Vedia Tunççekiç / Bana en zor gelen şey taksim yapmaktır

0

Klasik kemençenin 1950’li yıllardaki önde gelen virtüözlerindendi. İstanbul’da doğdu. Ayvalık’ta, çocukluk döneminde kemençe çalmaya başladı. 1942’de girdiği Ankara Radyosu’nda şöhrete kavuştu. Radyo yayınlarının yanı sıra dört çocuk yetiştirdi, pek çok yetenekli gence ders verip müziğe kazandırdı. Virtüözitesiyle tarihe geçtiği halde en sevmediği şey taksim yapmaktı…

Kemençeye nasıl başladınız?

– Amcam musikiye çok meraklıydı. Zamanın musiki şahısları sık sık evimizde toplanırdı. Öldüyse Allah rahmet eylesin, bir Ziya Bey vardı. Kemençesi pek hoşuma giderdi. Bir gün eliyle yaptığı küçük bir kemençeyi bana getirdi… “Al, bu sana benden yadigar” dedi. İşte o gün bu gün kemençe elimden düşmedi.

İlk konseriniz?

– İlk konserimi 8 yaşındayken Darültalim Musiki Cemiyeti’nde verdim…

Sanat hayatınızdaki enteresan bir hatıranızı anlatır mısınız?

– Vallahi müsiki hayatımın her günü bir hatıra. Hangisini anlatayım?

Çocuklarınızın müziğe ilgisi var mı?

Hepsinin… 1 numara kemanı (1938, Gülsen), 2 numara (1942, Gülcan) kanun çalmayı istiyor. Ben de mani olmadım. 3 (1946, Gülsevin) numara benim gibi kemençe delisi. 4 numaranın sesi güzel. Fena değil değil mi? Bu kadroyla bir gazino açabilirim…

Unutamadığınız heyecanlı bir vaka?

Saffet Gündeğer ve Fahri Kopuz’la Ankara Radyosu stüdyosunda

– Radyoda ve Ankara Basın Birliği balosunda başıma geldi. Radyoda müzikli bilmece neşriyatında şarkı söylemiştim… Bu benim için de heyecanlı bir sürpriz oldu! Baloda da radyodaki müzikli bilmeceyi tekrar ettik. O günkü heyecanımı unutamam.

Sizin besteleriniz de olacak galiba?

– Evet, iki tane…

Güfteleri kimin?

– Güfte ve beste bana ait.

Maşallah, sanatkrarımızın şairliği de varmış…

– Aman efendim, buna şairlik filan denmez…

Nasıl evlendiniz?

– Başka birisiyle sözlüydüm. Nerdeyse nişanımız yapılacaktı. Bir gün tesadüf beni Hasan’ın annesiyle karşılaştırdı. “Allah seni benim karşıma neden daha önce çıkarmadı” deyiverdi. Şaşırmıştım… Acaba neden böyle söylüyor, dememe kalmadı… “Amma ne olursa olsun ben kararımı verdim… Hasan’la da konuşayım” dedi… Hiçbir şey anlamıyordum. Annemle bir fiskos geçtiler! Birkaç gün sonra da Hasan’la söz kesildi. Meğer o da başka birisyle sözlüymüş..

Evliliğin sanatınız üzerinde etkisi oldu mu?

– Bir müddet için evet… Çoluk çocuğa karışınca musikiyi tatil etmek icap etti… Fakat sonradan içimdeki musiki aşkı beni yine sanat muhitine doğru çekti götürdü…

Vedia Tunçekiç’e en zor gelen şey taksim yapmaktır… Bu, beceremediğinden değil, tek başına çalmanın verdiği tuhaf bir his halindedir… Ona söylemeyeceğinizi vaat ederseniz size bir sır vereyim:

Bir gün radyodaki fasıl yayını sırasında Fahri Kopuz hoca Tunççekiç’ten taksim yapmasını ister… Vedia Hanım yalvarır: “Aman hocam beni affet…” Hocası ise “Tevazuun bu kadarı olmaz, haydı bakalım yapacaksın” diye ısrar eder.

Vedia Tunççekiç ne yapar biliyor musunuz? Başlar ağlamaya. Hem ağlar hem çalar…

(Yazarı belirsiz / 18 Ağustos 1951 / Radyo Haftası)

Sanatınızda en çok hayran olduğunuz kişiler kimlerdir?

– Kısa zaman evvel ölen Aleko’yu çok takdir ederdim. Yaşayanlar arasında, sanatında henüz çok genç olmasına rağmen Cüneyt Orhon’u pek fazla takdir ediyorum. Cüneyt, her şeyden evvel sanatını usta bir düşünce ile ilerletme yolunu tutmuştur. Ne de olsa okumuş bir gençtir. Ona sanatında büyük muvaffakiyetler dilerim.

(Zeki Tükel / 1953 / Radyo Haftası)

Vedia Tunççekiç 12 yaşında bir kızken musikiye karşı yeteneğini komşudan, gramofondan, sinemadan işittiği her melodiyi ince ve narın sesiyle söyleyerek göstermeye başlamıştı. Kulaktan öğrenidği bu şarıkları o çocuk sesiyle fakat notaları gayet doğru basarak ve melodinin ölçüsüne sezgisel bir bağlılık göstererek söylemesi, zaten müziği seven ailesinin dikkatini çekti. Türk sazlarının en eski ve asil örnekelrinden kemençeye başlatmak istediler. Fakat daha evvel sesini kullanarak biraz musiki bilgisi edinmesi için onu Üsküdarlı rahmetli Ziya Bey’e götürdüler. Biraz çalıştıktan sonra küçük talebisinin yeteneğini gören ve ailesinin ona kemençe öretmek isteğini öğrenen Ziya Bey talebesini kendi elleriyle arkadaşı kemençeci Hasan Fehmi Bey’e çırak etti.

Az zamanda çabuk ilerleyen genç kızı bundan sonra sırayla Rehberi Tahsil Mektebi’nin talebeden oluşan Musiki Heyeti’nde, sonra Darüttalimi Musiki ve nihayet bu devrenin son üç senesinde Şark Musiki Cemiyeti’nde görüyoruz.

Fakat evlenme çağına gelmişti. Evlendi ve mesut aile yuvasını kurunca musiki muhutinden uzaklaşmak durumuda kalmakala beraber kendi kendine sazına çalışmakla ve onu ailesinin bir neşe ve güzel duygu kaynağı haline getirmeye devam etti.

Daha sonra radyo kadrosuna katılmakla çocukluğu ve ilk gençliğinin sevgili arkadaşı kemençesini bütün yurda tanıtıyor ve sevdiriyor.

(Yazarı belirsiz / Ocak 1943 / Radyo dergisi)

1950’lerin ünlü şarkıcısı Mualla Mukadder ile Ankara Radyosu stüdyolarında.

Linkler

Vedia Tunççekiç’in Ayvalık’taki çocukluk günleri, Tunççekiç Ailesi’nin çocukları hakkında Savaş Sönmez’in yazısı

 

 

Share.

Leave A Reply

two × three =

error: Content is protected !!