Yaşar Güç / Kavala sahip çıkılmazsa kırlardan silinecek, sadece sahnede dinleyebileceğiz

0

Tokatlı kaval yapımcısı, icracısı Yaşar Güç, 2010’da UNESCO’nun Türkiye’den Yaşayan Kültür Hazinesi ilan ettiği 16 kişi arasına girdi. Çırak bulamamaktan yakınan Güç, hortlatmalı ve dilsiz kaval yapımcılığının püf noktalarını anlattı.

Nasıl başladınız?
– Kavalcılık babamın sanatı. Köyümüz, Başçiftlik’e bağlı Erikbelen. 1940’larda komşu yerleşim, Reşadiye’nin Çinilibağ köyünde ünlü bir kaval ustası varmış. Babam, Ali ustadan esinlenerek bu işe başlamış. O yıllarda el ile döndürülen tezgahta yapılırmış kaval. Amcam ve babam tezgah yapıp kavalcılığa başlamış. Onların başarısı diğer köylüleri de etkilemiş. Çiftçilik ve hayvancılıkla geçinen köyde, 52 kişi birden kaval yapmaya başlamış. Şu anda 3-5 kişi sürdürüyor. İstanbul Sultanahmet başta olmak üzere Türkiye’nin pek çok turistik beldesinde satılan ucuz kavallar bizim köyde yapılır. İçlerinden bu işi sanat düzeyine ulaştıran tek kişi babam olmuş. 11 yaşında babamın çırağı oldum. 29 yıldır kaval yapıyorum. Dört kardeşin en küçüğü benim, ilkokulu iyi notlarla bitirdiğim halde babam beni okutmadı, kavalcı olarak yetiştirdi. Diğer kardeşlerim bu konuyla ilgilenmiyor. Çalmasını bilmeden iyi enstrüman yapmak mümkün değil, bu nedenle kaval çalmasını da öğrendim.
Düğünde, eğlencede kaval çalar mısınız?
– Sadece belediye ya da sanat kurumlarının düzenlediği festivallerde, fuarlarda kaval çalıyorum. Düğünlerde hiç çalmadım. Geçimimi enstrüman yapımcılığıyla sağlıyorum. Bugüne kadar kaval çalarak tek kuruş kazanmadım.
Yaşadığınız bölgenin müzik kültüründe kavalın yeri nedir?
– Geçmişte tüm Türkiye’nin kavalları Reşadiye’de yapılırmış, buradan yayılmış… Bir zamanlar her köyde en az 20-30 kavalcı vardı. Şimdi 2 tane bulabilirsen ne mutlu. Hayvancılık bitti, kaval geleneği de bitiyor. Sahip çıkılmazsa kırsal kesimde yok olacak, sadece sahnelerde dinleyebileceğiz. Neyse ki halk müziği yaşadıkça kaval da yaşayacak.

Kavalın iyisi kayısıdan yapılır

Hangi ağaçları kullanıyorsunuz, bunları nereden sağlıyorsunuz, nasıl işliyorsunuz?
– İdeal ağaç kayısı. Çoğunlukla erik ağacı kullanıyoruz. Dut, kiraz, armut, kızılcık gibi dayanıklı diğer meyve ağaçlarından da kaval yapılır. Geçmişte erik bahçeleriyle doluymuş köyümüz. Artık erik kalmadı. Çevredeki köylerden, Tokat, Sivas ve Malatya’dan sağlıyoruz ağacı. En az iki yıl bekletiyoruz. Atölyemde 10 yıllık ağaçlar da bulunur. Ahşap ne kadar çok bekletilirse, işlendikten sonra çatlama riski o kadar azalır. Ağacın uzun, pürüzsüz olması gerekir. En iyi kaval, yarılmış ağaçtan yapılandır. 5×5 santimetrelik dilimler biçilir, iki yıl bekletilir. Gereken kıvamı alınca keserle dışı yuvarlaklaştırılır. Sonra tornadan geçirilir, içi matkapla oyulur. Dili ve ağızlığı yapılır, ardından perdeleri delinir. Renklendirilir. Çalacak aşamaya geldiğinde zeytinyağı sürülür. Bu sesini arttırır, netleştirir. Dokuları yağa doydukça sesi güzelleşir.
Kaç tür kaval yapıyorsunuz?
– Dört grup kaval yapıyorum. Her takımda 12 ses var, yani 48 tür üretiyorum. Boyları 20-82 santimetre arasında. Oysa, geçmişte babam iki tür kaval yaparmış: kısa (düdük) ve uzun (kaval).
Dört ana grubun ismi nedir?
– Horlatmalı, dilsiz ve kısa kavallar
Sizi dinlerken herhangi bir horultu duymadım, de demektir horlatmalı kaval?
– Dilli olduğu için hırıltılı bir ses çıkıyor. Nefes çarpıyorsunuz çalarken, alt dudağı kapatıyorsunuz…
Horlatmalı kaval geleneği nerede, ne zaman doğmuş?
– Bu geleneğin nereden geldiğini bilmiyorum. Babam da Ali Usta’nın kavallarından öğrenmiş…
Dilsiz kavalın diğerinden farkı nedir?
– İçi boş bir kamış gibidir dilsiz kaval. Ağız bölümüne eklenen parçayla dilli, yani horlatmalı kaval olur.
Kısa kavallar da dilli ve dilsiz olarak ikiye mi ayrılıyor?
– Evet, bunlara düdük ismini veriyoruz. Karar sesi 5; la’da bitiyor. Horlatmalı kavalda karar sesi 7, la…  Perdeleri birbirinden farklı…
Ermenilerin “duduk”undan mı bahsediyorsunuz?
– Sözünü ettiğiniz enstrüman balaban… Bunu da üretiyorum, çalıyorum…
Kavalların ses genişliği ne kadar?
– Dilsiz kavallarda 3 oktava kadar çıkıyor. Horlatmalı kaval 1 oktav.

Çoban çalgısı değil, halk müziğinin renk sazı

Hangisinin yapımı daha zor, bir kaval yapmak ne kadar zamanınızı alıyor?
– Boyları uzadıkça, iç çapları genişledikçe yapımı zorlaşıyor. Uzun kaval bir günümü alıyor, kısasını günde beş tane yapabiliyorum. Kısa olanı turistik eşya. Daha çok satılıyor. Uzun olanlarını enstrümanı çalmayı bilenler alıyor. Yılda ortalama bin kaval yapıyorum.
Çoban müşteriniz var mı?
– Çobanlar da alır… Aslında kaval Türklerin öz çalgısıdır. Orta Asya’dan onlarla gelmiştir Anadolu’ya. Çobanların elinde görüldüğü için çoban enstrümanı olarak bilinir. Oysa Türk Halk Müziği’nde renk sazıdır. Kavalsız koro düşünülmez.
Yaptığınız kavallara isminizi yazar mısınız ya da bir armanız var mı?
– Çok özel kavallara ismimi yazarım sadece.
En pahalısı hangisi?
– Uzun kavallar… Horlatmalı ya da dilsiz kaval olabilir, en iyisinin fiyatı 300 TL… Dışarıdan özel siparişler de geliyor. Örneğin Mardin’den arayıp kürt kavalı isteyenler oluyor… Hangi sesten istediğini soruyorum ve yapıyorum.
Kavalın cilası ses kalitesine etki eder mi?
– Gomalak cila kullanıyoruz… Cila ses kalitesini etkilemez.
Çırak yetiştiriyor musunuz?
– Çırak bulamıyorum. Sanatın inceliklerini iki oğluma öğrettim. Birisi İstanbul Hukuk Fakültesi’nde dördüncü sınıf öğrencisi, diğeri inşaat mühendisliği öğrenimi görüyor… Ben okuyamadım, onların okumasını istedim. Bu nedenle köyden Niksar’a taşındım. Çocuklarımın gelecekte bu işi devam ettirebilmesi için geçimlerini sağlayabilmeleri gerekir. Kavala talep gittikçe azalıyor. İstatistiklere göre, nefesli enstrüman çalanların oranı bile çok düşük: Yüzde 15 telli çalgı, yüzde 1 nefesli çalgı…
İsminiz UNESCO’ya nasıl ulaştı, yurt dışında tanınıyor muydunuz?
– 1979’da, Arif Sağ, İstanbul Radyosu’nda görev yaparken köyümüze, babamdan kaval almaya gelmişti. Topal Hüseyin ismi dilden dile yayılmış, İstanbul’a kadar ulaşmış. Türkiye’de kaval deyince akla Erikli köyü gelir. Benim ismimi UNESCO’ya Kültür ve Turizm Bakanlığı sunmuş. 2008’de bakanlıktan hocalar köyümüze geldi, babamla konuştular, bölgede inceleme yaptılar. Ben 2002’den bu yana Niksar’da yaşıyorum. Hatta sokağıma ismimi verdiler. Bakanlık yetkilileri, Niksar’a gelip atölyemi de ziyaret ettiler. Ne yazık ki babam ödül aldığımı göremedi…
Yurtdışından sipariş geliyor mu?
– Hollanda, Almanya’dan sipariş alıyorum.

Macaristan’dan geldi, horlatmalı çalmayı öğrendi

Hakkınızda yapılan belgeselleri You Tube’de izleyip, atölyenize gelen oluyor mu?
– İki yıl önce Macaristan’dan bir müzik öğretmeni geldi. Hediye olarak beş perdeli, uzun bir Macar kavalı getirmiş bana. Ben horlatmalı kaval çaldım, videoya kaydetti, kaval alıp gitti. Ertesi yıl geri geldiğinde videodakilerin hepsini çalıyordu. Bu kez dilsiz kaval çaldım, yine kaydetti. Gelecek yıl geldiğimde bunları da çalacağım, demişti. Bekliyorum gelmesini…
Kaval ve duduktan başka enstrüman yapıyor musunuz?
– Ahşaptan ney yapıyorum. Neyzen Hüseyin Gök bunları gördüğünde çok sevdi. Şimdi ahşap ney çalıyor.
Başka denemeleriniz oldu mu?
– Kaval ailesinde denemeler yapıyorum. Ney de bu denemeler sonucunda ortaya çıktı. Çoğu kişi “ağaçtan ney olur mu” dedi. Ustalara, hocalara götürdüm. Çok beğendiler.
Başka enstrüman çalıyor musunuz?
– Bağlama da çalarım.
Ne sıklıkla kavalla konser veriyorsunuz?
– Atölyemde, yaptığım kavalları denemek için sürekli çalıyorum. Bazen akşam çocuklarımla müzik yaparız. Oğullarım bağlama ve tef, ben kaval çalarım.
Hiç koyunlara çaldınız mı?
– Çobanlık yapmadım (gülüyor). TV  çekimleri için geldiklerinde koyunlarla birlikte çekiyorlar.
Gençliğinizde efkarlanıp kavalınızla dağa çıkmadınız mı, çayırlarda çalmadınız mı?
– Çalmadım (gülüyor)…
Türkü uyarlamalarını bir kenara bırakırsak, repertuvarınızda sadece kaval ezgisi olarak kaç eser var?
– Sadece kaval için 50 civarında ezgi var. Ayrıca, horlatmalı kavalla Kelkit Vadisi boyunca tüm türkülere eşlik etmek mümkün.
Doğaçlama yapıyor musunuz?
– Hisse bağlı… İçimden geldiğinde çalarım…
Kaval yapımcısı, icracısı olarak hayaliniz nedir; üflediğiniz kavaldan bir cin çıksa ondan ne dilerdiniz?
– Sazımın en iyisini yapabilmek isterdim…
Bunun ölçüsü nedir?
– Ölçüsü yok… Her yeni kaval, bir öncekinden daha iyi olmalı… Sesi, perdelerinin alımlı olması önemli. Geçmişte yapılan sazlarla şimdikiler çok farklı. Kaval için de geçerli bu. Aynı ağaçtan yaptığım çalgıların sesi birbirine benzemiyor.

Avrupa’da kavalı kadınlar çalıyor, Türkiye’de kocalarına bile izin vermiyorlar

Bir kavalın ömrü kaç yıldir?
– İnsan ömründen uzundur. Mardin’den örnek olarak gönderdikleri kaval 150 yıllıktı… Kaval eskidikçe yağa doyar, sesi netleşir.
Ne kadar zamanda iyi sese ulaşır?
– Kavalın içini ilk iki yıl, hafta da bir yağlamak gerekir. Daha sonra ayda bir yağlanmalı. Ulaşabileceği en iyi sesi bulması tahminen 6 ay sürer.
Hangi hata kavalı öldürür?
– Camın önünde, güneşte bekletmek… Kaval ya asılı durmalı ya da tüm yüzeyleri zemine değecek şekilde yatık bırakılmalı. Bir kısmı zemine değecek, bir kısmı boşta kalacak şekilde uzun süre beklerse eğilir, sesi bozulur.
Koleksiyonunuzda, milyon dolar önerilse bile satmayacağınız kaval var mı?
– 4-5 kavalım var. Bunlar kayısı ve erikten yapılan dilsiz ve horlatmalılar. Seslerini çok sevdiğim için satmak istemiyorum. 2’si babamın yaptığı enstrüman.
Bugüne kadar rastladığınız en iyi kaval icracısı kimdi?
– Niksarlı Ali Gayretli… Askerde, bandoda yetişmiş, nota eğitimi almış. Düğünlerde kaval ve zurna çalardı… Takdir ederdim.
Sizi uzaklardan konsere davet eden olmuyor mu?
– Davet gelirse gidiyoruz. Geçen yıl 8 Mart Dünya Kadınlar Günü sırasında Marmaris’ten davet geldi. Bağlama eşliğinde yarım saatlik bir konser verdim. Masraflarımızı karşıladılar, ücret almadan çaldık… Beyoğlu Belediyesi’nin düzenlediği Altın Eller Festivali’ne katılıyorum…
Konserlerde ne gibi tepkiler alıyorsunuz?
– Meraklılarla konuşma fırsatını çoğunlukla açtığım sergilerde buluyorum. İlginçtir, Avrupa’da sergi açtığımda çoğunlukla kadınlar kaval alıyor. Türkiye’de ise erkekler almak istiyor, karıları izin vermiyor. “Evde gürültü yaparsın, alma” diyorlar…
Albüm kaydetmek istiyor musunuz?
– Tokat Valiliği’nden bu konuda bir teklif geldi. İnşallah gerçekleşir. Horlatmalı kaval çok az biliniyor. Yok olup gidecek. Kaydının kalması önemli.
(Serhan Yedig / Müzik Söyleşileri / 14 Şubat 2015)

(C) Tüm hakları saklıdır. İzinsiz kısmen ya da tamamen kullanılamaz.

Linkler

Yaşar Güç’ün web sayfası

YAZIYI PAYLAŞIN

Yorum Yazın

error: Content is protected !!