Süheyl Denizci / Gençler cazı merak etsin

0

1982’de TRT bünyesinde Hafif Müzik ve Caz Orkestrası’nı kurup uzun yıllar şefliğini üstlenen Süheyl Denizci çok yönlü müzikçiydi. Kitaplardan kendisini yetiştirmişti. Piyanonun yanı sıra vibrafon, saksofon, flüt çalıyordu. 1957’den itibaren birçok grup kurmuştu. 2007’de 75 yaşında aramızdan ayrılan müzikçi, orkestrayı anlatan röportajda gençlere sesleniyor “Önce gerçek cazı tanıyın” diyor.

 

Sayın Denizci, şu sıralar orkestra yönetmek dışında, saksofon, flüt, vibrafon ve piyano çalıyorsunuz sanıyorum. Bütün bunlar nasıl başladı, nasıl gelişti?
– Özel ders alarak piyanoya başladım. Sonra vibrafon, flüt ve saksafon geldi. Berklee Müzik Okulu’nun çıkardığı kitaplardan çalışarak kendimi yetiştirdim. Türkiye’de ve Avrupa’da kendi topluluklarımla çeşitli yerlerde çalıştım. 1962-72 yılları arasında Avrupa’da kaldım. Fransız Tele-vizyon ve Radyo Orkestrası’nda görev aldım. 48 kişilik bir orkestraydı ve zaman zaman konukların katılımıyla daha da büyüyordu. Daha sonra döndüm ve önceden başlamış olan çalışmalar yeniden yoğunlaşarak 1982’de TRT Hafif Müzik ve Caz Orkestrası kuruldu.
Orkestranın yapısından, çalışmalarından ve amacından söz eder misiniz?
– Orkestra bütün big band’lerde olduğu gibi trompet, trombon, saksofon ve ritm gruplarından oluşuyor. Trompetlerde Gökmen Ahmet Noyan, Aydın Özarı, Halil Yiğit, Ergun Eremkar, Fehmi Özbilek, Aldoğan Şimşekyay trombonlarda Nejat Dayıoğlu, Neşet Betimen, Halil Saçlı, SacitGöze ve Fatih Erkoç, saksofonlarda Yalçın Ateş, Çınar Apay, Atakan Ünüvar, Erol Duygulu, Tuna Ötenel ve Ergüven Başaran, piyanoda Ayhan Yünkuş ve Ümit Aksu, basta Selçuk Sun ve Eray Turgay, davul ve vurma çalgılarda Haşan Hür, Veysel Çadır, Yalçın Şaşmaz, gitarlarda Kamil Özler ve Neşet Ruacan… Yapmak istediğimiz bu tip orkestraların repertuarını taramak ve gerek hafif müzik, gerek caz bestelerine de yer vermek. Bu arada çağdaş bestecilerimizin eserleri de repertuarımıza giriyor yavaş yavaş. Bu Emin FındıkoğIu’nun bestesi de olabilir Cengiz Tanç’ın da… Bol bol konser yapıp orkestrayı tanıtmak istiyoruz. İstanbul’dan sonra bu konserleri Ankara, İzmir ve Eskişehir’de sürdürmek istiyoruz. Çalışmamız haftada üç-dört gün oluyor ve konsere doğru beş günü buluyor. Şu anda big band literatürünün tamamına sahibiz. Bir kısmını kendimiz aranje ediyoruz, bir kısmını kendi orijinal düzenlemesiyle çalıyoruz. Emin Fındıkoğlu’nun, Kamil Özler’in, Aydın Özarı’nın düzenlemeleri de var. Bu arada orkestra içinde gelenek olduğu üzere küçük gruplara da yer veriyoruz. Özellikle konserlerde bu küçük topluluklar bir renk katıyor.
Müzik seçimi olarak da geniş bir yelpazeyi tutturmaya çalışıyoruz. Şimdi film müziklerine de yöneliyoruz. Ayrıca caza dönük Latin Amerika müzikleri de var gündemde. Repertuarımız biliyorsunuz TRT Hafif Müzik ve Caz Orkestrası olarak “Take the A Train”den, “Feelings”e uzanıyor.
Big band anlayışı olarak size en yakın gelen topluluk hangisi; ya da şöyle soralım, dinledikçe “ben de orkestrada bu tınıyı isterdim işte’’ dediğiniz, bir topluluk var mı?
– Elbette, özellikle Duke Ellington’un tınısı hep ulaşmak istenen bir şeydir ama o kadar özel bir durum ki, bunu kendimize amaç olarak alamayız. İstenen elde olanla en iyiyi gerçekleştirebilmek.
TRT Hafif Müzik ve Caz Orkestrası bir ara televizyona çıkıyordu, zaman zaman radyoda dinlemek mümkün oluyor, ama sanıyorum büyük bir kitle topluluğu tanımıyor. TRT bu orkestrayı yeterince önemsemiyormuş gibi geliyor bize, ne dersiniz? Çünkü aklıma şunlar geliyor, bu topluluk caz festivallerine gidebilir, Türkiye’nin çeşitli yerlerinde konserler düzenlenebilir.
– Şimdi şunu en başta söylemem gerekiyor. Bu orkestra henüz, çok yeni. Kurulalı beş yıl oldu. Bir big band için çok az süre. Bu süre içinde şimdi yaptıklarımızı yapmamız bence başarıdır. TRT’nin önemsememesine gelince, sizinle aynı görüşte olduğumu söyleyemem. Ama mutlaka başka şeyler daha ön planda gelebilir. Yine de yeni enstrümanlar geldi, televizyonda yeniden program başlıyor. Yeni arkadaşlarımız katıldı aramıza. Ayrıca dediğiniz gibi konserleri artırmak niyetindeyiz. 19 Mart’ta AKM’de bir konser var. TV programlarını artık play back yapmak istemiyoruz. Bazı şeyler yapılıyor, ama tabii zaman alıyor.
Son olarak, bugünün müzisyenleri hakkındaki görüşünüzü öğrenmek istiyorum…
– Bugün eskisine bakarak çok daha fazla iyi müzisyen yetişiyor. Ama pop müzik gündemde olduğu için caza ilgi duyan azınlıkta. Eskiden herkes caz çaldığı için daha çok eski müzisyenler tanınıyor. Aslında bundan yeni müzisyen yetişmediği anlamı çıkmaz. Dediğim gibi yalnızca çaldıkları tür farklı. Ama benim bütün istediğim ne türde çalarlarsa çalsınlar, cazı merak etsinler. Gerçek cazı incelerlerse, oradan geçerlerse yaptıkları her şeyde rahat edecekleri kesin.
(Kürşat Başar/Mart 1987/Gösteri Dergisi)

Share.

Leave A Reply

thirteen + nine =

error: Content is protected !!