Koharik Gazarosyan / Bach bugün her zamankinden daha çağdaş

0

Türkiye’de doğup dünya sahnelerinde başarılarını sergileyen, Paris’ten New York, Londra’ya övgü alan ilk kadın piyanist – bestecimiz Koharik Gazarosyan 1967’de, 59 yaşında vefat etmişti. 1951 yılında, Paris ve Londra’da Bach’a ithaf ettiği tek tona odaklı, iddialı resitallerinin ardından İstanbul’da Ermenice yayımlanan Kulis dergisine kişisel öyküsünü ve müziğe bakışını anlatmıştı.

Bugün diasporada pek çok sanat dalından kıymetlere sahibiz. Onlarla gurur duyuyoruz. Peki ya İstanbul? Acaba bu tarz kıymetli insanlar açısında diasporanın gerisinde mi kalmaktadır? Kesinlikle hayır! Yine de şu ata sözüne bağlı kaldığımızı inkâr demeyiz: “Uzak olan aziz yanındakinden daha güçlü, kıymetlidir.” Yayın kurulumuz tavsiyeleri olumlu değerlendirerek, gazeteci Levon Kapamacıyan’ın da telakki ettiği güvenle, bu sütunlarda kıymetli sanatçılarımızı tanıtmaya karar verdi. Eminiz ki bu evlatlarımız Kulis okurlarının göğüslerini kabartacaktır.

Birkaç ay önce Cortot ile piyanosu başında yaptığımız samimi söyleşimize benzer biçimde bu kez bir başka kıymetli piyanistimiz, Koharig ile piyano başında sohbet etme fırsatını bulduk.

Gazarosyan adı cemaatimize yabancı değil. Kendisini Kempff, Cortot, Gieseking’lerle eş düzeyde değerlendirdiğimiz için röportajlarımız arasına almaya karar verdik.

– Sizin bu nazik jestiniz sorularınızı özenle yanıtlamak ve müzikseverlere doğru bilgiler vermek gibi bir sorumluluğu omuzlarıma yüklüyor.

Müzik çalışmalarınızı başlangıcından itibaren özetleyebilir misiniz?

23 Mart 1950’de Londra’nın ünlü salonu Wigmore Hall’da resital vermişti

– 1926’da Layboviç’in, Furlan’ın öğrencilerinden Bayan Ruyi ve Hegyei’in öğrencisi oldum. 1927’de girdiğim Paris Konservatuvarı’nda Paul Ducas ve Roje Ducas’dan eğitim aldım.
İlk solo resitalimi 1934’de Paris’te Salle Chopin’de, uluslararası dinleyicilerin huzurunda verdim.

Kontrpuan konusundaki yeteneğinizden de haberdarım.

– 1936’da Paul Dukas ve Jean Roger-Ducasse’nın desteğiyle bu alanda çalışmalarım oldu. Bu sayede bir yaylı çalgılar dördülü, piyano eşlikli dörtlü, beşli, bir senfoni, 30’a yakın piyano eşlikli şan için şarkı yazdım. 20’yi aşkın geleneksel şarkının düzenlemesini yaptım.

Avrupalı yayıncılar eserlerinize ilgi gösterdi mi?

– 1940’da Paris’te Almanca eserler yayınlayan ünlü Durant Şirketi eserlerimden bazılarını yayınladı.

Yeni Dünya’ya ne zaman ve ne amaçla seyahat ettiniz?

– 1947’de İstanbul’dan ABD’ye bir dizi konser için gittim. Bir buçuk yıl kaldım. New York, Washington ve başka yerlerde, ayrıca radyo programlarında resitaller verdim. 1950’de Londra’nın muhteşem konser salonlarından Wigmore Hall’de “Bien Tampere” serimi icra ettim.

24 Şubat 1950’de Paris’te yayınlanan Le Guide du Concert dergisinin kapak konusuydu

Bu eserinizi nasıl değerlendiriyorsunuz? İlhamınızın kaynağı nedir?

– Uzun zamandır Bach’ın “Clavicen Bien Tampere” eseri üzerinde çalışıyordum. Bu sayede tonalitelerin çeşitliliğine nüfuz edebildim. Bildiğiniz gibi her bir tonalite bir kişiliğe-karaktere sahiptir, benzersiz bir anlamı vardır. Bestecilerin farklı yaklaşımlarını bu alanda karşılaştırmak, en azından ilginçtir.

Konser repertuvarlarınız ile ilgili kısa bir bilgilendirme alabilir miyiz?

– Programlarımda Bach, Couperin, Scarlatti, Handel, Mozart, Schubert, Schumann, Chopin, Liszt, Brahms ve bir dizi daha az ünlü kompozitörün eserlerine yer veriyorum. Finali mutlaka bestelerim oluşturur. Bach konser programlarımda tereddütsüz ve mutlaka yer alır, bugün hiç olmadığı kadar çağdaş bir bestecidir.

Şimdiye kadar bütünüyle müzik sanatından konuştuk. Aşk ve müzik arasındaki ilişki hakkında kişisel düşüncelerinizi öğrenmek isterim.

– Hiç şüphesiz aşk tanrısı Eros’un müzik üzerinde de hakimiyeti olduğu kanısındayım. Müzik aşkın sol anahtarıdır (clef). Tek kelimeyle müzik soyut ve ruhani aşktır. İzin verirseniz ben de size bir soru yöneltmek isterim: Çok yönlü ilgi alanlarınız ve tecrübeniz sayesinde sayısı röportajlar gerçekleştirdiniz. Bazılarının isimlerini sıralayabilir misiniz?

Aram Haçaturyan, Gazarosyan’la tanışıp “Prelüdler” ile “Etüdler”‘ini dinledikten sonra “Birinci sınıf işçilik” demişti.

Uluslararası sanat camiasında adını duyurmuş dünyaca ünlü isimlerin hemen hepsi de çok sevgili meslektaşım Hagop Ayvaz’ın Kulis dergisi sayfalarında yer almaktadır. İturbin, Tino Rossi, Yehudi Menuhin, Vasa Prihoda, Zarah Leander, Kempff, Thibaut, Cortot, Cassado ve sayısız ustalar…

– Ne muhteşem ve olağanüstü bir liste… New York, Paris ve Londra’da bulunmuş olmama rağmen, Kulis benzeri Ermenice bir yayına ve sizin gibi hünerli ve ilgili bir muhabire rastlamadım. Siz ve derginize başarılar diliyorum, okurlarınıza sevgilerimi iletiyorum.

Aynı temennilerin ardından filozof ve müzik sever Koharig Gazarosyan’ın yanından ayrıldık.

Gelecek sayıda, küçük piyanist Ani Gaser ile yarım saat…

(Levon Kapamacıyan / 1 Temmuz 1951 / Kulis Dergisi / Çeviri: Sevan Ataoğlu)

Linkler

İstanbul Kadın Müzesi Koharik Gazarosyan sayfası

 

Share.

Leave A Reply

eighteen − twelve =

error: Content is protected !!