Eduardo Bianco / Mümkün olsa hemen bir Türk kadınıyla evleneceğim!

0

1929-1940 arasında orkestrasıyla sık sık İstanbul ve Ankara’da konser veren Arjantinli kemancı, besteci Eduardo Bianco, Türkiye’de tangonun sevilmesini, yaygınlaşmasını sağlamıştı. 1934’te, Ankara’da Atatürk’e de konser vermişti. Bu konserin öncesinde İstanbul’da Hikmet Feridun’un sorularını cevaplarken “Plegaria beni zengin etti. Bu tangodan 2,5 milyon frank telif ücreti aldım. Bu işi para için yapmıyorum. Memleketten memlekete sürtmeyi seviyorum” diyor.

Bianco, Nazi ajanlığıyla suçlanmış Mısır ve Fransa’da gözaltına alınmıştı

Eduardo Bianco bir taraftan kahvesini içiyor, bir taraftan da Türk kadınlarını methediyor:

– Dünyanın her köşesine gittim. Her çeşit, her renk kadınla tanıştım. Fakat itiraf edeyim ki Türk kadını kadar güzellerine pek az rastgeldim. Hani şeytan ne diyor biliyor musunuz? Mümkün olsa hemen bir Türk kadınıyla evleneceğim. Ciddi söylüyorum amma… Hem çabucak evlenivermek niyetindeyim. Amerika’da olduğu gibi üç gün içinde evlenmek…

Arjantinli musikişinasa sordum:

Hiç aşık oldunuz mu?

– Aman bunu sormayın… Bu hiç yemek yediniz mi, gibi bir sual. Evet oldum. İlk aşık olduğum Arjantinli bir dansözdü. Babam zengin adamdı. Şoförü vardı. Bu dansöz beni o kadar sevdi ki bir gün babamın bir boğa güreşçisini andıran iyiyarı şoförüyle kaçtı. İşte ilk aşkım budur.

Son aşkım… Onu siz de bilirsiniz. Geçen sefer Türkiye’ye beraber gelmiştik. Bizim arkadaşlarımızla beraber dans ediyordu.

Rozita Montenegro! Onun için bir de tango yapmıştım: Poema… Fakat bu aşk da çok sürmedi. Şimdi dansözüm başka sahnelerde oynuyor.

En ziyade hoşunuza giden hatıranız nedir?

– Amerika’da kızılderili yerlilerin kabile reisleriyle tanışmıştım. Namincuka isminde bir adam. Bütün kırmızı derilerin reisi… Fakat musikiye, şarkıya çok düşkündü. Kendisine birkaç parça çaldım. O derece memnun oldu ki başından tüylü külahını çıkardı. “Al bunu sana hediye ediyorum” diye benim kafama geçirdi. Meğer bu onların arasında bir adetmiş. En büyük hediyeleri de külahlarını vermekmiş. Bir de bu vaziyette resim çektirdik. Size bir tane vereyim.

Bundan başka İspanya kralı Alfons bana çok iltifat etti. Kendisine bir tango yaptım. Bir otomobil hediye etmişti. Kral Alfons musikişinaslara adeta bir arkadaş muamelesi gösterdi.

Buradan nereye gideceksiniz?

– New York’tan geldik. Gene Amerika’ya gideceğiz. Bu sefer Hollywood’da bir şirketle anlaştık. Birkaç filmin müziğini yapmak üzere gidiyoruz. Zaten artislerin çoğuyla tanışırız. Dolores Del Rio, Dolores Kostello, Con Cilbırt, Lupe Velez, Barimorlar…

Kendileriyle çok iyi arkadaşız. Bu sefer Ramon Novarro’nun çevirdiği bir filmde çalacağız.

En çok hangi tangonuzu seversiniz?

– Hepsini… Fakat Peregaria (Plegaria) ismindeki tangom beni zengin etti. Yalnız bundan telif hakkı olarak 2,5 milyon frank aldım. Krepüskül’den 800 bin frank aldım.

O halde bir kenara çekilip rahat edebilirsiniz…

– Evet… Çok iyi yaşayabilirim. Fakat bu oradan oraya dolaşmak, memleketten memlekete sürtmek beni çok cezbediyor. Bu hayata bayılıyorum. Emin olun bunu ara için yapmıyorum. Hoşuma gittiği için.

(Hikmet Feridun Es / 5 Mayıs 1934 / Akşam gazetesi / Arşiv çalışması: Serhan Yedig)

Linkler

Eduardo Bianco’nun biyografisi

 

Share.

Leave A Reply

fourteen − 2 =

error: Content is protected !!