Close Menu
    Facebook X (Twitter) Instagram
    Trending
    • İlhan Usmanbaş / Çağdaş bir müzikle herkes ortak sürüklenmeye kapılamaz, ortak kanıya varamaz, hatta varmaması gerekir
    • Emre Yavuz / Ravel albümünü kaydederken aklımda hep okyanus dalgaları vardı
    • Cumhur Canbazoğlu / Popüler orkestraların geleceği parlak değil, gruplar daha şanslı
    • Hakkı Derman / Olimpia’da tek konser vermek üzere Yunanistan’a gittik, bizi üç ay bırakmadılar
    • Dario Moreno / Küçük flörtler uğruna da güzel şarkılar okunabilir
    • Artur Rubinstein / 20 yıldır Chopin’in Etüdler’ini kaydetmek istiyorum, cesaret edemiyorum
    • Andres Segovia / Bach’ın eserleri marş gibi çalınmaz
    • Osman Nihat Akın / Besteciliğim hazin hadiselerle başlar
    Facebook X (Twitter) Instagram YouTube
    yeni siteyeni site
    • Anasayfa
    yeni siteyeni site
    Home»Arşivlerden»Selçuk Sun / Geleneksel müziğimiz caza gitmez ama ondan esinlenmek mümkün
    Arşivlerden

    Selçuk Sun / Geleneksel müziğimiz caza gitmez ama ondan esinlenmek mümkün

    EditörBy EditörAralık 19, 2017Yorum yapılmamış4 Mins Read
    Share
    Facebook Twitter LinkedIn Pinterest Email

    Konservatuvarlı kontrbasçı Selçuk Sun 1960’larda Avrupa’da Bud Powell’a eşlik etmiş, Türkiye’ye döndükten sonra konsere gelen Clark Terry, Dizzy Gillespie, Dave Brubeck gibi efsanelerle çalmıştı. 2016 Martı’nda 82 yaşında aramızdan ayrılan Sun “Dünyanın Bill Evans taklitlerine ihtiyacı yok” diyordu.

    Yıllarını kontrbasa adamış bir kişi olarak müzik geçmişinizi ve cazla tanışmanızı anlatır mısınız?
    – 1946 yılında, Ankara Devlet Konservatuvarı’nın sınavını kazanıp kontrbas öğrencisi olarak kabul edildim. 1954 yılında mezun olduğum sıralarda, arkadaşım Muvaffak Falay bana cazı aşıladı. Bir de Melih Gürel vardı. Onlarla güzel bir ortam buldum. Benim kontrbas çalmam, korno ve trompet çalan bu arkadaşlarımın ilgisini çekti. İleride bize Erol Pekcan da katıldı. Bu dönemden sonra Amerikalı şarkıcı Jack Dailey beni İsveç’e çağırdı. Kopenhag Monmarte Caz Kulübü’nden teklif alana kadar, 1,5 yıl İsveçli müzisyenlerle çalıştım. Orada devrin ünlü basçısı Niels Henning Oersted Pedersen’in yerine çaldım ve ünlü “be-bop”çu Bud Powell’a eşlik ettim. Altı ay çalıştıktan sonra, Türkiye’ye döndüm. Ankara Devlet Senfoni Orkestrası’nın sınavına girip kazandım. Clark Terry, Dizzy Gillespie, Dave Brubeck Türkiye’ye geldiklerinde, onlara eşlik ettim. Bir konserde, Ella Fitzgerald’la çaldım. Bu kişilerle çalışmak benim müzik kültürümü epey artırdı. Dave Brubeck’in çabasıyla, Berklee Müzik Okulu’ndan burs aldım. Bir de 1961 yılında, Stockholm Uluslararası Kontrbasçılar Yarışması’nda ikincilik aldım. İşte bugünlere kadar geldik.

    Düşük kaşe teklifi onur kırıcı
    bedava çalmayı tercih ederim

    Hayatınızı cazdan kazanıyorsunuz. Türkiye’de caz müzisyeni olmanın zorlukları nelerdir?
    – Türkiye’de yalnız caz müzisyeni değil, müzisyen olmak zor. Herkes, müzisyenlerin çok renkli hayat yaşadığını, çok para kazandığını sanır. Aslında hiç alakası yok. Ben müzisyen olarak ortaya çıktığımda, pek sorunum olmadı. Zama-nımda tektim, öyle diyorlardı, daima istenilen ve aranan bir müzisyen oldum. Şimdi çok kabiliyetli arkadaşlarımız var, ama sürekli birlikte çalışamıyorlar. Senfonide, kulüplerde, plak, radyo ve reklam kayıtlarında çalmak zorundalar. Ben şu an çaldığım yerde, aldığım paradan memnunum, üstelik patronlarımız da bize karşı saygılı.
    Eskiden sizin de içinde bulunduğunuz müzisyenler grup olarak konser verirlerdi. Hit konserler artık gerçekleşmiyor. Caz müziğinin gece kulüpleri ve barlar dışında dinlenebilmesi için neler yapılabilir? Cazı sevip bu ortamlara rağbet etmeyen kitle cazın bugünkü durumunu nasıl izleyebilir?
    – Bu kitleye sözünü ettiğiniz konserler yoluyla ulaşmak mümkün. Fakat bu konserleri yapmak kolay değil. Öncelikle her şey maddiyata dayanıyor. Bir caz müzisyenine konser yapılacağı zaman çok küçük bir para teklif ediliyor. Sonra bir konserin uzun süre bir arada olmayı gerektiren hazırlık aşaması var. Aranjman yapılıyor, buna çalışılıyor. Bana deseler, gel şu konsere çık, para alma. Ona varım. Ama gelip de alay edercesine küçük paralarla teklifte bulunmak, hiç hoş değil. Arzu ederim ki, çalmak isteyen ya bedava çalsın ya da iyi para alsın. Avrupa’dan buraya gelen beş kişiyi düşünelim. Bunlar en az altı ay, bir yıl birlikte çalışı-yorlar. Plak girişimleri oluyor. Bizde ise bir konser öncesinde, daha önce hiç çalışmamış ya da az çalışmış kişiler bir araya geliyor. Aynı şey sporumuzda da yok mu? Milli maçtan bir hafta önce, takım toplanıyor, sekiz tane yiyip geliyorlar. Hepsi bu işte. Gruplar uzun süre bir arada çalışmalı. Norveç’te bazı gruplara, devlet yardım ediyor. İnanın bana, oradaki müzisyenler, bizimkilerden yetenekli değil.

    Okay Temiz’in cazdan
    uzaklaşması üzücü

    Türkiye’de çalınan caz için ne diyorsunuz ve gençlerin günümüz cazı içindeki yeri nedir? Bir de bizim müzisyenlerimizin yaptıkları caz bestelerinin dünya platformundaki yeri nedir? Okay Temiz ve Atilla Engin’in yurtdışındaki çalışmalarını nasıl buluyorsunuz?
    – Türkiye’de caza olan ilgi her geçen gün artıyor. Yeni arkadaşların tümü çok yetenekli. Ayrıca bunların yanında Neşet Ruacan, Kâmil Özler, Nilüfer Ruacan, Nükhet Aruca, Şenova Ülker, İmer Demirer, yaşça ve ruhça genç müzisyenler. Ayrıca hepimizin en genci ve yeteneklisi Tuna Ötenel var. Bunlar Türkiye’nin ileriye dönük isimleri. Bu kişilerle müzikte adımızdan söz ettirebiliriz. Fakat Türkiye’de yapılan bestelerin dünya piyasasında yeri olacağını sanmıyorum. Çünkü yapılan besteler Avrupa ve Amerika kokuyor. Yani sonuçta bir Türk bestecisinin, Avrupa imitasyonu oluyor. Kendimize özgü bir şeyler yapmalıyız. Bizim müziğimiz zengin ama çok sesli olmuyor. Türk müziği polifonik değil. Bizim müziğimiz caza gitmez, ama ondan esinlenebilir, o zaman Avrupalı’ya da ilginç gelir. Bill Evans tarzı beste yaptığımızda yeni bir şey vermiyoruz onlara. Yurt dışında geleneksel motifli ve ritm ağırlıklı caz çalışmaları yapan Okay Temiz ve Atilla Engin başarılı müzisyenler. İkisiyle de çalıştım. Fakat özellikle Okay Temiz’in çeşitli perküsyon aletlerine ağırlık vererek cazdan uzaklaşması, beni üzüyor.
    (Merih Akoğul / 1 Mart 1987 / Gösteri Dergisi)

    caz kontrbas özel röportaj Selçuk Sun
    Share. Facebook Twitter Pinterest LinkedIn WhatsApp Reddit Tumblr Email
    Editör
    • Website

    Related Posts

    İlhan Usmanbaş / Çağdaş bir müzikle herkes ortak sürüklenmeye kapılamaz, ortak kanıya varamaz, hatta varmaması gerekir

    Mart 30, 2025

    Emre Yavuz / Ravel albümünü kaydederken aklımda hep okyanus dalgaları vardı

    Mart 27, 2025

    Hakkı Derman / Olimpia’da tek konser vermek üzere Yunanistan’a gittik, bizi üç ay bırakmadılar

    Haziran 8, 2023
    Leave A Reply Cancel Reply

    Facebook X (Twitter) Instagram Pinterest
    © 2026 ThemeSphere. Designed by ThemeSphere.

    Type above and press Enter to search. Press Esc to cancel.