Walter Gieseking / Teknik egzersiz yapmam, bunu lüzumsuz kabul ederim

0

20’nci yüzyılın ilk yarısının efsanevi piyanisti Gieseking (1895-1956), zihinsel hazırlığın önemini anlatıyor. Eseri iyi öğrenen, konsantrasyonu yüksek bir yorumcunun icra sırasında sorun yaşamayacağını söylüyor.

 

Benim çalışma ve ezberleme şeklim hakkında methedici fakat az veya çok hayal mahsulü hikâyelerin anlatıldığını biliyorum. Bu sebepten nasıl çalıştığım hakkında açık bilgi vermek istiyorum.
Teknik egzersiz katiyen yapmam. Bunu tamamen lüzumsuz addederim. Bir öğrenci gamları, arpejleri ve bunlara benzer teknik esasları bir defa öğrenmişse bunları yapabiliyor demektir! Öyleyse parmakları boşuna yormak ve sıkıntıya sokmak neden?
Devamlı bir adele çalıştırmasını gerektiren, pek müsait yapıda olmayan bazı eller bulunabilir. Fakat ben buna da pek inanmıyorum. Daha çok inandığım, eğer el, parmakların eşit olmayan kuvvetlerine rağmen aslında gayrı tabiî bir durum olan aynı kuvvette çalabilmeyi öğrenmiş ve kulak da parmakların yaptığını dikkatle kontrol etmeğe alışmışsa teknik mevcut ve her zaman kullanılabilir halde demektir. Terbiye edilmiş, doğru kontrol eden kulak, sinirlere ve adelelere otomatik olarak parmakları doğru çaldıracak kumandayı verir. Her ne olursa olsun ben konservatuardaki ilk öğrencilik yılım 1913’ten beri hiçbir gam ve parmak egzersizi çalışmadım ve bu sebepten de günlük etüd çalışma mecburiyetim yok.
Uzun zaman elimi tuşlara dokunduramamış olmak da bana aşağı yukarı hiçbir şey kaybettirmez. Bu hattâ benim için, maalesef çok seyrek yapabildiğim, mükemmel bir dinlenmedir.
Yeni eserler ancak çok yeni tarzda teknik problemler ihtiva ettikleri takdirde mekanik çalışmayı gerektirir. Şunu söylemek lâzım ki her orijinal bestecinin kendine özgü tekniğini bir defa öğrenmek gerekir. Bu bir kere oldu mu geriye ancak zorlu birkaç yerin özel çalışması kalır. Bütün klâsik ve romantik piyano literatüründe (Liszt’in en güç eserleri hariç) hiçbir eser yoktur ki en fazla birkaç özel, zor yerin dışında teknik çalışmayı (benim için) gerektirsin. Bu pasajlar da çoğu zaman eserin ifade çalışması sırasında kendiliğinden öğrenilir. Eserin ifade bakımından çalışılması yoğun bir konsantrasyon ve her notanın tam olarak bilinmesini gerektirdiğinden, parmaklar yavaş yavaş kendiliğinden doğru olarak çalmaya başlar. Eserin ezberlenmesi de bu konsantrasyon neticesinde teşvik edilir ve kolaylaşır. Zaten pek karışık olmayan eserlerde bu şekilde özel bir çalışmayı gerektirmeden hafızaya yerleşir. Her karışık, komplike eseri piyanoda değil, okuyarak öğrenirim. Daha önce çaldığım eserleri de piyanoda uzun boylu prova etmem. Notalarını yanımda taşıyıp boş zamanımda parmaklarımı hafifçe çalarmış gibi kımıldatarak aklımdan geçiririm. Böylelikle kafadan gelen kumandaların parmaklara doğru olarak aktarılışı prova edilmiş olur. Bu aktarılış hatasız cereyan ediyorsa piyanoda daha fazla çalışmaya lüzum yoktur.
Bu okuma yoluyla öğrenme sadece ezberlemenin en emin şekli değil aynı zamanda tren yolculuklarının mâl olduğu büyük zaman kaybının pratik bir değerlendirilmesidir. Sık çalınan eserlerde çoğu zaman bu tekrarlama lüzumsuzdur. Konsantrasyon her türlü ön çalışmanın yerini tutar. Ve ben şuna inanıyorum ki bir kere iyi yerleşen eserler kolay kolay unutulmaz. Belirli seviyeye gelmiş bir çalıcı nasıl ki hazırlıksız bir do majör gamı çalamayacağı endişesini yaşamazsa, bu kişinin öğrenilmiş parçaların tekrar tekrar çalışması gerektiği iddia edilebilir mi?
Benim fikrime göre sahneye çıkmadan evvel çalışmak da hiçbir zaman pratik değildir. Dinlenmek ve uyumak, her teknik egzersizden daha faydalı ve lüzumludur. Ezber bakımından emin olmayan yerler de, üst üste yorucu bir şekilde tekrarlamaktansa yukarıda anlatıldığı şekilde okuyarak takviye edilir.
Fakat herhangi bir yanlış anlamaya meydan vermemek için yetişme devresinde bulunan ‘bir çalıcının şüphesiz çalışkan olması gerektiğini belirtmek isterim. Tabiî ki, çalışmaya sarf edilen saat miktarının önemi, ne derece konsantrasyon ve dikkatle çalışıldığının yanında daha az önemlidir. Meselâ, insanın eşit ol-mayan bir pasajı duyması kâfi değildir. Hangi parmağın eşitsizliğe sebep olduğunu bulup bunu devamlı olarak tashih etmek lâzımdır, eğer her türlü tekniğin ana şartı olan eşit bir çalışa sahip olmak isteniyorsa. Ancak tam mânasıyla bir konsantrasyon, piyano çalmaya iştirak eden bütün kas ve sinirlere hâkimiyeti ve ilerdeki birçok çalışmayı lüzumsuz kılan teknik sağlamlığı sağlar.
(Çeviri: Erol Aygün / 1971 / Ankara Filarmoni Dergisi / Arşiv çalışması: Serhan Yedig / Sahaf Müteferrika’ya teşekkür.)

Share.

Leave A Reply

error: Content is protected !!