Yazar: Editör

Anıl Eraslan, caz ve özgür doğaçlamayla Strasbourg Konservatuvarı’nda çello öğrenimi gördüğü yıllarda tanıştı. Fotoğraf merakıyla doğaçlama tutkusunu birleştirdi, ilk solo albümü Absorb’u kaydetti. Maceraperest müzikseverlere hitap eden CD’de çello ve sesiyle emprovizasyonlar yapıyor, kayıtları ileri-geri, üst üste yapıştırıp şaşırtıcı tablolar yaratıyor. Eraslan “Sürpriz içermeyen, hayatın kaosunu yansıtmayan melodik müzik bende huzursuzluk yaratır” diyor.  O fotoğraflar çekildiğinde henüz doğmamıştı Anıl Eraslan. Japon sanatçı Hiroshi Sugimoto’nun “Sinema” serisini, sergilendikten, yayımlandıktan tam 30 yıl sonra gördü… Strasbourg Konservatuvarı’nda öğrenciydi. Derste ansızın özgür doğaçlama ve cazla tanışmanın şokunu yaşıyordu. Boşluğa düşmüş gibiydi. “Neden müzik yapıyorum, klasik müzikte özgürlüğümü nasıl kullanabilirim” soruları dönüyordu zihninde.…

Read More
Caz

Dünyanın en önemli caz okulu Berklee’nin ardından prestijli New England Konservatuvarı’nda mehter müziği üzerine doktora yapan ve burada ‘kültürlerarası müzik’ bölümünün direktörlüğüne atanan Mehmet Ali Sanlıkol, Batı müziği ile Osmanlı makam müziğini birleştirdiği ‘müzikal yaramazlıklar’la izleyiciyi her seferinde şaşırtıyor. 14 yıl sonra İstanbul Caz Festivali’ne katılan müzikçi “Çağımızın yarattığı illüzyonların tuzağına düşmeden Türk müziği geleneğini içselleştirecek derecede öğrenmek için çaba gösterdim” diyor. Mehmet Ali Sanlıkol ile yıllar önce ilk kez Ankara’da Manhattan adlı kulüpte karşılaştım; 1996 ya da 1997 olmalı… Bursa’da başlayan müzik serüveni onu dünyanın en önemli caz okulu Berklee College of Music’e kadar taşımış, buradan yeni mezun…

Read More

Konservatuvarlı kontrbasçı Selçuk Sun 1960’larda Avrupa’da Bud Powell’a eşlik etmiş, Türkiye’ye döndükten sonra konsere gelen Clark Terry, Dizzy Gillespie, Dave Brubeck gibi efsanelerle çalmıştı. 2016 Martı’nda 82 yaşında aramızdan ayrılan Sun “Dünyanın Bill Evans taklitlerine ihtiyacı yok” diyordu. Yıllarını kontrbasa adamış bir kişi olarak müzik geçmişinizi ve cazla tanışmanızı anlatır mısınız? – 1946 yılında, Ankara Devlet Konservatuvarı’nın sınavını kazanıp kontrbas öğrencisi olarak kabul edildim. 1954 yılında mezun olduğum sıralarda, arkadaşım Muvaffak Falay bana cazı aşıladı. Bir de Melih Gürel vardı. Onlarla güzel bir ortam buldum. Benim kontrbas çalmam, korno ve trompet çalan bu arkadaşlarımın ilgisini çekti. İleride bize Erol Pekcan…

Read More

1982’de TRT bünyesinde Hafif Müzik ve Caz Orkestrası’nı kurup uzun yıllar şefliğini üstlenen Süheyl Denizci çok yönlü müzikçiydi. Kitaplardan kendisini yetiştirmişti. Piyanonun yanı sıra vibrafon, saksofon, flüt çalıyordu. 1957’den itibaren birçok grup kurmuştu. 2007’de 75 yaşında aramızdan ayrılan müzikçi, orkestrayı anlatan röportajda gençlere sesleniyor “Önce gerçek cazı tanıyın” diyor. Sayın Denizci, şu sıralar orkestra yönetmek dışında, saksofon, flüt, vibrafon ve piyano çalıyorsunuz sanıyorum. Bütün bunlar nasıl başladı, nasıl gelişti? – Özel ders alarak piyanoya başladım. Sonra vibrafon, flüt ve saksafon geldi. Berklee Müzik Okulu’nun çıkardığı kitaplardan çalışarak kendimi yetiştirdim. Türkiye’de ve Avrupa’da kendi topluluklarımla çeşitli yerlerde çalıştım. 1962-72 yılları…

Read More
Caz

1970’lerde plak ve radyo programları dinleyerek cazı özümseyen davulcu Cem Aksel, 1990’lardan itibaren birçok önemli projede yer aldı. Aksel, Can Öktemer’le söyleşisinde dünden bugüne müzik serüvenini anlatıyor. Söyleşiyi bu linkten okuyabilirsiniz. Linkler Cem Aksel’in web sayfası

Read More

Saksofoncu Tamer Temel, üçüncü albümünde siyasi karabasan sürecinden yola çıkıp lirik, zengin, dramatik yapısı güçlü, ağırlıklı olarak akustik bir müzikle dinleyicisini hayal dünyasının derinlerine davet ediyor. Serbest Düşüş’te bestelerini caz beşlisiyle seslendirmiş. Temel “Alacakaranlık günleri yaşıyoruz. Ve gittikçe koyulaşıyor. Serbest Düşüş bu sürecin yansıması” diyor. Tamer Temel (42), kendini yetiştiren alaylı cazcılardan. Lise yıllarından itibaren sırasıyla bağlama, gitar, solfej, flüt, tenor ve soprano saksofonu okuyup dinleyip deneyerek öğrendi. Caz virüsü İzmir’de, 9 Eylül Üniversitesi İktisat Fakültesi’ne başladığı yıl kanına girdi. “Grubumla rock çalıyor, çalıştığımız prova stüdyosuna gelen diğer toplulukları da merakla izliyordum. Amatör bir caz grubu beni çok etkiledi.…

Read More

Son 30 yılın en önemli caz şarkıcılarından Dee Dee Bridgewater bir yandan geleneğe sahip çıkmaya çalışırken diğer yandan cazı geniş kitlelerle, gençlerle buluşturmak için çabalıyor. Kısa süre önce Kurt Weill müziklerini yorumladığı yeni albümü yayımlanan Bridgewater, plak firması Verve’ün ilgisizliğinden şikayetçi. 2002 Nisanı’nda İstanbul’da vereceği konser öncesinde, Los Angeles’teki evinden aradığımızda istemeden yarasına parmak bastık. Bize var olma savaşını, cazı sulandıran büyük plak firmalarının sarışın ve mavi gözlü afetlere dayalı pazarlama stratejilerini, Bush yönetiminin kovboy politikalarını, FAO’daki iyiniyet elçiliği görevini anlattı. Kariyerinizin en önemli döneminde Fransa’ya yerleştiniz. Size ürün muamelesi yapılmamasından, sanatınıza saygı duyulmasından hoşlandığınızı söylüyordunuz. Dört yıl  önce tekrar…

Read More

Miles Davis’in silah arkadaşı, Weather Report efsanesinin yaratıcılarından saksofoncu Wayne Shorter beş yıl aradan sonra, 2000 yılında İstanbul Uluslararası Caz Festivali’ne katılmak üzere Türkiye’ye geldi. Shorter’ı konserinden hemen önce Los Angeles’taki evinden aramış ve son beş yılı konuşmuştuk. Bize eşini kaybetmenin acısını nasıl yendiğini, büyük yankı uyandıran 1+1 albümünü, klasik müzik alanındaki çalışmalarını ve Budizmin faydalarını anlatmıştı. Bu arada sahnede cambazlık yapan müzikçilere karşı uyarmıştı: “Saklanacak bir şeylerin varsa, mesela ton açısından yetersizsen cambazlığa başlarsın, dinleyici eksiğini görmez.” Detroit Senfoni Orkestrası için konçerto formunda eser bestelemeniz, bu eserleri çeşitli konserlerde seslendirmeniz saksofonunuzun sesini, rengini etkiledi mi; önünüzde yeni ufuklar açıldı…

Read More

Bakmayın siz lise kaçkını görünümüne, Peter Pan stili sivri burunlu ayakkabılarına, boyunun altı karış olmasına, manken sevgilisi Sophie Dahl’ın “12 santim benim için sorun değil” sözüyle manşetlere çıkmasına… Solfej bilmeden piyano başına oturan, rocktan caza geçen Jamie Cullum son 10 yılda binlerce genci cazla tanıştırdı. İngiltere’de bugüne kadar en çok albümü satılan caz sanatçısı oldu. Cullum’la 2009’un 25 Kasım’ında, Chivas Stüdyosu’nda konser vermek için gittiği Madrit’te buluştuk. Müzik serüvenini ve beş yıl sonra gelen beşinci albümü “Pursuit”i konuştuk. Madrid’in merkezinde, güneşli bir sonbahar ikindisi… Picasso’nun Guernica tablosunun sergilendiği Reina Sofia Müzesi’nin önünden geçip, ara sokaklara giriyoruz. Kapısında “Chivas Studio”…

Read More

Caz jargonunda basçılar ve davulcular temel ustalarıdır. İsviçre saati gibi tıkır tıkır işleyen ritmik yapıyı koyarlar ortaya, müziğin temelini yaratırlar. Sonra piyanistler, saksofoncular, gitarcılar, şarkıcılar ve bilimum ahali gelir inşaat sahasına. Katedral gibi gözalıcı yapılar inşa edilir temel üstüne. Çürükse eğer temel, diğerlerinin hali nice olur. Christian McBride da bir temel ustası. Time dergisince “Charles Mingus’tan bu yana yetişen en umut verici, çok yönlü caz basçısı” ilan edildi. Saksofoncu Joshua Redman ondan bahsederken “Parçanın temelini atar, siz üstünde yükselirsiniz. Eğer hayatta deha diye bir şey varsa o gerçek bir dahidir” diyor. 2000’de İstanbul Caz Festivali’ne geleceği açıklanan McBride’ı, bir pazar sabahı konser için gittiği Iowa’daki…

Read More