Eduardo Bianco / Atatürk’e bestelediğim tango büyük sükse yapacak

0

1938 yılbaşında Türkiye’ye gelen Eduardo Bianco, iki ay boyunca orkestrasıyla İstanbul ve Ankara’da konser vermişti. Yarım Ay dergisinde yayımlanan röportajda krallara ithaf ettiği tangolardan büyük hasılat elde ettiğini anlatan Bianco, “Türkler, Arjantin tangosuna Avrupalılar’dan fazla ilgi gösteriyor” diyor. Artık evlenmek istediğini belirtip “mümkün olursa bu kadını modern Türkiye’de aradığını” söylüyor.

Dört sene önce orkestrasıyla Türkiye’yi ziyaret ederek Büyük Şef’imizin teveccühlerini kazanmış olan Güney Amerika ve Avrupa’nın Tango Kralı adıyla anılan Eduardo Bianco, yılbaşından beri Park Otel’de çalmaktaydı. Durmadan ve oturmadan, Amerika ile ve Asya arasında mekik dokur gibi dolaşan büyük bestekârla bir masada oturuyoruz. Bizlere geçirmiş olduğu muhtelif maceralarını anlatıyor.

Fırsattan istifade ederek “Birkaç sual sorabilir miyim?” dedim, güldü.

– Bilhassa gazetecilere karşı çok köklü bir sevgim vardır. Hemen hemen her uğradığım memlekette ilk karşılaştığım kimseler onlar olmuşlardır…

Türkiye çok mesut günler yaşıyor

1934 Mayısı’nda Akşam gazetesinde yayımlanan konser ilanı

Siz ki, dünyanın her tarafını dolaşıyorsunuz, gezdiğiniz memleketlerin vaziyetini nasıl buldunuz ?

– Şunu açıkça söyleyebilirim: Çok fena! Ben de bunun sebeplerini her gittiğim yerde sordum. Aldığım cevaplar: İspanya iç savaşı, Japon-Çin Savaşı oldu.

Gezdiğiniz ülkelerle karşılaştırırsanız Türkiye’nin durumu nasıl?

– Bütün dolaştığım memleketler içinde en âsude ve tabii hayatı Atatürk Türkiyesi’nde buldum. Çok mesut günler yaşıyorsunuz. Avrupa ve Asya’nın her köşesinde Atatürk her dakika anılmaktadır.

1929’daki ilk İstanbul konseri sonrasında Akşam gazetesinde yayımlanan övgü dolu satırlar

Halkımızın Garp musikisine karşı alâkasını nasıl buldunuz

– Bilhassa bu seferki gelişimde çok dikkat ettim. Bilhassa Arjantin musikisine Türkler, Avrupalılar’dan daha fazla rağbet gösteriyor. Bunun en canlı misali de buradaki konserlerimizde bir tangoyu dinleyicilerin arzusuyla yedi-sekiz kez tekrar edişimizdir.

Dünya Atatürk’e hayran

İstanbul’da işleriniz nasıl gidiyor, Türkiye’de çok kalacak mısınız?

– İstanbul’daki işlerimden çok memnunum. Şen halkının bana göstermiş olduğu alâkaya nasıl teşekkür edebileceğimi bilemiyorum. Geldiğimden beri birçok teklif aldım. Ayın 18’inde Ankara’ya gideceğim. İzmir’den de teklifler vaki oldu. Şayet mutabakat hasıl olursa şubat sonuna kadar Türkiye’deyim. Bu turneden sonra, tekrar İstanbul’a döneceğim.

ABD Reisicumhuru Bay Theodore Roosevelt’e bestelediğiniz “Corazon” tangosu gibi, bir Atatürk tangosu bestelediğinizi işitttik, doğru mu?

– Evet. Büyük bir emek sarfederek bir tango besteledim. Bunu müsaadeleriyle kendilerine ithaf edeceğim. Her şeyi hazır. Ve bu tango benim en büyük süksem olacak.

Atatürk hakkındaki duygularınızı söyleyebilir misiniz?

– Hayhay. Senelerden beri memleketleri dolaşıyorum. Bu vesileyle birçok yere gittim, farklı toplumlara girdim. Halkın muhtelif sınıflarıyla temas ettim. İşittiğim hayranlık ifadelerini tariften kendimi aciz buluyorum. 20. asrın üç büyük inkılapçı şahsiyeti var. İçlerinde en fazla anılan Atatürk. Nasıl söyleyeyim bilmem ki, hâlâ bundan dört sene evvelsi Çankaya’da, benim Atatürk’e verdiğim konserler bir ninni gibi kulaklarımda çınlıyor. Bilhassa, gözlerindeki keskin bakış halâ gözlerimde canlanıyor.

İstanbul’u bu seferki gelişinizde nasıl buldunuz?

– Üç sene zarfında yapılan değişiklikler gözden kaçmıyor. Bilhassa, İtalya ve Fransa’da yeni Ankara’dan övgüyle bahsedildiğini işittim. Orasını bir an evvel görebilmek için can atıyorum.

Pligario tangosu 2 milyon frank hasılat getirdi

Eserlerinizin içerisinde en fazla rağbet kazanânlar hangileridir?

– Şimdiye kadar en fazla alkışlanmış olan sabık İspanya kralı 13. Alfons’a ithaf ettiğim “Pligario” tangosu. Bir senede iki milyon frank hasılat getirdi. Bu sefer ise, Yunan Kralı Sa Majeste 2. Jorj’a ithaf ettiğim “Distino” tangosu ise umduğumun ötesinde sükse yaptı. Eser, Yunanistan’dan sonra ilk defa Türkiye’de hızla yayılmaya başladı. Ayrılırken İstanbullulara “addio” demiyorum, “arivederci” diyorum. Yani veda yerine “İnşallah tekrar görüşürüz” diyerek ayrılıyorum.

Kendinize bir hayat arkadaşı buldunuz mu?

– Mesleğime aşkım beni şimdiye kadar kadınlarla alâkadar etmemişti. Fakat, kaç ay evvelsi sevgili annemin ölmesi şimdi bana bu ihtiyacı hissettiriyor. 23 senedir şerefimle çalıştım. Artık kendime uygun bir hayat arkadaşı bulursam sanat hayatından ayrılıp, Tanrı eğer ister de baba olursam, bütün hayatımı yuvama hasredeceğim.

Hayat arkadaşınızı hangi memleketten bulmak arzusundasınız?

– İdeal bir kadın arıyorum. Bu kadını mümkün olursa modern Türkiye’de arıyorum. Size bu sözlerim bir parça da Amerikanvari gelecek amma ne yapayım bu da benim arzum…

(Yaşar Silay / 5 Şubat 1938 / Yarım ay dergisi / Arşiv çalışması, redaksiyon: Serhan Yedig)

Share.

Leave A Reply

error: Content is protected !!