemişsiniz. Bunlar caz istasyonu mu; çağrınızdan sonuç aldınız mı? -Eskiden kaliteli müzik çalan istasyonlardı bunlar. Şimdi radyonuzu açıyorsunuz, sanki Weather Report, Chick…

Read More
Caz

Amerika’da Türkiye kökenli Ermeni müzikçilerin kurduğu Night Ark, ismine kaynaklık yapan Nuh’un Gemisi’ne benziyor biraz. Ambarları ve güvertesi Anadolu kökenli ezgilerle dolu. İletişim patlamasıyla yaşadığımız modern çağ tufanından nesli tükenen ezgileri kurtarmaya çalışıyor. 1987’de Amerika’dan yelken açtığında, güvertesinde üç müzikçi vardı. Kaptan Ara Dinkçiyan ve yardımcısı Arto Tunç’a daha sonra Armen Donelian katıldı. Seyir defterleri: Pictures (1987), Moments (1988), Wonderland (1998) – ilgiyle karşılandı. 1996’da İstanbul Caz Festivali’ne geldiklerinde tayfalar arasında ünlü bir isim yeralıyordu: Basçı Marc Johnson. 2000 yılında yeni albümleri “Pedals On Your Path” yayımlandı. Utu etnik çalgı kategorisinden çıkarmayı hedefleyen Night Ark kaptanı Dinkçiyan’ı New York’tan aradık.…

Read More