Saffet Gündeğer / Alaturka bana çok şey kazandırdı ama caza gönül verdim

0

Saffet Gündeğer,Klasik Türk Müziği’nde olduğu kadar cazda da takdir edilen nadir klarnetçilerdendi. Yıldızların saz takımında yer aldıktan sonra 1970’lerde Okay Temiz’le caz dünyasında şöhrete kavuşmuştu. 1994’te 72 yaşında hayata veda ettiğinde geriye yüzlerce radyo kaydı kaldı. Gündeğer ender röportajlarından birinde “sazını akort edemeyenler karşıma büyük sanatçı olarak çıkıyor” demişti.

Sayın Gündeğer, sizi dinleyiciler daha çok Türk musikisiyle tanıdılar. Oysa, gerek Okay Temiz’le, gerek tanınmış caz müzisyenleriyle yaptığınız çalışmalarda, özellikle emprovize çalışınızla caz dinleyicisinin de dikkatini çektiniz. Bize müzik geçmişinizden söz eder misiniz biraz?
– Bandırma’da Saatçi Mehmet Efendi’den aldığım keman dersleriyle başladım müziğe. 1936-37 yılları olmalı. Sonra klarnet çalmaya başladım ve Riyaseti Cumhur Bandosu’na girdim. Bando benim Batı müziğine yaklaşmama etki etmiştir. Daha sonra Veli Kanık Hoca beni Ankara Radyosu’na aldı. 1955’te İstanbul Radyosu’na girdim. 1958’de ilk kez ABD’ye gittim. Caza ilk başlangıç böyle oldu.
Sonra Okay Temiz’le çalışmalarımız oldu. İsveç’te verdiğimiz konserlerde büyük ilgi gördüm. Basında “Turkish Coltrane”, “Turkish Benny Goodman” gibi yazılar çıktı. Bu ilgi beni çok sevindirdi. Alaturka bana çok şey kazandırdı, ama ben caza gönül verdim, örneğin, Benny Goodman’ı dinlediğim zaman, ruhum dinleniyor, büyük bir coşku duyuyorum. Türk müziği eşine ender rastlanır bir müzik. Batı müziği bizim motiflerimizi alıyor, kendi müziğinde eritip kullanıyor. Ben buna üzülüyorum. Onlar zenginleşiyor, biz fakirleşiyoruz.
Bu fakirleşmenin nedenleri ne sizce? Madem bu kadar derin bir müziğimiz var, bu müzik gelişemez mi, gelişmiyor mu?
– Maalesef gelişmiyor. Hep işin kolayına gidiliyor, eski şeyler aynen tekrarlanıyor. Yeni nesil artık eski musikiyi dinlemiyor. Nasıl dinlesin, ne dendiğini bile anlamıyor o şarkılarda. Çünkü bir değişme, bir yenileşme yapılmamış, olduğu gibi bırakılmış. O zaman daha kolay daha cahilane şeyler yapılıyor, halka bunlar sunuluyor. Televizyon seyrederken, bazen inanın ağladığım oluyor. Daha müzikten haberi olmayanlar, sazını akort edemeyenler, hiçbir ses kalitesi olmayanlar, büyük sanatçı diye karşıma çıkınca, ne yapacağımı şaşırıyorum. Ne yazık ki, biz kendi sanatçımıza, hakiki sanatçımıza sahip çıkamıyoruz. Bu nedenle de bir ilerleme mümkün değil. Ben yurt dışında yabancılar ta-rafından büyük ilgi görünce, hep kendi memleketimde, kimsenin ilgilenmediğini düşünüyorum. Bunlar üzücü şeyler.
(Kürşat Başar / 1 Mart 1987 / Gösteri Dergisi)

Share.

Leave A Reply

error: Content is protected !!